Hece Yayınları'nın Şubat ayında farklı kategorilerde yayınladığı yeni eser seçkisini istifadelerinize sunuyoruz.
DERYA VE MECZUP
Nuray Alper
ŞİİR
Gidelim mi; gidelim çiçeğine küs mevsimden
Yanık bir sükût ile baktığımız vahaya
Sormadan, anlatmadan, bulunacak olmadan
Sözünde durmayan niyetten, yorgun samimiyetten
En yakın rüya ile yetişelim uzağa
İçimizde bir dua kırılmadan efendim
Asra su taşıyan sır kaybolmadan.
GÜNBATIMINA ÖVGÜLER
Hasibe Çerko
ÖYKÜ
Hasibe Çerko, “Günbatımına Övgüler” adlı kitabını oluşturan lirik öykülerle insanın dünyadaki varoluşunun, yaşamın ve evrenin alışılmadık ölçüde yepyeni bir yorumuna erişiyor.
KUKLALAR İÇİN
İPLERDEN SONRA YAŞAM
SEMA BAYAR
ÖYKÜ
Sema Bayar, Kuklalar İçin İplerden Sonra Yaşam’la öykü dünyamıza parıltılı bir giriş yapıyor. Kaderine hapsolmuş kadınlar, geçmişiyle kıran kırana mücadeleye girişen erkekler, ölümün gölgesinde biriktirilen kırgınlıklar, iyileşmeyen çocukluk yaraları ve bütün bunların arasında bir an olsun teslim olmayan, ışıl ışıl, sahici bir yaşam telaşı...
Bayar, isyan eden, sorgulayan, yüzleşen, haykıran öykü kahramanlarıyla sözün ve kurmacanın imkânlarını sonuna kadar esneterek insanın dile getirilmesi zor, ezelî yalnızlığına ışık tutuyor.
Cesur, akıcı, şiirsel bir dille örülen öyküler, gerçekle rüyanın, zaferle mağlubiyetin iç içe geçtiği büyülü sularda yol alıyor. Yer yer gerçeküstü, gotik bir havaya bürünen atmosfer, dile dair bir titizliğin refakatinde okuru kolayca kendi burgacına dâhil ediyor. Bayar’ın öykülerinde ölülerin, durmuş saatlerin, patikaların, fotoğrafhanelerin, istasyonların ve elbette kuklaların imgesel bir hüviyetle canlanıp hayata karışması, yazarın estetik tavrının doğal bir sonucu oluyor.
Öykü kahramanları bireyselleşme sancıları yaşarken, yazar, işlediği varoluşsal sorgulamalarla, kurguyu meselesi olan bir zemine çekiyor. Böylece aşkla nefretin, iyilikle kötülüğün, yaşamla ölümün insanda düğümlenen anlatısı, insanlığın büyük ve kederli yürüyüşüyle omuz omuza veriyor. Her şeyden önemlisi Sema Bayar, bunları toz kaldırmadan, ortalığı velveleye vermeden, camı çerçeveyi indirmeden, usulca, tam bir öykücü ihtimamıyla gerçekleştiriyor.
MODERN TÜRK ŞİİRİNDE
ÖTEKİLEŞTİRME
Sosyolojik, Kültürel ve İdeolojik
Ben/Biz ve Öteki Söylemi
Sema Noyan
İNCELEME
Medeniyet ve kültür değerlerinin, siyasi, toplumsal ve ideolojik değişimlerin yansıma alanı olan edebiyat eserlerinde özellikle şiirde, öteki karşısında benlik/kimlik inşasına dair imajlar, “ben ve öteki” söylemiyle ifade edilmektedir. Toplumsal ilişkinin başlangıç aşaması olan ben ve öteki arasında meydana gelebilecek eşitsiz ilişki, öteki üzerinde hâkimiyet ve güç elde etme arzularının yol açtığı çatışma, sömürü ve yıkımlar, ötekileştirme ile yakından ilgilidir “Modern Türk Şiirinde Ötekileştirme” kitabında ötekileştirme biçimleri “ben/biz-sen/siz/o/onlar” söylemine yer veren modern şiirler üzerinden incelenmekte, ben/biz-öteki söyleminin beslendiği ideoloji, kültür ve medeniyet değerleri ortaya konulmaktadır.
SERAZAT
Safiye Gölbaşı
ÖYKÜ
“Çocukluğumun evi deyince ilkin boncuk otu gelir aklıma. Pembe, mavi, beyaz; bahçe toprağının üstünde örtü gibi. Küçük küçük leylak kümeleri sonra… Bahçemizi çepeçevre saran yüksek duvarlar; yarısına mor salkım, yarısına çit sarmaşığı tırmanmış. Biri döker çiçeğini diğeri açar. Babam çok meraklıydı bahçe işlerine. Evin girişine üç sıra sümbül ekmişti karşılıklı. Nasıl bir koku nasıl bir renk anlatamam. Arka bahçede ağaçlarımız vardı. Ihlamur, meşe, karadut… Bir kuş sesi gelirdi o ağaçlardan, cıvıl cıvıl, insan konuştuğu şeyi unuturdu. Şimdi bir apartman katında yaşamaya razı geldiğime şaşıyorum bazen, bazen de bir zamanlar böyle güzel bir evde yaşamış olduğuma.”
TURGENYEV
Yaşamı, Sanatı ve Çağı
Türkan Olcay
İNCELEME
TURGENYEV Yaşamı, Sanatı ve Çağı adlı bu çalışma, Prof. Dr. Türkan Olcay tarafından 2005 yılında kaleme alınan İvan S. Turgenyev monografisinin gözden geçirilmiş ve yeni bilgilerle zenginleştirilmiş halidir. Söz konusu çalışmayla, Rus klasik romanının başlıca yaratıcıları arasında yer alan İvan Sergeyeviç Turgenyev’in (1828-1883), insan ve sanatçı olarak bütünsel portresinin çizilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda yazarın soyuna ait tarihçeden başlamak üzere, yaşamı ve sanat evreleri tanıtılmakta, Bir Avcının Notları ile Rudin, Soylu Yuvası, Arife, Babalar ve Oğullar, Duman ve Ham Toprak romanları ayrıntılı bir şekilde incelenmektedir. Bununla birlikte yaşadığı çağ, Vissarion Belinski ile dostluğu, Oteçestvennıye zapiski ile Sovremennik dergilerinin üyeleri, Rus Nihilistleri, Fransız sanatçı dostları, ünlü mezzo soprano Pauline Garsia Viardot’a büyük aşkı, Türkiye’de Turgenyev vb. konular ayrıca ele alınmakta, Turgenyev hem bir insan hem de bir sanatçı olarak tarafsızca değerlendirilmeye çalışılmaktadır.
Kitabın yeni baskısı altmış iki görsel ile zenginleştirilmiştir.
HAYAT GİBİ
Bir Dram Bir Komedi
Kudret Ayşe Yılmaz
TİYATRO
“Bir rüya görüyorum. Anlatmanın mümkünatı yok. Bir rüya… İçinde gâh ateşler yanıyor, işitiyorum; gâh sular fışkırıyor, ferahlıyorum. Bir rüya… Tarifi pek güç. Sadık rüzgârların taklidi kehanetleri de doğurabilir. İnsan inanmayı diler, yalana bile. Ahhh, nasıl da yaşlandım! Rüyaları da ömürden saydın mı ey yüce Tanrı? Yaşım umudumdan hızlı ilerliyor. Çöl, şarkısını fısıldıyor unutulmak üzerine. Bu çöller her dili bilir. Miras kalmış ağaçlıkların dibine ne vakit sokulsam hep ölümün bekleme köşesi olan mezarlar geliyor aklıma. Ölüler… Diriler… Ölüye ölü diyen diri, sana diri diyenler de ölecekler. Fillerin izleri cüssesince, tırnakların da etin kalkanı olduğu bir hakikat. Bu dünyada yerimiz ne? Bunca söz niçin edilmiş dünden bugüne?”
Hayat Gibi Bir Dram Bir Komedi, ilkin Farabi’nin Nihayetsiz Bestesi adlı tiyatro oyunu ile başlıyor. Yalnızca ilim için yaşamış o pir-i faninin gölgesinde; derin bir tefekkürle hakk, insan, hayat, felsefe ve toplum gibi çok sesli meseleleri gözden, gönülden geçirme yolculuğuna dâhil olacaksınız. Türlü cevaplara, geniş hudutlu sorularla kavuşmak üzere o çöl gecesinde uyanık kalmalısınız.
B1r4z Güldü25en B3ni, güldürünün belkemiğine doğru ilerleyen bir komedi. Daha evvel farklı isimlerle de defalarca kez sahnelenmiş ve her seferinde seyircisinden tam not almayı başarmış bu tiyatro metni, ‘komedi nedir’ sorusunun yanıtını okuruna güldürürken bulduracak.
Kudret Ayşe Yılmaz’ın usta kaleminden Türkçenin derinliklerine dalmış kudretli cümlelerle keyifli sahnenizi kendi zihninizde kurmaya hazır olun.
Ve perde…