Benim şahsiyetim ne olacak?

"Bir şahsiyet inşa etmek, kolay bir yolculuk olmadığı gibi onun sağlığı, muhafazası ve gelişimi için de gayret etmeli, emek vermeliyiz." Hafize İhtiyar yazdı.

Benim şahsiyetim ne olacak?

Bir doktor muayenesine gittiğinde Alzheimer başlangıcı teşhisi konulan Agâh Bey, durumu öğrenir öğrenmez şu soruyu sorar: “Benim şahsiyetim ne olacak?”[1]

Şahıs ve kişi kelimelerinden doğan şahsiyet ve kişilik kavramları en yalın hâliyle, bizi biz yapan kendimize has özellikler bütünü olarak tanımlanabilmektedir. Nev’i şahsına münhasır ifadesi de bunun bir başka tabiridir. Dünyadaki milyonlarca insanın varlığı kadar kişilikten söz etmek mümkündür. Kişiliklerimiz, çeşitli pek çok özelliği barındıran bir hazine gibidir ve elbette herkes için bu hazine, paha biçilemez bir değerdedir. Çünkü bize, kim olduğumuz hakkında ipuçları verir.

Kişilik, zamana, mekâna ve türlü durumlara karşı sürekliliğini koruyan tutarlı bir yapıdır. Mesela, falanca kişi şöyle biridir, diyerek yaptığımız sayısız çıkarımların kaynağı da kişiliktir. Peki, bu denli kıymetli bir parçamızın, nörodejeneratif hastalıklar veya çeşitli faktörlerce yitirilmesi riskinin yanında psikopatolojik bir potansiyel taşıma ihtimali de olabilir mi?

KİŞİLİK BOZUKLUKLARI

Psikolojide, normalliği ve anormalliği teşhis etmek için kaynak olarak kullanılan “Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı DSM-5”e göre bireyin kendisiyle ya da çevresiyle ilişkilerinde belirgin bir bozulma olması, günlük yaşamını sürdürmede ve sorumluluklarını yeri getirmede ciddi güçlükler yaşaması, esneklikte ve uyum sağlamada zorluk çekmesi gibi durumlar bütününe “Kişilik Bozukluğu” denmektedir.[2]

AMA HEPSİ BENDE VAR!

Elbette hepimizde kimi zaman benzer belirtilerin varlığı söz konusu olabilir. Ancak bu, bizim de bir bozukluğa sahip olduğumuz anlamına gelmez. Buradaki ayrımı vurgulamakta yarar vardır: Herhangi bir teşhis konulabilmesi için belirtilerin niteliği, şiddeti, sıklığı ve sayısı gibi kriterler çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerektiği unutulmamalıdır.

Kişilik bozukluğu yaşayan bireyler, oldukça katı ve uyumsuz özellikler göstermeleri bakımından ayrılırlar. Aynı zamanda kendi kimliği ve çevresiyle kurduğu ilişkilerde sıklıkla sıkıntı yaşarlar.[3] Bu sorunlar bilişsel, duygusal, dürtüsel ve işlevsel alanlarda çeşitli şekillerde açığa çıkabilir.

Ne tür kişilik bozuklukları vardır?[4]

Kişilik bozukluklarının 10 farklı türü bulunmaktadır ve bunlar sahip oldukları benzer özellikler bakımından üç gruba ayrılarak incelenir.

A kümesinde yer alan bozukluklar daha çok tuhaf, garip ve sıra dışı kabul edilirken B kümesi duygusal, dramatik ve değişken özellikler gösterir. C kümesi ise daha kaygılı, anksiyeteye yatkın ve korkulu olan gruptur.

A KÜMESİ KİŞİLİK BOZUKLUKLARI NELERDİR?

Bu grupta yer alan bozukluklardan biri olan Paranoid Kişilik Bozukluğu, yoğun güvensizlik ve kuşku belirtileri ile karakterizedir. Bu kişiler, abartılacak düzeyde sizin her hareketinizden şüphe duyabilme potansiyeline sahiptir. Daima karşılarındakinin sadakatini sorgularlar ve hâliyle bu durum, ilişkilerinde kayda değer sorunlara yol açar. Şizoid Kişilik Bozukluğu olan kişiler ise sosyal ilişkilerden uzak ve kabuğuna çekilmiş bir hayatı tercih ederler. Soğuk ve mesafeli yapılarıyla iletişim kurmaya istek duymazlar. Bu tiplerin evlenmeleri de nadiren görülür. A grubunun son bozukluğu olan Şizotipal Kişilik Bozukluğu yaşayan bireyler ise şizoide benzer şekilde içe dönük bir yapıya sahiptir. Ancak bunun yanında bilişsel ve algısal tuhaflık içeren belirtiler de gösterirler. Sihirli güçleri olduğuna inanabilir ya da garip konuşmalar yaparak sıra dışı davranışlar sergileyebilirler.

B KÜMESİ KİŞİLİK BOZUKLUKLARI NELERDİR?

B kümesinde yer alan dört bozukluk türünden biri olan Antisosyal Kişilik Bozukluğu (Psikopat), fazlasıyla dürtüsel, saldırgan ve sorumsuz davranışlarıyla ön plana çıkmaktadır. Hırsızlık, kuralları ihlal etme, menfaat için başkalarını aldatma gibi türlü şeyler yapabilirler ve bunlardan dolayı pişmanlık duymazlar. Hapishanedeki mahkûmlarının çoğunda bu bozukluğun varlığını gösteren çalışmalar mevcuttur. Fakat buna rağmen her suç işleyen birey için “Antisosyal/Psikopat” tanısını kullanmak doğru olmaz. Bir diğer tür olan Borderline Kişilik Bozukluğunda, kişilerarası ilişkiler, duygusal yaşantılar ve benlik algısı tutarsızlıklarla doludur ve ani değişimler gösterir. Bu kişiler anlık yükselişler, yoğun heyecanlar yaşarken, bir anda hızlı ve şiddetli duygu geçişleriyle derin üzüntüye kapılabilir. Yüksek düzeyde dengesizlikler yaşaması nedeniyle çok sevdiği bir şeyden nefret etmesi an meselesidir. Öte yandan Histriyonik bireyler, aşırı heyecanlı, ilgi çekme arayışında olan ve kışkırtıcı tavırlar sergileyen kişilerdir. Dikkat çekmek için genellikle fiziksel görünümlerini kullanabilir ya da teatral davranışlar sergileyebilirler. Kalıcı ve sürekli ilişkiler kurmakta ciddi güçlük çekerler. Çünkü odak noktası olmamak onları rahatsız eder ve hızlı duygusal değişimler yaşarlar.

Grubun son bozukluğu Narsistik Kişilik Bozukluğu ise, tipik olarak kendini fazlasıyla abartan, öven ve zihni muhteşemlik fantezileriyle dolu olan insanları açıklar. Empati yoksunluğu görülen bu kişiler yalnızca kendileriyle meşguldürler ve bu eşsizlik inancının tatmin edilmesini isterler. Bu bozukluğa adını veren, kendi yansımasına âşık olmuş bir Yunan mitolojisi karakteri Narcissus’tur.

Gelelim son grubumuza.

C KÜMESİ KİŞİLİK BOZUKLUKLARI NELERDİR?

Çekingen Kişilik Bozukluğu, eleştirilmekten ve reddedilmekten çok endişelenen ve bu nedenle insanlarla ilişkiye girmekten kaçınan kişileri tanımlamaktadır. Derinde yatan yetersizlik hissiyle birlikte sevilmeyeceği ve utanç yaşayacağı bir durumla karşılaşacağı korkusu, bu kişilerin girişkenliğini kısıtlayan başlıca etkenlerdir. Bağımlı Kişilik Bozukluğunda ise birey, bir başkasının onayı olmadan, bağımsız kararlar alma ve davranma noktasında problem yaşamaktadır. Kendilerine güven eksikliği yaşarken aynı zamanda bir başkasını referans alarak hareket etme ihtiyaçları nedeniyle hoş olmayacak şeyler bile yapabilirler. Kendi istekleri ikinci plandadır. Yalnız kalmaya dair korku duyarlar ve bir ilişki biterse hemen yenisinin arayışına girerler. Ve son olarak Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu, aşırı mükemmeliyetçi, kontrolcü ve ayrıntılarda boğulan bir tipi tarif eder. Değerlerine katı bağlılığı ve esnek olmayan tutumları nedeniyle zaman yönetiminde zorluk yaşarlar. Kendilerini işe adamaları, sosyal yaşamdan ve eğlenceden kopacak düzeyde olabilir. Hata yapmama isteğiyle odaklandıkları şeye aşırı hassasiyet gösterirlerken bir yandan sorumluluklarını vaktinde tamamlamakta güçlük çekerler. Şu anda plazalarda sıkça görülen ve “Olması gereken kişilik” olarak propagandası yapılan özellikler aslen kişilerarası ilişkileri tüketecek noktaya getiren klinik bir tanı olarak DSM-5’te yer alıyor.

PEKİ, TEDAVİ İÇİN NE YAPIYORUZ?

Kişilik bozukluğu yaşayan bireylerin tedavisinde psikodinamik, bilişsel davranışçı ve şema terapi gibi çeşitli psikoterapi tekniklerinin yanı sıra farmakolojik tedavi yöntemleri de kullanılabilmektedir. Örneğin çekingen kişilik bozukluğunun tedavisinde kullanılan bilişsel-davranışçı yöntemlerin, kayda değer gelişmelere yol açtığını söylemek mümkündür.[5] Özellikle diyalektik davranış terapisinin, kişilik bozukluklarında oldukça umut verici bir yöntem olduğu düşünülmektedir.[6]

BENİM ŞAHSİYETİM NE OLACAK?

Bahsetmiş olduğum bu rahatsızlıklar tek bir nedene bağlı olarak gelişmemektedir ve temelinde; özellikle çocukluk çağı travmaları, çevresel, genetik ve psikolojik etkenler gibi çeşitli faktörler bir arada rol oynamaktadır. Ele alınan konunun kompleksliği bir yana, kökeninde yatan sebeplerin de çok yönlülüğü düşünülerek, kendimizle ya da başkalarıyla ilgili olası bir yargıya varmadan önce, uzman görüşüne başvurulması gerektiği göz ardı edilmemelidir. Bir şahsiyet inşa etmek, kolay bir yolculuk olmadığı gibi onun sağlığı, muhafazası ve gelişimi için de gayret etmeli, emek vermeliyiz. Nasıl ki bedensel sağlığımızı korumak için fiziksel egzersizlere ya da beslenme alışkanlıklarımıza dikkat ediyorsak; ruhumuzun, fizikötesi yanımızın da sıhhatini göz etmeyi ihmal etmeyelim.

Kalın şahsiyetle!

Hafize İhtiyar

Hüma Dergisi, Sayı:6

Kaynakça:


[1] Şahsiyet (Dizi)

[2] American Psikiyatri Birliği (2014), Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı (DSM-5), (5. baskı) (Çev. Köroğlu, E.), Hekimler Yayın Birliği, Ankara

[3] Kring, A. M. ve Johnson, S. L. (2015), Anormal Psikolojisi (12. baskı) (Muzaffer Şahin, Çev.), Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık

[4] Butcher, J.N., Mineka, S. ve Hooley, J.M. (2013),  Anormal Psikoloji (Çev. Okhan Gündüz), İstanbul: Kaknüs Yayınları

[5] Crits-Christoph, P. & Barber, J. (2002). Psychosocial treatments for personality disorders. New York: Oxford University Press.

[6] Linehan, M. M., Heard, H. L., & Armstrong, H. E. (1993). Naturalistic follow-up of a behavioral treatment for chronically parasuicidal borderline patients. Arch. Gen. Psychiat., 50, 971-74.

Yayın Tarihi: 30 Nisan 2022 Cumartesi 09:00
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26