Dr. Savaş Ş. Barkçin’in Twitter paylaşımlarından hareketle İslam, medeniyet ve ahlak konularına dair bazı paylaşımlarını sizler için derledik.

“Aşk olmadan meşk olmaz” sözü sadece müziğin değil, kulluğun da anahtarıdır. Kulun meşki, yani işi aşk ile olursa güzel ve kalıcı olur.

Bizim medeniyetimizin belirleyici farkı; şu veya bu millete, coğrafyaya, tarihe, devlete yaslanması değildir. Tevhide, kulluğa yaslanmasıdır.

İnsan kahrın da lütfun da aynı yerden geldiğini, ikisinin de birer nimet olduğunu kavrasa, “tevhid” yani “birlik” makâmına ulaşır. Tevhid, hâllere değil, hâlleri bahşeden Rabbimize bağlanmak demektir.

Şiirden tezhibe kadar klasik sanatımızda bir şeyi aynen kopyalamak değil temsilini yapmak önemlidir. Temsil ise mecâza dayanır. “Mecâz” kelimesi Arapça’da “geçit, köprü” demektir. O halde mecâz, hakikat ile aramızda kurulan köprüdür.

Bir işi halka göre yapmaya "etik," Hakk’a göre yapmaya ise "ahlâk" denir.

Kanaat, hak ettiğiyle yetinmektir. Tamah, hak etmediğini istemektir. Toplumda kanaat adâleti ve erdemi, tamah ise zulmü ve rezilliği çoğaltır.

Ahlâk sadece felsefesi yapılan şey değildir. Sadece âdâb-ı muaşeret, yani toplum içinde nazik davranmak demek de değildir. Her düşüncesini, zevkini, işini Rabbimizin ve O’nun Sevgilisi’nin (sav) murâdına uygun hâle getirmeye çalışmaktır.

Kelâmın merâmın kadar olsun. Lâfı uzatmak dinleyene zulümdür.

Her işte iki mertebe vardır: ilim ve irfân. İlimsiz irfân yozlaşmaya, irfânsız ilim yobazlığa götürür.

İnsanı insan eden üç şeydir: İyilik, doğruluk, güzellik. Güzellik olmadan diğer ikisi eksiktir.

Mekân insanın aynasıdır. İnsanın bozulması da düzelmesi de mekândan belli olur.

Kendimiz olmak demek, dünyaya kapanmak demek değildir. İnsana, mekâna, zamana açık olalım. Nerede, hangi zamanda, kimde olursa olsun her doğru ve güzeli alalım.

Medeni insan kendinden başkasını da düşünerek hareket eden insandır. Evde, sokakta, otobüste, işte, her yerde. Düşünürken, konuşurken, çalışırken, yürürken…

Büyük devletler sadakatle kurulur, liyakatle yükselir. Yıkılmaları ise liyakatı bırakıp sadakate dönmeleriyle olur.

Her sanat ve her ilim âdemi adam etmek için vardır.

Din ahlâktan, ahlâk da işten belli olur. Kulluğumuz sadece camiye değil, çarşı pazara, çalıştığımız kuruma, işe güce, mahalleye, trafiğe de uğramalı!

İnsanlar ve toplumlar değerli gördükleri şeyleri alarak ve vererek zenginleşirler. Fakat insan aldığı şeyi kendileştirmediği zaman o şey üstünde yama gibi durur. Hamuruna katılmaz, cevherine karışmaz. İnsanı yeni bir insan yapmaz.

Toplumda ahlâkı hiçleştiren lâflar:
"O iş ayrı, bu iş ayrı!"
"Bu işler böyle!"
"Adam sahtekâr ama işini yapıyor!"
"Köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeceksin."
"Uyaroğlu olmak lâzım!" "Dürüst olursan kaybedersin."
"Benim vatandaşım işini bilir!"
"Tekkeye mürid aramıyoruz!"

İnsan yaşadığı zamanı ve mekânı iki kısıt değil iki imkân olarak görmeli. Zaman ve mekânı kısıt gören onların altında kalır, imkân gören ise onların üstüne çıkar.

Editör Hakkında