8 tarikatten mürşidliğe salahiyetli idi!

Ali Behçet Efendi, Devr-i Kadim’in son meşayıhından idi. Dergahlar kapandı ama hiçbir şey bitmedi!

8 tarikatten mürşidliğe salahiyetli idi!

Medreselerimiz gibi dergahlarımız da, inkılaplar neticesinde kapatıldı. Ülkemizin şeyhler, dervişler ve müritler ülkesi olmayacağı ilan edildi.  Bugün dahi hukuk mevzuatımıza göre, şeyh, derviş, mürit sıfatlarına sahip olmak, tasavvufi faaliyetlerde bulunmak yasaktır. Devlet, mevcut mevzuatı uygulamaya niyet etse, sayısız vakıf ve dernek kapatılabilir, on binlerce, belki de yüzbinlerce insan hapis cezaları ile karşı karşıya kalabilir. Halbuki, günümüz siyaset anlayışına hakim olan kriterler, gayrimüslim cemaatlerin ve Alevi toplumunun din ve inanç haklarının iyileştirilmesi yönünde bir temayüle girmiş, bu konularda ciddi hukuki çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Böyle bir süreçte dergah ve zaviyelere halen uygulanmakta olan yasağın hiçbir şekilde gündeme gelmemesi ilginçtir.

Dergahların kapatılması kararı iki temel ön kabule dayanıyordu. Bunlardan birincisi dergah ve zaviyelerimizin, tıpkı medreselerimiz gibi manen ve ilmen çürümüş (!) ve çökmüş (!) olduğu yargısıdır. İkincisi ise, muasır medeniyet devrinde bu müesseselere yer ve ihtiyaç olmadığı kanaatidir. Halbuki tasavvuf, modern çağ boyunca, sadece Dar’ul İslam’da değil, dünyanın her köşesinde ayakta kalabilmiş ve bunun da ötesine geçerek İslam’ın yayılmasına hizmet edebilmiş olan tek geleneksel düşünce ekolümüz olmayı başarmıştır. Üstelik ülkemizdeki var olma ve yayılma başarısını, dergah ve zaviyelerin kapatılmasına, tarikat mensuplarına her türlü yasak ve baskının uygulanmasına rağmen sağlamıştır. Bu başarının temel sebebi, dergahlarımızın yasaklandıkları devirde, çürümüş ve çökmüş olmadığı, aksine ilmi ve manevi kudretini muhafaza etmekte olduğu hakikatidir. Bu hakikati görmek için devr-i kadimin son meşayıh neslinin hal tercümelerine bakmamız yeterli olacaktır.  Devr-i kadimin son meşayıh neslinin ahvaline bir misal olmak üzere, Şeyh Ali Behçet Efendi’nin hal tercümesine beraberce göz atalım.

İstanbul, Fatih’teki Tahir Ağa Dergahı’nın son postnişini olan Ali Behçet Efendi, Hicri 1277 (miladi 1860) doğumludur. Babası Şeyh Feyzullah Efendi’yi dokuz yaşında iken kaybetmiştir. Daha küçük yaşta iken medrese ilimlerini tahsil eden Ali Behçet Efendi,  Ayasofya Camii Baş İmamı Hacı Abdi Efendi, Üsküdar Selimiye Camii İmamı Hacı Sabri Efendi ve Fatih Dersiamlarından Urfalı Muhammed Efendi gibi devrin değerli müderrislerinin ders halkasında bulunmuştur.

8 tarikatte hilafet sahibi

Ali Behçet Efendi, cami-i turuk bir zattır. Yani birden çok tarikattan icazet ve hilafet almıştır. Babası Feyzullah Efendi’nin halifesi Arap Said Efendi’den Uşşaki hilafeti aldığı gibi, Tophane Kadiri Asitanesi Şeyhi Şerafeddin Efendi’den de Nakşibendi, Kadiri ve Sünbüli tarikatları üzere hilafet sahibidir. Yenikapı Mevlevihanesi postnişini ve Meclis-i Meşayıh Reisi Osman Selahaddin Dede’den Mevlevi icazeti almıştır. Yine Yenikapı Mevlevihanesi’nde mukim Muhaddis Şeyh Mustafa Şani el Mağribi’den hadis ve Fütuhat-ı Mekkiyye okumuş, Şazeli tarikatı üzere hilafet almıştır. Tahir Ağa Dergahı’na bir sokak mesafede olan Çayırlı Medrese’de, mütevazi bir hücrede ikamet eden Mesnevihan Muhammed Esad Dede, Ali Behçet Efendi’nin ilmi ve manevi hayatında mühim bir yer sahibidir. Ali Behçet Efendi, Esad Dede’den Mesnevi ve Füsus’ül Hikem başta olmak üzere en mühim tasavvuf kitaplarını okumuştur.

Hüseyin Vassaf, Sefine-i Evliya’sında, Kasımpaşa Mevlevihanesi postnişini Mesnevihan Esad Dede ile Tahir Ağa Dergahı Şeyhi Ali Behçet Efendi’nin, her ikisi de mürşid-i kamil oldukları halde, kendilerinden daha kamil bir mürşid aramak ve bulmak üzere “ahd u kavl” ettiklerini, uzun arayışlardan sonra Esad Dede’nin Mekke-i Mükerreme’de, “ferid-i zaman ve kutb-u devran” olan Şeyh İmdadullah Tehanevi el Hindi Hazretleri’ni bulduğunu ve mektupla Ali Behçet Efendi’yi davet ettiğini naklediyor.  İmdadullah Tehanevi, İngilizlere karşı verdiği mücadelesi sebebiyle, Hindistan’ı terkedip Mekke’ye hicret etmek mecburiyetinde kalmış, doksan küsur yaşında büyük bir âlimdir. Esad Dede ve Ali Behçet Efendi, Çeşti, Nakşibendi, Kadiri, Senusi, Suhreverdi ve Üveysi tarikatlarını cami ve tam bir Mesnevi şerhinin müellifi olan İmdaullah Tehanevi Hazretleri’ne intisap ile sohbet ve irşadında bulunur, nihayetinde hilafete nail olurlar. Ali Behçet Efendi, Trablusgarplı İsmail Nüvvab Efendi’den Senusi ve Halepli Şeyh Muhammed Yasin bin Nafi’den de Ekberi hilafeti almıştır.

Ulemanın harman olduğu dergah

Daha sonra İstanbul’a dönen Ali Behçet Efendi, Tahir Ağa Dergahı’nı devrin en önemli kültür merkezlerinden biri haline getirmiştir. Ali Behçet Efendi’nin zamanında Tahir Ağa Dergahı, Muhammed Esad Dede, Tahir’ül Mevlevi, Ahmed Avni Konuk, İbn’ül Emin Mahmud Kemal, Hüseyin Vassaf, Halveti Şabani meşayıhından Münzevi Hacı Kamil Efendi, Topçuzade Mehmed Arif Bey, Hafız Sadettin Kaynak gibi devrin tasavvuf, edebiyat ve sanat muhitlerinin önemli şahsiyetlerinin müdavim oldukları bir mekan hüviyetindedir. Ali Behçet Efendi’nin Hafız Tahsin Bey adlı bir halifesi olduğu gibi, Hırka-i Şerif semtinde Atik Ali Paşa Cami kurbundaki Uşşaki Dergahı Şeyhi Hacı Mustafa Efendi’ye de Nakşıbendi hilafeti vermiştir. Topçuzade Mehmed Arif Bey tarafından kendisine emanet edilen Ahmed Sadık Yivlik, Ali Behçet Efendi’nin en önemli talebesidir. Ömrünün son dönemini Ahmed Sadık Yivlik’in irşadı ile meşgul olarak geçiren Ali Behçet Efendi, çok değer verdiği bu talebesini Üçüncü Devre Melamilerinden Ahmed Hamdi (Tek) Efendi’ye manen teslim ederek 20 Muharrem 1354’de vefat etmiş, dedelerinden Mesnevihan Büyük Ali Behçet Efendi’nin medfun olduğu Üsküdar Çiçekçi Cami haziresinin hemen karşısında Karaca Ahmed Mezarlığı’nın girişine defn edilmiştir.

Emanetleri ehil ellerde

Ali Behçet Efendi’nin tarikat emanetleri ve Fütuhat okutma icazetnamesi Ahmed Sadık Yivlik’in ailesinde, Osman Selahaddin Dede ile Muhammed Esad Dede’den aldığı icazetnameler ise İsmail Kara’nın arşivindedir. Abdullah Salahaddin Uşşaki’den itibaren İbn Arabi’nin eserlerinin okunduğu ve takip edildiği bir merkez olan Tahir Ağa Dergahı, bu özelliğini son şeyhi Ali Behçet Efendi dönemine kadar sürdürmüştür. Hayatını ebedi ve hakiki ilmin mücadelesiyle geçiren Ali Behçet Efendi’nin memuriyet hayatı da kitaplar üzerinedir. Üsküdar Selimiye’de Pertev Paşa Kitaplığı’nın hafız-ı kütübü olarak başladığı memuriyet hayatını, kitaplığın Fatih Millet Kütüphanesi’ne nakli üzere bu kütüphanede geçirmiş ve bu vazifeden emekli olmuştur.

Birgün kapıya kilit vuruldu

Dergahlarımız kapatılırken, irşad makamında bulunan zevat-ı kiram, Ali Behçet Efendi gibi ilim ve hakikat âşıklarından müteşekkildi. Meclis-i Meşayıh sistemi işliyordu. Bir dergahta irşad vazifesinde bulunacak mürşid namzedinin, önce şeyhler meclisinin onayını alması, ardından Şeyh’ül İslam’ın mülakatından geçmesi gerekiyordu.  Ancak manevi ve ilmi seviyenin tespitinden sonra irşad vazifesi devlet tarafından onaylanmaktaydı. Hatta bizzat Meclis-i Meşayıh Reisi Osman Selahaddin Dede, vekalet ve hilafet namzedi olan, istikbalde irşad makamına geçmesi muhtemel kıdemli müritlerin, hususi ve yüksek bir medrese eğitimi de almaları için,  Medreset’ül Meşayıh adlı bir müessese kurma projesini son noktaya getirmiş idi.  Ne çare ki hayata geçirmek mümkün olmadı.  İhtilal ve inkılabı, ıslahat ve tekamüle tercih eden siyasi anlayış galip geldi. Mektepler olmasa maarif ne güzel idare edilir zihniyeti, medreseler ile birlikte dergahların da kapısına kilit vurdu. Yüzlerce yıllık müesseseler tarihe naklolundu.  Ancak maksat hasıl olmadı. Celaleddin Dede’nin veciz dörtlüğünde ifade ettiği ruh yaşadı ve yaşatmaya devam etti;

Âsumandır kubbesi hem ahteran avizesi

Enziya-bahşâ kanâdili güneşle mâhtır

Seddolunmakla tekâyâ kaldırılmaz zikr-i Hâk

Cümle mevcudât zâkir, kâinât dergâhtır

Gökyüzü kubbesi, yıldızlar da avizesidir

En fazla ışık saçan kandilleri güneş ve aydır

Tekkeler kapatılmakla zikrullah durmaz

Bütün varlıklar zikreder, kainat dergahtır

Abdülhamid Ahdar haber verdi

İlgilenenler için;

Sefine-i Evliya (5 cilt), Hüseyin Vassaf, Kitabevi Yayınları

Abdullah Salahaddin-i Uşşaki (Salahi)’nin Hayatı ve Eserleri, Prof. Dr. Mehmet Akkuş, MEB Yayınları

Yayın Tarihi: 17 Mart 2011 Perşembe 07:00 Güncelleme Tarihi: 16 Mart 2020, 13:42
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
halil
halil - 8 yıl Önce

sefine'nin son cildinin müellif nüshasında hz. vassaf bu kıtayı a.remzi dededen rivayetle almış olmasına rağmen remzi dedenin divanında bulamadık. aramaya devam...

banner26