Kibirli insanların hep mutsuz olduklarını görmüşümdür. Bu tip insanlar maddi/manevi sahip oldukları her şeyin kendilerinin olduklarını öne sürdüklerinden çoğunlukla dünyevi bir hayatı mihenk almışlardır. İnsanın kimi zaman maddi imkânları artabilir. Kimi zaman ise bu durum tam tersine dönebilir. Fakat kibir zengin veya fakir dinlemeyen zehir gibidir. Yeter ki kalbe ulaşabilsin. Hz. Ali (r.a) kendisine atfedilen bir sözde “Bir insanın kalbinde ne kadar kibir varsa o kadar noksanlık vardır.” der.
Kibir beraberinde bencilliği getirir. Bencillik ise -ben- merkezli hareket etmeyi ve karşısındakiyle bu şekilde konuşmayı alışkanlık haline getirmiştir. Ben merkezli hareket etmek kişiye mutlaka kaybettirir. Kibirli insanların her zaman haklı olduklarını dile getirmesi bilinen bir husustur. İnsan, kendi içinde mukayese etmediği bir hayatın muhasebesini yapamaz. İslam dini, bizleri aşırılıktan ve uçlardan uzak tutan ve daima itidal yolunu tutmamızı isterken, kibir ise bizlere en güçlünün, en çoğun daima kendimizde olması gerektiğini söyler. Kibir bir nevi ben’lik ve en’likten ibaret kendimizle olan kavgamız ve ötekine verdiğimiz bozgunculuktur.



