"Korku" kitap özeti

Stefan Zweig’ın psikolojik tahlillerinin en çok açığa çıktığı eserlerinden biri “Korku”dur. Tamamına Hap Kitap uygulamasından ulaşabileceğiniz kitabın özet ve ses kayıtlarına dair bilgilendirme içeriğini istifadelerinize sunuyoruz.

"Korku" kitap özeti

Stefan Zweig, mühim bir psikolog olmasının yanı sıra günümüzün çok okunan eserlerinin de yazarıdır. Kısa hikâyelerinde, kullanmaktan çekinmediği psikoloji biliminin ipuçlarını bulmak mümkündür. Eserlerinde kullandığı akıcı dil ve oluşturduğu kurgunun sürükleyiciliği sayesinde okuyucuyu kendine çekmeyi başarmıştır. Zweig’ın eserlerinin türleri; şiir, biyografi, deneme, oyun ve öyküden oluşmaktadır. Pek çok farklı türde yetkin eserler vermiştir; Fyodor Dostoyevski, Lev Tolstoy, Heinrich von Kleist, Friedrich Hölderlin, Honoré de Balzac ve Charles Dickens gibi yetkin edebiyatçıları incelemiştir. Eserlerinde görülen derin karakter analizlerinin sebebi, Sigmund Freud’un psikoloji öğretisinin Zweig’ı etkilemesi olarak görülebilir.         

Avusturyalı bir yazar olan Zweig, Viyana’da dünya tarihinin çalkantılı bir döneminde, 1881 yılında doğmuştur. Öğrenimini farklı şehir ve ülkelerde tamamlamıştır. Avusturya, Fransa ve Almanya bu ülkelerin başında gelmektedir. Baskıcı Hitler rejimi nedeniyle ülkesinden kaçarak önce İngiltere’de ardından Amerika’da hayatına devam etmeye çalışır. Ancak yaşamı boyunca savaşların sonlanmaması ve zorunlu seyahatleri ile huzurlu bir çalışma hayatına erişememiştir. Bu durumun tek olumlu yanı hikâyelerinde kullanmaktan çekinmediği zengin deneyimleridir. 1942 yılında, Brezilya’da, karısı ile birlikte intihar ederek yaşamlarına son verirler.

Stefan Zweig’ın psikolojik tahlillerinin en açığa çıktığı eserlerinden biri “Korku”dur. Bu yapıtında evlilik hayatından bunalarak yeni maceralar arayan bir kadına ve ilişkilerine şahit olmaktayız.  Genç bir âşığı olduğunun duyulması ihtimalinde karşılaşacağı korkunç durum, bu genç kadının yaşamına yüklenen duygusal ağırlık ve korku onu tahmin edilemez noktalara sürüklemektedir.

Korunaklı burjuva yaşamından sıkılan Bayan Irene, hayatının baharında iki küçük çocuğa ve saygın bir eşe sahipken atıldığı gönül macerasından zedelenmeden çıkmaya çalışan bir kadındır. Kocası, âşığı ve şantajcısının ayrı uçları temsil ettiği hikâyede karar vermek durumunda olan Bayan Irene, sinir ve korku nöbetleri ile zor günler geçirmektedir.

Bayan Irene’in başına gelenler, sahip olduğu güzelliklerin farkında olmamasının bir sonucu niteliğindedir. Yeni maceralara atılacak kadar genç oluşu, ona başlarda güç verse de endişe ve korku ona hâkim olduğunda cesareti yerini, geçmek bilmeyen gerginliklere bırakmıştır.

Stefan Zweig, duyguların yoğun olarak aktarıldığı bu eserinde kurgusuyla bizi olayların içine çekiyor. Eser sonunda okuyucuyu şaşırtmayı her seferinde başaran yazar, yine bu üslubunu koruyor. Zweig, eserlerinde ana karakterin duygularına bizi inandırmayı kolaylıkla başarır. Özellikle detaylı kişilik tahlillerinin ardında, başarılı bir psikolog olan Zweig’ın Freud’un psikoloji alanına getirdiği fikirlere olan inancı yatmaktadır.

Kitap özetinden bölümler:

İlk Karşılaşma

Bayan Irene, genç âşığının evine yaptığı tehlikeli ziyaretlerden birini gerçekleştirmiş ve yine o tarif edilmez korkunun pençesine düşmüştü. Sevgilisi ile buluşacağı için yaşadığı korku, ona sarıldığı an dağılsa da ayrılık vakti geldiğinde bu kez suçluluk ile birleşerek yüreğinde tekrar beliriyordu. Randevularının son dakikaları telafi edilemez bir telaş ve endişe ile geçiyordu. Âşığının avutucu sözleri, onu teskin etmiyor, bu sözlere kulak dahi kabartmıyor sadece oradan uzaklaşmak istiyordu. Bu ayrılış anlarında, sahip olduğu durgun ve güvenli burjuva hayatını özlüyordu.

Bayan Irene, tüm gücünü toplayarak apartman dairesinin kapısını kapattı ve merdiven sahanlığında derin bir nefes aldı. Hızlanarak merdivenleri indi, tanıdık birini görme ihtimaline karşı başı öne eğikti, neticede eşi bu şehrin saygın avukatlarından biriydi. Aralık bulunan apartman kapısına ulaştığında içeri girmek isteyen bir kadınla çarpıştı, hızla özür diledi ve uzaklaşmak için bir hamle yaptı. Ancak iriyarı kadın, geçmesine müsaade etmedi. Irene’ye hırs ve aşağılama ile bakarak, “Sonunda yakalandınız! Bir koca, onca zenginlik ve sahip olduğunuz burjuva hayatı yetmiyor değil mi? Zavallı bir kızın erkeğine göz koyuyorsunuz.” dedi. Bayan Irene, kadına yanlış anladığını izah etmeye kalkışsa da yalnızca kekeleyebildi. Şaşkınlık ile kapıya doğru ikinci bir hamle yapmasına rağmen başarılı olamadı. Kadın konuşmasına hışımla devam etti, “Hayır, hayır biliyorum, sevgilim Eduard’ın dairesinden çıkıyorsunuz. Onun bana neden soğuk davrandığını anladım… Sizi tanıyorum…” Bayan Irene, ne yapacağını bilemez hâlde kadına bağırmamasını söylemeye çalıştı ancak bu kekeleme kadın için beyaz bayrak demekti.

Kadın, bu konuşmadan neredeyse haz alıyordu ve Irene’nin daha da üzerine varmaya karar verdi. Zengin burjuva kadınlarını ve onun gibi zavallı, fakir bir kadının adamını aldığı için Irene’i suçladı. “Demek siz burjuvanın evli kadınları, genç sevgilileriyle buluşmaya böyle giyinerek gidiyorlar… Yüzlerini tülle gizleyerek; yoksa sevgililerinin evlerine nasıl rahatça girip çıkacaklar. Ya o saygıdeğer kocalarınızın yüzlerine nasıl bakacaksınız?!” Bayan Irene, bu sözlere daha fazla dayanamayıp elini para çantasına götürme fikrine o an için sıcak baktı ve cüzdanındaki tüm kâğıt paraları çıkarıp kadına uzattı. Bir daha buraya gelmeyeceğini söyleyerek parayı alıp onu rahat bırakması için neredeyse kadına yalvaracaktı. Kadın parayı aldı ve kapının önünden usulca çekildi.

Korkunun Başlangıcı

Evine vardığında huzursuzluğunu belli etmemeye çalıştı. Kızının ve oğlunun oyun oynarken çıkardığı neşeli sesler, onu bir nebze olsun rahatlattı ve kendini güvende hissetmesini sağladı. Eşi, akşam yemeği için hazırlanan masada gazete okuyordu. Biraz sitemle karısını öptü ve gözünü gazetesinden ayırmadan bu saate kadar nerede olduğunu sordu. Irene, bir yalan hazırlamadığını fark edince başarısızca Amélie’yle beraber alışverişte olduğunu söyledi; bir yandan da kocası arkadaşını arayarak teyit ederse ne yapacağını düşünmeye başladı. Tedirginliğini hisseden kocası, “Neyin var? Hem şapkanı dahi çıkartmamışsın…” dedi. Bu soru kadını daha da endişelendirdi. Odasına geçip şapkasını çıkardı ve rahatlamaya çalıştı. Tekrar yemek odasına döndüğünde diğerlerinden farklı olmayan bir akşam geçirildi, pek neşeleri yoktu yalnızca.

Irene, tüm akşam o kadını ve sözlerini düşünüp durdu. Zihninde olayı tekrar tekrar canlandırdıkça başına gelenler, onu daha da dehşete düşürdü.

Ertesi sabah, çocuklar dadılarıyla birlikte gezintiye, kocası da ofise gitmişti ve Irene nihayet yalnız kalabilmişti. Düşündükçe âşığının evine bir daha asla gitmemeye karar verdi, böylece o kadınla karşılaşma ihtimali de olmayacaktı. Rastlantı sonucu karşılaşmaları ise neredeyse olanaksızdı; çünkü arabaya binip hemen oradan uzaklaşmıştı ve takip edilmiş de olamazdı. Üstelik kadın, adını ve evini bilmiyordu dolayısıyla endişelenmesini gerektirecek bir durum yoktu. Yine de olası bir şantaja kendini hazırlamıştı Irene, başkentin en önemli avukatlarından biri ile evli olması boşuna olamazdı. Kocası ve meslektaşlarının konuşmalarından hareketle şantajı yok etmek için soğukkanlılık gerektiğini öğrenmişti. Şantajcının karşısında güçlü ve endişesiz görünmeliydi.

Ardından farklı bir el yazısıyla yazmaya çalıştığı kısa bir mektup ile ertesi gün için kararlaştırdıkları randevuya gelemeyeceğini, âşığına bildirdi. Mektubuna göz gezdirdiğinde kelimelerini biraz samimiyetsiz ve uzak buldu ama o kadın ile karşılaşmasına sebep olan kişinin sevgilisi olduğunu düşününce hırslanıp sözlerinin arkasında olduğuna karar verdi.

Yeniden Buluşma

Âşığı, küçük bir çevrede tanınan bir piyanistti. İlk karşılaşmaları rastlantı ile olmuştu ve  aniden birbirlerine âşık oluvermişlerdi. Aslında Irene’in bu adama âşık olması için bir nedeni yoktu. İstediği tüm özellik ve imkânlar kocası Bay Wagner’da mevcuttu. Yaşanan bu ilişkinin sebebi, Irene’nin oldukça güvenli ve sakin bu burjuva hayatından sıkılmasıydı. Bu ilişki ile ilk defa kendi seçimi ile bir şeyleri değiştirme hazzına ulaşmıştı.

Bir konserde bulunmaları sebebiyle rastlaşan bu iki kişinin görüşmeleri, piyanistin Bayan Irene’ye özel ders teklifinde bulunmasıyla tesadüf olmaktan çıktı. İlk randevu, piyanistin evinde gerçekleşti ve bir süre sonra da dersin sadece adı kaldı.

Genç adamın bir sanatçı olması sebebiyle Bayan Irene’in bu ilişkiden beklentisi, âşığının çok daha romantik ve kibar biri olmasıydı. Oysa âşığı, düzensiz geliriyle onun alıştığı standartların çok altında yaşayan, bohem bir adamdı yalnızca. Bu nedenle Irene için yalnızca sahici bir oyuncak konumundaydı. Âşığına haftanın belli bir gününü ayırmış ve yaşamını ona göre şekillendirmişti. Bu değişimin onun gözünde yeni bir araba almaktan farkı yoktu. Bu düşünceyle de ilişkisini kendi gözünde meşrulaştırmıştı.

Yaşanan bu olaydan sonra Irene için bu ilişki, burjuva hayatı açısından bir tehditti. Ve bir seçim yapması gerekirse hangi tarafı seçeceği belliydi. Doğduğu evdeki refah yaşamın devamı niteliğinde olan Bay Wagner ile evliliği, onun için âşığının yanından çok daha güvenli bir kıyıydı.

Mektubu alan genç âşık, öğleden sonrası için ayaküstü de olsa buluşma talep ediyordu. Bu tutku, Irene’nin gururunu okşamıştı ve onu bir pastaneye davet etti. Dünkü kadın ile karşılaşma ihtimalini düşünerek koyu renk bir elbise ve farklı bir şapka giyindi. Pastaneye vardığında içini kısa süreli endişe kapladıysa da âşığını gördüğünde bu endişe yerini heyecan ve sevince bıraktı. Genç adamın tutkusu, kadını etkiliyordu yine de hiçbir sevecenlik göstermedi ve yalnızca sohbet edip ayrıldılar.

Yol boyunca gençlik günlerinde dahi ulaşamamış olduğu rahatlığa ve sevince eriştiğini hissetti. Ancak omzuna dokunan bir el bu sevinci paramparça etmiş ve o kadın yeniden karşısında belirmişti. Şantajcıya karşı soğukkanlı durmayı planlamış olsa da bunu elbette başaramadı. Kadın, artık hem adını hem de evini bildiğini söylüyor, Bayan Irene’in çaylakça sorularıyla daha tehditkâr bir üsluba bürünüyordu. Kadın, pastaneye kadar peşinden gelmiş ve âşığı ile yeniden buluştuğunu gözleriyle görmüştü. Ne yapacağını bilmez hâldeki Bayan Irene’in eli yeniden cüzdanına gitti ve içerisindeki tüm parayı kadına uzattı. Paralardan memnun olan kadın, yüzsüzce ve şaka ile karışık gümüş cüzdanı da istedi. Bu rezaletten bir an önce kurtulabilmek için Bayan Irene, cüzdanını kadına bırakarak dehşetle uzaklaştı.

Devamını okumak ve dinlemek için HAP KİTAP uygulamasını indirebilirsiniz.

Yayın Tarihi: 04 Temmuz 2022 Pazartesi 10:00 Güncelleme Tarihi: 04 Temmuz 2022, 15:30
YORUM EKLE

banner19

banner36