banner17

Avrupa mucizesi efsanesi mi, gerçek mi?

Avrupa-merkezcilik anlayışına eleştiri getirenlerden birisi de James Morris Blaut’tur. J. M. Blaut, Sömürgeciliğin Dünya Modeli Coğrafi Yayılmacılık ve Avrupa-merkezci Tarih isimli kitabında, Avrupa-merkezci yayılmacılık olarak da nitelediği bu düşünceleri çözümleyip eleştiriyor. Kitabı Metin Uygun değerlendirdi.

Avrupa mucizesi efsanesi mi, gerçek mi?

Avrupa-merkezci anlayış; ilerleme, yenileşme, gelişme ve modernleşmenin daima Avrupa’da meydana geldiği ve bütün dünyaya buradan yayıldığı inancı esasına dayanır. Bu anlayışa göre Avrupa, Batı merkezdir, dünyanın geri kalanı çevredir. Gelişme, yenileşme merkezden çevreye doğru yayılır. Çevre taklitçidir, alıcıdır. Batı, Avrupa daima ilerler, gelişir, modernleşir, Dışarı olarak tabir edilen çevre ise daima taklit eder. Avrupalılar, ilerlemelerinde ve gelişmelerinde sömürü düzeninin oynadığı hayati rolle ilgili düşünce ve eleştirilere karşı bu kuramı ileri sürerler. Gelişmelerinin kendi iç güçlerinden kaynaklandığını savunurlar. İlerleme ve modernleşmelerinin temelinde bu kuramın varlığına dikkat çekerler.

Avrupa-merkezcilik anlayışını eleştiren ilim adamları da var. Bu kurama eleştiri getirenlerden birisi de James Morris Blaut’tur. J. M. Blaut, Sömürgeciliğin Dünya Modeli Coğrafi Yayılmacılık ve Avrupa-merkezci Tarih isimli kitabında, Avrupa-merkezci yayılmacılık olarak da nitelediği bu düşünceleri çözümleyip eleştiriyor. Dergâh Yayınları tarafından yayınlanan ve Serbun Behçet’in çevirdiği eserde Blaut, bu anlayışın bir “efsane”den ibaret olduğunu söylüyor ve bu anlayışı “sömürgecinin dünya modeli” olarak nitelendiriyor. Kitabı yazmaktaki amacını, “Dünya tarihi ve dünya coğrafyasına ilişkin, günümüzün en güçlü inançlarından birini yıkmak” sözleriyle açıklıyor. Bu inancın hem tarihi ve hem de coğrafi olduğuna değinen yazar, bu inanca göre Avrupalıların tarihi yapanlar olduğunu belirtir. Bu anlayış aynı zamanda Avrupa-merkezci yayılmacılıktır. Bir kuramdır. Bu kurama göre insan nedenselliği Avrupa’dan Avrupa dışına doğru, doğal, normal, mantıksal ve ahlaki olarak akar.

Avrupa dışından Avrupa’ya aktarılan zenginlik

Kitapta belirtildiğine göre Antikçağ ve Ortaçağ’da Asya, Afrika ve Avrupa gelişme yönünden birbirleriyle neredeyse aynı seviyededirler. Aralarında bariz bir üstünlük yoktur. Durum 1492 yılında Amerika’nın Avrupa tarafından keşfedilmesiyle değişmiştir. Özellikle 16. yüzyılda Amerika’dan ve dünyanın diğer bölgelerinden sömürge yoluyla elde edilen zenginlik, kaynaklar, madenler, değerli metaller, işgücü gibi sömürüye konu olan her şey Avrupa’da muazzam bir kaynak bolluğu meydana getirmiştir. Bunun avantajlarıyla Avrupa hızlı bir şekilde gelişmiş, modernleşmiş, yenileşmiş ve ilerlemiştir. Sömürü nedeniyle de dünyanın geri kalanında gelişme, ilerleme ve yenileşme ya çok yavaşlamış ya da durmuştur.

Avrupalıların gelişmelerinin kaynağı ne?

Blaut’un “Avrupa Mucizesi Efsanesi” olarak nitelediği Avrupa-merkezcilik anlayışına göre Avrupa’nın modernleşmesi 1492’den önce başlamış, 1492’den sonraki modernleşmesi de, Avrupa dışından servet ve yeniliklerin akışıyla değil, kendi iç güçlerinin işlevleriyle olmuştur. 1492 sonrasında da tarihte modernleşme Avrupa’dan dışarıya, çevreye doğru olmuştur. Yazar, bu öğretinin veya bu efsanenin Antikçağ ve Ortaçağ Avrupa’sındaki iddialara dayandığını belirtir. Bu iddialar kısaca, Antikçağ ve Ortaçağ’da da Avrupa dünyanın geri kalanından maddi ve kültür olarak her yönden daha ileri ve daha gelişkin olduğu yönündedir. Yazara göre bu kurama inanmak 1492 Avrupa’sının dünyanın diğer tarafından daha modern olduğu veya daha hızlı modernleşmekte olduğu iddialarına doğruluk kazandırır. Blaut, bunun bir efsane olduğunu söyler. Bir kültürün yükselişi ile ilgili, o kültürün üyelerinin benimseyip kabul ettikleri bir hikaye,  aynı zamanda ‘kelimenin doğru olmayan şey’ anlamını içeren bir hikaye olduğunu belirtir.

Sömürgelerdeki talep artışı

Yazarın, talebin önemi ve üretim kapasitesini artırmaya yönelik ilave malların üretiminin Sanayi Devrimi’nin önünü açtığına dair açıklamaları konuya daha bir açıklık getiriyor. Blaut’a göre talep artışı ve buna bağlı olarak gerçekleştirilen üretim kapasitesinin artması, ilave malların üretilmesi, bunların satılacağına dair yargı ve kararlar Sanayi Devrimi’nin önünü açmıştır. Avrupa-merkezciliği savunan geleneksel tarihçiler talepteki artışı Avrupa’nın modernleşmesinin doğal bir sonucu olarak görürler. Karşı görüşte olan eleştirel tarihçiler ise talebi artırmak için sömürgeciliğin gerektiği yönünde konuya yaklaşırlar. Blaut ise bu durumu, Avrupalıların sömürgelerde üretebildikleri muazzam talep olmasaydı Sanayi Devrimi diye bir şey olmayacağı şeklinde değerlendirir. Ona göre Sanayi Devrimi’nin başarılı olması her şeyden önce bu olgu sayesinde olmuştur.

Sömürgecilik Avrupa dışındakilerin önünü kesti

Yazarın belirttiği hususlardan birisi de, Avrupa’nın ilerlemesinde önemli bir faktör olan Kapitalizmdir. Kapitalizm bir dünya sistemidir ve bu sistemin Avrupa’da yoğunlaşması kıtanın ilerlemesinde büyük bir işleve sahiptir. Burada yine 1492 tarihi önümüze çıkıyor. Eserde verilen bilgiye göre 1492’den önce Afrika ve Asya kapitalizmin doğuşunda eşit paya sahiptiler. Avrupa bu tarihten sonra öne geçer. Amerika’nın keşfi, Avrupalıların ileri olmasından değil, tamamen Amerika’ya yakın olmalarındandır. Avrupalıların ilerleme konusunda öne geçmeleri Amerika kıtasından ve daha sonra Asya ve Afrika’dan elde ettikleri büyük zenginlik sayesinde olmuştur. Kapitalizmin Avrupa’da yoğunlaşma sebebi de, sömürgeciliğin Avrupalılara hem kendi toplumlarını geliştirmelerini ve hem de başka yerlerdeki gelişmelerin önünü kesmelerini sağlayacak gücü vermiş olması olarak açıklanır. Yazar, “Avrupalıların Avrupalı olmayanlardan daha parlak, daha cesur, daha modern, daha ileri, daha ilerlemeci, daha akılcı olmalarından dolayı değildir. Bunlar Avrupa-merkezci yayılmacılığın mitleridir ve iyisi mi unutulmalıdırlar” sözleriyle konuya yaklaşır.

Avrupa-merkezciliğin Avrupa’nın ilerlemesinde oynadığı rolün temelsiz olduğunu ilmi olarak ortaya koyan bir eser. Bu anlayışı Avrupalıların sömürü ve yayılma siyasetlerine meşru bir dayanak olarak kullandıklarını öğreniyoruz.

Metin Uygun

Güncelleme Tarihi: 28 Aralık 2018, 23:58
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20