İlk mekanik hesap makinesi; 1642 yılında Fransız Filozof Blaise Pascal tarafından, vergi tahsildarı olan babasına yardım için tasarlandı. 1799 yılına kadar kullanılan bu mekanik aygıt, kadranlarla girilen sayıları toplayıp çıkarabiliyordu. Bugün hesap makinesi olarak akıllı telefon uygulamasını kullanıyoruz.

Toz çeken ilk süpürge; 1906 yılında Robert Bimm tarafından ”Birum” adıyla Fransa’da yapıldı. Bu, pompayla işleyen bir el süpürgesiydi. Tozun toplandığı kısım kova, toz torbası, boru vb. biçiminde olabiliyordu.

Bugün su hazneli ve aynı anda havayı da temizleyebilen ev robotları ve hatta biz evde yokken tüm evi süpürüp dip köşe temizleyen kablosuz robot elektrikli süpürgeler bu işlevi üstleniyor.

Amerikalı George C. Beidler tarafından 1903 yılında bulunan ilk fotokopi makinesi; kopyalanacak belgenin fotoğrafını çekmekteydi. Bugün artık fotokopi bile çekmiyor, üç boyutlu printerdan çoklu çıktı alıyoruz.

Uzaktan kumandanın ilk örneklerinden biri, 1898 yılında Nikola Tesla tarafından “Hareket Eden Araç Veya Araçların Mekanizmalarının Kontrolü İçin Cihaz Tekniği” ismi ile geliştirildi. 1903 yılında Leonardo Torres Quevedo, “Telekino” adlı tasarımını Paris Bilim Akademisi’nde deneysel bir gösteri ile tanıttı. Aynı yıl içinde Fransa, İspanya, Birleşik Krallık ve ABD‘de cihazın patentini aldı. Telekino elektromanyetik dalgalarla iletilen komutları yerine getiren bir robottu. Telekino uzaktan kumanda alanında bir öncü ve dünyanın ilk radyo kontrol cihazı olarak kabul edilmektedir. Torres, 1906 yılında Bilbao Limanı’nda kralın ve büyük bir kalabalığın önünde bir botu sahilden uzaktan kumanda ile başarılı bir şekilde yönlendirmiştir.

Bugünün akıllı kumandaları, sadece televizyonu değil kendisine bağlı diğer elektronik aletleri de kontrol edebiliyor.

Televizyon; 1923 yılında, John Logie Baird tarafından İngiltere’nin Hastings kasabasında icat edilmiştir. İlk televizyon görüntüsü ise yine Baird tarafından 1926 yılında yayınlanmıştır. Başlangıçta noktalar halinde ve titrek olan görüntülerin kalitesi Baird tarafından geliştirilmiştir. Sırasıyla tüplü, lcd, hd, 3D, Smart tv, UHD 4K, 8k çözünürlüklü ve evde sinema keyfini yaşatan smart tvlerden sonra devam eden televizyon evrimi en son Q Led denilen bir teknolojiyle devam ediyor. Arka ışıklandırmanın önüne bir katman olarak yerleştirilen çok küçük boyutlu moleküllerden oluşan kuantum noktalarıyla artık tv karakterleri ve renkleri bizden bir parça olarak çok boyutlu hâlleriyle aramızda.

Bir zamanların en güzel ve ulaşılması kolay olmayan müzik dinleme aleti olarak gramofon; ilk olarak 29 Eylül 1887’de Alman bilim adamı Emile Berliner tarafından tasarlandı. Bir yuvarlak ince taş plak ile fonograf ise bir silindir ile çalışan bu alet yerini çoktan son sürüm ses sistemlerine bıraksa da nostaljik değeri hâlen çok yüksek.

Cep telefonunun mucidi; Amerikalı Martin Cooper’dır. Motorola şirketinde mühendis olarak çalışırken 1973’te ilk cep telefonunu geliştirdi. İlk cep telefonu 1 kg’dan ağır, şarjı 30 dakikadan az dayanan ve 10 saat şarj edilmesi gereken bir cihazdı. Geldiğimiz son noktada; “smart phone” olarak tabir edilen akıllı telefonların bir uzvumuz olarak işlev gördüğünü ve yapamadığı pek bir şeyin kalmadığını söylesek abartmış olmayız.

İlk kol saati; Fransa’da yaşayan ve en büyük tutkusu uçmak olan pilot Alberto Santos için tasarlanmıştır. O zamanlarda herkes köstekli saat kullanıyordu ve bu yüzden hem iki eliyle uçağı kullanıp hem de cebinden çıkarması gereken saatine bakamıyordu. Havadayken zamanı öğrenebilmek için arkadaşı Louis Cartier’den yardım istedi. Cartier, 1904 yılında saat yapımcısı Edmond Jaeger’in yardımıyla ilk kol saatini hazırladı. 1906 yılında Santos yeni bir rekor kırdığından emin olmak için uçağından çıkarken saatine bakınca bunu gören kalabalık, bu garip saati beğendi ve bir anda Cartier’e saat siparişleri yağdı.

Sonrasında geçirdiği dijital ve teknolojik dönüşümlerle kol saatleri, dokunmatik hatta beyindeki zihinsel komutlarla çalışır hâle geldi.

Sekizinci yüzyılda Müslüman bilgin İbn-i Heysem gümüş nitrat’ın güneş ışığı etkisiyle karardığını bulması ve 15. yüzyılda büyük sanatçı Leonardo da Vinci’nin karanlık odada mevcut ufak bir deliğin dış dünyadaki görünümlerini aksettirmesi fotoğrafçılık tarihindeki önemli başlangıçlardır. Sanatçılar, Rönesans devrinde karanlık kutuyu buldular. Böylece, ışığın girdiği ufak bir delik aracılığıyla karanlık kutunun öbür ucunda konunun ters çevrilmiş bir görüntü görebiliyordu. 18. yüzyılda karanlık kutunun bir ucuna mercek ve diğer ucuna da buzlu cam konularak görüntü kutunun dışında görülebilir hâle getirildi.

Bugün fotoğraf makineleri, profesyonel ve günlük kullanım kategorilerine göre envai çeşidi kapsıyor ve akıllı telefonların üstlendiği işlevle hâlâ tahtını korumaya çalışıyor.

Evde kullanılmak amacıyla ilk buzdolabı, 1913 yılında Chicago’da yapıldı. “Domelre” marka bu buzdolabı, elektrikle çalışıyordu. Ahşap gövdesinin üzerinde kompresör tipi bir soğutucu vardı. Gövdesi ahşaptan yapılan bu buzdolabının soğutucu aygıtı, dolabın tavanına konmuştu ve neredeyse yarısı kadardı.

18 Ağustos 1871 yılında Alphonse Pénaud; “Planophore” adını verdiği ilk defa yapısal dengeli model uçağını, 11 saniyede 40 m uçurarak havacılıkta yeni bir çığır açmıştı. Ancak buna benzer bir oyuncak, Wright kardeşlerin çocukken çok ilgilerini çekmiştir ve profesyonel anlamda ilk uçuş denemeleri Wright kardeşler tarafından gerçekleştirilmiştir. Bugün; “O uçunca biz de uçmuş sayıldık” dedirten insansız hava aracı; drone’lar gündemimizi dolduruyor.

Hacer Yeğin

Editör Hakkında