Usta ellerden çıkmış bir belgesel: Medeniyetimizin Aynası Tarihi Artvin Camileri

26 Şubat 2019’da Artvin Çoruh Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde “Medeniyetimizin Aynası Tarihi Artvin Camileri” isimli belgesel gösterimi yapıldı. Bu belgeselden, belgeseli izlediğimiz programdan ve Artvin’in tarihi camilerinden bahsetmeye çalışacağım.

Bunu sık sık ifade ediyorum; taşrada olmak, merkezden uzakta bulunmak hem bazı konularda mahrumiyetleri çağrıştırıyor hem de müthiş imkânlara kapı aralıyor. Mesele nerede durup nasıl baktığımızda düğümleniyor sanırım.

Artvin’e geleli beri etrafı gezmeye de çalışıyorum. Düzköy Camii mesela daha önce gittiğim ve beni çok etkileyen bir yer. Çeşitli bahanelerle birkaç defa daha gittim ve o havayı solumaya gayret ettim. Hayatın hay huyu içinde uzak durduğumuz, göremediğimiz güzellikler Düzköy Camii gibi güzelliklere yaklaşınca insana aslında daha ulaşılır/görünür geliyor. Koşturmacayı, aceleyi, bir yerlere yetişebilmeyi hayatımızdan çıkarabilirsek daha iyi olacak birçok şey belki de.

Tiriz bir araştırmanın ürünü

“Medeniyetimizin Aynası Tarihi Artvin Camileri” belgeselinden aylar önce Artvin merkezde yapılan gala sebebiyle haberdar olmuştum ama gidip görmek kısmet olmamıştı. Daha sonra bu belgeseli fakültemizde de gösterelim düşüncesi kabul görünce mesai arkadaşımızın eşi vesilesiyle Turhan Muharrem Turhan ile tanışma imkanımız oldu. Turhan Bey daha önce Din ve Hayat dergisi gibi bazı dergilerin yayın mutfağında bulunmuş, sanat yönetmenliği yapmış, holdinglere danışmanlık yapmış. Fotoğraf, film ve grafik tasarım gibi konularda da mahir bir kişi. Yirmi bin nüfuslu -İstanbul ve Ankara’yı merkez sayarsak- merkeze uzak bir yerde Turhan Bey gibi donanımlı insanlarla karşılaşma imkânı haliyle zayıflamış oluyor. Turhan Muharrem Bey önceki Artvin Valisi Ömer Doğanay’ın da delaletiyle tarihi Artvin camileri üzerine bir belgesel hazırlamış. Hazırlık evresinde önce diğer illerde yapılan çalışmalar da dahil olmak üzere belgesele altyapı oluşturabilecek ne varsa titizlikle elden geçirilmiş. Uzun okumalar ve istişareler sonrasında gerçekten de Artvin’in tarihi camileri ile ilgili bölgenin coğrafi yapısı, iklim ve bitki örtüsünün de yansıtıldığı bir görsel şölen çıkmış ortaya. Vali Ömer Doğanay çekilen tüm camileri tek belgeselde göstermek istediğinden, normal belgesel süresinden biraz daha uzunca 70 dakikalık bir film çıksa da ortaya kaliteli bir seyirlik eser olmuş. Altmış kişiye yakın insanın katkıda bulunduğu film, Kültür Bakanlığı’nın desteğine de layık görülmüş.

Belgesele konu olan camiler      

Burada kayıt düşmek gerekirse çekimi yapılan camiler şunlar: Camili Köyü Merkez Camii (Macahel Camii), İskenderpaşa Camii, Orta Hopa Camii, Muratlı Camii (Maradit), Zeytinlik Camii, Düzköy Camii, İremit Camii, Arhavi Merkez Çarşı Camii, Ortacalar Camii, Demirkent Camii, Erenköy Camii, Petekköy Camii (Gurbin) ve Kocabey Camileri. Tüm bu camiler güzellikleriyle gösterilmiş. Her caminin yapımında kullanılan yapı malzemeleri, mimari durumu ve içinden mihrap, minber süslemeleri kâh muhtarın, kâh cami cemaatinin kâh imamının verdiği bilgilerle de zenginleştirilmiş.

İslâm’ın gayesini aklıselim, kalbi selim ve zevki selim olarak özetleyecek olursak bu camiler zevki selimin hayatın en kılcal damarlarına kadar nasıl sirayet ettiğini capcanlı renklerle bize ispat etmektedir. Bölgede bolca bulunan ahşap; yöre insanları tarafından papatya olarak, lale olarak, şırıl şırıl akan derelerden mülhem su dalgaları olarak, sık sık rastlanan hayat ağacı olarak, Çoruh nehrinde bir zamanlar taşımacılık için kullanılan sandallar olarak bazen mihrapta, bazen minberde, kapıların çerçevelerinde; bitkilerden elde edilen kökboyalarıyla gök kuşağı vâri şölenler olarak sunulmuş bakan gözlere.

Hepsinin farklı hikâyeleri var

Tarihi Artvin camileri, sınırlarda ise farklı farklı hikâyelerle varlıklarını koruyorlar. Mesela Macahel Camii sınırların belirlendiği demlerde bir gecede camilerinden vazgeçmeyen dedelerimiz tarafından sökülüp sınırın bu tarafına aynıyla inşa edilmiş. Tüm bunları izlediğimiz belgesel vasıtasıyla öğrenmiş oluyoruz. Elbette hikâyeler, anekdotlar yönetmen Turhan Muharrem Turhan’ın ağzından ulaşıyor bize. Belgeselle ilgili burada söyleyebildiklerim yönetmenimizin belgesel gösteriminden sonra yaptığı sohbetten/söyleşiden aklımda kalanlar. Gösterimden sonra yarım saat kadar belgesel üzerine, camilerle ilgili, bölge ve insanı üzerine, aslında geniş ilgilere işaret eden sorularla bir söyleşi yapıldığını da ifade etmek gerekiyor.

Evet, belgeselle ilgili benim zaviyemden söylenebilecek şeyler bunlar. Meraklıları belgeseli internetten ulaşıp izleyebilirler. Tarihin kayıt altına alınması, bu değerlerin kıymetini takdir etmede bizi uyandırması, ortak bir bilinçle bu güzelliklere sahip çıkmak adına keşke bunun gibi çalışmalar daha çok yapılsa. Çünkü bazı şeylerin farkına varmak, hasretini duymak için böylesi çalışmalar muharrik güç olacaktır.

Muharrik bir güç

Ateşleyici güç olarak bu belgesel bize öğrencilerimizle bu camilere geziler yapmanın iyi olabileceğini düşündürdü. Hem en az dört yıl bulunmak zorunda oldukları bu memleketi tanımak için hem Artvin’e duyulan aidiyet için bir vesile hem camilerimiz vasıtasıyla geçmişe bir yolculuk hem de İlahiyat’ın hayata dokunan yerleri için bu belgeseli vesile kılıp belgeselde geçen camileri öğrencilerimizle beraber gezmek istiyoruz.

Bir de elbette belgeseli dikkatlerine sunduğumuz öğrencilerimiz için de bir şeyler söylemek gerekiyor. Film başlarken aslında salon neredeyse doluydu ama sonlara doğru kapının sık sık açıldığını içeriye sızan ışıkla fark ettim. Her şeyin büyük bir hızla tüketildiği zamanımızda bu gençlerin dikkatini nasıl çekmek gerekiyor? Her şeyi hazır olarak ve mümkünse görsel olarak ellerindeki ekranlarda isteyen bu kuşakla ilgili öğreneceğimiz çok şey var, öyle görünüyor. Küçücük bir yerde böyle bir fırsatı kaçırmak, eğitimleriyle ilgili bir konuda bir belgeseli izlemekten imtina etmek, bir sanatçıyla dinleyicisi olmak yoluyla olsa bile irtibat kurmaktan kaçınmak…

“Belki şehre bir film gelir”

Çok şey konuşulabilir ama ben yine bu iletişimsizliği kendi adıma, kendi eksikliğimize yazıyorum. Muhakkak salona gelip filmi sonuna kadar izleyip ilgisini sorduğu sorularla ihsas ettiren, bu işlerden heyecan duyan öğrencilerimiz var sayıları az ama -iyi ki- varlar. Belki de hiç şikâyet etmeden o birkaç öğrenci için gayret etmeye devam etmek gerekiyor. Onların hakkını zayi etmemek gerek.

Şair “belki şehre bir film gelir/ bir güzel orman olur yazılarda/ iklim değişir Akdeniz olur” diyor. Şehre bir filmin gelmesi, ufku farklı gösteren insanlarla tanışmak, aynı heyecanı duyulan insanlarla karşılaşmak iyi geliyor bana. Belki de hâlâ çocuksu kalan yanlarım vardır gülünç geliyordur başkalarına ama bunlar bana iyi geliyor. Bu vesileyle tekrar emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Turhan Muharrem Turhan gibi işini iyi yapmayı alışkanlık hâline getiren biriyle vaktimin kesişmesinden hayli memnunum, selam olsun.