banner17

'Arzı Tebrikat Eylerim Efendim' Demenin Dayanılmaz Güzelliği

Yurtiçi ve yurtdışı seyahatlerinizde mutlaka bir posta ofisine gidin, şehri yansıtan bir kartpostal alın, arkasına günün tarihini yazın ve üzerine bir pul iliştirin. Kartpostalınıza bir anlam da yüklemek istiyorsanız birkaç da not ilave edin ve sevdiğiniz birine veya kendinize, postalayın. Ercan Babacan yazdı.

'Arzı Tebrikat Eylerim Efendim' Demenin Dayanılmaz Güzelliği

Miladi takvimin her yeni yılının başında mali müşavirimiz, çalıştığım firmaya kartvizitini de iliştirdiği tebrik kartı gönderirdi. Amatör bir kartpostal koleksiyoneri olmama rağmen bu yıl da gelen tebrik kartı; iş hayatımızın yoğunluğunda kaybolup gidecekti neredeyse. Bu bir tebrik kartıydı ve yeni mali yılımızı kutluyordu. Başka hiç kimse bu zarif düşünce ürünü anlamlı tebriki elle tutulur bir materyalle yapmamıştı son zamanlarda. Tebrik kartı uzun zaman masamda durdu ve bir ara gözüme ilişmesiyle kartpostalları ve tebrik kartlarını düşünmeye sevk etti beni.

Eskiden postane önlerinde kurulan tezgâhlarda gördüğümüz kartpostalları artık göremesek de bir zamanlar yılbaşlarında, dini ve milli bayramlarda, illerimizin kurtuluş günlerinde, belirli gün ve gecelerin öncesinde birkaç tane alarak sevdiğimiz kişilere gönderirdik. Umumiyetle postahane önleri, kalabalık meydanlarda, turistik eşya satan dükkânlarda veya kırtasiyelerde karşılaştığımız kartpostal ve tebrik kartları; sosyal ve kültürel hayatımızda önemli bir yere sahipti.

Kartpostallar bizi nerelere götürürdü?

Kartpostalların ülkemizde kullanıma başlandığı yıllarda belirli temalar işlense de sonraki yıllar hızla çoğalan temalarla zengin bir kartpostal çeşitliliği herkesin ilgisini çekmeye başladı. Kadınlar tercihen bebek, örgü desenleri, çiçek buketleri, giyim kuşam vb., erkekler ise daha çok manzara, aktör veya aktrisleri, tarihi eser / kahramanlar, spor ve sporcular, dini konular temalı kartpostal gönderir veya koleksiyonunu yaparlardı.

Yurtdışına çıkan her ziyaretçi hatıra babında ya kendisine bir tane kartpostal edinir veya yakınlarına durumunu izah eder bir kartpostal gönderirdi. Mutlaka şehrin sembolleriyle tasarlanmış kartlar seçilir, kartın arka yüzünde birkaç kısa notla da olsa şehirdeki durum izah edilirdi. Bazen de neşenin, hüznün veya karmaşık ruh halinin simgeleştirildiği resimlerden oluşan kartpostallar; arka yüzüne hiçbir cümle yazılmadan muhatabının kıvrak zekasına sunulurdu. Askerlik, memurluk, öğrencilik veya gurbet hayatımız boyunca gönderip aldığımız kartpostalları incelediğimizde nasıl bir sosyo kültürel süreç yaşadığımızı ve kartpostallarla hangi ufuklara, düşüncelere, hissiyata ufuk açtığımızı daha iyi anlayabiliriz.

Kartpostalların ön yüzlerindeki görsel; aslında arkasına iliştirilmiş notların da bir nevi özeti gibiydi. Sanki ön ve arka yüzlerde betimlenmemiş bir ilişki söz konusu idi. Misal bebek temalı bir kartpostal uzaklardaki ailesine doğacak bir bebeğin müjdesini, çiçek buketi temalı kartpostal ya bir kutlamayı ya da geçmiş olsun dileğini sembolize ederdi. Kınalı bir koç resmi Kurban bayramını, mahyalı bir cami Ramazan bayramının tebrikini resmeder gibiydi.

Kartpostalların posta maliyetlerinin mektuplara nazaran daha düşük olması, onlara rağbeti arttırıyordu. Dolayısıyla düşük bir maliyetle görsel destekli mesajlar muhatabına kolayca ulaşabiliyordu. Bundan istifadeyle düşüncelerini kartpostallarla birbirlerine aktaranlar sıklıkla bu yola başvuruyorlardı. Öyle ki bir kartpostalın arkasında bazen uzun yazılardan dolayı nerede ise hiçbir boşluk kalmıyordu.

Ciddi birer belge niteliğinde idiler

Bulunduğumuz topraklarda kartpostalın geçmişi 1895’li yıllarda Avusturya-Macaristan uyruklu İstanbul’da yaşayan Max Fruchterman’a dayanır. Dünyada 1893’te yaygınlaşmaya başlayan kartpostal gönderip alma uygulaması; Max Fruchterman tarafından İstanbul Yüksekkaldırım’daki çerçeveci dükkânında bastırılan Osmanlı Breslau serisiyle Türkiye’de de görülmeye başlar. Bugün koleksiyon değeri oldukça yüksek olan ve türünün ilk örneklerinden olan bu kartpostallarla özellikle Osmanlı ve şehirleri hakkında özellikle dış dünya; görsel anlamda hayranlıkla haberdar olmuştur.

Bir ülkenin tarihi ve turistik özelliklerini pratik ve ucuz yöntemlerle tanıtmanın en kolay yollarından biri de kartpostallardır. Ön yüzünde resmedilen konunun dışında arka yüzüne iliştirilmiş kısa notlar da gönderen ve alanın dönemine ait ciddi bilgi ve ipuçları vermesi bakımından önemlidir. Özellikle tarihçiler ve araştırmacılar bir dönemin, kişi veya kurumun izlerini sürerken mutlaka döneme veya şahsa ait mektup ve kartpostalları incelerler. Bu sebeple kartpostallar değerlendirilen ve arşivlenen ciddi birer belge niteliğindedir. Kartpostallarla Tevfik Fikret kitabı ve Propaganda Kartpostallarıyla Abdülhamid Dönemi, Eski Kartpostallarla İstanbul, Ankara veya İzmir adlı eserler sadece birkaç örnek olarak karşımızda durmaktadır

Kartpostallar doğuşundan beri propaganda aracı olarak da kullanılmıştır. Sıcak ve soğuk savaş dönemlerinde propaganda kartpostalları; müttefik veya düşman ülkeler arasında dolaşan karşılıklı güç ve güven vurgulaması açısından dikkate değerdir. Özellikle Osmanlının son dönemlerinde yabancıların Abdülhamid Han temalı propaganda kartlarını incelediğimizde Abdülhamid Han ve Osmanlı Devleti imajını yerle bir etmeye çalışır bir amaç güttüklerini rahatlıkla okuyabiliriz. Günümüz mizah dergilerinde aynı işlevi gördükçe, geçmişin propaganda kartlarında da oynanan oyunları görmenin mukayeseli anlam kabiliyetimizi arttırdığı da ayrı bir gerçektir.

Sadece kartpostalın kendisi de değil, taşıdığı her şeyin bir değeri vardır

“Bir kartpostalın koleksiyon değeri ne kadar olabilir ki?” diye düşünebilirsiniz. Ancak bir kartpostalın sadece bir resim ve birkaç mesajdan oluşmadığını fark ettiğiniz anda filatelistlere ve koleksiyonerlere hak verebilirsiniz. Üstelik sadece kartpostalın kendisi de değil, taşıdığı her şeyin bir değeri vardır. Yurtiçi ve yurtdışı dolaşım maliyetinin karşılanması için alınacak bedelin bir nevi makbuzu diyebileceğimiz pulları da barındır kartpostallar. Ve bu pullar da ciddi birer kültürel, politik, askeri ve siyasi tanıtım argümanlarındandır. Belirli aralıklarla bir kez basılan bu pullara, başka nasıl ulaşabilirsiniz ki? Ya da onlarca devletin posta teşkilatını oluşturan Osmanlı dönemine ait şimdi kapanan veya el değiştiren postane damgaları gibi ender bulunan damgalı kartpostalların, sizce koleksiyon değeri olmaz mı?

Dönemin hali, kültürel varlıklara dair farkındalık, doğal güzelliklerin teşhiri, sanatsal eserlerin, tarihi ve siyasi kişiliklerin tanıtımı, sosyal ve kültürel dokunun ipuçları, özel gün ve gecelerin, bayramların anekdotlarıyla paylaşılarak insanların zihinlerinde yer edinilmesi düşünülen her konu; kartpostallarla da sağlanabilmektedir. Onun için kartpostallar hayatın içinde, kültür mozaiğinin birer parçası olarak hep var olmuştur ve var olmaya devam edecektir.

Bir kartpostal da sen at

Seyahat ettiğimiz ülkelerden alınan veya gönderilen kartpostallar, tarihe düşülen birer nottur. Yurtiçi ve yurtdışı seyahatlerinizde mutlaka bir posta ofisine gidin, şehri yansıtan bir kartpostal alın, arkasına günün tarihini yazın ve üzerine bir pul iliştirin. Kartpostalınıza bir anlam da yüklemek istiyorsanız birkaç da not ilave edin ve sevdiğiniz birine veya kendinize, postalayın. Bunu yapın; unutmayın ki bir gün tekrar aynı yerde olamayabilecek, aynı kartpostalı veya pulu bulamayabilecek, belki de o postahane kapanabilecek ve tarihe not düşemeyeceksiniz. İyisi mi fırsat varken bir kartpostal atın ve tarihe not düşün…

 

Ercan Babacan

Güncelleme Tarihi: 24 Ocak 2017, 17:14
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Fatih
Fatih - 2 yıl Önce

Tebrik kartı yerine geçermi bilmem ama tebrikler..dostum.

banner8

banner19

banner20