banner16

İnsanı zaaflarından yakalayan bir yazar Reşat Nuri Güntekin

I. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru yazarlığa başlayan Reşat Nuri Güntekin’in yazarlık kariyerinde, babasının zengin kütüphanesi en önemli etkendir. Tutku Uluca yazdı.

İnsanı zaaflarından yakalayan bir yazar Reşat Nuri Güntekin

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında birçok türde eser vererek önemli isimler arasına giren Reşat Nuri Güntekin, dünyaya gözlerini 1889 yılında İstanbul’da açmış, eğitimine ilk olarak Çanakkale’de başlamıştır. Daha sonra İzmir’de Fransız okuluna giderek, İstanbul Darülfünun Edebiyat Fakültesi’nde eğitimini tamamlar. Ülkenin farklı şehirlerinde Türkçe, Fransızca, felsefe ve eğitim bilimleri öğretmenliği yapan Güntekin, eğitim müfettişliği ve milletvekilliği de yapmıştır.

I. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru yazarlığa başlayan Reşat Nuri Güntekin’in yazarlık kariyerinde, babasının zengin kütüphanesi en önemli etkendir. Babasının kütüphanesinde bulunan kitapları inceleyerek hatta bazen resimlerini kesip boyayarak edebiyatla tanışır.

Reşat Nuri öğretmenlik yaptığı yıllarda çevresine şu tavsiyeyi verir: "Bırakın çocukları, kitaplar arasında oynasınlar... Ne pahasına olursa olsun." Güntekin, Doğu edebiyatı ve Batı edebiyatını, bu zengin kütüphanede yer alan Mesnevi şerhleri, divanlar, Balzac, Zola, Flaubert gibi yazarların eserleri ile tanır. Çocukluk yıllarında okuduğu Fatma Aliye Hanım’ın Ûdi isimli romanı onda iz bırakan ve onu yazmaya yönlendiren eserlerden olmuştur. Halit Ziya Uşaklıgil’in eserlerinden ilham alan yazar öncelikle hikâye yazarlığına başlar. Daha sonra tiyatro edebiyatıyla ilgilenmeye başlayarak, tiyatro yazarı olmak için çalışır. Bazı dergilerde imzasız olarak yayımladığı yazılarıyla edebiyat dünyasına giren Güntekin, "Ağustosböceği, Ateşböceği, Cemil Nimet, Hayrettin Rüştü, Mehmet Ferit, Sermet Ferit, Mizah Yazarı, Yıldızböceği" takma isimlerini kullanmıştır.

Reşat Nuri Güntekin, farklı türlerden yüze yakın eser kaleme almıştır. Sonraki yıllarda hikâyeleri ve yazıları Varlık, Yeni Türk, Ulus, Tan, Türk Dili gibi dergilerde yayımlanır. Milletvekilliği yapan yazar, Milli Eğitim Baş Müfettişliği de yapmıştır. 1947 yılında Paris Kültür Ataşesi olduktan sonra 1954’de emekli olur. Bir süre sonra akciğer kanserine yakalanır. Tedavi için gittiği Londra’da 7 Aralık 1956’da yaşamını yitirir. İstanbul’da bulunan Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilir.

Farklı türlerden birçok eserler kaleme alan Güntekin, Türk edebiyatında romancılığıyla tanınır. 1920 yılında Dersaadet gazetesinde Gizli El adlı romanı tefrika eder. Yazar, ondan önce yazdığı Harabelerin Çiçeği romanını tam anlamıyla benimseyemediği için Gizli El'i ilk romanı olarak görür.

İlk romanlarında bireyler arasındaki ilişkiyi konu alan yazar, sonraki dönemlerde bireyi toplumun içindeki sorunlarla birlikte ele alır. Çalıkuşu, Damga, Dudaktan Kalbe ve Akşam Güneşi romanlarında aşk konusu temel kurguyu oluşturur diyebiliriz. Diğer romanlarında ise aşk ikinci plana geçerek asıl kurguyu destekleme görevini üstlenir. Eserlerini, duygu ağırlıklı ve toplumsal romanlar olarak ikiye ayırabiliriz. İlk dönem eserlerinde daha çok romantik-realist bir tarzda olan Güntekin, ikinci dönemi eserlerinde eleştirel-gerçekçi bir çizgiye kayar.

Müfettişlik görevi sebebiyle Anadolu’yu gezen yazar, ülkenin gerçekliklerine tanıklık ederek Anadolu’yu tanıma fırsatı bulur. Romanlarında konuları kahramanlarının birinin ağzıyla yazan Güntekin’nin; kahramanları arasında öğretmenler, memurlar, doktorlar ve subaylar önemli bir yere sahiptir.

Reşat Nuri Güntekin’in romancılığının gelişimine katkıda bulunan en önemli etken, yazarlığının ilk dönemlerinde yazdığı hikâyeleridir. Hikâyelerin çoğu mizahi kalemle, toplumsal ve bireysel sorunları anlatan bir tarzda yazılmıştır.

Reşat Nuri, sorunları ılımlı mizahi bir üslupla anlatan gerçekçi bir yazardır. İnci Enginün ondan şöyle bahsetmiştir: "Reşat Nuri, şüphesiz ki toplumu, eğitim dünyasını ve dar dünyaları, sade yaşayışları içine hapsolmak zorundaki insanları en iyi anlatan yazardır. Birçok eserinde çok kuvvetli bir sosyal tenkit bulunur. Fakat ilk okuyuşta, okuyucunun bu cephesini hemen fark etmemesi mümkündür. Zira Reşat Nuri en derin ve hassas yaraları deşerken bile, okuyucusunun anlık tepkisini uyuşturan bir atmosfer oluşturur. İnsanı bilen, tanıyan ve zaaflarından dolayı insana acıyan yazar, okuyucusundan bu insanı kabul etmesini ister."

Tutku Uluca, "Romantik-Gerçekçi Yazar; "Reşat Nuri Güntekin", Bilimevi Kitabın Ortası dergisi, sayı 18.

Güncelleme Tarihi: 11 Eylül 2018, 10:30
banner12
YORUM EKLE
banner8
SIRADAKİ HABER

banner7

banner6