10 Mart 1933 bir büyük yiğidin, bir büyük karizmatik önderin ölüm tarihi. Şeyh Ahmet Eş Şerif Es Senusi ya da Sunusi… Etkisi Kuzey Afrika’dan Arap Yarımadası’na kadar hissedilen Senusi tarikatının şeyhi Ahmet Es Senusi.

Sadelik ve hurafelerden arınmış bir İslami yaşam amaçlayan tarikat, Muhammed İbni Ali Es Senusi tarafından kuruluyor. Peygamberimiz dönemindeki gibi arı duru bir inanç yaşamak için teşkilatlandılar. İslam adına bir çok hurafe üreten ya da başka dinlerin ve kültürlerin inanç şekillerini dönüştüren bir çok tarikatın aksine arı duru bir yaşam… Gizemli söylemlere mahkûm edilmeyen, zahir batın ayırımı gütmeyen bir anlayış. Dümdüz, hilesiz, hurdasız bir ömür sürmek derdi…

Tarikatın başına daha sonra Ahmet Es Senusi geçer. Tekkesinde, zaviyesinde oturan, uçuk kaçık meselelerle vakit geçiren, etliye sütlüye karışmayan bir şeyh tipi çizmedi Ahmet Es Senusi. Kuzey Afrika’yı işgal eden emperyalist Fransızlara, İngilizlere karşı destansı bir mücadele verdi. Modern yamyamlara karşı ölesiye savaştılar. 1911 yılında İtalyanların Libya’yı işgal etmesiyle burada da İtalyanlara karşı savaştılar. Osmanlıya kopmaz bir bağla bağlıydılar. Libya direnişini örgütlemek için bölgeye gelen Enver Paşa, Mustafa Kemal, Kuşçubası Eşref gibi Osmanlının subaylarıyla dost oldu. Bu subaylar Libya’ya vardıklarında bir avuç bedevi ve Şeyh Ahmet Es Senusi’yi buldular yanlarında. Hatta Enver Paşa, Şeyh ve adamlarına gerilla eğitimi verdi. Askeri anlamda yetişmeleri için eğitti onları. Aslanlar gibi vuruştular işgalci İtalyanlara karşı. Şeyh Senusi savaş esnasındaki yazışmalarında “el-Hükumetü's-Senusiyeti'l-Celile” imzasını kullanarak Senusi Devletini ilan etmiş de oldu. Bu hareketi bölgedeki Osmanlı subaylarından, özellikle Enver Paşa tarafından da desteklendi. Velhasıl Osmanlı’nın yenilmesi ve bölgeden çekilmesiyle Şeyh Ahmet de mücadeleye başka alanlarda başladı. Birinci Dünya Savaşında İngilizlere karşı savaştı. Bu arada Osmanlı hükümeti 1915’de Onu Trablusgarp Valisi ilan etti. İngilizlerle savaşırken Sollum’da yenilgiye uğradı ve geri çekildi.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Padişah Sultan Reşat onu İstanbul’a davet etti. 1918’de İstanbul’a geldi. Karşılayanlar arasında Enver Paşa’da vardı. Padişahla birlikte İslam coğrafyasını dolaşarak direniş çağrısında bulunmak gibi bir düşünceleri vardı. Padişahın ölümüyle bu düşünce akim kaldı. Şeyh Senusi Osmanlı nezdinde saygıdeğer bir mevkiye sahipti. Yeni padişah Vahdettin’e kılıç kuşandırdı ve dua etti.

Gittiği her yerde Anadolu'daki Milli Mücadele'ye de destek verdi

Şeyhin savaşı, mücadelesi sadece kendi topraklarıyla sınırlı değildi. Osmanlı’nın iyice tarihten silinmesiyle başlayan Milli Mücadelenin yanında yer aldı. Anadolu coğrafyasını dolaşarak insanları Milli Mücadelenin yanında yer almaya çağırdı. Mehmet Akif gibi vaazlarıyla cihat ateşini harladı. Enver Paşa ve Mustafa Kemal’in şeyhle ilgili çeşitli düşünceleri vardı. Enver Paşa Halifenin cihad çağrısını İslam beldelerine duyurmasını ve buralardaki insanların Osmanlı’yı desteklemeleri konusunda propaganda yapmasını istiyordu. Bu amaçla şeyhi Arap-İslam coğrafyasına göndermek amacındaydı. Bu fikir yeni padişah Vahdettin tarafından kabul görmez. Mustafa Kemal ise onun halife olmasını istiyordu. Bu teklifi şeyhe götürdüyse de kabul görmez. Ahmet Es Senusi halifeliğin Abdulmecit Efendi'de kalmasını söyleyerek teklifi reddeder. Belli bir süre İstanbul’da kalıyor. Hilafetin kaldırılmasından sonra kısa bir süre Mersin’de ikamet eder ve Türkiye’den ayrılır.

Şeyh Ahmet Es Senusi yaşadığı sürede hiç boş durmaz. Sürekli bir mücadele içindedir. Gittiği her yerde Milli Mücadeleyi destekler. Her zaman fincancı katırlarını ürkütür. İngilizler şeyhin hareketlerinden rahatsız olurlar. 1922 yılının sonlarında Şam’a gider. Burada da Fransızların tepkisini çeker. Huzur vermez Fransızlar şeyhe. Şam’dan sonra Hicaz-ı Şerif’e hicret eder. Burada Hakk'ın rahmetine kavuşur.

Şeyh Ahmet Es Senusi cesur, kararlı biri; önüne çıkan tehlike ve zorluklardan ürkmeyen… Hayatının hiç bir döneminde ilkelerinden taviz vermedi. Düşmanların makam mevki tekliflerini elinin tersiyle itti. İslam âleminin kurtuluşu ve huzuru en büyük amacıydı. Bütün cehdi ve duası ümmetin selameti içindi.

Ruhu şâd olsun, mekânı Cennet!...