Mart ayında TİMAŞ YAYINLARI, HECE YAYINLARI, MEVSİMLER KİTAP, ŞULE YAYINLARI ve RİSALE YAYINLARI tarafından yayımlanmış olan; edebiyattan sosyolojiye, tarihten felsefeye, kişisel gelişimden pedagojiye uzanan çok geniş ve zengin bir eser seçkisini istifadelerinize sunuyoruz.

Kitap: PERA PALAS’TA ONBİR GECE - Bir Pera Palas Polisiyesi
Yazar: Kayahan DemirKAYAHAN DEMİR
Yayınevi: Timaş Yayınları

"En büyük cinayet, bir insanın mutluluğunu ve hayallerini öldürmektir."
Polisiyenin Kraliçesi Agatha Christie, kendisinin de oynadığı ve onbir kayıp güne ışık tutan bir polisiye filmin çekimleri için İstanbul’un incisi Pera Palas Hotel’in misafiridir. Usta polisiye yazarı, çekimler sırasında otel sahibi Misbah Muhayyeş’in öldürülmesi üzerine dedektif kimliğine bürünür. Ancak ters giden bir şeyler vardır. Lanetli olduğuna inanılan Ahmet Afif Paşa Yalısı’ndan otele gönderilen şifreli halı ve diğer birçok delil tek bir katil zanlısı Üzerinde yoğunlaşır: Bu kişi Agatha Christie’nin ta kendisidir! Peki kendisini başından beri ‘Polisiyenin Kraliçesi’ olarak tanıtan bu gizemli kişi gerçekten de Agatha Christie midir? Aksiyon dozu hiç düşmeyen, sürpriz sonlu
‘Bir Pera Palas Polisiyesi’!
"Bıraktığınız yerden devam etmeye hazır mısınız? Yeni maceraya otelin eski sahibi de dahil oluyor ve Pera Palas yine heyecan dolu bir hikâye ile çalkalanıyor. Sahi, 411 numaralı odamızı hatırlayanlar var mı aranızda?"
Murat Eti
Pera Palas Hotel Genel Müdürü

Kitap: ABBAS DAYI HADİSESİ
Yazar: Serdar Uslu
Yayınevi: Timaş Yayınları

Bir pastanede çalışan Servet ve arkadaşları boş zamanlarında bir kulübede toplanıp birbirlerine hikâyeler anlatmaya bayılırlar. Her şey yolunda giderken bir gün mahallede kimseyle konuşmayan ama kimseye de bir zararı olmayan Abbas Dayı vefat eder. Mahalle sakinleri ailesi olmayan bu adamın cenazesini düzenlerken hiddetli bir fırtına kopar. İnsanlar cenazeyi ortada bırakarak evlerine sığınırlar. Ertesi gün mezarlığa geldiklerinde ise cenaze bıraktıkları yerde yoktur.
Mahalleli kendini kötü hissedip bu konuyu tekrar açmaz fakat bir akşam tam da Abbas Dayı gibi giyinmiş bir silüet sokakta görünür. Bu siluet ayaklarına kadar uzanan kalın paltosu ve fötr şapkası ile Abbas Dayı’dan başkası değildir.
Servet ve arkadaşları, korku hikâyelerine ara verip bu gizemin peşine düşer. Gençler hortlağı sırrını çözmeye çalışırken, kasaba sakinleri arasında bir dedikodu dolanır: Abbas, aynı anda bir değil, iki değil, üç değil, dört farklı yerde görünür ve işler sarpa sarar. Bu gizemi çözmek Servet ve arkadaşlarından başkasının görevi değildir.

Kitap: Vakitsiz Ölüler Yurdu
Yazar: Sema Bayar
Yayınevi: Hece Yayınları

Sema Bayar, Vakitsiz Ölüler Yurdu’nda alacaklısı olduğu yaşamın peşine düşenleri, kendi hikâyesine yer açmak için canhıraş uğraş verenleri, kimsesizliği muska gibi boynunda taşıyanları anlatır. Her biri, ölümü bölüşmek için kendi yolundan gider ve bütün hikâyeler yeterince anlatıldığında mutlak hakikate, ölüme varır. Bütün ölümler vakitsizdir.
Cesur ve şiirsel bir dille örülen öyküler, gerçeküstü bir atmosfere çeker okuru. Bayar, öykülerinde küçük insanların kederli yürüyüşünü takip eder. Tutuşan dalların, için için yanan taşların, ateşe atılan bez bebeklerin, yas tutan ardıçların arasında rüya ile gerçek iç içe girer; masalsı bir dünyanın kapısı aralanır: Karakoncoloslar çatıları mesken tutar, upirler âdem etiyle beslenir, ecinniler gölgelerde oynaşır. Cümle şer taifesi tetiktedir. Ama asıl tetikte olan insanın ipe sapa gelmez kalbidir. Bayar, kalbini dinleyenlerin, günaha bata çıka ömür sürenlerin, nedamet duymayanların, boyun büküp eşiklere baş koymayanların hikâyesi ile karşı karşıya bırakır okurunu. Kaybedenlerin içine düştüğü o şerefli mağlubiyetin koynunda derin bir uykuya dalar kahramanlar. Şefkate muhtaç ruhların, mezar artıklarının, doğmuş olmanın sancısını çekenlerin öyküsü anlatılır. Vakitsiz Ölüler Yurdu, okurunu yer yer karanlık ormanlara çağırırken, anlattıkça burada olmanın ağrısını hafifleten öyküler sunar.

Kitap: ÖTEORMAN
Yazar: Darren Simpson
Yayınevi: Timaş Yayınları

Bren, çok sevdiği ablası Evie’yi bir trafik kazasında kaybeder. Ablasından geriye kalan çok sevdiği antika saatle birlikte kafasında, ablasının yaşamaya devam ettiği bir dünya olan Öteorman’ı kurar. Gerçek ve hayali dünya arasında denge kurmakta zorluk çeken Bren, aynı zamanda okul arkadaşı olan Shaun’un zorbalıklarıylada baş etmeye çalışıyordur. Ailesinden destek göremediği bu süreçte hayatlarına bir anda giren Cary ona korkularıyla yüzleşmeden onları yenemeyeceğini öğretecektir.
Cesaret, dostluk ve kendi sesini bulma hakkındaki bu unutulmaz roman, eşsiz bir dünya ve sınırsız hayal gücü vadediyor.

Kitap: YAPRAKLARIN HARİTASI
Yazar: Yarrow Townsend
Yayınevi: Timaş Yayınları

Yaprakların Haritası’nın başkahramanı Orla, bitkilerin dilini gerçekten anlıyor. Bitkilerin söylediklerini dinlerse çok tehlikeli bir zehrin kaynağını öğrenebilecek, büyük bir maceraya atılabilecek ve hem kendini hem de dünyayı iyileştirecek tedaviyi bulabilecek.
Heyecan dolu, olağanüstü bir macerayı anlatan bu roman, aynı zamanda, doğanın ve doğayı korumanın öneminden bahsediyor. Yarrow Townsend tutku dolu yepyeni bir yazar ve zeki, eğlenceli, heyecan verici bir yetenek!
"Genç okuyuculara ekolojinin büyüsünü tanıtan ve onları adaletsizlikle savaşmaları ve zarar görmüş dünyamızı iyileştirmeleri için güçlendiren, zamanımız için büyüleyici bir hikâye. Güzel bir şekilde yazılmış ve eşsiz karakterler ve manzaralarla dolu bu kitap, her yaştan okuyucu tarafından çok sevilecek." (Tiffany Francis-Baker)
"Orla ve arkadaşları doğal dünyaya yayılan bir hastalığa çare ararken, buranın karaya ne kadar yakın oluşuna, parmaklarının yapraklar, tohum kabukları ve girdaplı nehir suyunda gezinmesine bayıldım. Vahşi ve büyüleyici bir ilk eser." (Nicola Penfold)

Kitap: Kutsaldan Şiirsele- İkinci Yeni Şiirinde Semavi Dinlerin İzleri
Yazar: Cemile Okunkıran
Yayınevi: Hece Yayınları

Bu çalışma, İkinci Yeni şiir hareketinin önde gelen altı şairinin (İlhan Berk, Turgut Uyar, Edip Cansever, Cemal Süreya, Ece Ayhan ve Sezai Karakoç) şiirsel söylemine dayanarak onların dinî anlamda dikkatlerine, tepkimelerine ve konumlanışlarına odaklanmıştır. Bu odak noktasından hareketle söz konusu şairlerin şiirleri ile düzyazıları titizlikle incelenmiş ve semavî dinler özelinde sembolik görünümler, açık söylemler yahut anıştırmalar ortaya koyulmuştur.

Çalışmanın ilk aşaması, dinin kuşatıcılığı, sembol olarak görünümü ve boyutları gibi unsurların üzerinde durulması şeklinde belirlenmiştir. Bunun yanında ele alınan şairleri doğrudan ilgilendiren modernite ve din arasındaki gerilimli çizgi üzerinde durulmuş, Türkiye’nin bu anlamdaki dönüşümüne dair birtakım saptamalarda bulunulmuştur.

Bunun yanında edebiyat ile ilişkisinin kadimliğinden hareketle, günümüz modernist estetiğinin önemli parametrelerinden birinin din olması üzerinde durulmuştur. Aynı doğrultuda din sosyolojisi ya da psikolojisinin imkânlarından da istifade edilerek kutsalın modernist estetik karşısındaki konumu etraflıca ele alınmıştır. Kimi zaman şairlerin estetiğini besleyici bir unsur olarak, çoğu zaman ise deformasyona uğratılan bir alan olarak din; Türk şiirinin en önemli hamlelerinden biri olan İkinci Yeni için önemli bir dikkat noktasıdır. Şairlerin hem biçimsel tasarrufları hem de içerik bazında oluşturduğu örüntüler, zengin yorumlara dair kapı aralamış; Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâmiyet ekseninde belirlenen başlıklarla okurun istifadesine sunulmuştur. Sonuç olarak kutsalın şiirselde görünümü, onun üzerindeki hayatî etkisi ve yer yer deforme edilmesi, bu çalışmanın ana eksenini oluşturmaktadır.

Kitap: M. Âkif’in İstiklâl Marşı’nı Yazdığı Mekân TÂCEDDİN DERGÂHI
Yazar: Nazif Öztürk
Yayınevi: Hece Yayınları

Tâceddîn-i Velî’nin gerçek adı, hangi tasavvuf ekolüne mensup olduğu, seyr-i sülûkunu hangi mürşidin irşadı ile tamamladığı ve Ankara’ya hangi tarihte geldiği hususları başta olmak üzere, bu zamana kadar yeterli araştırma yapılmadan; vakfiyeler, risaleler ve divan gibi temel kaynaklara ulaşılmadan kaleme alınan ve yayımlanan resmi (eski eser tescil fişi dahil) ve özel bütün yazılar; üzülerek ifade edelim ki, türbe kapısı üzerinde bulunan kitabenin yanlış okunmasından başlayarak, Tâceddin Külliyesi’nin ilk yapılış tarihi, mimarî özellikleri, yerleşim planı, yapıda kullanılan malzemenin cinsi, türbede istirahat eden zevattan hangisinin baba, hangisinin oğul olduğu, gerçek hazirenin yeri ve günümüzde mevcut olmayan bu hazirede kimlerin medfun bulunduğu, caminin kıble cihetinde yer alan kabirlerin gerçek mahiyetinin nelerden ibaret olduğu; Mehmed Âkif Ersoy’un içerisinde İstiklâl Marşı’nı yazdığı ve hâlen kültür evi/müze olarak kullanılan Kasr-ı Ebniye/selamlık binasının ne zaman ve hangi amaçla inşa edildiği ve imam meşrutası/lojmanı olmadığı konularına kadar, kamuoyu ile paylaşılan bilgilerin hemen tamamı ıslaha muhtaçtır.

Gerek konuyla ilgili kalem oynatan insanların birbirinden apararak ortalığa saçtıkları yanlış verileri tashih etmek, gerekse el atılmamış hususların ayrıntısına girerek yeni nesilleri kavram kargaşasından kurtarmak, basılmamış tebliğleri kayda geçirmek ve bildiri kitaplarıyla sınırlı kalan bilgileri daha geniş çevrelerle buluşturmak, tebliğlerin sunuluş tarihinden sonra elde edilen yeni verilerle yazdıklarımı tashih ederek okuyucuları yanlış bilgilerden kurtarmak ve harcanan mesailer ve verilen emekleri yeni bir üslupla kitaplaştırarak kalıcı hâle getirmek gibi düşüncelerle bu kitap tedvin edilmiştir.

Kitap: NESİLLERİN AĞABEYİ FETHİ GEMUHLUOĞLU
Yazar: Gıyasettin Dağ
Yayınevi: Hece Yayınları

Fethi Gemuhluoğlu, geçmişteki büyük Türk İslam medeniyetinin yeniden ayağa kalkacağına inanan, bu uğurda çaba gösteren, medeniyet duvarının iyi insanlarla, yetişmiş kadrolarla örüleceğine bilen, bu sebeple bütün yatırımı insana yapan, gençleri bu hedefe hazırlamak isteyen bir gönül ve fikir adamıdır. Yetenekli gençleri destekleyerek özellikle akademide, matbuatta, fikir ve sanat dünyasında yer almaları için özendirmiş, insan yetiştirme sevdasına tutulmuş bir ağabeydir. Dünyalık ikbal ve makamlardan uzak durarak ömrünü bu ideale adamıştır. Kısa ömründe az yazıp, çok anlatan, dost ve ağabey olarak örnek bir yaşam süren, nesillere ‘ağabey’ olmuş bu insanı yakından tanıyacak, ‘aşk ve dostluk’ denince onun adının akla gelmesinin sebeplerini bu eserde bulacaksınız.

Kitap: DOSTOYEVSKİ VE BİZ / BATILILAŞMA KARŞISINDA OSMANLI-TÜRK VE RUS AYDIN DAVRANIŞI
Yazar: Nurcan Özkaplan Yurdakul
Yayınevi: Hece Yayınları

Dostoyevski’nin, Batılılaşma karşısında Rusların izzet ve haysiyetini savunmak için gösterdiği titizlik ve yaşadığı hayal kırıklıkları ile Osmanlı ve Cumhuriyet müelliflerinin benzerlikleri nelerdir?
Ondaki yaratma cesareti ile milletine duyduğu saygı, samimi sevgi ve insanlığın mutluluğu adına sorumluluk alma cesareti arasında nasıl bir ilişki vardır? Bizde neden onun liginde bir romancı çıkmamıştır?
Eserleri ile denizler aşırı ve çağlar ötesi bir etki yaratmış olan Dostoyevski’nin Türk okurları için önemi, başka ülkelerin okurlarından daha farklıdır. O bize, diğer okurlarına söyleyebileceğinden daha çok şey söyler. Biz de onu, diğer okurlarının anlayabileceğinden daha iyi anlarız. Birlikte acı tatlı, iyi kötü günlerimiz olan çok eski bir aile dostumuz, kapı komşumuz gibidir Dostoyevski.
Nabi Avcı’nın söze döktüğü enformatik cehaletin tahakkümüne rağmen bir fikir büyüğümüzdür Dostoyevski. Bundan dolayı edebiyatçılarımızın ve tarihçilerimizin yanı sıra sinemacılarımıza da yol göstermiştir.
O, gerek Ruslarla müşterek Doğulu meselelerimize yönelik düşünce dünyası ile gerek modern insanın anlam arayışı ve ahlak meselelerine tuttuğu ışıkla daha nice nesillerce okunup tartışılacaktır.

Kitap: KABE-İ MUAZZAMA – Kutsal Mekânlar 3
Yayınevi: Mevsimler Kitap

Müslümanlar namaz kılarken yüzünü döndüğü kıble neresidir?

Tabi ki Kâbe-i Muazzama!

Kâbe hangi şehirdedir?

Tabi ki Mekke’dedir.

Haydi, Allah’ın evi Kabe’yi eğlenerek keşfedelim!

****
“Yeryüzünde insanlar için yapılan ilk mâbed, bütün insanlık için bir bereket kaynağı, bir hidâyet rehberi ve bir yönelme merkezi olan Mekke’deki Kâbe’dir.”
(Al-i İmran suresi-96)

Bu kitapta neler var?

*Gizli objeleri bulma
*Kelime bulmaca
*Boyama
*Sudoku
*Fark bulma

Kitap: MESCİD-İ AKSA – Kutsal Mekânlar 1
Yayınevi: Mevsimler Kitap

Mescidi-i Aksa’nın Müslümanların ilk kıblesi olduğunu biliyor muydunuz?

Peki, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin bir gecede Mekke’den Mescid-i Aksa’ya yolculuk ettiği¬ni oradan göğe yükseldiğini biliyor musunuz?

Haydi, huzur kokulu Mescid-i Aksa’yı eğlenerek keşfedelim!

*****

“Kulunu (Muhammed’i) bir gece, Mescid-i Harâm’dan kendisine bâzı âyetlerimizi göstermek için, etrâfını mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allâh, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilen, hakkıyla görendir.” (İsrâ suresi, 1)

Bu kitapta neler var?

*Gizli objeleri bulma
*Kelime bulmaca
*Boyama
*Sudoku
*Fark bulma
*Parçaları doğru yerlere yapıştırma

Kitap: MESCİD-İ NEBEVİ – Kutsal Mekânlar 2
Yayınevi: Mevsimler Kitap

Mescidi-i Nebevi’de kimin olduğunu biliyor musunuz?

Tabi ki Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed! (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Mescidi-i Nebevi hangi şehirdedir?

Tabi ki gül kokulu Medine’de!

Haydi, gözümüzün nuru Mescid-i Nebevi’yi eğlenerek keşfedelim!

Bu kitapta neler var?

*Gizli objeleri bulma
*Kelime bulmaca
*Boyama
*Sudoku
*Fark bulma
*Parçaları doğru yerlere yapıştırma

Kitap: AYASOFYA – Kutsal Mekânlar 4
Yayınevi: Mevsimler Kitap

Ayasofya’nın aynı yere 3 kez inşa edildiğini biliyor muydunuz?

Peki, Fatih Sultan Mehmed Han’ın İstanbul’u fethettikten sonra Ayasofya’yı camiye çevirdiğini biliyor musunuz?

Haydi, görkemli duruşu ve heybetiyle Ayasofya Kebir Cami’yi eğlenerek keşfedelim.

Bu kitapta neler var?

*Gizli objeleri bulma
*Kelime bulmaca
*Boyama
*Sudoku
*Fark bulma
*Parçaları doğru yerlere yapıştırma
*Kendi kapağını tasarla

Kitap: SULTAN AHMET CAMİİ- Kutsal Mekânlar 5
Yayınevi: Mevsimler Kitap

Sultan Ahmet Camii’ni, Sultan I. Ahmet tarafından
17’nci yüzyılda, Mimar Sinan’ın yetiştirdiği öğrencilerden biri olan Sedefkâr Mehmet Ağa’ya yaptırdığını biliyor muydunuz?
Caminin duvarlarında mavi renkli İznik çinileri
yoğun bir şekilde bulunduğu için cami, Mavi Camii (Blue Mosque) olarak da bilinmektedir. Caminin duvarlarında 21 bin 43 adet göz alıcı İznik Çinisi bulunmaktadır.
Bu kitapta neler var?

*Gizli objeleri bulma
*Kelime bulmaca
*Boyama
*Sudoku
*Fark bulma
*Parçaları doğru yerlere yapıştırma
*Kendi kapağını tasarla

Kitap: CIVIL CIVIL DUALAR
Yazar: Mehmet Nezir Gül
Yayınevi: Mevsimler Kitap

Sevgili çocuklar!
Gelin Yüce Allah’ımıza seslenelim.
O’na sığınalım. O’na yönelelim.
O’nun yarattığı kocaman kâinatı düşünelim.
İşlerimizi O’nun istediği gibi güzelce yapalım.
Her işimizde O’nunla olalım. Allah’ı hiç unutmayalım.
Bize sayısız güzellikler verdiği için O’na teşekkür edelim.
O bizi çok seviyor. Biz de sevgimizi sunalım.
O bizim her şeyimiz.
Yolumuz açık, dualarımız kabul olsun.

Kitap: Pusula Azık Düşman
Yazar: Meryem Kılıç
Yayınevi: Şule Yayınları

Şunu demek istiyorum; köşelerde omuzlara yüklediğiniz gürültüyle ve heyecanla ağızlarda marşlar gümüşten ordular katı ve kararlı takas ederken düşünüyorum gözlerinizde mevsim nasıl değişiyor birden benim de keyfimi kaçırıyor ölüm planlarınız uzaktan sizi izliyorum sizin de kaçırıyor elbette seçimi nasıl yaptınız?

Kitap: Doğurgan Yara - Sezai Karakoç
Yazar: Yılmaz Daşcıoğlu
Yayınevi: Şule Yayınları

Bu kitap, onun şiirindeki kimi unsurları değerlendirme, estetiğinin ve düşüncesinin temel noktalarını anlama çabası ile farklı zaman ve yayın organlarında yayımlanmış yazılardan oluşuyor. Yazıların değişmeyen ortak noktaları ise Karakoç’un eserine nüfuz etme çabası ile çağımızın edebiyat ve düşünce dünyasındaki yerini nesnel bir biçimde görmeye çalışmaktır. Okura belirli bir bakış açısından Karakoç’un düşüncesi, poetikası ve şiiriyle ilgili bir yaklaşımın sunulduğunu umduğum bu yazılar, onun eserinin anlaşılmasına bir nebze katkı yaparsa amacına ulaşmış olacaktır. Şiir, Hakikat, Metafizik, Tanrı ve elbette Diriliş. Bu kavramları hemen her türde eserleriyle edebiyatın merkezine taşımış, bir kültür havzası oluşturmuş, “yeni” bir sanat anlayışı ortaya koymuş olan Sezai Karakoç için çok önemli bir çalışma elinizdeki kitap. Bir şairin, düşünürün, dava adamının, sanatçının çok yönlü bir portresi çiziliyor. Ailesi, çocukluğu, yaşadığı şehirlerin izleri ve pek çok ayrıntı; Karakoç şiirinde neye tekabül ediyor, düşüncesinin ve davasının aktarımını nasıl yapmaya çalışıyor, şekil özellikleri itibariyle içinde bulunduğu dönemin şiirinde nerede duruyor sorularına eserleri merkeze alınarak cevaplar sunuluyor. Sezai Karakoç eserlerine yeniden ve yakından bakacağınız eşsiz ve derinlikli yazılar Doğurgan Yara Sezai Karakoç’ta.

Kitap: Hastane Kokusu
Yazar: Fatma Türk
Yayınevi: Şule Yayınları

Hemen heykeli götürüp kucağına bıraktım. – Bakın doktor, bunlar size absürt geliyor olabilir. Lütfen dünyayı sadece algıladığınız kadarıyla yorumlamayı bırakın! Bu sistemin bütününe hakaret olur. Benim gibi bir sürü insan var bu evrende ve âlemler içinde âlemler var. – Kesin şu abuk sabuk lafları! Hay aksi şeytan! Nereden geldim buraya! – Akit, dedi. – Akit mi? O da ne? – Herkesin sözleşmesi vardır ama unutur. Çocukken gördüğünüz rüyaları hatırlayın, kurtardığınız bebekleri düşünün. Onları sadece rüya mı sandınız! Doktor önlüğünün altında yalnızca bir doktor mu var? İnançlarıyla, yaşayışıyla, tercihleriyle bir insan var. Ölüm saatine müdahale etmemeyi tercih eden bir doktor mesela. Ya da Araf’ta kalmış çocuk ruhlarını kurtarmayı seçen bir doktor. Aynalara bakan bir doktor… Peki ya hastalar! Bu kitapta bildiğiniz hastalıklar ve hastalar yok. Hastanelerin o soğuk, kokulu, beyaz ışıklı koridorlarından hayata açılan, zamana düğümler atan, var olan düğümleri çözen; fantastik, mistik, spiritüel hikâyeler Hastane Kokusu’nda.

Kitap: Işık Almayan Pencere
Yazar: Şafak Çelik
Yayınevi: Şule Yayınları

Kollarım geriliyor bir uca noktadan öte geçiyor ben kuytu ülkede çevreyi ölçmeye meyletmiş mutlak bilinmeli çap. uzasın kollarım pi üç alınsa da kabul geriyorum uçtan uça. değecek çepere. parmak uçlarım yetmiyor. kavrayamıyor. açılmıyor daha dokunmuyor elim başka bir ele.

Kitap: Unuttuğum Nakarat
Yazar: Hamdi Gün
Yayınevi: Şule Yayınları

Annem ütülüyor her sabah kırışan gömleğini ve yüzünü babamın sen her sabah şehri yeniden kuşatıyorsun pay ederek damlara aydınlığı sabah haberleri, artan fiyatlar hüzünlü görüntüsü dumansız bacaların kuşlara zam gelmiş sen her sabah yeni bir şehir yaratıyorsun sesinle bir şehir savaştan uzak bir şehir sisli günlerin bayram sayılmadığı.

Kitap: Dersimiz: Canavar
Yazar: Hatice Durmaz
Yayınevi: Şule Yayınları

“Bu bir efsane değil,” diye devam etti kadın beton sesiyle. “İtbaraklar, civarda yaşayan bir kavimdi eskiden. Vikinglerden bile daha zalim bir topluluk.” Mümin, ürkek bir sesle araya girme cüretinde bulundu. “Şu efsanelerde adı geçen köpek başlı insanlar mı?” “Efsane olmadığını söylemiştim,” dedi kadın. “Bunlar gerçeğin ta kendisi.” Çocuk çekiçle çakılan bir çivi gibi koltuğa yapıştı. Başını hızla evet anlamında sallayınca hâlâ hareket edebildiğine şükretti. Erlik, İtbaraklar, Şubat Karısı, Congolos, Üör, Eşbörü, Karamat, Avilan, Bedük, Enkebit, Bükrek, Sangal, Hıbılık, Alkarısı, Karabasan… Canavar listesi uzayıp gidiyor. Canavarlar arasında da bir bağlantı var. Sebepsiz var olmuyorlar. Bir amaç, bir korku, bir inanmama, yanlış anlama, dışlanma… Bir de bunlarla mücadele eden, anlatan, onları yenenler var. Asena, Oğuz, Mete, Korkut Ata… Türk mitolojisinin eşsiz canavarları ve efsanevi kahramanları bu hikâyelerde yine bir aradalar. Canavarların birbirini nasıl var ettikleri, insanın onlarla mücadelesi, onlarla nasıl başa çıktığı ya da nasıl canavarlaştığı da Dersimiz: Canavar’da

Kitap: Hayattayken Tanımak Bilmek Sevmek
Yazar: Ahmet Nedim Serinsu
Yayınevi: Şule Yayınları

İlim insanlarını ve insanı, sırf hayattayken sevmek ve sevdiğini sürdürmek ülküsüyle görgülenmeye ve nihayet kültürlenmeye küçük bir hizmette bulunabilmeyi gaye edinen Çay Saati Sohbeti’ni büyük bir vazife ve hizmet olarak görmelidir. Çünkü yegâne maksadı, öğrencilerimizin ilim insanı hocalarını hayattayken sevdiğini göstermeleri, sohbet eden hocamızın da başta öğrencilerini hayattayken bilfiil sevmekte olduğunu açığa vurmasıdır. Onları iştiharla tanıtmak veya izhar edilmeyen bir amaç yoktur.

Hoca sadece derste hoca değildir. Talebelerin de yalnız derste talebe olmadıkları gibi. Ders dışında sosyal bir alanda bulunup hocasına sevgisini göstermek, hocasının da bilgi, birikim, deneyimlerini talebelerine sevgisiyle aktarması pek bulunan bir imkân değildir. Çay Saati Sohbetleri bu yönüyle çok kazanımlı bir buluşma, görüşme, sevgiyi gösterme alanı açmıştır. İnsan sevdiğini bir şekilde göstermeli. “Amellerin/eylemlerin en faziletlisi Allah için sevmek ve Allah için sevmemektir,” diye buyurmuş Sevgili Peygamber Efendimiz. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğrenci Kantininde gerçekleşen bu sohbetlerin kaydı bir anı-vefa kitabında toplanıyor. Üstelik çok kıymetli akademisyenler tarafından ilmî makaleler şeklinde kaydedilmiş bir şekilde. Öğrenci akademisyenler hocalarını anlatıyor. Bu tarihî sohbetlerin içinizi ısıtacak, bilgilendirecek, görgülendirecek yazıları Hayattayken Sevmek’te.

Kitap: Nasıl Davet Edelim?
Yazar: Muhammed Kutub
Yayınevi: Risale Yayınları



“Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun. İşte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” Ayet-i Kerimesinin ışığıyla davet yoluna çıkan Muhammed Kutub’a göre günümüzde davet görevi, geçmiş şartlarda bu görevin yerine getirilmesine nazaran çok daha büyük bir önem arz etmektedir. Çünkü artık soyut bir hatırlatmadan ibaret değildir; aksine nerdeyse direkleri çökmüş, yıkılmaya yüz tutmuş bir binayı yeniden yapıp iade etmek aşamasına gelmek üzeredir.

Kitap: Kısa Namaz Surelerinin Tefsiri
Yazar: Vehbe Zuhayli
Yayınevi: Risale Yayınları



Elinizdeki bu eser, Vehbe Zuhaylî’nin 15 ciltlik Tefsiru’l Münir adlı çalış­masının bir bölümüdür. Yazar bu eseri yazma amacını şu şekilde açıklamak­tadır: “Zamanımızda vasat bir kültüre sahip birinin güvenebileceği en güzel tefsir hangisidir, sorusu yaygındır. Doğru bir cevap bulmakta zorlanabilir bu soruya muhatap olan kişi. Eski tefsirlerde metot zorluğu, yenilerde de aksak­lıklar veya bazı ekol görüşlerini destekleme eğilimi, kimi zaman da çağdaş eğilimlere cevap vermek için aşırı görüşler, tevil ve tuhaflıkta uç noktalara kayma vardır. Bunun için mutedil, kapsamlı bir tefsirin yazılması zorunlu hâle gelmiştir. Bu tefsir muhtelif tefsirlerin özelliklerini toplamalı, okuyup incele­yenlere Ayet-i Kerimelerin anlaşılmasını kolaylaştırmalı ve zaruri olan her bilgiyi kuşatmalıdır. Akaid, ibadet, ahkâm, adab, ahlâk ve hayatın önemli alanlarında Kur’an’ın makasıdını gerçekleştirmelidir. Kur’an’ı Kur’an ile sahih sünnet ve sabit siret ile tefsir etmelidir. İşte bu kitapta yaptığım budur.

Editör Hakkında