Bayram geldi. 'Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır. Bayram, sevinç günleridir.' buyurmuştur Resulullah aleyhissalatü vesselam. Özellikle bu gün anne babamızı ziyaret etmek, ellerini öpmek, dualarını almak büyük bir sevinç kaynağıdır. Arkadaşlarımızla, dostlarımızla bir araya gelmek, birbirimize sarılmak, hoş sohbetlere dalmak hangimizi sevindirmez?
Bayramda evimize melekleri davet eden babam!
Babamın her bayram sabahı büyük bir heyecanla uyandığını, sabah namazını cemaatle eda etmemizden sonra bir hurma, şeker yediğini ya da bir bardak su içtiğini, sonra aynı coşkuyla camiye yol aldığını hatırlıyorum. Bayram namazını kılan cemaatten tanıdıklarıyla bayramlaştığını ve yüzündeki gülümsemeyi hatırlıyorum. Evdeki tatlı bayram telaşıyla kahvaltı hazırlanırken babamın Kur’an okuyan, virdler okuyan sesi, evimize melekleri davet ederdi. Dualar ederdi. Sonra o kalabalık hanede dertlere, zorluklara, hastalıklara rağmen sevinçle kahvaltı edilirdi.
Kır kafesini bugün!
Uzaklarda, kendimden ve kardeşlerimden uzakta, geçirdiğim bayramlar da oldu. Umutsuz, renksiz bayramlar… Allah’ın boyasıyla boyandığını hissedemediğim bayramlar. Bunlara kayıp zamanlar da denilebilir.
Demek isterim ki; günler, olaylar, nefsimiz, günahlar, zorluklar, yanlış algılayışlarımız sebebiyle bir kapana kısılmış olabiliriz. Birilerine kızgın olabiliriz. Hatta daha ulvi sebepler yüzünden kederli ve üzgün olabiliriz. Ki ne güzeldir o mahzunluk… Gene de bugün bayram. Eve kapanıp saklanmaya hakkımız yok bugün.
Şekerden, baklavadan daha tatlı olan nedir?
En sevdiklerimizle buluşma günü bugün. Alışkankanlıkların sert ve kokuşmuş kabuklarını oruç kırmıştır inşallah. Biz de Ramazan’da Rahman’ın bize bağışlamış olduğu bu çeviklik ve zindelikten faydalanarak sokağa çıkmalıyız. Evlere gitmeliyiz. Bizden iyilere gitmeliyiz. Ayarlı ve ölçülü sevinçlerine katılmaya
çalışmalıyız. Üzerimizde hakkı olanları ziyaret etmeliyiz. Bir selam bekleyenlere uğrayıp gönüllerini şenlendirmeliyiz. Dualar etmeli, dualar almalıyız. Öyle tatlıdır ki garibanların, mahzunların, yalnızların, kalbi kırıkların duası ve tebessümü… Hiç bir şeker, hiç bir baklava bize yaşatamaz o tadı, o zevki.
Orucun bizi yükselttiği yerden düşmemek için...
Ramazan’ın, orucun bizi alıp yükselttiği bir yer vardır inşallah. Şimdi ordan düşmemeye gayret etmeli, bize bahşedilmiş bu yerden yürümeye devam etmeliyiz. Eğlencemiz ‘Tevhid’ oluncaya dek… Hakk’ın anlatıldığı ve zikredildiği halkalara, pak ve saf gönüllerin kıyılarına, neşveyle sohbet edilen meydanlara, Yüce Yaratıcı’ya coşkuyla ibadet edeceğimiz mescidlere akmalıyız. Bu bayram bize bir gök armağanı. Bu seçilmiş günde hiç bir müslümanın burun kıvırmaya, küçümsemeye, yüz ekşitmeye hakkı yoktur. Her mümin bulunduğu hal ve duruma göre bu bayramı kutlamalıdır. Duasını, zikrini, fikrini, neşvesini, neşesini, zenginliğini esirgememelidir. Esenlik hidayet üzere olanlaradır.
Mustafa Nezihi kardeşlerinin bayramını tebrik ediyor




