banner17

Bilmek, insanın bildiği şeye sığamamasıdır

Sufiler gerçek aşkın Allah’a olacağını söylemişlerdir. Çünkü aşk bir mücadeledir. Sonsuz bir bilginin peşinden ömrünün vefa etmeyeceğini bilerek yürümektir. Nafiye Yüksel yazdı.

Bilmek, insanın bildiği şeye sığamamasıdır

Bilgi ve bilmenin keyfiyeti üzerine günümüze kadar oldukça farklı açıklamalar yapılmış. Burada bilmek eyleminin terim anlamı üzerinde durmak yerine insanda bıraktığı iz üzerinden yürüyeceğiz. Esasında bilmeyi cazip kılan ve bilgiyi hatırda tutan şey hayret duygusudur. Yeni bir söylem kişiyi etkilemezse onu hatırda tutması olası değildir. Tabii ki burada bilginin bir işlevinin, yani aktifliğinin altı çizilmelidir. İşlenen bir bilgi daima hatırda kalır, kişi bilgi ile özdeşleşir. Diğer bir deyişle bilgi amele dönüşmüş olur.

Peki, hayret nasıl bir duygudur? Bir insan bilginin yüceliğini mi hisseder, yoksa bilginin sahibinin mi? Yoksa her ikisinde mi? İkili ilişkilerde sağlıklı bir birlikteliğin yolu, gelişime açık olmaları ile mümkündür. Aksi takdirde bir süre sonra durağan bir döngü kaçınılmaz olacaktır. Bir insanın hayreti önce bilgiye olur, ilk tazim bilgiye yapılır, bilginin sahibine yapılan tazim ise o kişi bilgisiyle hemhâl ise oluşur. Bu durumda iki ayrı şey yekten bir hâl almış olur. Hem bilgiye hem bilginin sahibine tazim gerçekleşir. Saygı anlamına gelen tazim hayretten sonra gerçekleşir. Bir insanın bir insana “hayranlığı” tamamen böyle oluşur esasında. Zamanla bitti diye adlandırılan aşk değildir, hayrettir, tazimdir. Burada üzerinde durduğumuz hayret, salt şaşkınlığı ifade etmemekle beraber karşındakinin senden üstünlüğünü kabul etmektir.

Gerçek aşk O’nadır

Bu durumu Allah-insan üzerinden açıklarsak meselenin ne olduğu kendini daha iyi gösterecektir. Bizler Allah’ın sonsuz ve sınırsız ilmi ve kudreti olduğunu biliyoruz. Buna mukabil insanın ise sınırlı ve fani olduğuna da. İnsan fıtratı daima gelişmeye ve öğrenmeye açıktır, dolayısıyla Allah ile kurduğu her yakınlık kişi de hayret uyandırmaktadır. Ve her hayret başka bir hayreti çağırır, öğrendiği her yeni bilgi ile büründüğü her hâl ile. Şayet Allah’ı bütünüyle ihata edip bilmek mümkün olsaydı O’nun yüceliği yerini bitmiş bir aşktaki gibi durağanlığa bırakırdı.

Bilmek, insanın bildiği şeye sığamamasıdır. Allah’ı bütünüyle bilmemek hem acizlik hem yüceliktir. Bu yüzden olmalı ki, sufiler gerçek aşkın Allah’a olacağını söylemişlerdir. Çünkü aşk bir mücadeledir. Sonsuz bir bilginin peşinden ömrünün vefa etmeyeceğini bilerek yürümektir. İnsanın yaratılış amacı da bu değil midir zaten. Bir ömrü O’nun muhabbetine adayabilmektir. Fakat insanlar bir paradoks yaşamaktalar. Dünyada rızık için mücadele edilir de aşk için mücadele edilmez, diye... Büyük riskler rızkın Allah’tan geldiğine inanılarak alınır oysa. Bilmeliyiz ki muhabbet, mücadele ile gerçekleşir; bilginin peşinden giderek, bilgiyi işleyerek ve bilgiyle özdeşleşerek. Yazımızı Şeyh Ahmed el- Alavî’nin şu sözüyle bitirelim: “Bizi vuslattan alıkoyan şey sadece gevşekliktir.”

Nafiye Yüksel

Güncelleme Tarihi: 16 Ocak 2019, 14:32
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20