Timaş Yayınları Nisan 2023'te edebiyattan, felsefeye; tarihten biyografiye, İslam düşüncesinden şiire varan ve çocuk-ilk genç kitapları grubundaki oldukça zengin bir eser üretimiyle okurunu selamlayacak.

William Alexander – Dünyayı Değiştiren On Domates
Popüler Bilim – 304 Sayfa

Egzotik Bir Süs Bitkisi Nasıl Kültür Tarihinin Vazgeçilmezi Haline Geldi?

Domates, İspanyolların Aztek İmparatorluğu’nu fethetmesiyle 1500’lerde bir gece yarısı, tarihin akışını sonsuza dek değiştirmek üzere bir geminin ambarında Yeni Dünya’dan Avrupa’ya göç eder. Fakat beklenenin aksine bu topraklarda pek de sevilen bir yiyecek olmaz: Başta bir kısım insan zehirli olduğuna inanır, yenemeyecek kadar ‘soğuk ve ıslak’ olduğu düşünülür, hatta süs bitkisi olarak kullanılır. Günümüzde mutfağının başat aktörlerinden olduğu İtalya’da kabul görmesiyse tam tamına üç yüzyıl alır.

Peki ne oldu da üç yüzyıl boyunca tablolardan gravürlere sanatta ve kültürel hayatta kendine yer bulan ama yiyecek olarak göz ardı edilen domates gıda sektörünün vazgeçilmezi haline geldi? William Alexander, Dünyayı Değiştiren On Domates’te, domatesin Amerika kıtasındaki keşfinden başlayan, ilginç gerçeklerle dolu tarihçesini konu ediniyor. Domatesin dünya çapında nasıl bu kadar popüler hale geldiğini araştırıyor ve araştırmalarını, ABD’den Avrupa’ya yiyeceğin popülaritesinde önemli rol oynayan yerlere yaptığı gezilerle süslüyor. Bunun yanı sıra en güncel sorunlarımızdan genetiği değiştirilmiş gıda ve sera etkisi gibi konulara da değiniyor ve okura alışılmışın dışında bir uygarlık tarihçesi sunuyor.

TIME – Yılın En İyi Kitabı, 2022
New Yorker – Yılın En İyi Kitabı, 2022
Jokha Alharti – Turunç Ağacı
Roman – 176 Sayfa

Turunç Ağacı, sosyal statü, zenginlik, arzu ve kadın temsili üzerine bir roman. Bir İngiliz üniversitesinde Ummanlı öğrenci olan Zuhur'un geçmişle bugün arasında sıkışıp kalmasını anlatıyor. İngiltere'de arkadaşlıklar kurmaya ve asimile olmaya çalışırken, hayatının merkezinde yer alan ilişkilere odaklanıyor. Bunların başında, Zuhur'un Arap Yarımadası'ndan ayrılmasından hemen sonra vefat eden, her zaman büyükannesi olarak gördüğü Bint Amir ile olan bağı geliyor. Bint Amir'in zorluluklarla geçen yaşamı ve yaşadığı koşulların tarihsel anlatısı parçalar halinde ortaya çıkarken, Zuhur'un izole edilmiş ve yerine getirilmemiş bugünü de kurgu boyunca açılıyor, zaman geçtikçe bir anlatı diğerine geçiyor ve rüyalar anılarla karışıyor.

TIME ve New Yorker tarafından 2022'nin En İyi Kitabı listelerinde anılan Turunç Ağacı, Ortadoğu'ya, servete, sosyal statüye, hepsinden öte bir kadın olarak var olmaya dair dokunaklı bir anlatı.

Danny Dorling – Yavaşlamak
İnceleme & Araştırma – 464 Sayfa

Hız çağının sonu: Dünya, ekonomi ve insanlık için neden böylesi daha iyi?

Hızla büyüyen dünyamız, aslında ekonomik krizler ve salgınlardan çok daha önce sonun eşiğine geldi. Uygarlığımızı son sürat ileriye taşıdığına inanılan teknolojik gelişmelerin ilerleyişi, yaygın kanının aksine, hızla yavaşlıyor. Nüfusumuzun büyüme hızı düşüyor.

Gidişata bakıldığında mevcut yavaşlama, hızlanma beklentisine karşı büyük bir meydan okumayı ve bilinmeyene doğru bir adımı temsil ediyor. Fakat ortada endişelenmemizi gerektirecek bir şey yok.

Oxford Üniversitesi’nde coğrafya profesörü olan Danny Dorling, farklı disiplinleri bir araya getirdiği bu çalışmada küresel çapta tecrübe ettiğimiz yavaşlamanın faydalarına dair güncel ve alışılmışın dışında bir argüman sunuyor. İlk kez 1890’larda kullanılan ve temelde “daha yavaş ilerleme” anlamına gelen bu kavramı, doğurganlık oranlarından banka kredileri ve toplumsal hareketlerin sıklığına uzanan bir veri çeşitliliğinden yararlanarak inceliyor. Elde ettiği sonuçlardan hareketle nasıl bir gelecek tasavvur etmemiz gerektiğine dair ayakları yere basan tutarlı bir manzara resmediyor.

Besim Dellaloğlu – İkondan Kanona
Düşünce – 256 Sayfa

“Türkiye’de sağ iyi roman yazmadan, sol da seçim kazanmadan asgari demokrasiye ulaşmak o kadar kolay gözükmüyor”

Besim F. Dellaloğlu, bu derleme kitabında bir sosyolog olarak üzerinde çok durulan fakat çözülemeyen kavramlar üstünden bir Türkiye panoraması çiziyor. Kültür ve medeniyet ekseninde Türkiye’de neden kanon oluşmadığını okurla birlikte çözmeye çalışıyor, sorguluyor.
Kültür, medeniyet, kanon, ikon, klasik, modernlik, modernleşme, politik, aydın, entelektüel, akademi, sağ-sol, sosyal medya, laiklik, muhafazakârlık gibi meselelere Türkiye merkezli olarak karşılaştırmalı yorumlar ve tespitler getirerek meselelerin nasıl yanlı/ş yorumladıklarını örnekleriyle anlatıyor, iç içe geçmiş kavramların röntgenini çekiyor.

Dellaloğlu, İkondan Kanona: Kültür İle Medeniyet Arasında’yla “okuryazar”ların zihin masasında yer bulması elzem yol haritalarına bir yenisini ekliyor.

Cambridge Siyaset Düşüncesi Klasikleri
Salisburyli Johannes – Siyasal Yönetim Üzerine Bir İnceleme
Batı Siyaset Düşüncesi
– 288 Sayfa

Orta Çağ Avrupa Siyasetinin Yerellikten Evrenselliğe Açılan Kapısı

Salisburyli Johannes tarafından kaleme alınan Policraticus, Orta Çağ siyaset düşüncesinin en kapsamlı ve yaratıcı metinlerinden biridir. Yunancadan türetilen ve uydurma bir sözcük olan Policraticus, Johannes tarafından eserin siyasal muhtevasını yansıtmak için icat edilmiş gibi görünmektedir.

Policraticus, siyasi teşekkülü insan bedeni gibi bir organizmaya benzetmesi yönüyle özgün bir metin olarak görülür. Policraticus, hükümdarın baş, tebaasını oluşturan unsurların vücudun uzuvları sayıldığı bu benzetmeden hareketle siyasi teşekkülün ancak uzuvların iş birliğiyle varlığını idame ettirebileceğini ortaya koyar.
Toplumun bütün kesimlerinin kamu yararını gözeterek yaptıkları hizmet ölçüsünde siyasal toplumda işleve sahip olduğunu dile getirmek, zümreler arasında hiyerarşilerin çok keskin olduğu Orta Çağ toplum yapısı düşünüldüğünde oldukça yenilikçi bir yaklaşımdır.

Salisburyli Johannes, siyasal teşekkülü bir organizma gibi değerlendirmesiyle, tiranlaşma temayülü ve iktidar ilişkilerini tahakküm çerçevesinde ele almasıyla, Klasik düşünce ile Hristiyan doktrinini incelikli biçimde kaynaştırmasıyla, içerdiği gözlem ve veciz ifadelerle günümüz siyaset düşüncesine çok şey söylüyor.

Dr. Hakan Erdem – Tarih-Lenk
Tarih – 496 Sayfa

Tarihçi ses sanatçısı gibi sağda solda konser tadında konuşmaz!
Y. Hakan Erdem’in bir döneme damgasını vuran, uzun zaman ses getiren eseri Tarih-Lenk gözden geçirilmiş yeni baskısıyla artık Timaş Tarih’te!

Tarih-Lenk, Türkiye’de türünün ilk örneği bir eser. Ülkemizde hemen herkesin çok iyi bildiğini iddia ettiği bir alan olan tarih disiplini aynı zamanda herkesin kendine göre bir tarafından çekiştirdiği ve bu nedenle de oldukça istismar edilmiş bir alan. Y. Hakan Erdem, Tarih-Lenk isimli bu eserinde anlı şanlı akademisyenlerin ve araştırmacıların kaleme aldıkları tarih metinlerindeki akıl almaz hataları gözler önüne seriyor. Öyle ki bu hatalar yazanlarının pozisyonu nedeniyle sıradan okuyucu tarafından genel geçer doğrular olarak kabul edilmeye bile başlanmıştı. İşte Y. Hakan Erdem, bu eserinde meşhur kalemlerin kâğıttan metinlerine savaş açıyor. Bir taraftan bu bilgileri düzeltirken bir taraftan da bu Türkiye’de tarih alanında üzerinde durulmaya korkulan eleştiri türünün önemli bir örneğini ortaya koyuyor.

2022 Osmanlı ve Türkiyat Araştırmaları Derneği Ödüllü
Faissal H. Hussain – Sultan’ın Nehirleri
Tarih – 336 Sayfa

Fırat ve Dicle’nin Muhteşem Zamanları: Kanuni Dönemi
Dicle ve Fırat nehirleri, Irak’ın sıcaktan kavrulmuş çöllerine 16. yüzyılda bereketli sularıyla hayat hediyesi taşıyordu. 1 milyondan fazla keçi ve koyun ile dünyanın en büyük hurmalıkları Irak’taydı. Aynı Irak, Safevi başkentine oldukça yakınken İstanbul’a kilometrelerce uzaklıktaydı ve üstelik arada gayet zorlu bir kara yolu vardı. Bu yüzden sürekli olarak yerel darbelerin ve Safevilerin tehdidi altındaydı.

Fırat ve Dicle nehirleri Kanuni Sultan Süleyman'ın önderliğinde, doğdukları Toros Dağları’ndan döküldükleri İran Körfezi’ne kadar Osmanlı’nın oldu. 16. yüzyılda Mezopotamya’da ender bir istikrar ve bütünleşme çağı başladı.
Osmanlı Devleti, doğaya uyum sağlayanın hayatta kalacağını öngörerek bölgeyi kurumsallaştırdı. Gücünü adeta tabiattan alarak bölgedeki varlığını sabitledi. Nehirler Osmanlı için denizcilik, gıda, güvenlik, taşımacılık, ekonomi kaynağı oldu. Aynı zamanda Anadolu'daki üretim fazlası tahıl, metal ve kereste gibi ürünler Irak'ta ihtiyaç duyulan bölgelere sevk edildi.

Bu kitap Osmanlı’nın Dicle-Fırat havzasındaki kaynak eşitsizliğini nasıl dengelediğini, Irak’ın Osmanlı ile bağlantısının nasıl güçlendiğini, Osmanlı’nın Safevilere karşı bölgedeki otoritesini nasıl sağlamlaştırdığını ele alıyor. OTSA (Osmanlı ve Türk Araştırmaları Derneği) ödüllü Sultan’ın Nehirleri çevre, doğa, kültür, devlet, toplum arasındaki yakın bağları ortaya koyan Osmanlı merkezli bir çevre tarihi.

Dr. Serap Sunay – Hemşinli Mehmed Ali Paşa
Tarih – 480 Sayfa

Reform Çağı'nda Geleneğin ve Sarayın Muhafızı: Damat Mehmed Ali Paşa

Bu kitap, Sultan II. Mahmud, Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz olmak üzere üç padişah devrini idrak eden ve bilhassa Sultan Abdülmecid dönemine damgasını vuran Damat Mehmed Ali Paşa’nın hayatını, icraatlarını ve siyasî mücadelesini, dönemin genel atmosferi içinde ortaya koymaktadır.

Kariyeri boyunca altı kez kaptan-ı derya, iki kez serasker, bir kez sadrazam olan ve Sultan II. Mahmud’un kızı Adile Sultan’la evlenerek hanedan damadı sıfatını kazanan Hemşinli Mehmed Ali Paşa’nın en büyük siyasi rakibi Mustafa Reşid Paşa’yla giriştiği iktidar mücadelesini, bunun doğurduğu siyasi krizleri ve yaşanan çatışmaların devlet politikalarına etkisini etraflıca analiz eden yazar Serap Sunay, aynı zamanda iki paşanın şahsında yönetici zümre içinde meydana gelen hizipleşmenin- reform yanlıları ve gelenekçiler- boyutunu ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra, Hemşinli Mehmed Ali Paşa’nın gücünün, üstlendiği idarî ve askerî görevlere ek olarak damatlık pozisyonundan geldiğini ileri süren yazar, Osmanlı devlet mekanizmasında padişah damadı olmanın ne anlama geldiğini paşanın hayatı üzerinden inceliyor.

Prof. Dr. Kemal Beydilli – Osmanlı’da Devletlerarası İlişkiler 2
Tarih – 464 Sayfa

Osmanlı'nın son yüzyılındaki yenileşme ve “Batılaşma”, zaruretin meziyet haline gelişinden başka bir şey değildir.

Osmanlı Tarihi alanında yaptığı orijinal çalışmalarla hem yurt içinde hem de yurt dışında maruf, İslam Ansiklopedisi’nin birçok maddesini yazan Kemal Beydilli’nin kendi seçtiği makalelerinden oluşan Osmanlı’da Devletlerarası İlişkiler-2 kitabı, Osmanlı’nın son yüzyılında kendi kimliğini de değiştirmek zorunda kalan, İmparatorluk döneminin en önemli yeri olan tahtın ve bahtın merkezi İstanbulʼu ele alan bir çalışmayla başlar. Uzun yüzyıllar bir içdenizi gibi algılanan ve böyle olduğu yabancı devletlere de kabul ettirilen Karadenizʼin Rusya karşısında edindiği yeni hukuk, Osmanlı akıbetini belirleyen bir gelişme oldu. Karadenizʼin kapalılığı ve bir Osmanlı iç denizi olarak algılanması bu uzun maceranın hacimli bir çalışmasıdır.

19. asrın başlarında özellikle yenilenme ve yeniden yapılanma (Nizâm-ı cedȋd) programının tatbiki aşamasında bir dizi darbe ve karşı darbeler halinde kendini gösterir. III. Selimʼin tahtan indirilmesi, IV. Mustafaʼnın tahta oturması ve bunun bir buçuk sene geçmeden bir başka darbeyle tahtan indirilmesi, Selimʼin öldürülmesi, Mahmudʼun hayatını zor kurtarmış olarak tahta oturması, nihayet mukabil bir yeniçeri ayaklanması neticesinde karşı darbeci Alemdar Mustafa Paşaʼnın da ortadan kaldırılması ve ertesi gün Mustafaʼnın katli, daha sonraki dönemlerde de örneklerini verecektir.

Hayat Nur Artıran – Sübhan
Tasavvuf – 368 Sayfa

"Aziz dost! Sen tek bir kişi değilsin; sen, bir âlemsin! Sen, derin ve çok büyük bir denizsin!”

İslam kültürünün en önemli eserlerinden biri sayılan Mesnevi hikmet dolu ibretlik hikayeler ile ulvi hakikatleri çok güzel bir üslupla okurlarına aktarır. Mevlana, Mesnevi'nin girişinde Kur'an'ı tefsir etmek adına bu kitabı yazdığını söyler. Hal böyle olunca bu hakikatlerin hikayeleştirilerek anlatıldığı Mesnevi'ye bir tefsir, hadis ve hayat rehberi gözüyle bakılmalıdır. Mesnevi ve Mevlana hakkında kıymetli çalışmalara imza atmış Hayat Nur Artıran Hanımefendi bu eserinde Mevlevilik yolunun temel metni Mesnevi'yi derinlemesine irdeliyor ve aranan en muteber şerhi aslında "için içine" girmekle buluyor. Ömrünü bu yola hasretmiş, bu kapının bendesi Hayat Nur Artıran, Mesnevi'yi yine Mesnevi ve Mevlâna’nın en az Mesnevi kadar kıymetli eseri Divan-ı Kebir'le açıklıyor. Mesnevi'de geçen bir hikâyeden bizi alıyor Divan-ı Kebir'e götürüyor; oradan Kur'an ayetleriyle delillendirerek Şems-i Tebrizî'den bir vecizeyle süslüyor ve ayakları yere basan bir hikâye seriyor gözler önüne. Bunu yaparken de yer yer tanınmış sufi üstatlardan, mutasavvıflardan, şairlerden de uygun örneklerle idrakimizi zenginleştiriyor.

Feride Deniz – İlahi Vuslat
Tasavvuf Araştırmaları – 192 Sayfa

Fıtrat daima ilksel kaynak olan Allah'ı arzular ve O’na dönüp, O’nunla birleşmek ister.

Bu kitap, modern psikolojinin Freud'dan Lacan'a kadar meşhur psikologlarının insanın doğum serüvenine yönelik yaklaşım tarzlarını ele almakta, bunları tasvir etmektedir. Bilhassa Otto Rank'ın bir bebeğin annesinden kopuşuna ve sonraki hayatında bu ayrılığın travmalarını taşıdığına yönelik yaklaşımı dikkat çekicidir. Ayrıca, metafizik ve manevi açıklamalarıyla tasavvufa yaklaşan Transpersonel psikolojinin de esaslarının verildiği bu eserde, Sufi psikolojisinin izah ve açıklama tarzına önem atfedilmekte. Modern psikolojinin Doğum Travması şeklinde formüle ettiği olgu sufilere göre, çok daha derunidir. Anne rahminden geçen bu süreç yolculuğun sadece bir parçasıdır. Bu yolculuk aslında ruhlar aleminde Cenab-ı Hakk'a verilen sözle, yani Kâlu Belâ'dan başlar. Bu aslında Elest Bezmi'dir. Yeryüzüne gelen bebenin ağlaması da sazlıktan koparılan sazdan üretilen neyin ağlar gibi hüzünlü ses çıkarması da aslında bu anlamda özden kopuşu ve evden ayrılışı simgeler. İşte, bu çalışma sufi psikoloji ve modern psikoloji arasındaki farklılıkları ve benzerlikleri ortaya koyarak insanın evrensel mahiyetine ışık tutmaktadır.

Ayşe Melek – Sevmek Cesurların İşidir
Psikoloji – 208 Sayfa

Kendinizi Keşfetme Yolculuğunuzda Çok Yönlü Bir Kılavuz

Nasıl oluyor da bazı insanlar daha kolay ve güvenli ilişki kuruyorlar?
Neden bazıları ilişkilerde katı ve tutukken bazıları daha esnek?
Neden kimileri kolayca affederken kimileri yanlışlara ömür boyu takılıp kalıyor?

Neden bazı insanlar yeniliklere kolayca adapte olurken diğerleri acı çekiyor?

Neden bazılarımız için geçmişin atlatılması bu kadar zor ve gelecek kaygı dolu?

Neden kimi insanlar sorunlar karşısında korkusuzken bazıları en küçük bir sorunda pes edip yıkılıyor?

Zihin yargılarla çalışır ve her an yeni bir yargı üretir. Sonra bir an gelir ve bu otomatik kalıpların artık yaşam doyumumuzu kısıtladığını hissederiz. “Başka bir yol mümkün mü?” düşüncesi içinizde uyandıysa sizi “gözleyen ben” kavramıyla tanıştırmak isterim. Bu, içimizde olan, yargılamayan, hepimizi insan olma paydasında eşitleyen, kapsayıcı bir gözdür.
Bu gözü fark etmek yoldaki ilk adımlarımızdan biridir. O yolda kendimizle, alışkanlıklarımızla, otomatik pilotumuzla, duygularımızı nasıl işlediğimizle veya işleyemediğimizle, hasetle, şükranla, kayıpla, yasla, öz şefkatle, aşkla ve insan olmaktan kaynaklanan pek çok halle karşılaşır, bunları tecrübe ederiz.
Yaşamak için sevmek gerekir. Sevmek; aktif bir sevme işi ve iradi olarak verdiğimiz cesaret isteyen bir karardır. Sevmek cesurların işidir. Birini veya bir şeyi sevdiğimizde eyleme geçme ihtiyacı duyarız. Ona kalbimizde ve hayatımızda bir alan açar ve o alanda genişlemesini mutlulukla karşılarız. Üstelik bunu terk edilme, kaybetme ihtimalimize ve korkularımıza rağmen yaparız. Bir anlam dünyası inşa edebilmek için yola çıkarız. Öyleyse sevgisizlik aslında eylemsizlik ve korkaklıktır.
Psikoterapist ve psikodramist Ayşe Melek, Sevmek Cesurların İşidir’de kendimizi keşfetme yolculuğumuza çok yönlü bir kılavuz sunarak rehberlik ediyor.

2019 CARNEGIE MADALYASI ADAYI
2020 IBBY ONUR LİSTESİ
Paola Peretti – Filippo, Ben ve Kiraz Ağacı
Roman – 144 Sayfa

Tüm dünyada milyonlarca okura ulaşan ve Türkiye’de en çok satan gençlik kitaplardan biri olan Kiraz Ağacı ile Aramızdaki Mesafe’nin bu olağanüstü devam romanında Mafalda, artık karanlıktan korkmuyor çünkü karanlıkla nasıl mücadele edilebileceğini öğrendi.
Mafalda şimdi on üç yaşında ve son üç yıldır görme yetisini kaybetmeye ve arkadaşlıklarını sürdürmeye karşı verdiği güçlü mücadele devam ediyor. En iyi arkadaşı Filippo ve sadık kedisi Ottimo Turcaret her zaman onun yanında ama başka şeyler Mafalda’yı endişelendiriyor: İşini kaybetmiş ve artık depresyonun derinliklerinde olan, yatağından kalkmayı reddeden babası ve okulda Filippo ile arkadaşlıklarını sınayan Debbie.
Bu sırada Mafalda’nın hayatına iki yeni yetişkin girer: Evsiz bir genç kadın olan Elsa ve Charles Dickens’a a karşı müthiş bir tutkuya sahip yaşlı üst komşusu Nino. Mafalda yavaş yavaş etrafındaki insanların hikâyelerini ve hayatlarının nasıl cesur ve zor seçimlerle dolu olduğunu öğrenip ders çıkaracaktır.

Anıl Basılı – Mükemmeller Kulübü
Roman – 128 Sayfa

“Hayır, sen yalnız değilsin! Herkesten daha güçlüsün. Çünkü sen… Sen Şampiyon’sun!”

“En iyisi olmak için çabalayıp durdum. Oysa… Ben mükemmel olmak istemiyorum. “En” yarışında önde olmak istemiyorum. Birilerinin benim için çizdiği yolda tıpkı onlar gibi mutluymuş gibi yaparak koşmak istemiyorum.”
Birçok şeyin dayatıldığı bir toplumda herkesin mükemmel olmayı istemek için birbirinden farklı sebepleri var. Bu sebepler çoğu zaman aynı temelde buluşuyor: Kabul görmek. Kabul görmek için “en iyi, en mükemmel” olmamız mı gerekir? Bu kabul, gerçek bir kabul olur mu?
Bir insan “mükemmel” olabilir mi? Bir şeyin en iyisi olmak mı, kendimizin en iyisi olmaya çalışmak mı? Hangi seçenek bize kendimizi kazandırır, hangisi kaybettirir? “En iyi” olmak için başkalarının döşediği yollardan geçmek mi gerekir?
Şampiyon, Tükenmez Nil, Süpercan ve Güçlü… Sizce Mükemmeller Kulübü üyeleri kendi yollarını çizmeye cesaret edecek mi yoksa daha önce döşenmiş yollarda yürümenin kolaylığına mı aldanacaklar? Peki, sizce kendi benliğini inkar edip başkalarının kalıplarına sığmaya çalışmak aslında ne kadar kolay?

Toplumun mükemmellik algısından sıyrılıp kendi benliğinizi bulmak isteyenlerdenseniz doğru yerdesiniz, Mükemmeller Kulübü tam size göre!

Hüseyin Keleş – Haaland & O Bir Gol Makinesi
Eğlenceli Spor – 144 Sayfa

Hiç gol atan bir robotla ya da makineyle tanışmış mıydın? Evet, o bir robot; o bir makine; o biiiirr gol makinesi: Erling Braut Haaland! Dünyanın en büyük yıldızlarından biri Eğlenceli Bilgi’de parlıyor.
Eğlenceli Spor serisinde ‘Çocuk Adam’ ve ‘Robot’ lakaplarıyla biline Erling Braut Haaland fırtınası esiyor. Henüz yirmili yaşlarının başında bütün dünyayı attığı gollerle kendisine hayran bırakan Norveç’in gururu Erling Haaland’la tanışmanızın vakti geldi.

Ömür Uzel – Antika Kral
Hikâye – 64 Sayfa

Forsantin, arkadaşları ona Antika Kral da der; sahibi tarafından hor kullanılmış, değer görmemiş eski bir koltuktur. Mutlu bir hayat sürmek ve hak ettiği değeri bulmak amacıyla kendinden emin, zorlu bir yolculuğa çıkar. Bu yolculukta ortak yaşanmışlıklara sahip diğer eşyalarla tanışır ve ortaya benzeri görülmemiş, renkli bir çıkar. Bu ekibi macera dolu bir yolculuk beklemektedir. Sen de bu yolculuğa ortak olmaya ne dersin?
Eşyaların konuştuğu, hareket ettiği, kararlar verdiği bir dünyada Forsantin ve arkadaşları daha güzel bir sürmeyi ummaktadır. Antika Kral, eşyaların doğru ve temiz kullanılmasının gerekliliğini, hayallerimize giden yolda kararlı ve kendimizden emin olmanın önemini anlatıyor.

Ülkü Hazman Hür – Marie Curie
Hikaye – 64 Sayfa

Umutla ve Sevgiyle Dolu Bir Hayat Hikâyesi

Polonya’da kız çocuklarının üniversiteye alınmaması önüne çıkan ilk engeldi. Bilime merakı, kendine güveni, çalışma azmi ve kararlılığı sayesinde önüne çıkan tüm engelleri bir bir aştı. Paris’te devam ettiği çalışma ve eğitim hayatı ilkleri başardı. Yaptığı keşifle onu tüm dünya tanıdı. Nobel Ödülü’nü alan ilk kadın bilim insanı oldu. En büyük desteği Pierre Curie’yi kaybedince iki kızını tek başına yetiştirdi. Savaşa katıldı ve cephede büyük destek verdi, binlerce askeri tedavi etti. Radyum Enstitüsü müdürü oldu ve radyoaktivite çalışmalarına devam etti. Çalışmaktan ve araştırmaktan asla vazgeçmeyen, hayatını bilime adayan, onlarca kadına güç veren bir bilim insanı, Marie Curie.

Süreyya Ülker Aydın – Mutlu Cami
Hikaye – 36 Sayfa

“… bugün çoook güzel bir gün oldu. İçim mutlulukla doldu. Yeni Cami’nin bir diğer adı benim için Mutlu Cami olmuştu.”

Küçük kız, babaannesiyle çarşıda alışveriş yapıyor; tatlı mı tatlı lokumlardan, göz kamaştırıcı şekerlemelerden satın alıyordu. O da ne? Ezan okunuyor. Babaanne ile torun camiye gidecek, küçük kız orada kedileri sevecek, hayranlıkla çinileri inceleyecek ve yeni arkadaşlar edinecek. Küçük bir kızın cami ile kurduğu özel bağı anlatan sıcacık bir eser…

Rabia Elif Özcan – Şükür Ağacının Sırrı
Roman – 176 Sayfa

"Daha Yok mu Derken Göremediğimiz Ne Çok Şey Var"
Yaprakları, dalı, budağıyla bir ağaç bir sır verirse kulak kabartmak gerekir. Hele de bu sır yüzde gülücük, hayatta neşeye sebep olacaksa… Hikaye apartmanların arasından çıkıp dağı tepeyi aşan bir karavanla başlayıp sırlı bir ağaca kadar gitmişti. Gizemli bir yolculuğun ilk işareti o gün babasının yaptığı sürprizle belirmişti. Sonunda karşısına nelerin çıkacağı hiç mi hiç aklına gelmemişti.

Şimdi açalım karavanın kapısını, girelim içine ve başlayalım üç tohuma uzanan yolculuğa…

Editör Hakkında