Bir çağın sonundayız farkında mısınız?

John Lukacs, “Modern Çağın Sonu” kitabında bizleri düşünmenin kendisi hakkında düşünmeye davet ederek bunun felsefeden de psikanalizden de farklı olduğuna dikkat çekiyor.

Bir çağın sonundayız farkında mısınız?

Yazara göre “modern” kelimesi yaklaşık dört yüz yıl önce 1580 yılında ortaya çıkmıştır. Kelimenin ilk ortaya çıkışı Latince modernus olup, “günümüze ait”, “hâlen” anlamını ifade etmektedir. Shakespeare eserlerinde “modern” kelimesini, “şimdi yaygın olan” anlamında kullanmış. John Lukacs’ın Ketebe Yayınlarından çıkan Modern Çağın Sonu kitabı modern çağın nasıl ortaya çıktığı ve sürecin gelişimi hakkında tarihsel bir değerlendirme yapıyor.

Klasik anlamıyla modernizm, 19. yüzyılda kültür, sanat ve bilimde gerçekleşen değişimleri ifade etmektedir. Yazara göre modernizmin temel olgularından önce kelimenin kökenini incelemekte yarar vardır. Kitap modernizmin oluşumunda önemli etkenlerden birinin Rönesans dönemi olduğunu belirtir. Modern, antik toplum ve devlet ayrımı yaparak kelimeyi genelleştirmişlerdir.

“Kelimenin ilk anlamları Yunanlılara kadar uzanırken, son ikisi Modern Çağın üretimidir. Yunanlılara göre ‘barbarlar’ Yunan olmayan halklardı. Yani onların medeniyetleri dışında ve ötesinde bir mekânsal yerleşimi ifade ediyordu. Oysa bizim ‘barbar’ veya ‘barbarlık’ kelimelerini kullanma biçimimiz, büyük çoğunlukla aramızdaki insanlara, davranışlara ve eylemlere ‘medeni olmayanlara’ yöneliktir. Bu şekilde anlamlandırma yalnızca tecrübelerin değil, aynı zamanda Modern Çağın başında doğan tarih bilincinin sonucudur. Bunun ilk örneği ‘ilkel’in anlamıdır. İngilizcede ilk kez 1540 yılı civarında kullanılan bu kelime, ilk başta bizden ‘geride’ olan hakları ifade ediyordu.”

Hegel’e göre modernizm nedir?

Modernizm kelimesi Hegel’in tanımlamasıyla yaşanılan an, şimdiki zaman anlamlarına karşılık gelir. Kitaba göre modernizmin tarihi yeni değildir; 5. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Dünyada demokrasinin gelişerek yayılması, birçok yönden bütün modern çağ boyunca insanlık tarihine damgasını vurmuştur.

“Bilim, münhasıran değilse bile büyük oranda Tabiat Bilimi yani kendimiz dışındaki organizmazlar ve eşya hakkındaki bilgimiz anlamına gelmeye başladı. Yine üç ve dört asır önce ilk başta Avrupa’dan başlayan bir başka evrim gerçekleşti.”

Modern bilimsel düşünce yaklaşık üç veya dört asır önce kâinat görüşüyle birlikte ortaya çıktı. Bundan tabiatın metodolojik olarak araştırılması kast edildi ve zamanla bir kez uygulandığı dünyayı ve hayatlarımızı hayal edilemez şekilde değiştiren bir manipülasyona dönüştü.

Yazarın okurlarına notu: “Bir çağın sonundayız. Peki, kaç kişi bunun farkında? Birçoğu bu sona erişin başladığını ruhunda hissediyor ama bu his henüz bilincin yüzeyine çıkmış değil. Devasa ancak yıpranmış kurumlar dâhil birçok engeller bulunsa da bu son gerçekleşecektir. Bu satırlar yazılırken, ABD’de daha önce hiç görülmemiş şeyler oluyor. ABD halkı arasında büyük bir bölünme yavaş yavaş ve safha safha şekillenmeye başladı. Bu kitabın konusu basittir. Bilinçli düşünme ile ilgilidir. Tarihin, düşünmenin kendisi hakkında düşünmeye başlamamız gereken bir aşamasındayız. Bu, felsefeden farklı olduğu gibi psikanalizden de farklıdır.”

“İnsanoğlunun maddi imkânları ve entelektüel güçlerinin artışının daima ilerleme anlamına geldiği yönünde bir inanış var. İlk başta fark edilmese de bunun da sınırları var. İyimserlik dâhil, ilerlemeye bağlılık artıp sınırları zorlandıkça, tehlikeleri de büyüyor. Bunu bir benzetme ile açıklamak mümkündür. İnsanoğlunun maddi güçlerinin görünüşte sınırsız bir şekilde artması devasa gemisinin güçlü demir ve çelikten inşa edilmiş olması nedeniyle pusulası kuzeyi değil, geminin kendisini gösteren bir kaptanın durumuna benzemektedir. Böyle bir gemi menziline ulaşamaz; kendi etrafına döner durur sonunda rüzgâr ve dalgaların esiri olur…”

Ezgi Aşık

Güncelleme Tarihi: 28 Ocak 2019, 11:20
YORUM EKLE

banner19