1974 Konya doğumlu. Eğitimine 1980’de Kıbrıs’ta başladı. Kıbrıs’ta okumayı ve yazmayı öğrendi. Çocukluğunun bir kısmını geçirdiği Sivas-Gürün’ün Yazyurdu köyünde; soğukla, kışla, karla, tipiyle, uzun çayırlarla, gölle, dereyle, alabalıklarla tanıştı. En çok yazmayı sevdi. Ortaokul öğrencisi iken yazdığı bir şiiri Karaman’da bir yerel gazetede çıkacak diye üç gün sevincinden uyuyamadı. Şiirini yayınlanmış gördüğünde hayal kırıklığına uğradı. Şiirin başlığını aşağıya son kıtasını en üste gelecek şekilde tepetaklak basmışlardı.
Okumaya, yazmaya ve yayınlamaya bütün heyecanıyla devam etti. 1989-1991 seneleri arasında Konya’nın yerel gazetelerinde yüzü aşkın şiir yayımladı. Bazı roman denemelerinden sonra 1993 yılında öykü yazmaya karar verdi ve o günden itibaren dergilerde öyküleri ve öykü yazılarıyla gözüktü.
İlk öyküsü 1995’te Mustafa Kutlu’nun yönettiği Dergâh dergisinde çıktı. 2007 yılında neşredilen Yerlere Göklere adlı eseriyle Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın öykücüsü seçildi. Yazı hayatının devamında çoğunlukla Jurnal, Düş çınarı, Dergâh ve Kırklar adındaki edebiyat dergilerinde öyküler ve öykü yazıları yayınlandı. Yazarın yayımlanan ilk kitabı Muhteris’tir.
Sonrasında yazmayı bırakmayan yazarın şu an çeşitli türlerde çok sayıda eseri bulunmakta. Bu eserlerin çoğunluğunu öyküler oluşturmakta. Yazar, Hışırtı Avcısı adlı kitabıyla çocuk edebiyatına da yönelmiş ve sonrasında çeşitli çocuk kitapları yayımlandı. Hâlen Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde öğretim üyesi.
1995 yılında Dergâh dergisinde yayımlanan “Ezilmiş Bakırdan Yapraklar” adlı öyküsüyle edebiyat dünyasına adım atan Abdullah Harmancı, Çağdaş Türk öykücülüğünün en önemli isimlerinden biridir. Çocukluğunda, şiirle başlayan yazın serüvenine, roman denemeleriyle devam ederek sonunda öyküde karar kılan Harmancı, bu alanda Türk öykücülüğü için önemli eserler vermiştir.
Harmancı, öykü formunda farklı biçimsel özellikleri yansıtırken günümüzün sorunlarından kopmadan, onların çözümlerini arayarak, hayata ve
insana ait özleri yazısının tüm katmalarına yerleştirir. Onun kurgu atmosferi işlediği temalar üzerinden kimi zaman ironik kimi zaman gerçeküstü bir söyleme sahip olur.
14'ü çocuklar için olmak üzere kaleme aldığı; öykü, eleştiri, antoloji ve inceleme türlerinde toplamda 25 basılı eserle, Abdullah Harmancı; edebiyatımızda, kendi sesini yakalamış ve külliyatını kurmuş bereketli bir ırmak olmayı sürdürüyor.
1995 yılı Harmancı’nın öykü serüvenin başlangıcı açısından önemlidir. Dergah
dergisine gönderdiği Ezilmiş Bakırdan Yapraklar adlı öyküsü yayımlanır. Bu sayede Harmancı resmi olarak öykü dünyasına ilk adımlarını atmış olur.
Harmancı, Hece Öykü dergisinin Nisan/Mayıs 2008 sayısında Duran Çetin ile yaptığı söyleşide öyküye başlama serüvenini anlatırken, intihar eden bir öğrencisine çok üzüldüğünü ve onun öyküsünü yazarak başladığını söyler. “Simit satan bir öğrencim kalbimi
burdu. Onu yazdım. Yanımızdaki apartmanın önüne koskocaman bir market diktiler, adamın evi zindana döndü. Kimdirler, necidirler, bilmiyorum ama onlar için çok üzüldüm. Onların
öyküsünü yazdım. Başlarını örttükleri için akademik hayatları sönen Müslüman entelektüellerin durumu içimi yaktı. Onları yazdım. Yazmak bir çaresizliktir. Cemal Süreyya “Küfür bir saldırmama eylemidir.” demiş. Yazmak da öyle. Yazmak bir eylemsizliğin
eylemi”(Çetin, 2008). Harmancı’nın bu söylemlerine baktığımızda onun öyküleri ile yaşam arasında çok derin, duygusal ve sıkı bağların olduğunu anlarız. Yazarın yaşam öyküsünü incelediğimizde hayatının her döneminde yazma eylemi ile iç içe olduğunu görürüz. Şu an
bulunduğu nokta hiç de tesadüfi değildir. Harmancı aldığı eğitim, ilgi alanı, çalışmaları ve akademik yaşantısı ile edebi kişiliğini her daim beslemiştir.
ÖYKÜLERİ:
1- Muhteris, yazarın 2002 yılında yayımlanan ilk öykü kitabıdır. Kitap ilk olarak Timaş Yayınlarından çıkmıştır. “Perşembe oturmaları”nın müdavimleri: Mehmet Harmancı, Fatih Özkafa ve Hasan Harmancı’ya ithaf edilir. İkinci baskısı ise 2018 yılında İz Yayıncılıktan çıkar. Mehmet Harmancı, Fatih Özkafa ve Hasan Harmancı’ya ithaf edilir. Timaş Yayınlarından çıkan kitapta Umur Bey Hikayeleri, Yiten Yüzyıl ve Edebiyat Tarihçisine Notlar isimli üç ana bölüm bulunur. İz Yayıncılık’tan çıkan 22 kitapta ise bu bölümler Umur Bey Öyküleri, Yiten Yüzyıl ve Edebiyat Tarihçisine Notlar şeklinde olup ilk baskıda yer alan “Umur Bey/Doğu Anlatısı” ve “Filika” isimli iki öykü bu kitapta bulunmaz. “Umur Bey/Doğu Anlatısı” öyküsünde Rize’nin Güneysu ilçesinde Türkçe öğretmeni olan bir adamın tayininin çıkması sonucu okuldan ayrılması ve bu konuda hissettikleri anlatılır. Yazar öyküde geçen “Bu ülkede muhafazakâr öğretmen adında bir yaratık yaşıyor” (s. 26). sözüyle muhafazakâr öğretmen tipini eleştirerek öğretmenler hakkındaki düşüncelerini ortaya koyar. “Filika” öyküsünde ise belediyenin düzenlediği ikinci geleneksel şiir dinletisi ile Ercan isimli bir genç ve arkadaşlarının Filika adında bir dergi çıkarma hevesleri anlatılır. Şiir dinletisi küçük harflerle, dergi çıkarma serüveni ise büyük harflerle verilir. Bunların dışında Timaş Yayıncılıktan çıkan birinci baskıda “Umur Bey Caddelerde” öyküsünde yer alan italik yazılar büyük harflerle yazılmasına rağmen ikinci baskıda tamamen küçük harflerle yazılıp, “Uzun Yassı Eşmekaya” öyküsünde her cümle alt alta verilirken ikinci baskıda düz bir metin şeklinde verilir. Muhteris’te yer alan öyküler farklı isimlerle birbirinden ayrılsa da genel olarak ortaokul öğretmeni olan Umur Bey’in etrafında birleşir. Eserde yer alan öyküler bir bütün olarak değerlendirildiğinde taşrada yaşayan, entelektüel, okumuş, gündelik hayatın sıradanlığından bıkmış, merkezle bağlarını koparmak istemeyen ve kendi eserlerini çıkarmaya çalışan kahramanların yaşamlarının anlatıldığı görülür.
2- Ertesi Dünya, Abdullah Harmancı’nın ikinci öykü kitabıdır. 2003 yılında Birun Yayınları tarafından yayımlanır. 2013 ve 2015 yıllarında Profil Yayıncılıktan iki baskısı daha çıkar. Kitap üç bölümden oluşur ve içerisinde toplam yirmi üç öykü bulunur. Yazarın 1993 ile 2002 yılları arasında çeşitli dergilerde çıkan öykülerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulur. Ertesi Dünya, içerisindeki öykülerin yazılış tarihleri açısından aslında Harmancı’nın ilk kitabıdır. Fakat Muhteris isimli kitabı daha önce yayımlanır.
3- Yerlere Göklere, Harmancı’nın üçüncü öykü kitabıdır. 2007 yılında Ebabil Yayıncılık tarafından basılır. İkinci baskısı ise 2017 yılında İz Yayıncılık’tan çıkar. Kitabın içerisinde bulunan Yerlere Göklere ve Geri Dönüşüm Kutusundan Dönen Öyküler isimli iki ana başlık altında toplam kırk üç öykü bulunur. Birinci baskıda 23 bulunan “Şırınga” öyküsü ikinci baskıda bulunmamakla beraber her iki baskının başında Cahit Koytak’ın Şiir ve Hakikat başlıklı şiirine yer verilir. Yazar kitabı eşine ithaf eder. “Şırınga” isimli öyküde ismi verilmeyen erkek kahramanın arkadaşı Mesut’tan aldığı içi uyuşturucu dolu olan şırıngayla yaptıkları anlatılır. Harmancı bu öyküyü müstehcen bulduğu için ikinci baskıda kitabından çıkarır. Ayrıca birinci baskıda “Kürek” öyküsünde her cümle alt alta verilirken ikinci baskıda düz yazı şeklinde verilir. Harmancı bu kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Hikayecisi ödülünü alır.
4- Seni Ne İhtiyarlattı, Harmancı’nın dördüncü öykü kitabıdır. 2011 yılında Profil Yayıncılık tarafından basılır. Kitap Ötegeçe ve Silinmek isimli iki ana bölümden oluşur. Kitabın bütün basımlarında Ötegeçe bölümünde on iki öykü bulunurken Profil Yayıncılık’tan çıkan ilk dört baskıda Silinmek bölümünde on dokuz İz Yayıncılık’tan çıkan baskılarda ise on iki deneme bulunur. Harmancı Silinmek bölümünde yer alan yazıların düşünceden ziyade duyguya yaslanan ve öykü üslubuna yakın denemeler olduğunu ve bu denemelerin kendisinin öyküye nasıl gittiğini göstermesi bakımından önemli olduğunu belirtir. Ayrıca Fatma Barbarosoğlu ile Köksal Alver’in bu denemeleri kitabın arkasına koyma fikrine pek sıcak bakmadıklarını ifade eder. (Kahraman, 2012, s. 50).
5- Melek Kayıtları, Harmancı’nın beşinci öykü kitabıdır. 2016 yılında İz Yayıncılık’tan çıkar. Ressam Mavi, Alabora ve Kanatsız Kapılar isimli üç bölümden oluşur. Ressam Mavi bölümünde dokuz, Alabora bölümünde altı ve Kanatsız Kapılar bölümünde otuz iki olmak üzere kitapta toplamda kırk yedi öykü bulunur.
6- Behçet Bey Neden Gülümsedi? (Öykü, 2019), Harmancı’nın 2019 yılında İz Yayıncılık’tan çıkan altıncı kitabıdır. Kitabın içerisinde yirmi dört öykü bulunur. Harmancı’nın “Melek Kayıtları” adlı eserindeki “Behçet Bey Neden Gülümsedi?” adlı öykünün ve yazarın son kitabının adı aynıdır. Eserde işlenen konular yaşamın ve insanın ortak konularıdır. Harmancı’nın karakterlerinin genellikle huzursuz olduğu göze çarpar. Yazar anlatmak istediğini yan unsurlardan sıyrılarak tüm gerçekliğiyle göstermeyi amaç edinmiştir.
7- Baltan Taşa Değecek, yazarın yedinci öykü kitabıdır. 2021 yılında yayımlanır. Muhit Kitap tarafından basılan kitapta on bir öykü yer alır.
Eleştiri-İnceleme:
1-Kurmacanın Büyülü Sureti (Eleştiri, 2013) Harmancı 2013 yılında Profil Yayınları'ndan çıkarttığı bu eserinde 1998 ile 2013 yılları arasında öyküye ilişkin yazdığı yazıları bir araya getirmiştir. Bu kitap Harmancı’nın hem öykü yazma serüvenini hem de öyküye ilişkin kuramsal düşüncelerini barındırır.
2. Yazının Yükü (İnceleme, 2015)
Harmancı’nın Nuri Pakdil’in Edebiyat dergisi üzerine hazırladığı inceleme İz Yayıncılık'tan "Yazının Yükü" adıyla 2015’te çıkar. Bu eser edebiyat dergisinin manifestosu niteliğindedir.
3-Kurmaca Kimden Yana
George Steiner “Edebiyat eleştirisi bir sevgi borcundan doğar” der. Okuduğumuz eserlere karşı borçlanırız. Kurmaca Kimden Yana, her şeyden önce bu borcu ödeme gayretidir.
Bir öykü üzerine düşünmek aslında öykü üzerine düşünmektir. Eleştiriden poetikaya sızan, poetikadan eleştiriye süzülen damarlar vardır.
Kitaptaki yazıların eleştiri türüne daha yakın durduğu ilk bakışta verilebilecek bir yargıdır. Son bakışta ise yazıların birçok türe aynı anda yakın durmakta olduğu görülecektir.
Eleştiriye, poetikaya, denemeye, okuma notuna, yaratıcı yazarlık ders notlarına, hatta hatıra türüne dönüşebilecek gibi duran düzyazılar, aynı zamanda son dönem Türk öykücülüğüne dair bir anlama, anlamlandırma çabası.
Antoloji:
Yirmi Sekiz ( Mehmet Kahraman’la birlikte, öykü antolojisi, 2017)
Abdullah Harmancı ve Mehmet Kahraman’ın birlikte hazırladıkları bu eser, 2015 yılında İz yayıncılıktan çıkmıştır. Eser 28 Şubat sürecini yansıtan öykülerin seçkisinden oluşur. Kitabın içinde yazarları farklı olan( Mustafa Kutlu, Köksal Alver, Müzeyyen Çelik gibi) yirmi sekiz öykü bulunur. Harmancı’nın ve Kahraman’ın da birer öyküsü kitapta yer alır. Kitap 28 Şubat sürecinin ruh halini yansıtması açısından önem arz eder.
Yayına Hazırlama:
İmrenilecek Bir Ölüm
-Abdullah Harmancı sunuş ve seçkisiyle-
Hüseyin Rahmi Gürpınar; ömrünü en az anlattığı hikâyeler kadar özgün yaşar. Öyle ki Hüseyin Rahmi’nin yaptığı reçellerin en az romanları kadar iyi olduğunu söyleyenler, onu besleyen zengin kaynağın bizzat hayat olduğunu bilirler. Hüseyin Rahmi, bu yüzden “Avam için edebiyat olmaz.” düşüncesine büyük bir coşkuyla karşı çıkar ve tüm ömrü boyunca bunun aksini ispat etmek için yazar. Ona göre gerçek sanatçı, “tabiatı” ne kadar gerçekçi ve açık yazarsa eserine o kadar ruh vermiş olur. Hüseyin Rahmi Gürpınar; dönemin İstanbul insanını ve yaşantısını büyük bir maharetle ve kuvvetli bir gözlem gücüyle tahkiye eder. Hikâye ve romanlarında insanlar, hududu çizilemeyecek bir sahnede kanlı canlı halleriyle yerlerini alırlar. Mizah, onun hikâyelerine ruh üfler ve böylece hem komik hem de trajik bir oyun başlar. Hikâyeler; geçim derdine düşmüş ihtiyar bir muharrirden uzlete çekilmiş yeni Diyojen’e, talihsiz bir ömrün sahibi araba beygiri Kırço’dan bir kazan gibi kaynayan ada vapuruna değin genişler. Moskof muharebesinin tesiri, eve güç bela ulaşan mektuplardan okunurken Türk toplumunun değerleri ve inançları da gerçekçi bir biçimde satırlara yansır.
Çocukların anlama, anlamlandırma şekilleri, dil gelişimleri, hayal dünyaları, dünyayı ve insanları algılama biçimleri yetişkinlerden farklıdır. Bu farklılıklar göz önünde bulundurulduğunda onların zihinlerine, dünyalarına hitap eden farklı edebiyat ürünlerine ihtiyaçları olduğu sonucu çıkmaktadır. Çocuk edebiyatı bu ihtiyaçtan doğmuş ve günümüze kadar büyük bir gelişim göstermiştir. Günümüzde çocuklar için
hazırlanan çeşitli edebiyat ürünleri bulunmaktadır.
Abdullah Harmancı'nın kitapları; çocukların bilişsel, zihinsel ve ruhsal gelişimlerinin sağlanması konusunda
önemli bir görev üstlenmektedir. Dış yapı özellikleri, içyapı özellikleri
ve eğitsel özellikleri çocuklara göre hazırlanan kitaplarının çocuklar üzerinde çok fazla olumlu etkisi bulunmaktadır.
Yazarın velut kalemi 2021 ve 2022 yılında çocuk edebiyatına 14 tane güzel eser kazandırmıştır.
1- Hışırtı Avcısı (Öykü, 2021)
Harmancı’nın bu eseri, Beyza Bulut Kitap’tan çıkmıştır. Geleneksel dünya ile yeni dünya arasındaki çocuk muhayyilesini başarılı şekilde anlatan Harmancı’nın bu kitabı da öykü türündedir. Fakat çocuk öyküsü olması hasebiyle diğer altı öykü kitabından ayrılır. Sibel Büyük kitabı çizimleri ile renklendirerek çocukların hayal dünyasına uygun hâle getirir.
2- Aynalı Baba ile Raci
Eser, kendi içinde birbiriyle bağlantılı dokuz bölümden oluşmaktadır. Ana kahramanları ve konusu ortak olsa da her bölümde farklı kahramanlara, konulara, iletilere yer verilmiştir. Yazar Aynalı Baba ile Râci kitabının sonunda “Yazarın Notu” bölümünde kitabın Filibeli Ahmet Hilmi’nin 1970 yılında kaleme aldığı Amak-ı Hayal (Hayalin Derinlikleri) adlı kitabının bir yeniden yazım denemesi olduğunu belirtmiştir. Yazar bu eserde Amak-ı Hayal’deki maceraları çocuklara hitap edecek, onların keyif alarak okumasını sağlayacak bir şekilde yeniden yazma çabasında hareket etmiştir. Yazar Amak-ı Hayal’in derin bir roman olduğunu, içindeki felsefi – tasavvufi unsurların azaltılarak macera, aksiyon yönünün arttırıldığını belirtmiştir. Yazar bu eğlenceli eseri okuyan çocukların büyüdüklerinde Amak-ı Hayal’i de okuyarak kitabın derinliklerini keşfetmelerini önermiştir.
3-Ötücü Kuşlar Festivali
Ötücü Kuşlar Festivali, Abdullah Harmancı’nın Mayıs 2021’de yayınladığı resimlemeleri Sibel Büyük tarafından yapılan içeriğinde birbirinden bağımsız 10 masalın yer aldığı çocuk kitabıdır.
4- Küçük Prens Hakem Olsun
Kurban Bayramı için dedelerinin evine giden üç kuzen rüyalarında bulutların üzerinde uçtuklarını ve Afrika’daki bir ülkede olduklarını görmüşler. Uyandıklarında birbirlerine anlattıklarında her birinin aynı rüyayı gördüğünü anlamışlar. Babaannelerine anlattıklarında onların da aynı rüyayı gördüğünü öğrenmişler. Bunları duyan dedeleri Kurban Bayramı için kurbanlarını Afrika’daki fakir bir ülkeye bağışladığını anlatmış ve rüyalarına bunu gördüklerini söylemiş.
5- Kışın Şarkısını Kim Söyleyecek?
Eğlendiren, düşündüren, sorgulatan ve meraklandıran öykülerle hayalin sınırlarına bir yolculuk!
Üç apartman büyüklüğünde serçe mi?
Cevap alamadığı soruları bulut rengi balonlara dönüşen çocuk mu?
Balıklı sostan şapka mı?
Ağaç yapraklarından bir dede mi?
Karların Beyi’nden şehre neden gelmediğine dair bir açıklama mı?
Bir gün okula gelip çocuklara sitem eden kış mevsimi mi?
Yıkık evlerin duvarlarını okşayan iki kafadar kız arkadaş mı?
Abdullah Harmancı'nın kaleminden birbirinden tuhaf on üç öykü… Sular seller gibi akıp gidecek bir kitap…
6- Bilgenin Gölgesi
Melek dedesi ile sokakta yürürlerken dedesi ona şehirlerinde çok eskiden yaşamış olan bir Bilge’yi anlatmaya başlamış. Bu Bilge hem çok bilgiliymiş hem de kalbi başka insanlar için atarmış. İnsanlara yardım etmeden, iyilik yapmadan 48 duramazmış. Vaktini boşa harcamaz, hep okur, hep yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım edermiş. Şehirdekiler onu sayıp severlermiş, onu dinlemekten çok hoşlanırlarmış. Bu bilge o kadar iyi birisiymiş ve o kadar seviliyormuş ki hakkında anlatılanlar efsaneye dönüşmüş. Melek’in dedesi ona Bilge hakkındaki efsaneleri anlatıyormuş yol boyunca. Ama Melek’e bu bilgenin adını söylemiyormuş. Bilgenin izlerini, gölgesini takip ederek öğrenmesini istiyormuş. Bu bilgenin bu kadar bilgili ve tanınan birisi olmasına rağmen bir kitabının olmadığını anlatan dedesi Melek’e bu Bilge’yi anlatan bir kitap yazdığını ve bu kitapta kendilerinin de olduğunu söylemiş. Dede bilgeyi anlatmaya devam ederken Bilge’nin mezarına gelmişler. Mezarın başında insanlar dua ediyorlarmış. Burada Melek Bilge’nin kim olduğunu öğrenmiş. Yazar Abdullah Harmancı kitabın sonunda “Destanın Sonu- Destanın Başı” adlı bir bölüme yer vermiştir. Bu bölümde Melek’in dedesinin yazdığı kitabın bu kitap olduğu şu şekilde sezdirilmiştir: Melek kitabı okumaya başlamıştır. Okuduğu satırlar Bilgenin Gölgesi kitabının ilk satırlarıdır. Kitabın son sayfasında Yazarın Notu bölümüne yer verilmiştir. Burada anlattığı bilgenin yazarın hayatındaki önemine ve kitabın yazılış amacına yer verilmiştir.
7- Evliya’nın Sırları
Evliya’nın Sırları, Abdullah Harmancı’nın Kasım 2021’de yayınladığı, resimlemeleri Hülya Erdil Çakıroğlu tarafından yapılan içeriğinde birbirinden bağımsız sekiz öykünün yer aldığı çocuk kitabıdır.
8- Dağın Kalbi Güm Güm Eder
Dağın kalbi güm güm ediyor! Duyuyor musunuz?
Kollarını yukarıya uzatıp hayatının gidişatını değiştirecek tuşlara dokunan Memoli…
Yaptığı yaramazlıklar kendi sonunu hazırlayan Şerif…
Dünya tarihini değiştirmeye karar veren milyonlarca çocuk…
“Yağkarmaz’da neden kar yağmaz?” sorusunun peşine takılmış üç insan…
En güzel suyun kendi köylerinin suyu olduğuna inanan köylüler…
Gezegenlerinde evreni kirlettiklerinden habersiz yaşayan Humudi ve Mumudi…
Ve daha fazlası, Harmancı’nın
yeni öykü kitabında…
9- Sırrımı Serçelere Söyledim
Bir gün kendime rastladım:
Hep bir şey olmak istiyordum ama başka
bir şey oluyordum.
Kendimle başım dertteydi.
Sesim güzel olsun, futbol takımına
seçileyim, çok yakışıklı olayım istiyordum.
Kendimi, kim olduğumu, kim olacağımı
çok merak ediyordum.
İleride nasıl bir şeye dönüşecektim?
Dünyanın her konuda en iyisi ben
olamayacaktım.
Peki.
Ama bir konuda çok iyi şeyler
yapabilirdim.
Ama önce…
En önce…
Hepsinden önce…
Kendime rastlamalıydım!
10- Şekercik Kitap- Vakıfbank Kültür Yayınları
Akşam bütün aile toplanıyor. Yemekler yenecek. Çaylar içilecek. Dedeler, nineler, torunlarıyla hasret giderecekler. Anneler ve babalar akşamüzeri gelecekler. Ama Elfin ve Elif okuldan çıkar çıkmaz koşup geldiler. Dedelerinden masal dinlemek en sevdikleri şey.
Bir dede, bir nine, Elfin ve Elif… Abdullah Harmancı’nın kaleminden yeri gelince ormanlara, yeri gelince denizlere dalıp türlü maceralara şahit olan iki kardeş. Bir fil, bir tilki, bir ahtapot, bir çoban, bir kedi ve bir devekuşu hikâyenin diğer kahramanları. Onlar dışında çok özel biri daha var bu kitapta, uzak diyarlardan gelen bir misafir: Hanne! Her bir hikâye zengin kelime dağarcığıyla, Türkçenin incelikli kullanımı ve güzel ifadelerle dolu.
11- Bir Şehir Kalbimi Çaldı- Timaş İlk Genç Yayınları
Bütün şehirler ilginçtir. Bütün şehirler gizemlidir. Bütün şehirler keşfedilmeyi bekler. Şimdi okuyacağınız şehir de öyle:
Suyu akmasın diye yapılmış çeşmeler,
Yokuş yukarı tırmanan sular,
Konuşan kayalar,
Kubbeye kazılmış mezarlar,
Kediler için yapılmış türbeler,
Kırk yaşına kadar konuşmayan insanlar…
Hepsi bu şehirde…
Melek ve Dilek, kendi şehirlerini keşfe çıktılar. Belki de az önce sizin sokağınızdan geçtiler. Belki de sizin sokağınızı yazdılar. Durmayın öyleyse, çevirin bu kitabın kapağını ve kendinize rastlayın!
12- “L” Çizen Adam- Beyaz Bulut Yayınları
"Perdenin arkasında ne var?
Dünyanın bittiği yerde ne başlıyor?
Biz yanlış yaptığımızda meleklerimiz ne kadar üzülüyor?
İncir ağacının altında yüz yıl uyuyan adam mı?
Bereketli bahçeler bir gecede taştan tarlalara mı dönüşüyor?
Kâbe’nin örtüsünün altına gizlenip Peygamber Efendimizi dinleyen de kim?
Abdullah Harmancı’nın kalemi, bu defa perdenin arkasına uzanıyor."
13- Şarkısını Unutan Kuş- Timaş İlk Genç Yayınları
"Bıyıkları upuzun bir adam var.
Herkes uyuduğunda dünyanın öte ucuna uçuyor.
Kalbi kocaman bir adam var.
Hayatı pahasına, kendini yaşadığı şehrin evcil hayvanlarına adıyor.
Şarkısını unutan kuşlar için üzülen bir adam var.
Ormanda kuşların kayıp melodilerinin peşine düşüyor.
Saksağanların mutluluğuna ömrünü adamış biri daha var.
Hepsi birden, bu kitabın sayfalarına gelip yerleştiler.
Dünyayı daha güzel kılmanın yollarını aramak için bu kitapta birleştiler.
Sen de onlara katılmak istemez misin?"
14- Leylaklar Presnsesi- Uçan At Yayınları
"Leylaklar Prensesi’nin yazarı Abdullah Harmancı çok sayıda hikâye kitabından sonra çocuklar için de yazmaya başlamış bir yazarımızdır. Türü ne olursa olsun iyi çocuk kitabı hem çocuk hem de yetişkinler tarafından okunursa, o kitap, iyi bir çocuk edebiyatı örneğidir. Elinizdeki kitabın bu tür iyi örneklere aday bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Kitaba adını veren Leylaklar Prensesi kitabında gerçek, hayal, rüya ve fantastik anlatılar iç içe. Bir çocuk, evinde ve okulunda, en sevdiği romanın kahramanlarıyla karşılaşırsa neler yaşar? Başka bir çocuk dersten çıktığı zaman yıllardır yaşamakta olduğu şehrin tamamen değiştiğini görünce ne yapar? Salıncağıyla bulutların ve yıldızların dünyasına yükselen çocuk geri dönebilecek mi? Ya rüyaları günlük hayatında yaşamaya devam eden çocuğun şaşkınlığına ne demeli?
Aramızda kalsın: İyi yazılmış çocuk kitabı hem yolculuğa çıkarır hem de aradıklarını buldurur çocuklara ve yetişkinlere Leylaklar Prensesi’ni dokuzdan doksana herkesin okumasını dilerim…"
Mustafa Ruhi Şirin