banner17

Ayla Ağabegüm herhangi bir öğretmen değildir

Geçtiğimiz günlerde düzenlenen Ayla Ağabegüm'e saygı gecesinde Belkıs İbrahimhakkıoğlu, Osman Sezgin ve Şeyma Güngör konuştu. Özge Sena Bigeç Çav etkinlikten notlarını aktarıyor.

Ayla Ağabegüm herhangi bir öğretmen değildir

İstanbul’da gezebilir, sokaklarında yürüyebilir, herhangi bir kitapçıdan bir kitap alıp okuyabiliriz. Hatta tüm bunları yaparken, bu sokakların hüsn-i halini, ziynet-i mukaddesini borçlu olduğumuz adımları, adamları ve hanımları tanımamak hamakatini de yaşayabiliriz. Sonra oturup düşünebiliriz: Onlar omuzlarına bu yükü almasalardı, gezecek kültürümüzün yaşatıldığı sokaklarımız olmayabilir, okunacak kitaplarımız kalmayabilir, dahası İstanbulumuz maddi ya da manevi olarak elimizden kayıp gidebilirdi. İşte burası ‘‘Vefâ’’ durağı! Burada durmalı. Duru suyunda tarih ve talih solunmalı.

O vefa duraklarından biri de, İstanbul sokaklarında nesil için durmadan koşturan Ayla Ağabegüm Hoca’yı anmaktı. Yokluğumuzda yahut çocukluğumuzda, bir gün gelecek bizler için ibriğinden su taşıyandır o. Öyle ki nesil çiçekleri büyüyecek ve şenlendirecektir dünyayı. Gayesi budur. Gayreti uludur.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi kültür birimi, ‘Saygı Gecesi’ isimli anma programlarıyla nesle hizmet edenle, kendisine hizmet edeni tanımaya çalışan nesli bir araya getirmeye devam ediyor. Bu ay Ayla Ağabegüm adına düzenlenen saygı gecesi 22 Ocak Cuma günü Fatih Ali Emiri Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Ayla Ağabegüm Hanım’ın hatıra fotoğraflarının da sergilendiği programa Ayla Hanım’ın birçok dostu ve seveni katıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi başkanı Abdurrahman Şen Bey, ESKADER başkanı Şerif Aydemir Bey, Kubbealtı Vakfı’ndan Mehmet Nuri Yardım Bey, yazar Cengizhan Orakçı Bey, Anadolu Ajansı’ndan Ekrem Kaftan Bey gibi edebiyatın güzide isimlerinin de teşrif ettiği programda Ayla Hanım’ın yakın arkadaşları Belkıs İbrahimhakkıoğlu Hanım, Prof. Dr. Şeyma Güngör Hanım ve Doç. Dr. Osman Sezgin Bey konuşma yaptı.

Türk Edebiyatı Vakfı'nda iki yürekli hanım

Belkıs İbrahimhakkıoğlu Hanım, 46 yıllık dostluğu anarken, Ayla Hanım’ın, gözleri kıpır kıpır heyecanla dolu, sürekli telaş ve koşturmaca halinde bir genç kız olduğu dönemleri anarak başladı konuşmasına. Kader onları hem iş hem de ev ortamında bir araya getirmişti. Üsküdar’da aynı apartmanda kalırken, Türk Edebiyatı Vakfı’nda Ahmet Kabaklı Bey’in yanında birlikte çalışmaya başlıyorlardı. Fakat bu öyle bir çalışmaydı ki, vakfın her şeyi bu iki yürekli hanımın ellerine bakıyordu. Onlar da bin azimle ve aşk u şevk içerisinde her şeyin üstesinden geliyor, vakfı daha iyi hale getirmek için kimi zaman sıva kimi zaman yemek yapıyor, yazıları düzenleyip dergileri dağıtıyorlardı. Elbette ki bu kısacık program onların bu azmini ifade etmeye yetersiz kalacaktı.

Sevmek, güvenmek, güvenilir olmak, kalıcı eserler bırakmak

Osman Sezgin Bey, Ayla Hanım’ı sevmek, güvenmek, güvenilir olmak, kalıcı eserler bırakmak kavramlarıyla anmıştı. Zira bunlar bu dünyaya gelen bahtiyar insanların vasıflarıydı ve Ayla Hanım da bu vasıfları haiz idi. O, sadece yazarak eser vermemiş, kitab-ı nâtık tabir olunan konuşma kitabıyla da ömür boyunca sesiyle sözüyle mücadele etmişti. Hatta her şeyi vakfeden, paraya asla tamah etmeyen biri olarak, “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz’’ hadis-i şerifi, Osman Bey’in Ayla Hanım’ın hayatına dair gözlemlediği söz idi.

O herhangi bir öğretmen değil

Şeyma Güngör, sevgili arkadaşını anmaya başlarken onun ‘sevgi’ ve ‘iyi niyet’ konusunda dikkati çeken mahiyette olduğunu söyleyerek söze başladı. Ayla Hanım’ın edebiyat öğretmeni olmasının, vazifesini daha da kutsallaştırdığını belirterek şunları söyledi: ‘‘O herhangi bir öğretmen değil. Edebiyat bir milletin kimliğidir. Edebiyat bir milletin asırlar boyunca geçirdiği manevi varlığının aynasıdır. Edebiyat bizim ahlakımız, inancımız, felsefemiz, tarihimiz, hukukumuz, dilimizdir. Edebiyat bizim sanatımız, duygumuz, üzüntümüz, pişmanlığımız, mağlubiyetimizdir. İdeal bir edebiyat öğretmeninin görevi bunları nesle aktarmaktır.”

Yazı, Allah’la yazar arasında antlaşmadır

Program muhterem hoca Ayla Ağabegüm’ün sözleri ile nihayete erdi. “Yazı; Allah’la yazar arasında antlaşmadır” diyen vefakar öğretmen, yürüdüğü yolu ve hatıralarını aynı canlılıkla dile getirdi. Yine gözleri kıpır kıpır, yüreği heyecanla dolu, sözleri inci gibi dizen, haksızlık karşısında susmayan, eleştirirken dahi merhameti ve insafı elden bırakmayan, Anadolu kültürünün duru nefesini hayatından eksik etmeyen ve “Keşke Ahmet Kabaklı Hocam yaşasaydı, yetiştirdiği gençlerin bu güzel günlerini görebilseydi..” diyerek vefaya vefa ekleyen…

 

Özge Sena Bigeç Çav, sevgiyle andı

Güncelleme Tarihi: 25 Ocak 2016, 15:03
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20