Başta Twitter olmak üzere tüm sosyal medya araçları hızlı, akan, sürekli değişen, herkesin bir şeyler için bağırdığı bir alan. Dahası insanı belirli kalıplara girmeye zorlayan, belirli etiketler yapıştıran, tektipleştiren, sürüleştiren kıyıcı bir mekanizma. İşte bu yüzdendir ki günlük hayhuydan uzaklaşmak amacıyla medyadan veya medyatik hesaplardan uzaklaşırken dinginleşmek veya zenginleşmek için sımsıkı sarıldığımız bazı isimler var Twitter’da.
İhsan Fazlıoğlu hocanın hesabı da bunlardan biri. Hocanın “insan, bilinç, kendilik bilinci ve ölüm” üzerine yaptığı paylaşımlardan bir derleme yaptık:
Niyet sahibi dertli bir kişinin adım atması mekânı yola dönüştürür; kişiyi de basit bir yürüyenden, yolcuya...
Varlık'ı büyüden arındırmak 2. Evren'i ilahlardan temizlemek; ve 3. Hayat'ta kula kul olmayı reddetmek anlamında Tevhid, özgürlüktür...
Hem kişi hem de toplumlar için başarının sırrı "âmentu"-lerinin bedelini ödemektir; çünkü imân, imkân verir; bedel mümkün kılar...
Dünya, Âmentü'sünün bedelini ödeyen insanlara verilir. Âmentü'sünün bedelini ödemeye hazır olmayan insanların imanı, kuru bir gürültüdür...
Erdemli toplum bir idealdir; hukuklu toplum ise hakikat... Bu hakikati dikkate almayan toplumlar birbirlerine düşer ve tarihten elenirler.
Unutulmamalıdır ki, kişi anlamını ne-şeyde, ne-yerde ve kim-de buluyorsa oraya tâbi olur; oraya kul olur. Son söz: Lekum din-ukum ve liye Dîn...
Bir millet için anlamlı bir geleceği, geçmişinin yasını tutanlar değil, tahayyül ettikleri geleceğin tarihini yazabilenler inşâ ederler...
Düşüncenin nihâî amacı, tekili bütün; sonluyu sonsuz; mukayyeti mutlak; kısaca çok-olanı, Bir-olan içinde ve içinden idrak etmektir...
Vicdanları terbiye etmeden yalnızca idrâkleri eğiten milletler kendi mensupları tarafından aşağılanmaya hazır olmalıdırlar...
Hirâ'sını yaşamamış kişinin ne Mekke'sinden ne de Medine'sinden ümit besle...
Kendilik bilinciyle kuşanmamış kişinin ne itikadından ne de siyasetinden hayr gelir...
Düşünmek; Kendinden vazgeçmemek... Kendini terk etmemek... Yani; İnsan olmakta diretmek... İnsan kalmakta direnmek... tir.
Kendi-olmayan, ne aradığını ne bulduğunu bilir; ne arandığını ne bulunduğunu fark eder; hep başkaları tarafından aranmayı/bulunmayı bekler…
Amacı ne olursa olsun nefsî bir yarışın olduğu ortamda iyi, doğru ve güzel, güç devşirmek için kullanılan bir malzeme olmaktan öteye gitmez.
Bir insanın kendine ilişkin kanaati değişmeden, olgu ve olaylara ilişkin bakış-açısı değişmez; çünkü insan yenilenmeden hayat yenilenmez...
Elinden, dilinden bir şey gelmediğinde, hüzünlen; çünkü hüzün, yüreğin kavrulmasıdır; kavrulan yüreği Allah sever; bu nedenle hüzün, duadır.
Acı, hüzün ergenlik sebebidir; acı çeken, hüzünlenen ergenleşir; çünkü acılar zekâyı biler; hüzün duyguları derinleştirir...
Başkası için ne kadar yaşarsan yaşa; ölümün kendi ölümündür; hayat başkası için feda edilebilir; ölüm edilemez; zira herkes kendi için ölür.
İnsan ölüme doğrudur; ölüme bilinç eşlik ediyorsa, ona yaşam denilir ki, yaşam bilinçli ölüm demektir; bunun farkına varmak da huzurdur...