Tadımlık
“…Bir Ramazan idi, bizim sökükler dikilmez oldu idi. Meğer bizim sofu (terzi) bir Halvetî dergahında mı yoksa selâtin camilerinden birinde yüksek maksuresi altında mı ibadet ediyor imiş!
Haber alınır alınmaz, Müdür her günlü zeytinli, reçelli, peynirli, hurmalı bir iftarlık, götürülmesini emretti idi. Meğer yemez imiş. Bütün Ramazan’ı ağzına tek bir lokma almaksızın geçirmek için Allah ile ahdetmiş imiş! Kadir gecesine doğru zavallı Yenibahçe Gureba Hastanesi'ne kaldırmaya mecburiyeti hasıl olmuş imiş! Biçare cennet hülya ederken, cennete uğramış, dediler idi.
Bu terzinin bir eşi de otuzbeş kırk sene önce, Ayasofya Camii'nde yüksek vaiz kürsüsü altına kapanmış idi. Dünya geceli gündüzlü burada secdeye varmış bir halde bulunuyordu. Fakat ikindi namazından sonra kürsünün altı ve civarı simit, çörek, hurma, pastırma, sucuk, peynir, ufak reçel kavanozları, ev yapısı güllaç, baklava, kâğıtta tel kadayıfı, söğüş, küçük testi ile su, bakır maşrapa gibi eşya ile dolardı.
Rivayet ettilerdi ki: Bu zat, Kadir gecesi kaybolmuş, bir daha gören olmamış.
Yine rivayet ettiler idi ki: O zat, Kadir gecesi Hızır Peygamber ile beraber, seyahate çıkmış, sırrolmuş.
En son rivayet rivayet üstüne dediler idi ki: O herif zaptiye tevkifhanesinde bulunuyormuş!”
Arif Akçalı alıntıladı




