Osmanlı kıyafetlerini konu alan bu kitap; 1855 yılında taşbaskısı yapılan ünlü ressam Jean (Giovanni) Brindesi’nin Elbice-i Atika: Musée des Anciens Costumes Turcs de Constantinople adlı 22 levhadan oluşan Osmanlı Kıyafetleri albümüdür.
Okur Tarih'ten çıkan eser; Elbise-i Atika, bu istisnaî konumuna muvafık şekilde inceleme konusu edilmeye çalışılmıştır. Levhaların aslında olmayan açıklamalar, tekil başlıklar halinde hazırlayanlarca kaleme alınıp eklenmiştir. Kitabın en başında sunulan giriş yazısında albüm ve ressam hakkında bilgiler verilmiştir.Kitabın sonunda ise albümdeki levhaların esas çerçevelerinin gösterildiği ve içeriğinin listelendiği ‘levha fihristi’ sunulmuştur.
Sultan İkinci Mahmud (Padişah)
Osmanlı İmparatorluğu’nun otuzuncu padişahı. 1808-1839 yılları arasında tahtta bulunduğu dönemde devlete eski gücünü kazandırmak için modern bir devlet mekanizmasının inşası için önemli adımlar attı. Saltanatının ikinci yarısında mevcut sistemin yerine yeni bir ordu ve bürokrasinin temellerini atmayı başardı. Ancak amaçladığının aksine tahtta bulunduğu dönemde kurduğu yeni ordu, hem Rusya’nın hem de eski valisi Mehmet Ali Paşa’nın elinde gurur kırıcı yenilgilere uğradı. Levhada başında mücevherli sorguç takılı katibî kavuk, “kabaniçe” tabir edilen çaprastları mücevherli, yeşil atlastan kürklü kaftan, içinde entari, belinde mücevherli hançer, ayaklarında sarı mest ve terlikler ile resmedilmiştir.
Kethuda Bey
Daha yaygın kullanımı ile sadaret kethudası, sadrazamın vekili olarak devletin içişlerinden sorumlu üç tuğlu vezirdi. Babıâli tarafından alınan kararların uygulanması, Babıâli’ye ait idari ve askeri yazışmalarım yürütülmesi görevleri arasındaydı. Başında “selimi” denilen kavuk, sırtında kürklü ve işlemeli krem rengi kaftan, içinde entari, belinde kuşak re ayaklarında sarı mest ve terlikler ile resmedilmiştir. Kuşağında hançer taşımaktadır.
Sadrazam
Padişahın mutlak vekili olarak devletin yönetiminden sorumlu baş vezir. Devletin idarî, mali ve askerî işlerini yöneten kişi olarak padişahın mührünü taşırdı ve sadece padişaha karşı sorumluydu. Levhada başında “kallavi” denilen kavuk, sırtında kürklü ve işlemeli sırmalı kaftan, içinde altın sarısı renginde sırmalı entari, ayağında sarı mest ve terlikler ve belinde mücevherli hançer ile resmedilmiştir.
Yeniçeri Ağası
Yeniçeri Ocağı’nın yönetiminden ve disiplininden sorumlu başkomutan. Aynı zamanda İstanbul’un güvenliği ve asayişinden de sorumluydu. Yeniçeri Ocağı’nın başı olarak sefer zamanında yeniçeri ordusu ile savaşa gittiğinde bu görevini Sekbanbaşı’ya devrederdi. Levhada başında “kalafat” denilen kavuk, sırtında kürklü ve sırmalı kışa kollu kaftan, içinde entari, belinde sırma işlemeli kuşak kuşağında mücevherli hançer, ayaklarında sarı yemeni ile resmedilmiştir.
Reis Efendi
Reisü’l- küttâbda denilen ve XVIII. yüzyıldan itibaren devletin dış ilişkilerinden ve Osmanlı topraklarında bulunan yabancı elçilikler ile olan işlemlerden sorumlu memur. Levhada başında mor renkte kafesi “mücevveze” denilen serpuş, sırtında sırma işlemeli samur kürklü kaftan ve ayağında sarı yemeni ile resmedilmiştir.
Şeyhülislam
İlmiye sınıfının idaresinden sorumlu en yüksek dereceli âlim. İlmiye sınıfına mensup görevlilerin azil ve tayinlerinin yanı sıra dini konularda fetva vermek görevleri arasındaydı. Levhada başında örfi kavuk, sırtında sırmalı beyaz atlastan samur kürklü bol yenli “ferve-i beyza” denen kaftan ile resmedilmiştir. Ayaklarında sarı yemeni ve belinde sırmalı kuşak bulunmaktadır.
Kazasker
Yargının ve ilmiye sınıfının idaresinden sorumlu Divan-ı Hümayun üyesi. Fatih Sultan Mehmed döneminden itibaren Anadolu ve Rumeli Kazaskeri olmak üzere iki kazaskerlik makamı bulunmaktaydı. Levhada başsında şeyhülislamın giydiği gibi örfi tabir olunan burma sarık, sırtına yeşil çuhadan samur kürklü bol yenli kaftan, içinde çizgili entari, belinde kuşak ve ayağında san yemeni ile resmedilmiştir.
Kapudan Paşa
Deniz kuvvetlerinin başı. Divan-ı Hümayun üyesi ve vezir rütbesindeydi. Seferlerde donanmayı komuta etmek, barış zamanı donanma ile ilgili işleri idare etmek ve ilgili davalara bakmak görevleri arasındaydı. Levhada başında kallatvî, sırtında atlas kumaştan samur kürklü kaftan ve belinde sırmalı kuşağa sokulmuş mücevher işlemeli hançer ve ayağında sarı mest ve terlik ile resmedilmiştir.
Pırpırı Esnafı
Ticaret veya zanaatla uğraşan esnaf yeniçeri. Özellikle XVII. yüzyıldan başlayarak yeniçeri maaşlarının fiyat artışları ile doğru oranda artmaması ve devlet tarafından çoğu kez zamanında ödenmemesi, yeniçerilerin askerliğin yanında zanaatlar ve ticaretle meşgul olmasıyla sonuçlanmıştı. Levhada üzerinde ‘’pırpırı’’ denilen kırmızı dar üstlük, içinde beyaz mintan ve koyu yeşil bir yelek, başında nefer kalafatı, bacakların da mavi şalvar, ayaklarında kırmızı yemeni ve belinde kuşak ile resmedilmiştir. Belindeki kuşakta yatağan bıçağı taşımaktadır. Sağ elinin üzerindeki dövmeden 6. Cemaat ortasına mensup olduğu anlaşılmaktadır.
Usta
Yeniçeri ortalarının tayinâtının dağıtımından sorumlu alt rütbedeki zabitlere “aşçı usta” denirdi. Yeniçeri Ocağı’nın son dönemlerinde aşçı ustaların rütbelerine nazaran etkinliği giderek artmış, kendi üzerlerindeki odabaşı ve çorbacılardan daha fazla söz sahibi hale gelmişlerdi. Levhada başında kalafat kavuğu tabir edilen serpuş, sırtında mintan üzerine iki yanı pirinç düğmelerle süslü bir kaftan, bacaklarında ‘dökme’ tabir olunur topuklara kadar inen kırmızı bir şalvar, ayaklarına sarı yemeni ve belinde çaprast (çapraz) tabir olunur metal kemer ile resmedilmiştir.
Tulumbacı
İtfaiye hizmetinde görevli yeniçerilere verilen isim. Levhada başında kalaylı bakır tas sırtında önü açık mintan, üzerine ‘’kartal kanat’’ tabir olunan bir kaput, belinde kuşak, diz çakşırı ve ayağında kırmızı yemeni ile tasvir edilmiştir. Tulumbacıların başlarına giydikleri tasta kaçıncı yeniçeri ortasına mensup oldukları ve ortanın nişanı hakedilirdi.
Yol Hasekisi
Padişahlar sefere ya da başka bir yere giderken önden giderek geçecegi yolu inceleyen ve açık olmasını sağlayan saray hizmet kana verilen isim. Levhada başında ‘barata' tabir olunan kırmızı sep üstünde entari üzerine kırmızı çuhadan ‘dolama' tabir olunan etek uçları beldeki kuşağa sokulu üstlük, belinde kuşak, dökme kırmız şalvar, ayaklarında sarı yemeni ve elinde görevde kullandığı asası ile resmedilmiştir.
Bölük Ağası
Kapıkulu süvarileri altı ayrı sınıftan oluşmaktaydı. Bu sınıfların ‘bölük’ adı verilen birliklere ayrılmıştı. Her bölüğün başın da Bölük Ağası ismi verilen zabit bulunmaktaydı. Her birinin başında idare ve disiplinden sorumlu bir bölük ağası bulunmaktaydı. Levhada başında kavuk, sırtında ‘biniş’ tabir edilen bir cübbe, içinde beyaz mintan üzerine çizgili entari, bacaklarında dökme kırmızı şalvar ve ayağında sarı mest ve terlikler ile resmedilmiştir. Elindeki nargile ve tespih ile bağdaş kurmuş hali resmin vermeye çalıştığı şark havasını tamamlar niteliktedir.
Nizam-ı Cedid Binbaşısı
Asakir-i Mansure binbaşısı levhada iz binbaşısı olarak adlandırılmıştır. Vaka-i Hayriyye sonrası kurulan Asakir-i Mansure-i Muhammediyye Ordusu’nun ilk kıyafetleri Nizam-ı Cedit Ordusu kıyafetlerini andırmaktaydı. Levhada binbaşının başında şubara denilen serpuş üzerine sarılı lahor şalı, sırtında işlemeli ve çaprastlı yarma kollu boy cepkeni, içinde çizgili mintan, bacaklarında sıkma tabir olunan dar bir potur, ayağında sarı çizmeler, belinde kuşak, omuzdan asılı kurşunluk ve ‘şemşir’ denilen eğri kılıç bulunmaktadır.
Topçu Başı
Topçu Ocağı’nın idaresinden ve disiplininden sorumlu komutan. Levhada başında ve külah üzerine dilimli tülbent sanıklı topçubaşı kavuğu, sırtında entari üzerine açık yeşil biniş tabir edilen cübbe, içine beyaz mintan ve açık yeşil entari, belinde kuşak, ayaklarında kırmızı yemeni ile resmedilmiştir.
Binbaşı
Nizam-ı Cedid Binbaşısı. III. Selim döneminde kurulan yeni orduya yeniçerilerin tepkisini çekmemek için Bostanî Tüfekçileri ismi verildiğinden kıyafetleri de kısmen Bostancıların giydiği kıyafete benzetilmişti. Levhada Nizam-ı Cedid binbaşısı başında kırmızı barata, üzerinde göğsü çaprast işlemeli kırmızı cepken ve kırmızı çizme ile resmedilmiştir.
Süvari Topçu Neferi
III. Selim’in Nizam-ı Cedid reformları sırasında topçu ocağı da yeni bir düzene sokulmuş, kıyafetlerinde de bazı değişiklikler yapılmıştı. ‘Süvari topçusu’ ismi daha fazla sayıda atla çekilen ve hızla nakledilebilen küçük çaplı topları kullanan topçulara verilen isimdi. Osmanlı ordusunda kökenleri Baron de Tott’un kurulmasına öncülük ettiği Sürat topçularına dayanmaktadır. Levhada süvari topçu neferi başında mavi püsküllü uzun fes üzerine sarılı şal, sırtında yarma kollu ve şemseli boy cepkeni, süvarilere mahsus bir şalvar, belinde şal kuşak ve ayaklarında çizme ile resmedilmiştir. Şalın kuşağında çifte piştov ve elinde tüfek bulunmaktadır.
Piyade Topçu Yüzbaşı
Topçu Ocağı’nda yapılan yeni düzenlemelerle Nizam-ı Cedid Ordusu’nda kullanılan yapılanma ve rütbeler uygulanmaya başlamıştı. Bu sistemde yüzbaşılar ‘’saf’’ tabir edilen bölüklerin komutasını üstlenmişti. Levhada piyade topçu yüzbaşısı başında mavi püsküllü uzun fes üzerine sarılı şal, sırtında şemseli boy cepkeni altına beyaz mintan ve kırmızı çizmeler ile çizilmiştir. Omuzdan asılı hamaile takılı eğri kılıç ve elinde asa taşımaktadır.
Piyade Topçu Neferi
Ordunun esas ateş gücünü oluşturan büyük çaplı topların nakli daha yavaş zordu. Bu topların nakli sırasında top arabasının yanında çoğu zaman yaya olarak giden topçulara piyade topçusu denmişti. Levhada başında beyaz çuhadan yeşil püsküllü başlık, üzerinde ceket, bacaklarında sıkma tabir olunan mavi potur, belinde şal kuşak ve ayaklarında kırmızı yemeni ile resmedilmiştir. Orijinalindeki Türkçe açıklamada yanlışlıkla ‘Süvari Topçu Neferi’ şeklinde yazılmıştır.
Humbaracılar
Vak’a-i Hayriyye sırasında II. Mahmud’a destek veren Humbaracı Ocağı ilk başlarda kaldırılmamış, sadece yeniden yapılandırılmıştı. Levhada sol baştaki humbarac başında humbaracı kalpağı, üzerinde çuhadan yarma kollu haki renkli cepken, bacaklarında sıkma tabir olunur potur, belinde kuşak, ayaklarında kırmızı yemeni ile tasvir edilmiştir. Kuşağında Balkan tarzı bir bıçak taşımaktadır. Sağ elinde bulunan asa bu humbaracının karakullukçu olarak asayiş görevinde olabileceğini düşündürmektedir. Ortadaki humbaracı yüzbaşı başında humbaracı kalpağı, üzerinde uzun ve geniş yenli biniş, altında çizgili entari, belinde kuşak ve ayağında sarı yemeni ile resmedilmiştir. Sağ baştaki humbaracı başında humbaracı kalpağı, üzerinde yarma kollu, işlemeli haki cepken, bacaklarında sıkma, belinde şal kuşak, ayaklarında kırmızı yemeni ile gösterilmiştir. Belindeki kuşakta piştov ve yatağan taşımaktadır.
Nizam-ı Cedid Neferi
Selim’in Avrupa ordularını örnek alarak kurduğu yeni ordunun neferi. İlk başta yeniçerilerin tepkisini çekmemesi için zaten var olan Bostancı Ocağına bağlı bir sınıf olarak kurulmuş ve adına Bostani Tüfekçileri denmiştir. Başında bostancıların takti türden bir kırmızı barata, üzerinde kırmızı renkte dar bir ceket, omuzdan çapraz takılmış hamail ve belinde palaska, bacaklarında sıkma da tabir olunur bacak kısmı dar potur ve ayağında kırmızı yemeni ile resme edilmiştir. Elinde reformun simgelerinden olan süngülu Avrupa tarzı bir tüfek tutmaktadır. Yalan dövüşlerde yatağan kullanmayı tercih eden yeniçeriler, reformu temsil eden süngü takılı tüfekleri hiçbir zaman benimsememişlerdir.
Şubara Neferi
Eğri kalpaklısı
H. Ahmet Arslantür ile M. Mert Sunar'ın özverili çalışmalarıyla yayına hazırlanan kitap konuya ilişkin en kapsamlı eser olma hüviyeti taşıyor.
Çok özel bir seçki ile ilgilisini cezbeden esere emeği geçen diğer isimler şöyledir:
Genel Yayın Koordinatörü: Ünsal Ünlü
Yayın Yönetmeni: Ahmet Aslantürk
Editör: Ahmet Üstüner
Kapak Tasarımı ve Teknik Hazırlık: Gülay Tunç
Fotoğraflar: Hadiye Cangökçe