Tasavvuf geleneğimizi ortaya çıkaran isimlerdendi

Bugün Selçuk Eraydın hocanın vefatının yirminci sene-i devriyesi... Selçuk Eraydın hocanın tasavvuf kürsüsüne emekleri, katkıları çoktur. Tasavvuf geleneğimizin ortaya çıkartılmasında öncülerdendir. Cihat Demirci yazdı.

Tasavvuf geleneğimizi ortaya çıkaran isimlerdendi

25 Aralık 1995 tarihinde, Miraç kandili gecesi İskenderpaşa Camii’nin avlusunda az önce vaaz kürsüsünde dinleyenlerin belki bir daha unutamayacakları ve gözleri dolarak hatırlayacakları bir vaaz irad eden Selçuk Eraydın hoca, yanındaki dostlarına; “Uzun zamandır kandilleri dışarıda geçiriyorum. Hem aileden uzak kalıyorum hem de arayanlara cevap verememiş oluyorum. Sohbetten sonra Es’ad Hocaefendi’den müsaade isteyip ayrılsam, programın sonuna kalmasam edepsizlik yapmış olur muyum?” diye danışır.

Akabinde Hocaefendi’den iznini almış olmalı ki kandil programından ayrılır, yola çıkar fakat Fatih İskenderpaşa mahallesinden evinin bulunduğu Kadıköy Sahrayıcedit mahallesine varamadan bir trafik kazası geçirir, Numune hastanesine kaldırılır ve Cenâb-ı Hakk’ın rahmetine kavuşur.

O akşam Selçuk hocanın yanında bulunan ve o son vaazını dinleyenlerden aynı zamanda Hoca’nın doktora öğrencisi de olan İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Kürsüsü hocalarından Yrd. Doç. Dr. Necdet Yılmaz hocamız, Sahrayıcedit’te Selçuk hocanın kabrini ziyaret ederken bunları söylemişti.

Ali Efendi, Selçuk hocayı çok severdi

Selçuk Eraydın hoca, yaptığı hizmetleri, akademik çalışmaları, eserleri ve yetiştirdiği öğrenciler ile ardında derin iz bırakan büyük hocalardandı. Tıpkı aynı kabristanı paylaştığı kendi hocası da olan Mahir İz hoca gibi... Bandırma’nın sahabeler diyarı olarak bilinen (Bu konu hakkında kesin bilgi olmamakla birlikte yetkililer tarafından araştırılmaktadır.) mahallesi Edincik’te başlayan, Tatlıcı Ali Öztaylan rahmetli ile kesişen ve bu kesişimin neticesi İstanbul’a uzanan, Bağlarbaşı’nda İlahiyat Fakültesi’nde uzun yıllar yoğun çalışmalara adanan, içinden nice nice hocalar ki Nihad Sami Banarlı, Ali Nihat Tarlan, Ahmed Davudoğlu bunlardandır, nice nice dostlar ve nice nice öğrenciler geçen ve Mustafa Tahralı hoca ile ortaklaşa gayretleri ile ortaya çıkardıkları Ahmed Avni Konuk’un Füsûsu’l-Hikem Tercüme ve Şerhi’nin de hazırlandığı, ennihayet bir Miraç gecesinde Sahrayıcedit’te son bulan bir hayat…

Tatlıcı Ali Efendi, Selçuk hocanın vefat haberini alınca, “Sanki vücudumun yarısını kaybettim.” demiş. O kadar çok severmiş rahmetliyi.

Bandırma’nın Edincik mahallesinde Selçuk hocanın adını taşıyan bir sokak var. O sokakta, o mahallede ve genel olarak Bandırma’da neredeyse herkesin Ali Efendi ve Selçuk hoca ile ilgili hatıraları var. Bir de herkes şunu biliyor: “Ali Efendi, Selçuk hocayı çok severdi.”

Selçuk hocayı ve Ali Efendi’yi sorduğumda Bandırma İmam Hatip Lisesi kurucu müdürü Mehmet Ali İlhan şunu anlatmıştı mesela: Bir defasında otuz-kırk kişilik bir grup ile Ahmed Yesevi’nin türbesini ziyaret amacıyla Türkistan’a seyahat edeceklerdir. Ali Ulvi Kurucu ve Selçuk Eraydın hoca da bu seyahate katılırlar. Fakat Tatlıcı Ali Efendi biraz rahatsız olduğu için katılmaz bu ziyarete… Ahmed Yesevi’nin kabrinin önüne geldiklerinde Selçuk hoca önlerindeki kalabalığın içinden birisini Ali amcaya benzetir. Şaşırarak gözlerini ovuşturur, bakar ki gördüğü kişi Ali amcadır. Ali Ulvi Kurucu’ya göstermek için onu ararken merhum Ali Ulvi Kurucu ileriden bağırarak Selçuk hocaya, “Selçuuuuk! Görüyor musun bak, o bizden önce gelmiş.” dediğini duyar.

Bandırma İmam Hatip Lisesi meslek dersleri hocası İlhan Üçkan Selçuk hoca ile ilgili şunu unutamadığını anlatmıştı: “Selçuk hocadan dinlediğim ve unutamadığım ufak bir anekdot var. Zamanında Bandırma’da bir zengin adamın hayır işlerine para vermeyi istemesine rağmen eli gitmezmiş. Bir türlü elini cebine atıp da çıkarıp bir ihtiyaç sahibine veremezmiş. Fakat vermek de ister, bunu gönlünden geçirirmiş. Bunun üzerine bir arkadaşına, 'Sen bir ihtiyaç sahibi, bir dernek, vakıf vesaire görürsen benim adıma söz ver. Sonra gel o parayı benden al, götür, ver.' Arkadaşı ile anlaşmışlar. Arkadaşı örneğin bir cami yapılacağını görünce gidip, 'Ben de yarın size şu kadar para getireceğim, bağışlayacağım.' diye söz verir ve gelip parasını alır, götürür, bağışı gerçekleştirirmiş. Bunu Selçuk Eraydın’dan dinlemiştim.”

Tasavvuf geleneğimizin ortaya çıkartılmasında öncülerdendir

Selçuk hocanın şiire ilgisi de malumdur. Hafızasında neredeyse her konu ile ilgili Yunus Emre’nin, Fuzuli’nin, Mehmet Akif’in, Necip Fazıl’ın şiirleri bulunan ve bahsolunan konunun ardından şiirleri duru sesi ile okuyarak renklendiren hoca için fakülteden arkadaşı Emin Işık hoca, “Hayatı da şiir gibi yaşadı.” dermiş.

Bizler bu şiir gibi yaşanan hayat için, istifade ettiğimiz kıymetli eserler için Hoca’ya minnet duyuyor ve kendilerini rahmetle yâd ediyoruz. Bugün Selçuk hocanın vefatının yirminci sene-i devriyesi... Selçuk Eraydın hocanın tasavvuf kürsüsüne emekleri, katkıları çoktur. Tasavvuf geleneğimizin ortaya çıkartılmasında öncülerdendir. Çalışmaları yolu aydınlatan işler olmuş ve üzerine emek sarfettiği meseleler sonraki çalışmalar için kaynak sayılmıştır. Birçok lisans öğrencisi onun Tasavvuf ve Tarikatler kitabından istifade etmiştir. Hoca’yı anmak vefamızın gereğidir.

Hoca’yı merak edenler, onu okumak isteyenler için Tasavvuf dergisinin 27. sayısının “Selçuk Eraydın’a Armağan” dosyası ile çıktığını hatırlatmış olalım. Hocanın yakın çevresindeki değerli hocalarımızın yazılarından oluşan bu kıymetli sayıda Hasan Kamil Yılmaz, Emin Işık, Mehmet Erkal, Necdet Tosun, Safi Arpaguş, Necdet Yılmaz, Ali Namlı, İsmail Kara, Yakup Çiçek gibi birçok hocanın veda yazıları okunabilir.

 

Cihat Demirci yazdı

Güncelleme Tarihi: 23 Aralık 2015, 11:38
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Şevket ERDOĞAN
Şevket ERDOĞAN - 2 yıl Önce

Kıymetli Cihat Hocam emeğinize sağlık.Rabbim bu yolda gayretinizi arttırsın.

banner19

banner13