Şifa-i Şerif üzerine M. Emin Saraç Hocaefendi ile yapılan bir söyleşi

İslam aylık mecmuasının 1983 yılının Aralık ayında yayınlanan 4. sayısında Mevlid Kandili münasebetiyle Şifa-i Şerif üzerinde M. Emin Saraç Hocaefendi ile bir söyleşi yapılmış. Önemine binaen yazıyı alıntılıyoruz.

Şifa-i Şerif üzerine M. Emin Saraç Hocaefendi ile yapılan bir söyleşi

SORU: Şifa-i Şerif hakkında kısa bilgi verir misiniz?

E. SARAÇ: Asıl adı “Eş Şifâ Bi Târif-i Hukukı’l Mustafa” olan Şifa-i Şerif kitabının müellifi H. 476’da dünyaya gelen, H. 544 yılında Fas’ta vefat eden Endülüslü büyük din âlim “Kaadı İYAZ”dır. Pek çok önemli eser bırakmıştır ki onların en önemlileri;

a- Kitabul İkmâl (Müslim Şerhi)

b- Envarül Meşarık (Seçme hadisler)

c- Et-Tenbihat (Garib hadisler)

d- Şifa-i Şerif kitaplarıdır.

Kitabın yazılmasının sebebi, Resulullah (s.a.v.)’a muhabbeti canlı tutmak için ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde bu konuda varid olan hususları ve incelikleri ortaya koymaktır.

Bilinmelidir ki Resulullah (s.a.v.)’a muhabbet bir Müslüman için imanının temelidir. Nitekim Hz. Ömer (r.a.) “Ey Allah’ın Resulü! Seni canım hariç her şeyden fazla seviyorum” deyince Peygamber (s.a.v.) “Ey Ömer, imanın kemale ermedi” buyurmuştur. Ne zaman ki Hz. Ömer ”Ey Allah’ın Resulü, seni canımdan da çok seviyorum” deyince Peygamber (s.a.v.) “İşte şimdi imanın kemale erdi” haberini verdi. Bu hadis bize gösteriyor ki muhabbet sözle değil, bizzat itibar iledir. Canla, malla, evlat ve ıyâlle yapılan ittiba’ ancak Resulullah’a muhabbeti oluşturur. Bu konuda Tevbe suresi 24. ayet-i kerimesi çok dikkat çekicidir:

“Ey Habibim! O hicreti terk edenlere de ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, karılarınız, soylarınız, kazandığınız mallar, geçersiz olmasından korktuğunuz bir ticaret, hoşunuza giden meskenler, size Allah ve Resulünden ve onun yolunda cihaddan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri (azabı) gelinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.”

“Bir kimse ki ona Allah Resulü anasından, babasından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça, onun imanı makbul değildir” hadis-i şerifi de Resulullah’a olan muhabbetin şeklini ve imanın remzini anlatmada gayet düşündürücüdür.

Kitabın II. cildinde Resulullah’a olan muhabbet uzunca anlatılmıştır. Şifa kitabı, te’lif zamanından bu yana İslam dünyasında sevilmiş, okunmuş ve okutulmuştur.

Kitap yakın zamana kadar bizim de büyük camilerimizde okutulmuştur. Fatih Camii’nde de Hüsrev Efendi okutuyordu. Biz onun tedrisine yetiştik elhamdülillah. Padişahlar bazı kitapların okunması için vakfiyeler bırakıyorlardı. İşte o kitaplardan biri de Şifa-i Şerif kitabıdır. Şifa aynı zamanda hastalar için de okunuyordu. Nitekim Sultan II. Abdülhamid Han bir defasında hasta olmuş ve kendisine bu kitap okutulmuştu. Biiznihi Teâlâ afiyet bulunca bu kitabı tâb ettirip İslam dünyasında karşılıksız dağıtımını yaptırmıştır. Mısır’da Seyyidina Hüseyin Camii’nde kibâr-ı ulemadan Hasaneyn Mahluf tarafından Şifa-i Şerif okutulduğuna bizzat şahit oldum.

Ben de “Şifa’i” ilk önce büyük âlim ve fakihimiz Ali Haydar Efendi’den okudum. Merhum, hangi ders olursa olsun mukaddemeleri hep Şifa-i Şerif’ten yapar, öylece kendi dersine geçerdi.

Fatih medreselerindeki tedrisler muhakkak hadisle başlardı. Şifa-i Şerif de bir hadis kabul edildiğinden genellikle Şifa ile başlanırdı.

Şifa-i Şerif’in Mescid-i Nebi’de sürekli okunduğunu Cafer Fakih isimli yaşlı muhterem bir zattan işittim.                          

SORU: Muhterem Efendim, kitaptan hakkıyla faydalanabilmemiz için neler tavsiye edersiniz?

E. SARAÇ: Âcizane bu kitabın muhtevası hakkında bilgi verecek değilim ama Arapça öğrenmekte olan kardeşlerimize bu kitabı herhalde okumalarını ve tekrar tekrar okumalarını ve okuduklarıyla amil olarak ihlâsla milletimize anlatmalarını tavsiye ederim. Bilhassa cami görevlisi olan kardeşlerimiz sabah namazlarından sonra bu kitabı takip ederler ise büyük feyizler ve bereketler husule gelir.

Arapça bilmeyen kardeşlerimize ise kitabın Türkçe tercümesini cemaat halinde okumak suretiyle istifade etmelerini tavsiye ederim.

M. Emin Saraç Hocaefendi ile yapılan söyleşinin yayınlandığı sayfa.

SORU: Sayın hocam, uzun zaman bu kitabı hem okudunuz hem de okuttunuz. Unutamadığınız olaylar muhakkak vardır. Biraz bahseder misiniz?

E. SARAÇ: Merhum Ali Haydar Efendi bu kitabı okuturken hem okur hem ağlardı. Hepimizin o aşk içerisinde ağladığımızı hatırlıyorum. Ben Ali Haydar Efendi’den 1943-50 yılları arası okudum. 90 yaşlarında idi. Ondaki ilim ve öğretim aşkı bizi o kadar etkiliyordu ki bakın başımdan geçen şu hadise ömrüm boyunca hiç unutamadığım bir hadise oldu:

Memleketten dönmüştüm, hocam Ali Haydar Efendi’nin yanına gelerek “Hocam ne zaman derse başlayacağız?” diye sormuştum.

“Evladım, görüyorsun artık takatim kesildi ders okutmaya mecalim kalmadı” cevabını verince boynumu bükerek Fatih Zincirlikuyu Üçbaş Medresesi’ndeki odama gittim. Ertesi sabah kapım vuruldu, baktım muhterem zevceleri, annemiz karşımda. “Emrediniz efendim” dedim.

“Efendi seni derse istiyor” deyince hemen alelacele üstadımın yanına gittim. Beni görünce sevinçle, “Gelmekle ne iyi ettin. Ben akşamdan beri seni reddettiğimden dolayı üzüldüm ve uyku uyumadım. Aklıma Efendimiz’in şu hadisi gelmişti: “Bir kimse öğrendiği ilmi öğretmediği müddetçe ağzı cehennem ateşiyle gemlenecektir.”

“ İşte bu yüzden çok korktum. Evlat mademki bu nefes bu canda mevcuttur, nefesimiz bitinceye kadar bildiklerimizi öğretmek vazifemizdir. (Elini dizine vurarak) Ben nasıl oldu da seni reddettim. Hadi hemen derse başlayalım” dedi ve Mısır’a gidinceye kadar ders okuduk.

Şifa-i Şerif kitabını 1970 yılından bu yana bir gün müstesna (o da evdeki hastamız sebebiyledir) yazın Cuma, kışın Pazar sabahları okutuyorum. Bu sene üçüncü hatmimizi yapıyoruz. O sabah vakitlerinde bile gençlerimizi müezzin mahfili almıyor. Kitap okumak bereketlidir, feyizlidir. Eğer gençler devam ederse genç cemaatler toplanır.

Bakınız İskender Paşa Camii’ni gençler tıklım tıklım dolduruyorlar. Orada kitap takip ediliyor. Ramuz okunuyor. Bu hâl kitap sahibinin himmet ve feyzindendir. Camilerde cemaatlerin toplanmasına sebep olan kitaplardır. Kitap sahiplerinin ruhaniyetleri de o cemaatin üzerine olur.

SORU: Hocam! Bu vesileyle İslam mecmuası okuyucularına bir mesajınız var mıdır?

E. SARAÇ: Cemaatle namaz kılmaya devam etmelerini, mutlaka her gün Kur’an-ı Kerim tilavet etmelerini ve hadis-i şerif kitaplarını her gün okumaya ehemmiyet vermelerini ve İslami tahsil için iştigal eden gençlerimizin de okuduklarını camilerde halka nakletmelerini tavsiye ederiz. Resulullah’ın sünnetleri milletimize nakledilirse gafletten sıyrılmış uyanık bir cemaat meydana getirilir.

Bilhassa gençlerin bu ilimleri hasbetenlillah hiçbir menfaat gözetmeden bir ubudiyet vazifesi olarak tedris etmelerini tavsiye ederiz. Biz büyüklerimizden böyle gördük.

Cemaate devam etmelerini tekrar ederek bütün okuyuculara mecmuanızın şahsında selam ve dualarımı bildiririm.

Hocam çok teşekkür ediyor, Allah razı olsun diyoruz.

Allah cümlemizden razı olsun.

Güncelleme Tarihi: 17 Haziran 2020, 11:15
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26