Şirin bir huzur adası: Kirazlı Mescit Camii

Kirazlı Mescit Camii, Süleymaniye Külliyesi'nin güneyinde, Kirazlı Mescit ve Taş Tekneler sokaklarının kesiştiği köşede bulunan şirin bir camidir. Ancak İstanbul’un keşmekeşini bir kenara bırakmak için mutlaka gidip görmeniz gereken bir eser. Büşra Yıldırım yazdı.

Şirin bir huzur adası: Kirazlı Mescit Camii

“Süleyman Mescidi” veya “Karcı Süleyman Mescidi” olarak da bilinen Kirazlı Mescit Camii, Karcı Süleyman Subaşı tarafından 16. yüzyılda yaptırılmıştır. Mescidin inşa ediliş tarihi tam olarak bilinmemektedir. Kirazlı Mescit Camii, Mimar Sinan devri eserlerinden. Prof. Dr. Apdullah Kuran da Mimar Sinan’ın yaptırmış olduğu mescitleri yazarken Kirazlı Mescid’i “Biçimi Değişen Mescitler” başlığında ele almaktadır.

Kirazlı Mescit Camii, Süleymaniye Külliyesi'nin güneyinde, Kirazlı Mescit ve Taş Tekneler sokaklarının kesiştiği köşede bulunmaktadır. Kirazlı Mescid'in kıble duvarına yapışık olan ve köşeye vardığınızda sizi ilk karşılayan Şerife Ayşe Sıddıka Hanım Çeşmesi ise 1841 yılında yaptırılmış. 16. yüzyıl mescit mimarisine uygun olarak bu cami de sokağa cepheli, çevre duvarı ile sınırlandırılmış bir avlu içerisinde yer almaktadır. Sokağa açılan bahçe kapısı ile avluya girilmektedir. Avluda abdest alma yeri, tuvaletler ve imam lojmanı bulunmaktadır.

Kuruluş tarihi tam olarak bilinmese de Devlet Arşivleri Başkanlığı’ndaki belgelere bakıldığında 1759 yılında mescidin hatibinin emekli olacağı ve yerine oğlunu tevcih etmek istediklerini bildiren bir yazı yazılmıştır. 1771 yılında mescide imam tayini için yazı gönderilmiştir. 1858 tarihinde de mescidin yarım kalan tamiri için ve medresenin tamamlanmasına dair yazılan evraktan da bir medresesinin olduğunu öğreniyoruz. Medresede kalan öğrencilerin sefaletinden bahsedilip tamirin tamamlanması için sürekli yazı göndermişler. Yaramazlık yapan, hırsızlık yapan ya da arkadaşları ile geçinemeyen bu medresenin öğrencileri hakkında yazılmış yazılar da arşivde mevcut. Aynı şekilde Karcı Süleyman Subaşı Vakfının 1797, 1895 senelerinden Kirazlı Mescit’in imamının evinin tamiri için ücret talep ettiğinden yola çıkarak o yıllarda da mescidin imamına ait bir lojmanın bulunduğunu anlıyoruz. Lojman şu an mevcut olmakla birlikte mescidin kuzeyinde yer alan medresenin yeri şimdilerde arsa durumundadır.

Çeşitli dönemlerde restorasyonlar gören bu caminin, 1978 ve 1981 yılında gördüğü onarımlar sırasında ana kitlesi kıble yönünde uzatılmış, iki katlı pencereleri yuvarlak kemerli yüksek pencerelere dönüştürülmüş, mihrabı ile minaresi dönemin mimarisine göre değiştirilmiştir. 2015 yılında çalışmalarına başlanan ve 2017 yılı Aralık ayında biten restorasyon sonrasında ise eskiden sarıya boyanan duvarların rengi açılmış ve kagir yapıya. Yani aslına daha yakın bir düzenleme yapılmıştır. Aynı şekilde döşemeler, çatı, harim kısmı ve minaresi de aslına uygun olarak yeniden düzenlenmiştir. İçerisinde çeşit çeşit meyve ağaçlarının olduğu avluya da mermer şadırvan ile tuvalet inşa edilmiştir.  2018 Mart ayında da Cuma namazıyla tekrar ibadete açılmıştır.

Ufak bir cami. Hele hanımlar kısmına belki on kişi ancak sığar ama zaten kalabalık bir cemaati yok. Genelde öğrenciler ve esnafın oluşturduğu bir cemaate sahip. Avluya açılan o küçücük kapının ardında ise böyle bir bahçenin olduğunu kimse tahmin edemez. Bahçedeki taşların arasından biten çimenlere hayran olmak, erik ağaçlarının dallarından erik yemek, hemen yakındaki fakülteden hocanız ile karşılaşıp sohbet etmek, güneş alan yere konan banka oturup kitap okuyup güneşlenmek, İstanbul’un keşmekeşini bir kenara bırakmak için mutlaka gidip görmeniz gereken bir yer.

Bazen bahçede oturup, camiyi incelemek için gelen mimarlık fakültesi öğrencilerine yanlış yerden bakıyorsunuz diyesim geliyor. Onlara “Camiye bir de şöyle sırtınızı güneşe verip o güzelim bahçede erik yerken bakın bir de” demek geliyor içimden.

Kim bilir belki içlerinden biri nasiplenir yarımadanın bu gizli hazinesinden.

Büşra Yıldırım

Güncelleme Tarihi: 26 Haziran 2020, 09:08
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26