Style İslam, adını bir şekilde sağda solda duyduğumuz, yaptığı işleri de muhafazakâr gazete ve dergilerin sayfalarında ya da dünyanın İslam ulaşmış köşelerinden birinde Müslüman bir gencin tişörtünde görebildiğimiz İslam modası. Moda, bizim dünyanın insanlarının kulaklarını tırmalayan bir kelime olmasına rağmen, İslam kelimesiyle yan yana kullanıldığında az da olsa sahiplenebildiğimiz bir dünya.

Moda ve İslam kelimeleri birlikteyken, annemizin kırk yılda bir yaptığı, tadından pek de haz almadığımız fakat annemizi kırmamak adına gözlerimizi yumarak mideye indirdiğimiz sulu yemekleri ya da isim benzerliği nedeniyle Fatma Karabıyık Barbarosoğlu'nun önemli gelişmeler sonrasında Yeni Şafak gazetesinde çıkan hararetli ve bir o kadar da etkileyici yazılarını hatırlatır. 

İyi de kim neden getirdi bu iki kelimeyi yan yana? 2004-2005 yıllarındaki Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) yönelik karikatür krizinin patlak verdiği günlerde Avrupa'nın başkentlerinden birinde (Londra) Melih Kesmen isimli bir gencin eline aldığı kalemle tişörtüne “Peygamberimi seviyorum” parolasını yazmasıyla tuşa basıldı. Kendisine tişörtünü nerden aldığını soran gençlerin sayısı artınca hem Melih (Nam-ı diğer Melo) yeni bir meslek sahibi oldu; hem de İslam ve Moda kelimeleri ilk kez bu kadar ciddi ve benimsenebilir ölçekte yan yana kullanıldı. 

Melih ürettiği tişörtleri Avrupa'nın büyük kentlerinde yaşayan, kendini ifade etme ihtiyacı duyan Müslüman gençlere satmaya başladı. Elde edilen gelirin bir kısmını da savunduğu dünyanın insanlarının sağlık giderlerine harcamaya karar verdi. Melo, girişimciliğinin de sınırlarını zorlayarak Style İslam'ı yaymak adına, Avrupa'da yaşayan rap müzik yapan Müslüman gençlere (Ammar, Eine…) televizyonlarda yayımlanması için klipler, reklam filmleri çekmeye başladı. Tabi Melih bunları yaparken sadece ürünü ön plana çıkarmadı; bir Müslüman refleksiyle önce İslam'ı ve İslam kültürünü tanıttı. 

İnancın kalıcılığının modanın geçiciliğinin farkında olan Melih, şer-i sınırlar içerisinde müzik kliplerinden sonra yeni hamlelerinin de olabileceğini ve olması gerektiğini vurguluyor bizlere.