banner17

Bir kaşık çorbada dünyaları buldum!

Murat Kapkıner Menzil köyünde istemeye istemeye oturduğu o çorba sofrasını anlatıyor, macerayı tamamlıyor.

Bir kaşık çorbada dünyaları buldum!

 

Arkasından edeple yaklaşıp: ‘Efendim...’ dedim. Dönüverdi. Çok heybetli bir zat idi. Zaten hastalıklı bir şişmanlığı olup boyu da uzun olunca çok heybetli görünüyordu:

‘Ben hastayım. Bana dua edin’ dedim. Bana şöyle bir baktıktan sonra:

‘Sen çorba içtin?’ dedi. Yani sen çorba içtin mi?

Canım sıkılmıştı. Ben hastayım, dua et diyorum, o bana çorba içip içmediğimi soruyor.

‘Hayır’ dedim.

‘Git çorba iç’ dedi ve işine döndü.

Saçmalık karşısında canım sıkılmıştı ama içimden: ‘Velidir. Bir bildiği vardır. Madem sordun dediğini yapmalısın’ dedim. Benden en zor şeyi istemişti. Açtım. Bunu benden istemeseydi iki gün daha aç kalabilirdim. Yeter ki benden bunu istemesindi. O hor gördüğüm halkı, köylüyü itekleyip kendime yer açarak, ayakta, tahta kaşıkla onlarla birlikte kaşık sallayacaktım. Ben Üstad, Ağabey… Beni bu halde eski tanıdıklardan biri görse…

Ve birkaç kaşık çorba...

İş bu dedim ve kalabalığı yararak eğilip o çorbadan bir kaç kaşık aldım. Doğrulduğumda payandalarım yoktu. Anında. Kendimi boşlukta, boş ve hiçbir şey olarak hissettim. İçimde kimi saraylarım, kâşanelerim gümbür gümbür yıkılmıştı. Ve sanki seslerini duydum, depremini yaşadım. Ne biçim bir kibrim varmış Ya Rabbi! Yıkılan saraylarım, kâşanelerim bunlardı, bu kibrim, bu benliğim, bu nefsimdi.

Malatya’ya döndüm. O günden sonra ruhum cennete girdi. Bütün ilaçları savurup attım, artık ihtiyacım yoktu. Ama bu kez dur durabilirsen… Tekrar gitmeliyim… Hep gitmeliyim…

Andığım, sadrımdaki boğulma hissi kaybolmuştu. Çocuklarımın babası, eşimin kocası, mütedeyyin bir adamdım. Hayatım boyunca olmadığım kadar huzurluydum. Bizim  o usçu tarikatimizden, manâya en saygılı olacağını umduğum (ki yanılmıyordum) Çetin(Necati) Önal’ı alıp bir daha Menzil’e gittim.

Bir rüyanın hikmeti

Bu kez yatsı namazından sonra biz ‘acemi’ler tevbe alacaktık. (Önemlidir: bunun tarikata girmek olduğunu bilmiyordum.)

Mübareğin marazi bir şişmanlığı vardı ve sürekli sancı duyuyor olmalıydı ki O, bize öpelim diye elini uzatırken birileri sürekli bacaklarını ovuyordu. Yorgun, biraz bıkkın bir hal ile uzatıyordu elini ve kimseyi dinlediği de yoktu. Sadece bazı şeyleri (tevbe makamında) söylüyor, tekrarlatıyordu. Onu öylece gören biri, kırk yıldır aynı işi yapan, aynı işten bıkkınlık getiren bir emekçiye benzetebilirdi.

Bense O’nun söylediklerini  tekrarlarken nedense gözlerim yaşardı. Bir de o an şu hisse kapıldım: Meğer Allah her, ama her suçumuzu biliyormuş da bilmezlikten geliyormuş. Gözlerim dolmuştu.

O köy için oldukça büyük caminin altı yatakhane. Hani eski askerim ya. Biliyorum; çok benziyor. Fark, ranza yerine döşekler, battaniyeler. ‘Yatsı kılındı. Hadi yataklara. Marş marş.’ Çavuşlar (Raşid Efendi’nin çavuşları) bu sözcükleri kullanmıyorlardı ama dedikleri buydu. ‘Bu gece göreceğiniz rüyayı yarın Seyda Hazretlerine anlatacaksınız.’

Gördüğüm rüyayı hayra yormadım, son derece de sıkılarak ertesi gün Seyda’ya anlattım:

‘Efendim! Birtakım insanlara sizin gibi tevbe veriyordum.’

O ise ’sıradaki…’ der gibi savdı beni hamdolsun.  Bu olaydan yaklaşık 10 yıl kadar sonra insanlara (vekâleten) ders (tevbe) vereceğimi nerden bilebilirdim.

Bu bölümün sonu

Bu bölümün sonu: Hasan Başçavuş’un konu ettiği, benim ‘söyle kim iseler bulalım’ dediğim,  O’nun samimi olursan onlar seni bulur’ dediği , benim bir gece sabaha kadar  ‘beni bulsunlar’ diye dua ettiğim velilerden biri, beni Malatya’nın tam orta yerinden alıp kendisine getirmişti.

Hafızamın ihanetiyle karşı karşıyayım.  Girişte Avni Baba bölümünde, O’ndan sonra ruhumda gerçekleşen neşat ile iş bu Raşid Efendi neşatını tam olarak anımsayamıyorum. Gerekçemin biri şu: Bu büyük zatlarla ardı ardına, hatta içiçe tanışmış olmam. İkincisi şu ki bunu önemsiyorum. O günler ettiğim, hiç unutmadığım bir söz: ‘Raşid Efendi beni mümin yaptı, Avni Efendi Müslüman.’ Bunu söylediğimden eminim. O zaman herhalde pek fazla zaman geçmeden Avni Baba’ya intisab etmiş ve amel etmeye başlamışım. Çünkü benim literatürümde iman imandır, İslam ise amelleri imler.

Özrüm budur. Burayı ayrımsayamıyorum. Söylediklerimin hepsi gerçektir lakin kronolojik kusurlar herhalde var. Bu anılarda can sıkıcı tek nokta budur.

İcbar edildiğim son sözler

Bilgisayarda bunları yazarken tam okuduğunuz son tümceden sonra, son bir başlık atmıştım: “NUREDDİNEYN”. Yani iki Nureddin.  Birini yazıp bitirmiştim. İkincisini de yarılamıştım. Çalışma az sonra bitecekti.  Zaten anlatmak istediğim son iki kişiydi bunlar.Ama tam o sırada bütün yazdıklarım, tuhaf, anlaşılmaz bir şekilde bilgisayarımdan silindi. Ehillerini bulduk. Bilemedik dediler. Rasim Abi (Özdenören) ‘Ankara’ya gönder ben hallettiririm’ dedi. Aklıma (bu arada Asım) müsveddeleri gönderdiğim kişiler geldi. Ve Gönderilmiş postalardan okuduğunuz kadarını kurtarmış olduk.

İmdi: Raşid Efendi’den sonrasının yayınlanmasına izin olmadığı kanaatine vardım. Çünkü kurtarılan bölümler tam da Raşid Efendi’nin anlatıldığı bölümün sonuydu.

On sekiz yıl önce ne olduysa şimdi de o oldu: Kısmen erdemlerime, zorunlu olarak değinmiştim. Şiirlerimin esasen izinli olduğunu vs. anlatacaktım. Meğer izin yokmuş. (Oysa erdemlerimden bahsetmek zorunda kaldığım paragraflar ilgisiyle Şeyh’imden izin de almıştım; kerameti kendinden menkul olmayayım diye. O: ‘tahdis-i nimettir; yaz’ demişti.

‘Ne yapsalar boş; göklerden gelen bir karar vardır.’

 

Murat Kapkıner tarihçe-i hayatını tamamladı

Murat Kapkıner'in Müstesna güzellerinin

birinci yazısını okumak için buraya,

ikinci yazısını okumak için buraya

üçüncü yazısı için buraya

dördüncü yazısı için buraya

beşinci yazısı için buraya

altıncı yazısı için buraya 

yedinci yazısı için buraya tıklayınız.

Güncelleme Tarihi: 16 Mayıs 2018, 10:53
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
kasım çalgın
kasım çalgın - 7 yıl Önce

murat abiye çok teşekkürler.Harbi manada(klişe savul) ALLAH RAZI OLSUN.Ne diyeyim darası başımıza.Hemşehrime kalbi selamlar. İyi ki bunları yazdın murat abi.

....
.... - 7 yıl Önce

aramakla bulunmaz lakin bulanlar arayanlardır...Allah herkese bir Allah dostu ile tanışmayı nasip etsin

masuda
masuda - 7 yıl Önce

derdinize çare arama serüvenine bizleri de ortak ettiniz. seyda hazretleri sizleri bulmuş, siz de onun vesilesiyle şifaya kavuşmuşsunuz. menzil'e ve oraya gidenlere soğuk bir hisle bakıyordum. tevbe almalar, şeyh efendiler.. yazdıklarınızı okurken nasıl hissedeceğimi şaşırdım. inşallah bizleri de bulurlar.

Murat Kapkıner
Murat Kapkıner - 7 yıl Önce

Beni izleyen değerli kardeşlerim! Şu birkaç sözü yazmayı unutmuşum ki çok önemli.Anılarımı okuyup mutlu sonu görenler benim elan o hal üzre olduğumu sanabilir ki bu çok yanıltıcı. Bütün okuduklarınız otuz yaşlarımda altı ay bir sene yahut iki sene içinde yaşadıklarımdır. O hüsnü hatime bu kadar kısa sürdü. Tasavvufu gereği gibi karşılayamadığımdan, kısa zamanda o sarayın kapı önüne koyuldum. O gün bugün de (ürettiklerim müstesna) iflah olmadım.Yazılanlara bakıp da benim hakkımda

murat kapkıner
murat kapkıner - 7 yıl Önce

''herhalde dindardır'' diye düşünmeyiniz. Hiçbir müminin razı olmayacağı bir yaşam biçimim var. Eğer yararlandıysanız lütfen bana dua ediniz. Allah'a emanet olun. Murat Kapkıner

ÖKKEŞ KUL
ÖKKEŞ KUL - 7 yıl Önce

Belki yüz yüze tanışmıyoruz, fakat size gıyabınızda hayran olan birisiyim. Yazılarınızdan okuduğum kadarıyla siz halis bir yazar, halis bir insan ve halis bir dindarsınız. Hepimizin günahları olur, bu da insanlığımızın şanındandır. Günah işleyelim diye demiyorum, fakat biz günah işlemeyecek olaydık, Allah bize helak eder, günah işleyen ve ona tövbe eden yeni bir kavim halk ederdi. Siz benim için, bizim için her halinizle güzelsiniz efendim.

murat kapkıner
murat kapkıner - 7 yıl Önce

Muhterem Ökkeş Abi. Benden her anlamda büyük olduğunuzu tahmin edip şükranla ellerinizden öpüyorum. Cenab-hak, pür taksir kardeşinize, hüsn-ü zannınıza göre muamele eder inşaallah. Duygulandım.

banner8

banner19

banner20