banner17

Boykot dönemi nazil olan sûrelerin tespiti

Kur’an’ın indiriliş/nüzul anının ilk şahidi olan muhataplara tam olarak ne söylemiş olabileceğinin tespiti adına yeni bir usûl ortaya koymanın çabası olarak görülebilir Abdulvahid Sipahioğlu'nun 'Vahiy ve Muhasara' kitabı. Fatih Pala yazdı.

Boykot dönemi nazil olan sûrelerin tespiti

Abdulvahid Sipahioğlu, Kayserili, kendini ilme veren, kendini ilimde bulan ve şimdi Erzurum’da akademik hayata adım atmış bulunan bir genç kardeşimiz. Lisans öğrenimini işletme üzerine, yüksek lisansını tefsir, doktora tercihini de İslam tarihi yönünde yapan bu kardeşimiz; Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde hem doktora öğrencisi hem de araştırma görevlisi olarak hayatına kaldığı yerden devam ediyor. (Kendisiyle olan samimiyetimizden ötürü, ona, haberimiz boyunca ismiyle hitap etmeyi uygun görüyorum.) “Vahiy ve Muhasara” ismiyle kitaplaştırdığı yüksek lisans tezini, Mayıs 2015 tarihinde Pınar Yayınları arasında bizlere ulaştırdı sağ olsun.

Abdulvahid’i babası Celalettin Hoca vesilesiyle bilir, tanır ve severim. Babasının yolunu takip eden ve diyebilirim ki, babasının hayalini gerçekleştirmenin çabası yönünde yol tutmuş bir oğuldur o, kardeşleri arasında. “Boykot dönemi nazil olan sûrelerin tespiti”ni ele alan bu çalışması, alanında tek olma özelliğini taşıyor düşüncesindeyim. Abdulvahid’in üç yıllık boykot dönemini esas alan bu araştırması, o dönemin zihniyet durumu hakkında veriler sunmasının yanında, kültürel, siyasi ve toplumsal noktadaki ahvalden de haberler vermiş oluyor. Çalışmaya takriz yazısı kaleme alan danışman hocası Halis Albayrak’ın dediği gibi, araştırma dâhilinde vardığı sonuçlarla, Kerim Kur’an’ı öz tarihinde okuyabilmenin zorunluluk olduğuna işaret ediyor ve böylece Kur’an araştırmalarına sağlam bir yöntem önermiş oluyor sevgili Abdulvahid. Bu önerdiği yöntem, söz ile bağlamın, metin ile tarihin aynı gerçeklik alanının iç içe geçmiş bileşenleri olarak göze çarpıyor. Tabi bu, tarihî ve sosyolojik bir gerçeklik olup, ilmî bir okuyuşun getirisi.

Üç bölüme ayırarak şekillendirdiği çalışmasının birinci bölümünde boykot hadisesinin tarihi arka planına, ikinci bölümde Mekkî sûrelerin kronolojisine ve boykot yıllarına, üçüncü bölümde ise bu dönemde inen sûrelerin değerlendirilmesine yer veriyor Abdulvahid. Önsöz ve özellikle giriş bölümünde kitabının büyükçe bir resmini çiziyor. Giriş bölümü dikkatlice okunduğunda, kitapla ilgili genel malumat alınmış oluyor. Onun için yaklaşık yirmi sahifeye tekabül eden giriş bölümü, yazar kardeşimizin derdinin, meselesinin ne olduğunu bilme, anlama ve kavrama noktasında önem arz ediyor.

Kur’an’ın önemli bir kısmının indiği zemin

Çalışmayı okudukça, kendimizi hakikî bir ilmî atmosferde buluyoruz. Bunu, ciddi bir okumanın, geniş bir araştırmanın ve akademik bir çerçevede durmanın doğurduğunu düşündüğümüzü ifade edersek, kardeşimizin hakkını yememiş oluruz sanırım. Kitabını/çalışmasını yaklaşık bir buçuk senede tamamladığını aktaran Abdulvahid, Kur’an’ın olgularla kurduğu canlı iletişimde, özü itibariyle ulûhiyet, rubûbiyet, nübüvvet, ahiret, tevhid başlıklarıyla özetlenebilecek temel mesajını aktarırken, muhataplarının durumunu gözettiğini, bu mesajın, sunulan insanlarda karşılığı olan bir üslup ve muhteva ile nazil olduğunu belirtiyor. Özellikle de ilk indirilen ayet ve sûrelerde işlenen konular ile zaman içerisinde anlatımı yoğunlaşan konulara bakıldığında, söz konusu edilen bu durumun kolaylıkla görülebileceğine vurgu yapıyor. Sonra da Fazlur Rahman’ın konuyla ilgili şu yorumuna yer veriyor: “Kur’an’ın ilk inen sûreleri açıkça göstermektedir ki, o toplumun vahim meseleleri; şirk, fakirlerin sömürülmesi, ticarî ahlaksızlık ve topluma karşı genel bir sorumsuzluktur. (Kur’an’ın bütün bunları birbirine bağlı sorunlar olarak gördüğüne dair yeterince delil olduğu kanaatindeyiz.)”

Vahiy ve Muhasara”nın hedefinin, özel olarak boykot döneminin incelenmesi, bu yıllarda nazil olan ayetlerin hangilerinin olduğu tespit edilerek Kur’an-ı Kerim ve tarihî zemin arasında süren ilişkinin boyutunun açıklanması olduğunu görüyoruz sayfalar arasında. Abdulvahid’e göre, araştırmasının konusu olan boykot yıllarının içinde bulunduğu Mekke dönemi, tarih kaynaklarında tasnif edilmemiş ve sınırlı bir anlatımla okunmasına rağmen, Kur’an’ın önemli bir kısmının indiği zemin olarak karşımıza çıkıyor. Ortaya çıkar çıkmaz düşmanlarının belirdiği, elçisi Muhammed Mustafa aleyhisselam’ın ve inananlarının bin bir güçlük altında kalarak mesajını yayma gayretinde bulundukları aziz ve kerim Kur’an’ın Mekke dönemi, titizlikle tetkik edilmeyi hak ediyor. İşte bu hakkı icra ve ifa etmenin sorumluluğuyla araştırmalara koyulmuş, kalemine sarılmış Abdulvahid kardeşimiz. Kitap boyunca, daha çok tarihî verilerde yoğun bir kaynak kullanımıyla karşılaşmamız, ne kadar da teferruatlı ve yoğunluklu bir çalışmanın sonucunda meyvesini vermiş bir eserle muhatap olduğumuzu hissettiriyor içten içe.

Mekkî surelerin kronolojisinde Ebu’l âlâ el-Mevdudî’nin Tefhimu’l-Kur’an ve Muhammed Abid el-Cabirî’nin Fehmu’l-Kur’an isimli tefsir kitaplarından bol miktarda faydalanılıyor. Hatta bu iki kaynağın, araştırmasını ilgilendiren alanla ilgili yöntem karşılaştırmasını bile yapıyor Abdulvahid. Mesela burada, Mekke’de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve müşrikler arasında yaşanan mücadeleyi takip eden Mevdudî’nin; hayatını hasrettiği İslamî mücadelenin ona verdiği aksiyon adamı kimliği ile Kur’an metnine farklı sorular sorduğunu söylüyor. Cabirî için ise onun, hem felsefeci hem de Müslüman aklın oluşum ve gelişim sürecine kafa yormuş bir düşünür kimliğini tefsirine yansıttığını, özellikle Kur’an muhaliflerinin hareket tarzlarının hangi psikoloji içerisinde oluşturduklarını görmeye çalıştığını ifade ediyor.

Boykot döneminde nazil olan sûreler

Araştırmacı ve yazar kardeşimiz Abdulvahid, boykot dönemine ait olan sûreleri, kaynaklardan yola çıkarak Mü’min, Fussilet, Şûra, Dûhan ve Casiye olarak belirlemiş. Bu sûreler, içlerinde Zümer ve Ahkâf’ın da bulunduğu yedi Hâ-Mîm sûreleri şeklinde nam almışlardır. Söz konusu bu sûrelerin hepsinde, konu ve üslup bütünlüğü olduğunu vurguluyor Abdulvahid. Her birini ayrı başlıklar altında bir değerlendirmeye tâbi tutuyor, sûrelerin ayetlerinin sürece ilişkin hitaplarını ve muhatapların fikrî, amelî yapılarını gün yüzüne çıkarmaya çalışıyor.

Kerim kitabımız Kur’an’ı kendi tarihi üzerinden okumak veya başka bir deyişle indiriliş/nüzul anının ilk şahidi olan muhataplara tam olarak ne söylemiş olabileceğinin tespiti adına yeni bir usûl ortaya koymanın çabası olarak görebiliriz “Vahiy ve Muhasara & Boykot Dönemi Nazil Olan Sûrelerin Tespiti” isimli eseri. Zaten bunu, eser sahibi Abdulvahid Sipahioğlu kardeşimiz açıkça dile getiriyor sözleri arasında. Aynı zamanda, usulünün eleştirilmeye açık ve muhtaç olduğunu da belirtmeyi bir görev biliyor. Onun hedefi, tarihi, alışılagelen siyer anlatımın ötesine taşımak ve muhatapların hangi tarafta olurlarsa olsunlar, zihinlerini, anlam dünyalarını neyin inşa ettiğini, neyin kuşattığını tanımak olmuştur. Abdulvahid’in bu anlama ve tanıma iştiyakı, bizim de anlamamıza ve tanımamıza kapı aralamış oluyor. Onun cümlelerinden anlıyoruz ki; boykot, her ne kadar bazı kaynaklarda Müslümanlara yönelik olarak yapılmış gibi aktarılsa da kaynakların genelinde, meselenin, tamamen Kureyş’in kendi içlerinde olduğu ve Müslüman ya da kâfir olması fark etmeksizin Benî Haşim ve Benî Muttalib kabile mensuplarının toplumdan uzaklaştırılmaları anlamına gelmekte. Çünkü bu iki kabile, “Kureyş’in atalarına ve ilahlarına söven” Muhammed aleyhisselam’ı korumaları altına almışlardı. Bu cezayı bile isteye hak etmişlerdi (!) kendileri.

İlmin ve araştırmacılığın edebine/âdâbına yaraşır şekilde sunduğu bu çalışmasından ötürü Abdulvahid’i tebrik ediyoruz. Duygularımızı fazlasıyla yansıtan danışman hocası Halis Albayrak’ın şu sözleri, son düşünceyi söyleyici ve son noktayı getirici olsun: “Bilim ve düşüncede vazgeçilmez değerde olan doyumsuz bir zihin yapısına sahip olduğunu gözlemlediğim sevgili öğrencim Abdulvahid’in, bilim ve düşünce alanında daha nice değerli çalışmalar üreteceğine inancımın çok güçlü olduğunu ifade etmeliyim. Bir Hoca duygusallığıyla Allah’ın, onun zihnini müzdâd kılması duasıyla…”

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 28 Ocak 2019, 16:36
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20