‘‘Bir hatıra denizinde yaşıyorum. Hatıralar… Sanki yalnız onlar var. Balık için su neyse, benim için de onlar öyle. Odamdan pek dışarı çıkmıyorum. Büyük Doğu ile devamlı irtibat halinde oluyorum. Notlarla, yazılarla uğraşıyor, babamın mısraları, satırları ve geçmişin külleri arasında dolaşıp duruyorum.’’
Merhum Necip Fazıl’ın kendisine zindandan yazdığı mektupla muhayyilemizde Âsım ve Tâhâ kadar gizemli şiir kahramanı Mehmet Kısakürek, Mostar Dergisinin Mayıs sayısına verdiği röpörtajla Büyük Doğu talebelerine ilgiyle okuyacağı arşivlik bir sayı kazandırdı.
Mostar Dergisi, Mart 2013 sayısıyla birlikte gençlik dergisi olma yolunda gittiği konsept ve form değişikliğinden sonra kaliteli işlere imza atmaya devam ediyor. Derginin bu yenilenmeyle çıkarttığı ilk dosyası “Çok okumayın!’’ olmuştu. Mehmet Raşit Küçükkürtül’ün yayın yönetmenliğini sürdürdüğü Mayıs sayısında ise ‘’Sen okumuş adamsın, bilmezsin!’’ başlığıyla yüzeysel okur, nâm-ı diğer entelektüel obezlerle mücadele devam etmiş. İlahiyat câmiasının bidat olup olmadığı hususunda hâlâ ilk günki gibi taze bir heyecanla tartıştığı Mevlid-i Şerif ise, ‘edebiyatımızdaki yeri ve geçmişiyle’ bu ay Mostar’da diğer konular arasında.
Necip Fazıl Müzesi
Ancak bu sayı en ilgi çekici iş muhakkak Mehmet Kısakürek röpörtajı. Davut Bayraklı ve Mehmet Erikli’nin söyleştiği yazar, Üstad’ın aile hayatından mahkumiyetine, yayımlanmamış eserlerinden son hapis cezası aldıktan sonra ölerek azad olmasındaki ironi ve defin yeri vasiyetine kadar hususi bilgiler veriyor. Kendi tabiriyle ‘hatıra denizinde’ münzevi bir hayatı tercih eden Kısakürek, kuracakları Necip Fazıl Müzesi’ni ilk kez bu röportajda müjdeliyor.
‘Araştırma merkezi hüviyetinde ve kültür evi’ diye tavsif ettiği Necip Fazıl Müzesi ile ilgili bilgileri yakında medyadan alabileceğiz inşallah.
Tabi, ayrıntılar... Mostar Mayıs’ta.
Mehmet Emir yazdı





