Geçmişten bugüne gelen sâdâ: Neyzen Salih Dede

Uygun, birbiriyle aynı adımlarla yürüyen, bir bütünlük abidesi melodilerle yapılan peşrev, saz semaisi ve ayinlerin sahibi o Neyzen Salih Dede. Ahmed Sadreddin yazdı.

Geçmişten bugüne gelen sâdâ: Neyzen Salih Dede

Uygun, birbiriyle aynı adımlarla yürüyen, bir bütünlük abidesi melodilerle yapılan peşrev, saz semaisi ve ayinlerin sahibi o Neyzen Salih Dede. Müzik dünyasında kendine yer edinmiş ve bir enstrümanla meşgul olan herkesin çevresinde dinlendiği bir çınar. Acemaşiran makamı denince akla ilk gelen o peşrevin bestekârı Neyzen Salih Dede, İstanbul'da dünyaya gelir.

Doğum tarihi kesin olarak belli değildir. Mehmet Suphi Ezgi, Ahmet Irsoy'dan Salih Dede'nin yetmiş yaşlarına kadar yaşamış olduğunu nakleder. Buna göre, Salih Dede'nin 19. yüzyılın ilk çeyreğinde doğmuş olduğu tahmin edilir. Çeşitli eserlerde 1818 tarihi de bir ihtimal olarak kaydedilmiştir. Fakat, büyük sanatçıların, büyük zatların doğum ya da vefat tarihlerinden ziyade geride bıraktıkları önemlidir. Ne zaman doğduğu, kişiyi tanımaktan ziyade, dönemi tanımaya matuf bir refleks olduğundan aslında pek de mühim değildir.

Neyzen Yusuf Paşa'nın üvey amcası olan Salih Dede, Mevleviyye tarikatına mensup bir ailede yetişir ve bu tarikatta seyr-i sülûkunu itmam edip dede olur. İlk musiki talimini ve ney üflemeyi mevlevihanede ağabeyi Said Dede'den öğrenir. İstanbul mevlevihaneleri, Neyzen Salih Dede Efendi'nin hayatında önemli rol oynar. İstanbul'da bir zamanlar faal olan çeşitli mevlevihanelerde neyzenbaşılığı hizmetlerini ifa eder. Güçlü bir ney icracısı olarak meşhur olan Salih Dede, Muzıka-i Hümayun'a neyzen olarak girer ve burada ney hocalığı ve icracılığı görevlerinde bulunar. Devletteki üstün gayreti onu kaymakam rütbesine kadar yükseltir. Kaymakamlık hizmeti yaptığı için zamanında ekseri Salih Bey diye tanınırmış.

Kasımpaşa Mevlevihanesi'nde medfun

Sultan Abdülmecid Han döneminde fasıl heyetinde çalışır ve ardından Sultan Abdülaziz Han'ın tahta çıkmasından az önce kadro kısıtlaması sebebiyle emekliye ayrılır. Vefatıyla ilgili olarak Suphi Ezgi tahmini olarak 1888 yılını verir. M. Nazmi Özalp ise herhangi bir kaynak göstermeden 17 Eylül 1887 tarihinde dünyadan göçtüğünü söyler. Neyzen Salih Dede Efendi, dar-ı bekaya irtihal edince Kasımpaşa Mevlevihanesi'nin kabristanlığına defnedilir.

Muzıka-i Hümayun hocalarından olduğu için babası ve ağabeyi gibi irşad ile meşgul olmaz Salih Dede. Kimbilir belki de kendi ihtiyarıyla uzak durmuştur. Zira irşad postu epeyce bir sorumluluğu olan bir makamdır. Posta oturan kişi artık kendi hayatından ziyade müntesipleri için gayret sarfeder. Onların her türlü dertleriyle meşgul olur ve çözümler arar.

Özellikle peşrev ve saz semaileriyle tanınır Salih Dede. Bendeniz de kendisinin ismini ilk olarak bir nota kağıdığında gördüm. Belki beş sene önceydi. Aziz hatırası için bir şey yapabilmek bugün nasip oldu. Salih Dede, 19. yüzyılın en güçlü saz musikisi bestekarlarından biri olarak ünlenen Tanburi Büyük Osman Bey'den sonra bu sahanın en başarılı sanatkarlarından kabul edilir. Osman Bey de hakikaten ulaşılması çok zor, yüce bir zirvedir mûsikide. Onun bir segah peşrevi vardır ki, insanı ne bulursa nerede yakalarsa yakalasın, alır kendi ulvî atmosferine taşır.

Salih Dede, bestekarlığı ve ney icracılığının yanında aynı zamanda iyi de bir ney hocası olarak anılır. Meşhur ney virtüözlerinden olan, acemaşiran Mevlevi ayininin bestekarı Şeyh Hüseyin Fahreddin Dede'nin ilk ney hocası olması, onun bu hususiyetini yansıtır. İyi bir sanatçıdan daha iyisi, iyi öğretebilen iyi bir sanatçıdır. Öğretebilmek önemlidir zira, müzik elden ele, dilden dile, gönülden gönüle yaşar. Bu aktarımı yapamayan sanatçıların sanatı da kendileriyle birlikte toprağın altına gider.

Pek güzel Karagöz tasvirleri yaparmış

Neyzen Salih Dede, aynı zamanda gayet okunaklı notalar yazan iyi bir notist olarak bilinir. Eski devirler için bu da önemli bir husustur. Elden ele gezecek ve istinsah edilecek bir eserin notası okunaklı yazılmadığı takdirde ne hale gelebileceğini varın siz tahmin edin. El sanatlarında da mahirmiş Neyzen Salih Dede. İbnülemin Mahmud Kemal'in rivayetine göre, çok güzel Karagöz tasvirleri yaparmış.

Bestelediği eserlerin yanısıra Türk musikisinin birleşik makamlarından güldeste makamını da terkip eder Salih Dede. Ama terkip ettiği bu makama isim vermez. Daha sonra bu makama Hüseyin Sadeddin Arel güldeste ismini verir. Salih Dede'nin bu makamda bestelediği muhammes peşrevi ve saz semaisi günümüze ulaşmış.

Neyzen Salih Dede'nin devr-i kebir peşrevlerinin büyük bir kısmı Mevlevî âyinlerinde icra edilir. Şedd-i araban makamında Mevlevî âyini de besteleyen Salih Dede, Türk mûsikisinin diğer formlarında da eserler besteler. Günümüze kaç eserinin ulaştığı konusunda muhtelif görüşler varsa da Yılmaz Öztuna, Salih Dede'nin bir Mevlevî ayini, on beş peşrev, sekiz saz semaisi, bir oyun havası ve üç şarkı olmak üzere toplam yirmi sekiz bestesi olduğunu ifade eder. Neyzen Salih Dede'yi, 19. yüzyılın sonlarında yaşayan, neyzenbaşı ve semazenliği ile tanınan “Yozgatlı deli” denmekle meşhur Salih Dede Efendi ile karıştıran olabilir. Karıştırmamalı.

Yüce bir çınarı andıran Türk müziğinin günümüze kadar uzanan geniş kollarından biri olan Neyzen Salih Dede, bugün de yaşamakta. Onun eserlerini zevkle meşk eden sanatkarlar, bıraktığı mirası yarına taşımak için gayret sarfetmekteler. Neyzen Salih Dede Efendi'nin en sevdiğim eseri olan uşşak peşrevini birlikte dinleyelim:

 

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2017, 17:08
banner12
YORUM EKLE

banner19