Kur'an'da 'şirk' kavramı

Küfrün her bir hasleti, imandan bir haslete zıddır. Çünkü kul, küfürden bir haslet işlediği zaman imandan bir haslet yitirmiş olur. Şirk ise tek bir haslettir. Şirk Allah ile birlikte ya da Allah dışında ilah icad etmektir. Fatma Serap Karamollaoğlu yazdı.

Kur'an'da 'şirk' kavramı

Kur’ân’da ş-r-k kökünden türeyen 6 farklı kalıp toplam 168 kez [1] geçmiştir.

Bu kökün Türkçe’de kullandığımız türevleri iştirak, müşterek, şirk, müşrik, şerik ve şirket kelimeleridir. [2]

Bu kök kelime lügatlerde paylaşmak, bölüşmek, ortaklaşa kullanmak manasındadır.[3]

Kur’ân kelimeleriyle alakalı hazırlanmış muhteşem bir Arapça sözlük olan Tahkîk’te şöyle açıklanmıştır:

Bu maddenin asıl anlamı iki ya da daha çok ferdin her birinin bir pay ve tesir sahibi olması bakımından birleşmesidir. İşte bu münasebetle pay ve hisse hakkında kullanılır. Örneğin tuzak hakkında الشَرَك kullanılması, onun avlanma işleminde avcıyla münasebeti sebebiyledir.

قُلِ ادْعُوا الَّذ۪ينَ زَعَمْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِۚ لَا يَمْلِكُونَ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ فِي السَّمٰوَاتِ وَلَا فِي الْاَرْضِ وَمَا لَهُمْ ف۪يهِمَا مِنْ شِرْكٍ وَمَا لَهُ مِنْهُمْ مِنْ ظَه۪يرٍ / (Müşriklere) de ki: Allah'tan başka tanrı saydığınız şeyleri çağırın! Onlar ne göklerde ne de yerde zerre ağırlığınca bir şeye sahiptirler. Onların buralarda hiçbir ortaklığı yoktur, Allah'ın onlardan bir yardımcısı da yoktu. (Sebe/22)

Bu ayette geçen الشِرك kelimesi bir muamelede isabetli bir iştirakle tahakkuk eder. Bu durum desteklemekten daha kuvvetlidir, zira destekleme yardıma dönüşür ki bu da daha sonraki bir mertebedir.

وَإِذْ قَالَ لُقْمَٰنُ لِٱبْنِهِۦ وَهُوَ يَعِظُهُۥ يَٰبُنَىَّ لَا تُشْرِكْ بِٱللَّهِ ۖ إِنَّ ٱلشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ / Şüphesiz zulüm sınırı aşmak ve adaletin mukabili olan hakkı zâyi etmek demektir. Rabbi’nin azametine karşı teaddi (sınırı aşmak), kendisini, mahlûku olan kullarının makamına indirip o mertebede görmek dahi O’na ortak koşmaktan daha şedid ve kötü bir zulüm değildir. (Lokmân/13)

İnsan her halükarda ya muvahhid ya da müşriktir. [4]

Râgıb el-İsfehânî’nin Kur’ân’da geçen kelimeler için hazırladığı meşhur sözlüğü Müfredât’ta bu kelimeyle ilgili şu açıklamalar vardır:

Şirk; iki malın birbirine karıştırılmasıdır. Bazıları şöyle der; şirket ister maddi ister manevi olsun, bir şeyin iki ve daha fazla kişiye ait olması demektir. İnsan ve atın canlılıkta, iki atın koyu kestane ve siyah renkte ortak olmaları gibi. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır;

وَاَشْرِكْهُ ف۪ٓي اَمْر۪يۙ / Ve onu işime ortak kıl. (Tâ-Hâ/32)

Şirk kelimesini çoğulu شركاء şeklindedir.

ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلاً رَجُلاً ف۪يهِ شُرَكَٓاءُ مُتَشَاكِسُونَ وَرَجُلاً سَلَماً لِرَجُلٍۜ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلاًۜ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِۚ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ / Allah, çekişip duran birçok ortakların sahip olduğu bir adam (köle) ile yalnız bir kişiye bağlı olan bir adamı misal olarak verir. Bu ikisi eşit midir? Hamd, Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler. (Zümer/29)

İnsanın dinde şirk koşması iki çeşittir:

  1. Büyük şirk, Allah’ın ortağı olduğunu iddia etmektir. Bu küfrün en büyüğüdür.

اِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِه۪ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ لِمَنْ يَشَٓاءُۚ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدِ افْتَرٰٓى اِثْمًا عَظ۪يمًا / Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını, (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmiş olur.

(Nisâ/48)

  1. Küçük şirk; bazı işlerde Allah’ın yanı sıra başkasının da hoşnutluğunu gözetmektir. Bu da şu ayette işaret edilen riya ve nifaktır.

فَلَمَّٓا اٰتٰيهُمَا صَالِحًا جَعَلَالَهُ شُرَكَٓاءَ ف۪يمَٓا اٰتٰيهُمَاۚ فَتَعَالَى اللّٰهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ / Fakat (Allah) onlara kusursuz bir çocuk verince kendilerine verdiği bu çocuk hakkında (sonradan insanlar) Allah'a ortak koştular. Allah ise onların ortak koştuğu şeyden yücedir. (A’râf/190)

Şu ayet her iki şirk çeşidini de içermektedir,

قُلْ اِنَّـمَٓا اَنَا۬ بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُوحٰٓى اِلَيَّ اَنَّـمَٓا اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ فَمَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَٓاءَ رَبِّه۪ فَلْيَعْمَلْ عَمَلاً صَالِحاً وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّه۪ٓ اَحَداً / De ki: Ben, yalnızca sizin gibi bir beşerim. (Şu var ki) bana, İlâh'ınızın, sadece bir İlâh olduğu vahyolunuyor. Artık her kim Rabbi’ne kavuşmayı umuyorsa iyi iş yapsın ve Rabbi’ne ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın. (Kehf/110)

Şirk; müşterek lafızlardandır. [5]

A’râf/190 ayeti için Râzî, şöyle bir yorum getirmektedir: “O yüce Allah, sizin her birinizi bir candan yaratmış; insanlıkta erkeğe eşit bir insan olarak eşini de yine aynı cinsten (özden) yaratmıştır (erkek bir asıldan, kadın ise başka bir asıldan yaratılmış değildir). Erkek eşine yaklaştıktan sonra kadının hamile olduğu anlaşılınca Rableri’ne, ‘Andolsun, bize kusursuz bir çocuk verirsen (lütuf ve ihsanından dolayı) kesinlikle (Sana) şükredenlerden olacağız!diyerek dua ederler. Fakat Allah onlara kusursuz bir çocuk verince bu verilenle ilgili olarak Allah’a ortaklar koşmaya kalkışırlar; çünkü bazen natüralistler gibi bu çocuğun yaratılışını tabiat güçlerine bazen müneccimler gibi yıldızlara bazen de putperestler gibi putlara nisbet ederler” (XV, 86-87). Kuşkusuz burada, aşağıda söz konusu edilecek olan şirk inancına ve putperestlerin yanlışlarına dair âyetlere bir geçiş olmak üzere özellikle müşriklerin tutumları anlatılarak dolaylı bir üslûpla genel bir uyarıda bulunulmaktadır.

Bu iki âyette erkek ile kadının yaratılıştaki eşitliği, erkeğin kadına karşı hissettiği duygusal ilgi, bunun ardından gelen cinsel birleşme ve nihayet bu birleşmeden çocuğun doğması kısaca anlatılmak sûretiyle insan soyunun çoğalma süreci özetlenmiş bulunmaktadır. Fakat bütün bunları yapıp yaratanın yüce Allah olduğunun bilinmesi gerekir. Yaratılışta O’nu dışlayan veya başka yaratılış sebeplerini O’na denk yahut O’nun üstündeymiş gibi gören her inanç, bir şirktir. Kur’an’ın ilk muhatapları olan Mekke putperestleri çeşitli putlarını yüce Allah’a bu şekilde ortak koştukları gibi dünyanın çeşitli kültürlerinde muhtelif kavimler de birçok yer veya gök cisimlerini, ata ruhlarını vb. yaratılmışları tanrı tanımak suretiyle şirke sapmışlardır. Fakat Allah bütün bu ortak koşulan şeylerden münezzehtir, yücedir. Kimi insanların ihtiyaç duyunca Allah’a yakarıp işi bitince nankörlük ettiklerini bildiren başka âyetler de vardır (Yûnus 10/22; Ankebût29/65; Rûm 30/33). [6]

Küfür (كفر)-şirk (شرك) farkı

Küfrün birçok özelliği vardır. Küfrün her bir hasleti, imandan bir haslete zıddır. Çünkü kul küfürden bir haslet işlediği zaman imandan bir haslet yitirmiş olur. Şirk ise tek bir haslettir. Şirk Allah ile birlikte ya da Allah dışında ilah icad etmektir. Şirk kelimesinin türeyişi bu anlamdan kaynaklanmaktadır. Küfrün asıl anlamı nankörlük, zıddı ise şükürdür. Allah’a küfrün zıddı imandır. Ancak imanını yitirene; Allah’ın haklarını ve verdiği nimetlere karşılık şükretme yükümlülüğünü zâyi ettiği için kâfir denilmiştir. Dolayısıyla o nimetleri örten olmuştur. Gerçek anlamda şirkin zıddı ihlâstır. Daha sonra her tür küfür hakkında kullanıldığı için şirkin zıddı da iman olmuştur. Allah’ın nimetlerini inkâr konumunda olmayan birinin kâfir diye isimlendirilmesi caiz değildir. Çünkü küfr kelimesinin taşıdığı masiyet çok büyüktür. Küfr de iman gibi şeri bir isimdir.  [7] 

Fatma Serap Karamollaoğlu

 

Kaynakça:

[1] Corpus.quran.com internet sitesi.

[2] Fatma Serap Karamollaoğlu, Türkçe Konuşanlar İçin Kur’ân’ı Anlayarak Okuma Rehberi 1, İstanbul, İşaret Yayınları, 2017, S. 191.

[3] Serdar Mutçalı, Dağarcık, İstanbul, Dağarcık Yayınları, 1995, s. 442.

[4] Hasan el-Mustafavî, et-Tahkîk, Merkez Neşr Âsâr Allâme el-Mustafavî, c. 6, s. 56.

[5] Râğıb el-İsfehânî, Müfredât, Çev. Abdulbaki Güneş, Mehmet Yolcu, 1. Baskı, İstanbul, Çıra Yayınları, 2006, c. 1, s. 648.

[6] Kollektif, Kur'an Yolu Tefsiri, Ankara, Diyanet, 2014, C. 2, S. 644-645.

[7] Ebû Hilâl el-Askerî, Farklar Sözlüğü, Çev. Veysel Akdoğan, 3. Baskı, İstanbul, İşaret Yayınları, 2017, s. 338.

Yayın Tarihi: 06 Ağustos 2019 Salı 12:00 Güncelleme Tarihi: 05 Ağustos 2019, 14:41
banner25
YORUM EKLE

banner26