Tauste’yle ilgili bir yazı yazmıştım ve Mimar Jaime Carbonel Monguilán yazımdaki eksikliklere itiraz etmişti. Kendisi Tauste'deki Santa María Kilisesi'nin ikonik Mudéjar kulesinin sanılanın aksine bir çan kulesi değil çok daha eski bir İslam dönemi minaresi olduğu teorisini öne süren kişidir. Tuğla ve sıva ile yapılmış sekizgen kulelerin esasen Aragon ve İran'da bulunan bir şey olduğunu söylüyor. Mağrib'te sadece birkaç kule olduğunu ama bunların da 1610'daki sürgünden sonra buraya yerleşen Aragon Mağriblileri veya onların soyundan gelenler tarafından yapıldığını savunuyor.
Santa María de Tausté Cemaat Kilisesi'nin tonozlarında çatlakların ortaya çıkması dolayısıyla kulenin çatısını incelemiş ve nefin ayaklarını kapatan duvar ile kule arasında yaklaşık sekiz santimetrelik bir mesafe olduğunu keşfetmiş. Bu bölümü incelediğinde bilinenin aksine kulenin kiliseden önce inşa edildiğini fark etmiş. Böylece kuleyi ilk yapanların çan koymayı hiç düşünmediğini gösteren deliller ortaya çıkmış. Çünkü “çan yerleştirmek için pencereleri ayıran tuğla ana döşemeleri kırmak gerekiyordu” diyor. Diğer detayları da incelemiş. Mesela kilisenin camilere özgü bir şekilde güneydoğuya dönük olması söz konusuymuş.
Bir de kuledeki kriptografik yazı hadisesi var. Kuledeki yazılar ilk bakışta sadece Mudéjar tarzı geometrik tuğla süslemesi gibi dursa da harflerin geometrisi ve tuğla boşlukları analiz edildiğinde arkasındaki Kûfi hat sanatı ortaya çıkmış. Şöyle bir ifade var. “Adil olandan başka Tanrı yoktur [1]. Bu da bölge Hristiyan yönetimine geçtikten sonra bile Müslüman zanaatkarların kendi inanç ve kimliklerini mimariye gizlice kazımaya devam ettiklerini veya yapının doğrudan bir İslam minaresi (alminar) olarak inşa edildiğini gösteren bir şey…
“Daha önce kulenin İslami bir minare olarak inşa edildiği fikri zihnimizde yoktu” diyor. Çünkü bölgeyle ilgili tarih bu topraklarda Müslümanların varlığının önemli bir ağırlığının bulunmadığını söylüyordu. Tarih derslerinde, lisede, İslami dönem üzerinde durmadan Vizigotların döneminden Reconquista'ya geçmek yaygındı. Tarihçiler, I. Alfonso’nun gelişinden önce Tauste'nin neredeyse hiç nüfusu olmayan bir yer olduğunu; sadece etrafında birkaç evin olduğu önemsiz bir kale olduğunu söyler. O insanlar böyle bir minareyi nasıl inşa edeceklerdi? Sayın Carbonell bunu sorgulamış.
“Böyle görkemli bir minare, eşit derecede önemli bir camiyle yapılmış olabilir ve şüphesiz önemsiz bir kasabada dikilemezdi” diyor. “O dönemden kalma verileri toplamaya başladım ve tarihimizin en az dört yüzyılını kapsayan, tüm sahalarda (tarım, sulama, tıp, felsefe, astronomi, müzik, mimarlık vb.) 1018'den itibaren "altın çağını" yaşamış büyüleyici bir dünya keşfettim” diyor. Kurtuba halifeliğinin çöküşünden sonra, Zaragoza valisinin ilan ettiği bağımsız devlet, Ebro'nun orta vadisinin büyük bir bölümünü kapsadı. Saraqusta krallığı bu topraklarda kendine özgü bir karaktere sahip bir devletin ilk kez ortaya çıktığı zamandı; hükümdarlarının cömertliğiyle bu bölgeye fitne'den (iç savaş) kaçan önemli kişiler geldi. Ayrıca İslam coğrafyasından bilge adamlar, o dönemde bilinen dünyanın en gelişmiş kültürünün taşıyıcıları buraya geldi. Böyle açıklıyor. “O dönemde Bağdat'tan bahsetmek, bugün New York'tan bahsetmeye benzeyen bir şeydi” diyor.
Zaragoza'ya 47 km uzaklıkta bulunan 7000 nüfusa sahip Tauste’nin İslami kimliğiyle ilgili bir başka hadise ise daha fazla dikkat çekti. 2010 yılında bölgedeki yol genişletme çalışmaları sırasında tesadüfen fark edilen ve Avenida Obispo Conget (Obispo Conget Caddesi) üzerinde yürütülen kazılarla gün yüzüne çıkarılan mezarlık, 8. ile 12. yüzyıllar arasında bu topraklarda istikrarlı bir Müslüman topluluğunun yaşadığını ortaya koydu. Geleneksel olarak bölgedeki İslami varlığın sadece geçici ya da askeri düzeyde kaldığına inanılan tarihi algı böylece değişti. Bu keşifle İslami usullere uygun olarak sağ taraflarına yatırılmış ve yüzleri Mekke'ye (güneydoğuya) dönük şekilde gömülmüş kişilere ait yüzlerce mezar bulundu. Toplamda 4.500'den fazla mezar barındırabileceği öngörüldü.
Tauste’de faaliyet gösteren El Patiaz Kültür Derneği arkeolog Francisco Gutierrez'le beraber çalıştı. Bu uzmanımız Tauste iki hektarlık bir nekropol, üç kat mezarlık ve yaklaşık 4.500 mezar üzerine kurulduğunu iddia etti. Karbon-14 testi, bulunan bazı kemiklerin sekizinci yüzyıla tarihlendiğini ortaya koydu. Yani İber Yarımadası'nın Müslümanların fethi döneminden hemen sonra yaklaşık 714 yılında Ebro Vadisi topraklarına ulaşmışlar.
Bulunan parçalar arasında, tıbbi tedavilerle değiştirilmiş birkaç kemik vardı. Mesela hayattayken iyileşen tibia ve fibula kırıkları…. Ayrıca delik bir kafatası bulundu.Bu baş ağrılarını hafifletmek için kullanılan bir ameliyatın sonucuydu.
Geçen yıl Tauste’yi ziyaret ettik. Santa Maria kilisesinin kulesini inceledik. Obispo Conget Caddesi’ndeki Müslüman mezarlarından birkaçının üzeri camekanla kapatılarak İslam dönemini tanıtan levha ve panolar yerleştirilmiş.
Tauste’ye 80 km uzaklıktaki bir köyde Endülüs’le ilgili kitaplara, literatüre dahil olmamış -bir iz daha var. Maluenda isimli 1000 nüfuslu bu köyü de ziyaret ettik ve Noel ayini öncesi kilisedeki yazıyı kayda aldık [2]. Bu köydeki Santa Maria kilisesinin apsis bölümüne 15. Yüzyıl’da yazılmış bir Kelime-i Tevhid yazısı bulunuyor. 1110’larda Müslüman hakimiyetinden çıkmış bir bölgede Yusuf adlı ustanın yazdığı bu yazının yüzyıllar boyunca korunmuş olması çok ilginç bir konu, görünmeyecek bir yerde değil, açık şekilde korunmuş bir yazıdır.
[1] Santa Maria Tower. Infographic design, https://www.elpatiaz.es/infographic-design-of-santa-maria-tower/
[2] https://www.youtube.com/watch?v=3VrYwtCSxy4