Timaş Yayınları tarafından Cemal Aydın çevirisiyle Türkçeye kazandırılan “Allah’a Dönüş” kitabında Hâris el-Muhâsibî insanın Allah ile bağını tekrar nasıl kurabileceğinin ve insanın nasıl kendisiyle barışık hale gelip ruh huzuruna erebileceğinin yolunu gösteriyor. Muhâsibî insan psikolojisini iyi bilen, nefsin aldatmacalarını ve ruhun hastalıklarını çok iyi teşhis eden ve nasıl tedavi edileceği konusunda son derece yetkin sufilerden biridir.

8. asrın sonlarında Basra’da dünyaya gelen Hâris el-Muhâsibî, Hasan-ı Basrî hazretlerinin talebesi Cüneyd-i Bağdâdî gibi büyük sufilerin hocasıdır. Sehl et-Tüsterî, Sülemî, Hakîm et-Tirmizî ve Kuşeyrî gibi maneviyat büyükleri de kendisinden faydalanmıştır. Bütün İslami ilimlerde zamanının en bilgili kişisi olarak kabul edilmiş, ayrıca kendisi ilim çevrelerince de âlimlerin ve sûfîlerin kutbu olarak görülmüştür.

Risale’de Kuşeyrî onu, “En arı ve duru sûfîliğin temsilcisi” olarak takdim eder. Hucvîrî ise, Keşfü’l-Mahcûb’da onu şöyle tanıtır: “Din ilimlerinde gerçek bir âlimdi. Zamanının bütün kelâmcıları (ilâhiyatçıları) tarafından gerçek bir otorite olarak kabul edilmişti. İlimlerin her dalında en yüksek mertebeye tırmanmış asil ruhlu bir zattı. Bağdat’ta ona Şeyhlerin Şeyhi denirdi.”

Hâris el-Muhâsibî “Allah’a Dönüş” kitabından nefis muhasebesini ve kalbin nasıl arındırılması gerektiğini anlattığı bölümü alıntılıyoruz. Muhâsibî eserini etkileyici ve öğretici olması amacıyla soru-cevap şeklinde kaleme almış.

Allah sizi esirgesin! Nefis muhasebesi nedir?
Cevapladı: Aklın, nefsin yapıp ettiklerinin fazlalıklarını ve noksanlarını denetleyerek kulu onun şerrinden korumasıdır.

Sordum: Nefis muhasebesi konusunda bana biraz daha bilgi verir ve bu konuda beni aydınlatır mısınız?
Cevapladı: Yaptığın her hareketi gözünün önüne getir ve kendi kendine sor: Niçin? Kim için? Eğer Allah içinse, devam et! Allah rızasını gözetmeyen başka bir şey içinse, vazgeç! Seni geçici arzu ve heveslerin peşinde koşturmaya çağıran nefsini kına! Bundan dolayı onu cezalandır! Onun cahilliğini yüzüne haykır! Akla vurarak onun ayıbını ortaya çıkar! Böylece kötü işlerinden ve seni Yaradan’dan uzaklaştıracak hareketlerinden ötürü onun senin düşmanın olduğunu görürsün.

Sordum: Muhasebenin çıkış noktası nedir? (Muhasebe ifadesini sık sık kullanan Muhâsibî, nefis muhasebesi ile bildiğimiz normal muhasebenin kendi dönemindeki kavramlarını da yan yana kullanır. Biz kafa karışıklığına meydan vermemek için, tercümede onun muhasebe terimlerini vermek istediği mesaj doğrultusunda kavramlaştırmaya çalıştık, çev.)
Cevapladı: Malın eksilmesi, zarar edip iflâs etme korkusu ile kârı çoğaltma arzusudur. Nitekim iş ortağı, gerek zarar edip iflâs etme, gerekse malı yığıp kazancı artırma arzusuyla karşısındakinden hesapları ister.
Zünnûn hazretleri kendini Allah’a verip ibadetle meşgul bir hanıma sordu: Fazlalığı neyle buluyorsun? Cevapladı: Kontrolle ve muhasebeyle.

Sordum: Hz. Ömer ibn Hattâb’ın “Tartılmazdan önce nefislerinizi tartınız!” sözünün anlamı nedir?
Cevapladı: Nefsiniz yanlışa zerre ağırlığınca olsun eğilim göstermezden önce onu yoklayıp dizginleyin!

Sordum: Nefis muhasebesi kula ne kazandırır?
Cevapladı: Kalp gözünü iyice açar, anlayışını keskinleştirir, çabucak delil gösterme yeteneği kazandırır ve manevî bilgilerini artırır. Tabiî bunlar elbette kalbin nefis muhasebesi konusunda dikkatli oluşuna ve uyanıklığına bağlıdır.

Sordum: Kul nefis muhasebesini neyle güçlendirir?
Cevapladı: Şu üç şeyle:
Birincisi: Kendisini nefis muhasebesinden alıkoyacak her şeyden ilgisini kesmelidir. Çünkü hasmından hesap sormak isteyenin kalbini diğer bütün kaygılardan arındırması gerekir.
İkincisi: Bu nefis muhasebesinden kazanmayı umduğu faydayı elinden kaçırmamak için, kendisini bütünüyle ve münhasıran ona vermelidir.
Üçüncüsü: Bizzat Peygamber aleyhisselâmın ağzından kendisine iletilmiş bir konuda gösterdiği ihmalden dolayı Yüce Allah’ın sorguya çekmesinden korkmalıdır. Nitekim Efendimiz aleyhisselâm şöyle buyurmuşlardır:
“Mümin her dört saatte bir saatini kendisini hesaba çekmeye ayırmalıdır.”

Sordum: Kalpler nefis muhasebesi yapmayı niye sürekli ertelerler?
Cevapladı: Geçici ve boş heveslerin ve şehvetin baskın çıkması yüzünden… Çünkü bunlar düşünmenin, bilimin ve delille hareket etmenin zıttı davranışlardır. İşte kalpler bundan dolayı nefis muhasebesini (ne yapıp etmekte olduklarını sorgulamayı) geciktirir, sağduyu ve basiretten uzak bırakır. Böylece de kul ne hoşlanacağı güzelliği farkeder ne de tiksineceği çirkinliği...

Sordum: Allah seni esirgesin! Kulun nefis muhasebesi yapmasını engelleyen şu geçici ve boş heves dediğiniz şeyi bana izah eder misiniz?
Cevapladı: Geçici ve boş heves (hevâ), nefsin şehvetlere saplanması, keyif ve rahatına düşkün olmasıdır. Şehvetleri baskın çıkınca, kendisinde zaaf, yani iradesizlik baş gösterir. Böylece de geçici ve boş heveslerin esiri olur.

Sordum: Nefsimi sapmalarından dolayı nasıl cezalandırmalıyım?
Cevapladı: Sevip bağlandığı şeylerden onu çekip al! Allah’tan korkma kamçısını onun üzerinden hiç eksik etme! Onun attığı her adımı dikkatle gözetle! Virdlerini (gün içinde düzenli olarak okunan duaları, âyet veya sureleri, getirilen salavâtı) artır! Nefsini yorup bitkin düşür! Besinini azalt! Hoşlandığı şeylerden uzaklaştır! Senin gözetleyip denetleme gücün, nefsinin gururunu kırıp alt edinceye kadar, ona tehdit ilâcını yudum yudum içirip terbiye et!
Ey genç adam! İşte o zaman nefsin kendine gelecek, kendini beğenmişliğini bırakıp boyun eğecek, açgözlülüğünden kurtulacak ve Yaradan’ının yolunda düzgün bir şekilde ilerlemeye başlayacaktır.
Elbette başarı Allah’tandır.

Editör Hakkında