Selçuklu tarihinde bir otoriteydi Ali Sevim

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin ve Türk Tarih Kurumu’nun emektarlarından Prof. Dr. Ali Sevim, Cumhuriyet devrinin en yaşlı tarihçiler neslindendi..

Selçuklu tarihinde bir otoriteydi Ali Sevim

 

1928 Adana doğumlu Prof. Dr. Ali Sevim Hoca, geçtiğimiz Perşembe günü (9 Mayıs 2013) Ankara’da vefat etti. Hoca, Cumhuriyet devrinin en yaşlı tarihçiler neslindendi. Mezunu olduğu Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin ve Türk Tarih Kurumu’nun emektarlarındandı. İhtisas alanı Selçuklu tarihiydi. DTCF’de Orta Çağ Tarihi Ana Bilim Dalı başkanı olarak görev yapmıştı.Ali Sevim

Selçuklu tarihinin pirlerinden

Birkaç Avrupa dilinin yanı sıra Arapça ve Farsçası da mükemmel bir tarihçi olarak, Selçuklu tarihinin en çetrefil kaynaklarını yazmaları üzerinden çalışmıştı. O, bu eserler üzerinde çalıştığı dönemlerde Arapça asılları yazma olan ve onlarca ciltlik birer külliyat hâlinde bulunan Mir’âtü’z-Zamân fî Târîhi’l-A‘yân (Sıbt İbnü'l-Cevzî); Bugyetü't-Taleb fî Tarihi Haleb (Kemâlüddîn İbnü'l-Adim); el-Muvassal (Azîmî); el-Muntazam fî Târîhi'l-Mülûki ve'l-Ümem (İbnü’l-Cevzî) gibi eserlerde Selçuklu tarihiyle ilgili bölümleri seçerek ve değerlendirerek yayına hazırlamıştı.

Farsçadan ise Abû Bakr İbn al-Zekî’nin Ravzatü'l Küttâb ve Haditatü'l-Albâb adlı eserini tahkikli bir şekilde neşretti. Bunlardan Bugyat at-Talab Arapça tahkikli metin neşri, tercüme ve değerlendirmesidir ve iki baskı yapmıştı (1976, 2011). Yine Farsça Ravzat al-Kuttâb da tahkikli metin neşridir ve geniş bir değerlendirme bölümüyle iki baskısı yapılmıştı (1972, 2011). Mir’âtü’z-Zamân fî Târîhi’l-Âyân’da Selçuklular adlı eseri de Sıbt İbnü'l-Cevzî’ye ait bu devâsâ tarih kaynağı üzerinde emek mahsulü bir seçme, tercüme ve değerlendirme çalışmasıdır  (TTK Yayınları, Ankara 2011).

Selçuklu tarihinin en önemli kesitlerine ışık tutan telif eserlerin sahibiydi

Ali SevimHoca’nın telif çalışmaları da önemlidir. Malazgirt Meydan Savaşı (TTK, 1971); Genel Çizgileriyle Selçuklu-Ermeni İlişkileri (TTK, 1983); Anadolu'nun Fethi: Selçuklular Dönemi (Başlangıcından 1086 Sonuna Kadar), (TTK, 1988, 1993); Anadolu Fatihi Kutalmışoğlu Süleymanşah (TTK, 1990); Büyük Selçuklu Komutanları Afşin, Atsız, Artuk ve Aksungur (TTK, 1990, 2011) gibi çalışmaları Selçuklu tarihinin en önemli kesitlerine ışık tutar. Hele Suriye ve Filistin Selçukluları Tarihi (TTK, 1983, 1989) bugünkü Suriye ve Filistin’i anlamada tarihî bir zemin oluşturacak kaynak eserlerdendir ve zaten Türk Tarih Kurumu’nun en çok satan kitapları arasındadır.

Birtakım ortak çalışmalara da imza atan Ali Sevim Hoca, Faruk Sümer’le birlikte İslâm Kaynaklarına Göre Malazgirt Savaşı (TTK, 1971, 1989); Prof. Dr. Erdoğan Merçil ile birlikte Selçuklu Devletleri Tarihi ve daha başka bazı eserleri de hazırlamıştı. Eserlerinin birçoğu hâlen üniversitelerde ders kitabıdır.

Bir ömür boyu yazdığı makaleler ise, Edip Semih Yalçın ve Süleyman Özbek tarafından toplanarak Berikan Yayınları arasında üç cilt hâlinde basılmıştır (2005).

Şairdi de…

Mütevazı bir şiir meraklısı olan Ali Sevim Hoca, yazdığı şiirleri bir kitapta toplamıştı: Mehtaplaşan İlhamlar: Aşk Şiirleri (Ankara 2009, 88 s.). Kitabını çok sevdiği eşi Yakut Hanım’a ithaf etmişti. Çoğu hece vezniyle yazılmış şiirlerden oluşan kitabın son bölümü “Tasavvufî Şiirler” olarak yer almış.. İlk şiir “Büyük Din Adamı Rahmetli Mahmud Sâmi Ramazanoğlu İçin” başlığını taşır.Ali Sevim

Titiz ve çalışkan bir tarihçiydi

Karınca gibi çalışkan bir ilim adamı olan Prof. Dr. Ali Sevim Hoca, birçok talebe yetiştirmiş ve iğneyle kuyu kazarcasına yazma tarih eserlerine ömrünü vakfederek Selçuklu tarihi alanını berraklaştırmaya çalışmış bir bilim adamıydı. Türk Tarih Kurumu’nda kendisine bir oda tahsis edilmişti ve hastaneye yatıncaya kadar her hafta buraya mutlaka uğrardı. Emektar tarihçi hocalara tahsis edilmiş bulunan bölümdeki odasından çıkıp önce arşiv birimine uğrar, oradan basın-yayın şubesine geçer ve kurumun yayınlayacağı kitaplarla ilgilenir; sorar ve takip etmeye çalışırdı. Son zamanlarda kurumun kendisi için hazırlamaya çalıştığı “Ali Sevim Armağanı” için biraz daha yoğun bir biçimde uğramaya başlamış ve armağanın sonuna konulmak üzere kendisinden istenen fotoğraf ve dokümanları da getirmişti. Bu armağan kitabın yayın hazırlıkları bir türlü tamamlanamadı ne yazık ki. Artık bir “hâtıra kitabı” olarak yayınlanabilir ancak.

Vefatından bir hafta önce Prof. Dr. Esin Kâhya, arşiv birimi sorumlusu Semiha Nurdan ve İsmail Karadere ile hastanede ziyaretine gitmiştik. Oğlu ve gelini de yanındaydı. Sağlıklı görünüyordu. Onu son görüşümüz imiş. Vefat haberini de Semiha Hanım’dan tam Urfa’ya gideceğim sırada öğrendim. DTCF’nda düzenlenen bir merasimden sonra kılınan cenaze namazına katılamadığım için çok üzgünüm. Öğrendiğime göre memleketi Adana’ya defnedilmiş.

Ali Sevim Hoca’nın ölümüyle Türkiye’deki en yaşlı tarihçilerin nesli hemen hemen tükenmiş olmaktadır. Hoca’yı rahmetle anıyor ve mekânı cennet olsun diyorum.

 

Yusuf Turan Günaydın yazdı

Güncelleme Tarihi: 14 Haziran 2013, 17:54
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13