Fuad Kuşi Honda Örneğinden Hareketle Japonlar Hat Sanatında Neden Başarılı?

Fuad Kuşi Honda’nın eserleri öyle bir güce sahip ki, sırf internetten görülseler bile insana otantik estetik deneyim yaşatabiliyorlar. Honda, Japon bir hattat. Ama hüsn-i hattı bir hobi olarak görüp boş zamanlarında bu işle ilgilenen birisi değil; hayatını buna adamış ve bu alanda otorite olmuş isimlerden... Dilara Yabul yazdı.

Fuad Kuşi Honda Örneğinden Hareketle Japonlar Hat Sanatında Neden Başarılı?

Bazı sanat eserleri ilk görüldüğü anda insanı derinden sarsacak ve karşısına mıhlayıp başka bir yere bakmayı imkânsız hâle getirecek bir güce sahip. Bu hisse en çok Albertina Müzesi’nde Paul Delvaux’nun Sokak Lambalı Manzara [Landscape with Lanterns] isimli eserini gördüğümde kapılmıştım. Albertina Müzesi’ndeki odaları teker teker gezerken önünde daha fazla durduğum resimler elbette ki olmuştu ama Sokak Lambalı Manzara’nın olduğu odanın kapısından girdiğim anda duyduğum estetik haz, tüm dünyevi kaygıları unutturup insanı ‘yüce’ âlemine taşıyan cinstendi. Renklerin kontrast ve ustaca kullanımı ile ressamın sürreal üslûbu beni kendisine öyle çekmişti ki bir resmin önünde durulacak ‘rasyonel’ süreyi aşıp insanlardan utanma eşiğine geldiğimde anca çekilebilmiştim Sokak Lambalı Manzara’nın önünden.

İşte bu hisse ikinci kez Fuad Kuşi Honda’nın eserlerini gördüğümde kapıldım. Sanat eserleri çıplak gözle görüldüğünde insana ekrandan görüldüğünden çok başka bir deneyim yaşatırlar; muhakkak müzeye gidip bulundukları yerde deneyimlemek lazım onları. Ancak Fuad Kuşi Honda’nın eserleri öyle bir güce sahip ki, sırf internetten görülseler bile insana otantik estetik deneyim yaşatabiliyorlar.

Fuad Kuşi Honda, Japon bir hattat. Ama hüsn-i hattı bir hobi olarak görüp boş zamanlarında bu işle ilgilenen birisi değil; hayatını buna adamış ve bu alanda otorite olmuş isimlerden. Kendisi tüm dünyada en iyi hattatlar arasında gösteriliyor. Eserlerinden bazıları Londra’daki British Museum’un kalıcı eserler koleksiyonuna dahil edildi. 2006’da İstanbul’da düzenlenen uluslararası hüsn-i hat yarışmasında kazanan isimlerin dördü, Honda’nın talebeleriydi. Şimdi bu uzun girizgahtan sonra Fuad Kuşi Honda’nın hayatından söz edelim.

Arapça’yı sıradan Arap vatandaşlarından öğrendi

1946 doğumlu olan Honda, 1969 yılında Tokyo Üniversitesi Yabancı Diller Arapça bölümünden mezun olur ama mezun olduktan sonra bir daha Arapça herhangi bir kitabın kapağını açmamaya ant içer. Sadece gramer kurallarını öğreten hocalarından da Arapça’dan da nefret eder hâle gelmiştir. Ancak pek çok Orta Doğu ülkesiyle iş yapan bir firmada çalışmaya başlayınca, Japonya’da tahmin edilebileceği üzere pek fazla Arapça bilen kişi olmadığından şirketi tarafından Arap ülkelerinde tercüman olarak görev yapması için vazifelendirilir. Arapçayı yerelde kullanınca bu dili sevmeye başlar. Her gün dışarı çıkıp bölgedeki insanlarla konuşarak tıpkı bir çocuk gibi gördüğü şeylerin isimlerini sorar: “Lütfen söyler misiniz, bunun ismi nedir?”

Benim asıl öğretmenlerim Tokyo Üniversitesi’ndeki profesörler değil; şoförler, imamlar, yani sıradan vatandaşlardı.” diyor Fuad Kouiçi Honda. Ona Arapça’yı asıl sevdiren ve Arap harflerinin kendisinde bir tutku olmasını sağlayan, yerel halkla kurduğu işte bu iletişimdir.

“Bana bir meşk kitabı ile kamış hediye etti”

Daha sonraları Suudi Arabistan Petrol Bakanlığı’na bağlı bir harita çizim projesinde görev alır. Bölgenin havadan fotoğrafını çekip sonrasında da nehir yataklarının, vadilerin, ufak tepelerin isimlerini kaydetmek için saha çalışması yaparlar. Elde ettikleri bilgileri Petrol Bakanlığı’na ilettiklerinde haritaların üzerine bölgedeki yerlerin Arapça isimleri bir hattat tarafından yazılır ve ilk kez orada Fuad Honda Arap harflerinin ahenginden etkilenir. “O hattattan bana bu sanat hakkında daha fazla şey öğretmesini istedim. Bana bir meşk kitabı ile kamış hediye etti. Böylece yazı meşk etmeye başladım, hatalarımı düzeltmesi için yazılarımı devamlı gösteriyordum. Hat üzerinde çalıştıkça giderek bana daha da ilgi çekici gelmeye başladı. En sonunda hat sanatına kendimi tamamen verdim.”

Çölde kum tanelerinin hareketinden hat sanatına

Ve kader onu Suudi çöllerine sürükler. İş nedeniyle neredeyse üç yılını çölde Bedeviler ile geçirir. İş arkadaşı olan Japonlar buradaki hayatı tahammül edilemez kadar zor bulurken, o, tüm kalbiyle yaşadığı her andan zevk alır. Doğanın tam kalbinde olmaktan duyduğu haz ile bölgenin yerlilerinin dahi gitmekten çekindiği yerlere gider sık sık.

Nihayetinde doğa da ona kalbini açar: Pusulasız olmasına rağmen doğru yönü ‘hissetmeye’ başlamıştır: “Çöle baktığımda kum tanelerinin sanki canlıymışçasına hareket etmesinin güzelliği karşısında büyülendim. Rüzgârın hareketinin oluşturduğu iz eşsizdi. Bunun hüsn-i hatta ve Arap harflerine çok benzediğini düşündüm. O yüzden Japonya’ya geri döndüğümde dahi bu anı hafızamdan hiç silinmedi; özellikle de çölün harikulade manzarası gözlerimin önünden gitmiyordu. Hüsn-i hat ve kum tanelerinin güzelliği benim nazarımda kendiliğinden yekahenk oldu.”

Kalemini bambudan kendisi yonttu

Japonya’ya döndükten yaklaşık dört sene sonra İslam ile müşerref olan Honda, Müslüman ismi olarak kendine Fuad ismini seçer. Çok iyi derecede Arapça bildiğinden burada Arapça öğretmeye başlar. “Kur’ân-ı Kerîm’i Arapça olarak okumak bana hattın temel motif olduğu sanat eserleri yaratma ilhamı verdi.” diyen Honda, Suudi Arabistan’dan aldığı meşk kitaplarından yararlanarak hat sanatını ilerletmeye azmeder.

Kendi kendine kitaplardan öğrenmeye çalışmasının sebebi Japonya’da ona hat sanatını öğretebilecek hiç hattat bulunmamasıdır. Hatta Japonya’da kamış da olmadığından bambudan kendi kalemini kendisi yontar. Zamanla Honda’nın hattaki yeteneği bilinir hâle gelir ve 1988 yılında Irak’ta gerçekleşen bir hat sergisine Bağdat hükümeti tarafından çağrılır. Tüm dünyadan yüzlerce yetenekli hattatın katıldığı etkinliğe iştirak eden Honda, büyük hattat Hasan Çelebi ile burada tanışır ve ondan internet üzerinden ders görmeye başlar. Nihayet 2000 yılında da kendisinden icazet alır.

Japonlar hat sanatında neden başarılı?

Honda’ya göre Japon olması ona hat sanatındaki geleneksel kalıpların sınırlarını gevşeterek modern bir yoruma kapı aralamanın yolunu açmış. Örneğin, birçok hattatın aksine farklı renkleri bir arada kullanmayı değil, aynı rengin farklı tonlarını yan yana kullanmayı tercih ediyor Fuad Honda: “Benim için mavinin yirmi tonu var. Kullandığım renkler bir Japon olarak benim hassasiyetimi yansıtıyor.” Ayrıca Suudi Arabistan’ı ilk ziyaretinden bu yana 30 yıl geçmesine rağmen çöl hayatı hâlâ onun sanatını besleyen öğelerden biri.

IRCICA tarafından her üç senede bir İstanbul’da düzenlenen yarışmada 2006 yılında dört Japon ödül kazandı ve bunlardan üçü Honda’nın öğrencisiydi. Japonya Hüsn-i Hat Vakfı’nın Genel Sekreteri Koiçi Yamaoka’ya göre bu sayı ile birlikte rekor kırılmış oluyor: “İnsanlar Japonya’da neler döndüğünü merak etmiş olmalılar” diyor Yamaoka. Oysa Honda’ya göre Japonların hatta başarılı olması çok şaşırılacak bir şey değil çünkü zaten shodo (Japon hat sanatı) Japonların aşina olduğu bir şey. O yüzden Müslüman olmasalar, yazılan yazıların hiçbirini anlamasalar dahi yazıların estetiğinden zevk alabiliyorlar.

Fuad Honda, İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi'nin (IRCICA) desteğiyle 2007 yılında Yıldız Sarayı Çit Kasrı'nda bir hat sergisi açtı. Halihazırda Japonya Hüsn-i Hat Vakfı’nın da yöneticiliğini yürütmekte, bir yandan da Daito Bunko Üniversitesi’nde Arapça üzerine dersler vermektedir.

 

Dilara Yabul

Güncelleme Tarihi: 08 Mayıs 2018, 11:12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Tuğba
Tuğba - 4 ay Önce

Yine çok güzel bir yazı.. İlgiyle ve severek takip ediyoruz..

SIRADAKİ HABER