Hâkim et-Tirmizî’den bir hikmet hazinesi

Kitabın yazarı Hâkim et-Tirmizî çok yönlü bir âlim. Ona yakıştırılan sıfatlar arasında imam, muhaddis, hafız ve zahid gibi sıfatların yanında hâkim sıfatı da vardır. Risale Yayınlarından çıkan “Kur’an ve Sünnetteki Misaller” onun hâkim sıfatı kullanılarak yayınlanmıştır. 2019 yılında basılan kitap belli başlı konularla ilgili çok sağlam dayanaklarla açıklamalar getiriyor. Çok sağlam dayanaklar diyorum çünkü bu açıklamalar ayetler ve hadisler eşliğinde yapılıyor.

Açıklamaları yapabilmek için Kur’an-ı Kerim’e ve hadislere vakıf olmak gerekmektedir. İşte tam da bu noktada Hâkim et-Tirmizî’nin hafızlık ve muhaddislik özelliklerinin ortaya çıktığını görürüz.  Konularla ilgili ayetler sure adı ve ayet numarası, hadisler ise nakleden kişinin adı verilerek aktarılıyor. Tirmizî, pek çok hadis kaynağından faydalanmıştır. Bunlar arasında Nesai, Müslim, Buhari gibi kaynaklar da var.  Kur’an-ı Kerim’i ya da bir hadis kitabını okumak çok önemlidir ama bazen hangi konuda nasıl bir ayet ya da hadis vardır bunu görmek veya bulmak kolay olmayabilir. Konu yerli yerince verilmiş ayet ve hadislerle süslenmiş bu kitap belli ki titiz bir çalışma ve araştırmanın ürünü.

Pek çok konuda kafa karışıklıklarını gideren ve gerektiği yerde uyaran ayet ve hadisler konulara misaller olarak gösteriliyor. Münafıklıkla ilgili, şirkle ilgili, Kur’an-ı Kerim’i yalanlayanlarla ilgili, Allah’ın gönderdiği kitabı okuyup anladıktan sonra onunla iman etmeyenlerle ilgili, nefis ile ve daha pek çok konu ilgili örneklerle izah ediliyor. Bir yerde Yahudilerin Hz. Muhammed’in (sas) geleceğini bildikleri ve onu bekledikleri halde kendi soylarından olmadığı için onu yalanladıkları hatırlatılıyor. Bu nedenle Allah onların nurlarını gidermiştir. Hatta Yahudiler Hz. Muhammed (sas) doğmadan önce birtakım hazırlıklar da yapmışlar ve peygamberin kendilerinden olacağını düşündüklerinden onun adını kullanarak yardım ve destek istemişler, bölünüp parçalanmaya karşı birlik çağrıları yapmışladır. Ancak Allah bunları boşa çıkarmıştır. Kendilerine gönderilen Tevrat ile yükümlü tutulup da onunla amel etmeyen Yahudilerin durumunun Cuma suresi 5. ayette ciltlerce kitap taşıyan merkeplere benzetildiğini görüyoruz.

Nasıl iyi Müslüman olunur?

Bu kitap derinlemesine okunursa ve alınması gereken mesajlar alınırsa Kur’an ve Sünnetin hiçbir boşluk bırakmaksızın insana istikamet çizen ne büyük nimet olduğu anlaşılacaktır. Genel olarak bir ibretler kitabı olarak da düşünülebilir. Çünkü verilen misaller gerek ayet gerek hadis ve gerekse de büyük şahsiyetlerin yaşamından parçalarla desteklenmiş olaylarla bir bütün oluşturuyor. Nasıl iyi Müslüman olunur, nasıl gafil olunmaz ve özellikle dikkat çekilen nokta âlimlerden nasıl faydalanılır konusunda önemli misaller veriliyor. Kitabın üzerinde durduğu konu bu kadar veriyi yani Kur’an’ı, sünneti ve hikmetli hikâyeleri değerlendirme üzerine bina edilmiş.

Bir Müslüman akıllı olmalıdır, kendisine gösterilen ışığı göremeyecek gaflette olmamalıdır diyor Tirmizî. Akıllı insanla gafil insan kıyası yine pek çok yerde yapılıyor. Hep tekrar edildiği biçimiyle gafil insan kendisini dünyanın çekiciliğine kaptırmış ve artık dünya hayatından başka hayat düşünmeyen insan olarak tanımlanıyor. Gafilliğe her alanda vurgu var. Kur’an okuyanın da, iyilik edenin de, ibadetlerini tam yapanın da, Allah’ı övenin de, zikredenin de bunları yaparken dahi gaflet içinde bulunabileceğini tekrarlara düşmek pahasına hatırlatılıyor. Gafletin açıklamasını kişinin çok defa farkında olmadan bulunduğu hal olarak yapıyor. Kimi alışkanlıkların, kimi düşkünlüklerin ve kalpte idrak etme noktasındaki eksikliklerin sonucu gaflete uyanmak ve gaflet içinde kalmaktır. En çok kendi çıkarını gözetmeye alışık insanlar gaflete düşerler ve bununla ömürleri boyunca yaşarlar. Durumu anlamaları için ancak ölmeleri gerekmektedir. 

Yazar istekli olmayı ve bilhassa ibadetleri şevkle ve huşu içinde yapmayı öneriyor. Bununla ilgili olarak verilen misallerde bir yandan başka bir kötülük içinde bulunulup bir yandan da iyilik içinde bulunulmaz diyor. Allah inancının bunlara yer bırakmadan namazda, Kur’an’da, iyilikte, duada ve her şeyde yapmayı istemeyi, istemeyi bile istemeyi gerektirdiğini söylüyor. Duada da aşk istiyor. Allah’a sonuna kadar güvenip o güven duyguyla sanki hemen gerçekleşecekmiş gibi dua etmelisin diyor.

Nefsin arzularıyla hareket etmek

En çok önemsenen konulardan birisi de sağlam bir imana sahip olmak konusudur. Bu konuda pek çok misal veriliyor. Kişinin yaşam tarzı onun imanının sağlamlığına halel getirip getirmeyeceği hususuyla çok yakından ilgili. Eğer insan çevresel faktörlerle hareket edip kitapta çokça geçtiği biçimiyle söylersek hevâ ile yani nefsin arzularıyla hareket ederse sağlam bir imana sahip olamaz deniyor. Esasında bu iki taraflı. Hevâ ile hareket eden sağlam bir iman sahibi olamaz, sağlam bir imana sahip olan zaten hevâya kapılmaz. Kitabın birçok yerinde benzer örneklerle bu konu açıklanmaya çalışılmış ve kişinin ahireti için en çok tehlike arz eden durumun bununla ortaya çıkacağı sürekli belirtilmiş.  

Peygamber Efendimiz’in belli hususlarda ne kadar tavizsiz ve Allah’ın emirlerini uygulama noktasında ne kadar kararlı olduğu izah ediliyor. Hırsızlık yapan bir kadına verilecek ceza örneği Nesai’den nakledilen bir hadisle veriliyor. Peygamber Efendimiz’in hırsızlık yapanın kendi kızı dahi olsa gereken ceza neyse ona çarptırılacağını söylemesi aynı zamanda verilmiş bir sözdür de. Evet, o hırsız kadına cezası verilmiştir ve kimin yakını olursa olsun, hangi mevki ve makamda bulunursa bulunsun suç işleyenin cezasının verilmesinin gerektiği açıkça birinci ağızdan söylenmiştir. Bu aynı zamanda yazılı kanunlar dışında içtihattır da. Peygamber Efendimiz’in uygulamasından daha büyük içtihat var mıdır?

“Kur’an ve Sünnetteki Misaller” kitabı gerek seçilen konular gerekse de verilen ayet ve hadisleriyle bilgilendirici ve nasihat edici bir kitap niteliğindedir. Kıymeti herkesçe teslim edilmiş Hâkim et-Tirmizî tarafından kaleme alınmış bu eser ayetler ve hadisler ışığında amel etmek isteyen müminin mutlak okuması gereken değerli kitaptır.

YORUM EKLE