Nemrut kimdir? Tarihte bu isimde yaşamış biri var mıdır?

"Gerçekten de Nemrut adı Kur'an-ı Kerim'de geçmediği gibi hadis-i şeriflerde de bulunmaz. Kitab-ı Mukaddes'te sözü edilen Nimrod'un ise anlatılagelen efsanelerde yer alan olayların kahramanı Nemrut'la -ad benzerliği dışında- herhangi bir ilişkisi yoktur. Ancak İbrahim kıssasıyla nasıl ilişkilendirildiğini ve gündeme getirildiğini; dahası tarihlerde yer aldığını ve tarihsel kişiliğinin aslında kim olabileceğinin bile tartışıldığını görmekteyiz." Zübeyir Yetik'in yazısı.

Nemrut kimdir? Tarihte bu isimde yaşamış biri var mıdır?

Kendisine çok çeşitli olaylar mâl edilen efsane kişisine, bu efsaneleri İslâm literatürüne aktaranlarca verilmiş ad.

Gerçekten de Nemrut adı Kur'an-ı Kerim'de geçmediği gibi hadis-i şeriflerde de bulunmaz. Kitab-ı Mukaddes'te sözü edilen Nimrod'un ise anlatılagelen efsanelerde yer alan olayların kahramanı Nemrut'la -ad benzerliği dışında- herhangi bir ilişkisi yoktur. Bununla birlikte, İslâm'a aktarılan İsrailiyyat içerisinde efsanelerin Nemrut adlı bir kimlik çevresinde halkalandırıldığını ve sonra da Kur'an-ı Kerim'deki Hz. İbrahim kıssası ile ilişkilendirilerek gündeme getirildiğini; dahası tarihlerde yer aldığını ve tarihsel kişiliğinin kim olabileceğinin bile tartışıldığını görmekteyiz.

Nemrut'la ilgili olarak anlatılan olaylar çeşitli milletlerin efsanelerinden derlendiği için, kimi bölümleri kendi içinde çelişir olduktan başka, oldukça da ayrıntılı birçok çeşitlilik gösterir. Bunları derli toplu bir biçimde özetlemek de bu bakımdan imkansızdır. Ancak zoraki bir derleyip toparlama sonucu şöyle bir öykü oluşturmak mümkündür:

Nemrut doğmadan önce babası Kenan bin Kuş, rüyasında doğacak bir çocuğun kendisini öldürüp tahtı alacağını görür ve tüm çocukları öldürtme buyruğu verir. Nemrut doğunca gizlice ırmağa bırakırlar. Bir dişi kaplan (namara) tarafından bulunarak büyütülür. İlk gençlik çağında kurduğu çeteyi geliştirir ve derken babası olduğunu bilmeksizin hükümdarı öldürüp, ülkeye el koyar. İdris Peygamber'in öğrencilerinden yıldız bilgisini, İblis'ten büyücülüğü öğrenir. Yıldızlardan İbrahim Peygamber'in doğacağını öğrenince onun ortaya çıkışını engellemek için doğacak tüm erkek çocukların öldürülmesini buyurur. Hz. İbrahim gizlice bir mağaraya saklanır. Orada büyür. Derken, yurduna döner ve babası Azer tarafından Nemrut’a takdim edilir. Bu sırada Hz. İbrahim putlara tapınmayınca eğitilsin diye bir tapınağa verilir. Buradayken herkesin törene gittiği bir gün putları kırar ve baltayı büyük putun eline tutuşturur. Soranlara "bu yaptı" der, ama inandıramaz ve ateşe atılmasına karar verilir. Nemrut, çok büyük bir ateş hazırlatır ve Hz. İbrahim'in atılmasıyla birlikte bu ateş gül bahçesine döner. Nemrut, Hz. İbrahim'e teslim olur, ama, adadığı 'tevbe kurbanları' Yüce Allah tarafından kabul edilmeyince Allah'a karşı savaş açar, gökyüzüne ok salar, sefer düzenler; Yüce Allah da onun üzerine sivrisinek ordusunu salar. Sivrisinekler Nemrut'un bütün adamlarının kanlarını içerek ölümlerine yol açar. Bir tanesi de Nemrut'u kovalar. Yalnız kalan Nemrut'un sığındığı sarayda onu bulur ve burnundan beyin zarına girer. Orada, dört yüz yıl boyunca vızlayarak Nemrut'a acı çektirir. Nemrut, bu acıya karşı sürekli başını tokmakla dövdürtürken, adamlarından birinin tokmaklama sırasında hızı ayarlayamaması üzerine de başı parçalanır, ölür. 'Ateş'e atılma sonrasında Babil'i terk eden Hz. İbrahim, Mısır'a gitmiştir. Anlatılanların Hz. İbrahim'le ilgili bölümleri Kur'an-ı Kerim haberlerinden aktarıldığı için, elbette doğrudur. Ancak, Kur'an-ı Kerim'in bu kıssasının Nemrut Efsaneleri'ne iliştirilmesi ya da bu kıssaların tefsiri sırasında Nemrut'a ilişkin efsanelerin aktarılması, elbette ki, efsanenin doğrulanması için yeterli sayılmaz.

Nemrut'un tarihsel kişiliğini belirleme üzerinde (ki burada araştırılan efsane kahramanı olan değil, Hz. İbrahim'i ateşe atan Nemrut'tur) çalışmalar yapanlarca ileri sürülen iki görüş vardır. Bunlardan birincisi, Nemrut'un Babil Hükümdarları'nın ünvanı olduğunu öne sürerken, ikinciler kişi adı olduğunu söyler ve oldukça doyurucu yorum ve kanıtlar getirirler. Bunlara göre, Babil Hükümdarı Hammurabi'nin Nemrut olma olasılığı oldukça büyüktür.

Ancak, İsrailoğulları'nın Mısır'da kalış süreleri ve Mısır'dan çıktıkları yıllara ilişkin bilgiler, Hazreti İbrahim'in MÖ 2000 yılında doğmuş olduğu savı ve Mısır'a göçenlerin Hazreti İbrahim'in torunları ve torunlarının oğulları olduğu gerçeğiyle birlikte irdelenecek olursa, Hammurabi'nin Hazreti İbrahim'le çağdaş olamayacağı belirlenebilir. Çünkü yapılacak hesaplamalardan biri Mısır'a gidişin 1780, diğeriyse 1630 olduğu sonucunu vermektedir. Hammurabi'nin MÖ 1792 ila 1686 yıllarında yaşadığı bilindiğine göre, birinci duruma göre İsrailoğulları Mısır'a Hammurabi 12 yaşındayken, ikinci duruma göre ise Hammurabi'nin ölümünden 56 yıl sonra gitmiş olmaktadırlar ki, her iki durum da Hazreti İbrahim'in torunu veya torununun oğlunun Mısır'a gitmesi gerçeğiyle çelişmekte; Hammurabi'nin ancak Hazreti Musa'nın çağdaşı olabileceği sonucuna vardırmaktadır. Son araştırmalarla varılan, "Hammurabi Kanunları adıyla bilinen yazıtlar"ın, Hazreti Musa şeriatından alındığı yolundaki görüş de Hammurabi ile Nemrut'u bağdaştırmayı imkânsız hâle getirmektedir. Öte yandan, Nemrut'a ilişkin efsanelerde anlatılan doğum öncesi olaylar, ırmağa bırakılma gibi aktarımlar, Akad Devletinin kurucusu Sargon için de nakledilir. Sargon, Sümerleri yıkıp, Akadlar'ı kurmuştur. Bu yanıyla, yine efsanelerdeki babasını öldürüp, devletini kurma anlatısına uyar. Sargon için kullanılan "yığınların ve dünyanın dört bölgesinin kralı" tanımı da Nemrut'un efsanelerdeki ilk kent kuran ve taç giyen hükümdar oluşuyla uyumludur. Sargon'un MÖ 2350'lerde yaşadığı ve Hazreti Musa'yla arasında 650 yıl bulunduğu düşünülecek olursa, yine Mısır olaylarına bakılarak yapılacak bir hesaplamayla, Nemrut ile Sargon'un aynı kimlik olması ihtimali daha da kuvvet kazanır.

Kur'an-ı Kerim'de Nemrut adı geçmemekle birlikte, Hazreti İbrahim'e karşı çıkan, onu ateşe atan toplumun (ve doğal olarak da yöneticisinin veya yönetici kesimin) yapısı ve eğilimi, tutumu konusunda oldukça bilgi vardır. Putlar için tapınaklar bulunmakta, adaklar adanmakta, bunlardan rızık ve şifa beklenmekte, çeşitli büyüklüklerde olan bu putlardan kimilerine yaratıcılık bile izafe edilmektedir. Bu haberler arasında putlara yönelik bir "bağışlanma" eğilimine karşın, "ahiret"i anımsatıcı bir duruma rastlanmamaktadır. Gökcisimleri de bu halk tarafından tanrılaştırılmıştır. Putlarda olduğu gibi, bunlar arasında da bir "hiyerarşi" vardır ve olabilir ki, putlar bu gökcisimlerinin simgesi sayılmaktadır. Hazreti İbrahim'in, putları tanrı saymanın sapıklık olduğunu söylemesi üzerine, halkın gökcisimlerini gündeme getirmesi bunun göstergesi sayılabilir. Tanrı sayılan bu varlıklar için tapınaklar ve sözlü bir edebiyat oluşturulduğu da kesindir. Asıl dikkat çekici nokta, "putlar" vesilesiyle oluşturulan toplumsal kurumlar, bu kurumları ayakta tutucu gelenekler ve eğitim, karşı koyanlara uygulanan baskılar, putların örgütlenme ve dostluklara araç yapılması ve giderek bu temel üzerine kurulan toplum pramidinde tepede bulunan kimsenin rablaşması veya rablaştırılması olayıdır. Tüm bunlara, "put" çevresinde oluşturulan bütün bu kurumlara ve örgütlenmeye dayanılarak insanlar üzerinde bir egemenlik kurulmuş ve bu yürütülmüştür. Ki o toplumun da yöneticisinin de Nemrutluk'u asıl bu çerçevede değerlendirilmelidir. Hazreti İbrahim'i ateşe attırma gerekçesi de budur.

Zübeyir Yetik

Sosyal Bilimler Ansiklopedisi 3

Yayın Tarihi: 28 Kasım 2022 Pazartesi 11:00
YORUM EKLE

banner19

banner36