Nihad Sami Banarlı, zengin bir kültür birikimine ve kuvvetli bir edebiyat bilgisine sahip; Türk dili ve milli meselelerdeki hassasiyetiyle temayüz etmiş bir edebiyatçımızdır. Banarlı Hoca aynı zamanda bir edebiyat tarihçisidir. Kitaplarıyla, yazılarıyla, mücadelesiyle Türk kültürüne ve edebiyatına değerli hizmetler vermiştir.

Banarlı, Kubbealtı Neşriyat tarafından yayınlanan Kitaplar ve Portreler isimli eserinde, milli kültürümüze ve değerlerimize inanan ve bu uğurda mücadele eden, sanatçı, edebiyatçı, şair, fikir ve düşünce adamlarının portre ve biyografilerine yer verir. Yine aynı değerleri savunan eserlerin tetkikini ve tenkitini yapar. Kitap, Banarlı’nın 1950’li yıllardan itibaren 70’li yıllara kadar yazdığı çeşitli dergi, mecmua ve gazetelerde yer alan yazılarından meydana gelmektedir. Takdim yazısında Abdullah Uçman eserin milli hafızamızı tazelemek görevini yerine getirdiğini söyler.

Kitapta dikkat çeken portreler var. Bunlardan bazıları, Türkiye’nin en buhranlı yıllarında tam 22 yıl Maarif Vekaleti Talim ve Terbiye Dairesi Başkanlığı yapmış olan ve Banarlı’nın, “Maarifimizin daha fazla yıkılmasının önünde durmaya çalışmış biri” dediği Kadri Yörükoğlu, “Dil davamızın milli mücahidi” olarak gördüğü ve Milli Kütüphane’nin kuruluşunda da büyük emekleri olan Adnan Ötüken, “Servet-i Fünun yazarları içinde, gönlü Türk tarihinin iftihariyle dolan bir isimdir” dediği Müftüoğlu Ahmet HikmetYahya Kemal ve hocası Fuad Köprülü’dür.

Demokrat Parti’nin belki en vatansever, en milli duygularla dolu Maarif Vekili’dir Tevfik İleri

Banarlı’nın kitabında yer verdiği önemli portre yazılarından birisi de, “Demokrat parti iktidarının belki en vatansever, en milli duygularla dolu Maarif Vekili” olarak gördüğü Tevfik İleri hakkındadır. Merhum Tevfik İleri, Demokrat Parti iktidarı döneminde görev aldığı muhtelif bakanlıklarda, özellikle Milli Eğitim Bakanlığı görevinde gösterdiği yönetim anlayışıyla, sergilediği devlet adamlığı tavrıyla, devletine, halkına hizmetiyle, milletimizin hafızasında derin izler bırakmıştır. Mücadelesi, hizmetleri, adamlığı onun şimdiye kadar hep hayırla anılmasını sağlamıştır.

Tevfik İleri her şeyden önce dinine bağlı bir vatan evladıdır. Devlette görev aldığı dönemlerde, Tek partili dönemden gelen baskıcı uygulamaların kaldırılması için mücadele etmiştir. Din derslerinin ilkokul müfredatına alınması, imam-hatip okullarının yıllar sonra yeniden açılması, İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nün açılması, onun Maarif Vekilliği döneminde gerçekleştirdiği hizmetlerinden bazılarıdır.

Banarlı, Tevfik İleri’nin Demokrat Parti iktidarı devrinde Maarif Vekilliğindeki çalışma prensipleri, burada yapmak istedikleri, sol ideoloji ve mensuplarına karşı verdiği mücadele ve daha birçok hizmet ve faaliyetiyle ilgili olarak kendisinin de bizzat yaşadığı olayları anlatır. Canlı şahitlik eder İleri’nin mücadelesine, hizmetlerine… İleri’nin maarifte çalışma prensipleriyle ilgili olarak, samimiyeti ve işi ehline vermesi gibi hususiyetlerini şöyle anlatır: “Maarifte toplayabildiği kadar bilgili, dirayetli, mütehassıslardan müteşekkil bir istişare heyeti vardı. Yapılacak her işte samimi olarak onların fikrini alıyor, bu fikirler bazen kendi düşüncelerine hatta Menderes’in isteklerine aykırı da olsa maarifçilerin verdiği karara saygı gösteriyordu.” Banarlı’nın saydığı bu hususiyetler, Tevfik İleri’yi farklı kılan, isminin ve hizmetlerinin daima hayırla hatırlanmasını sağlayan, sağlayacak olan özellikleridir.

Banarlı, Tevfik İleri’nin, kendisinin Halk Partisi iktidarını eleştiren yazılarını takip ettiğini, başka eserlerini de okuduğunu belirterek, bu sebeple Maarif Vekili olunca kendisini hemen Ankara’ya çağırdığını ve Maarif’te salahiyetli mevkilerden birinde çalışmasını istediğini anlatır. Maarifte sadece hoca olarak kalmak istediğinden bu teklifi kabul etmez Banarlı. Ama İleri’yle Maarif’e yönelik istişareleri devam eder. Halk Partisi iktidarının kapattığı bazı okullar bu istişareler neticesinde İleri tarafından tekrar açılır. Maarif Vekilliği ile Dil Kurumu’nun alakasını kesmek için İleri’nin bu kurumun tabii başkanlığından istifa ettiğini belirtir yazar. Bundan sonra İleri bir ihtisas heyeti toplar. Heyet, Kurum’un berbat ettiği Türkçe terimleri düzeltmek için çalışır, önce felsefi terimleri düzeltirler. “Fakat Maarif’e nüfuz etmiş sinsi solcu ve Halkçılar, bu gün de olduğu gibi bu iyi hareketi baltalamaya çalıştılar. Bunda muvaffak da oldular” sözleriyle Banarlı, İleri’nin Türk maarifinin her alanıyla ilgili olarak verdiği mücadeleyi anlatmaya çalışır.

‘Biz her şeyden önce muallim mekteplerini kurtarmalıyız’

Tevfik İleri’nin aynı zamanda şuurlu ve heyecanlı bir milliyetçi olduğunu belirten Banarlı, bir aile meclisinde aralarında geçen bir konuşmada İleri’nin, “Biz her şeyden önce muallim mekteplerini kurtarmalıyız. Yıkıcı kuvvet, zehirini bilhassa bu okullar vasıtasıyla akıtmak yolundadır. Vatanlarına, milletlerine, tarihlerine bağlı, hakiki vatan evladı ve münevver öğretmenler yetiştirmek için sizin ve daha birkaç arkadaşınızın, yıllardan beri yazarak ve bilfiil okutarak yaptığınız hizmeti bu şekilde yapacak yeni elemanlar yetiştirdiğimiz gün Türkiye kurtulacaktır” şeklindeki sözlerini paylaşır bizlerle… İleri’nin, maarifi düzeltmek için durmadan, yılmadan, yorulmadan çalıştığı, ama işlerin yine de onun istediği gibi gitmediği sebepleriyle anlatılır eserde…

Tevfik İleri’yi, “imanı, hizmetleri, cesaret ve fedakârlığı unutulmayacak vatan evlatlarından biri” olarak kabul eden yazar, İleri’nin vefatından dolayı duyduğu üzüntüyü, “büyük kayıp” olarak değerlendirir.

Kitaplar ve Portreler, Türk kültürünün, maddi-manevi değerlerimizin önemli figürlerini, eserlerini, milli değerler için verilen mücadeleleri gözlerimizin önüne seriyor. Abdullah Uçman’ın da belirttiği gibi eser, milli hafızamızı, hatta milli kültürümüzü tazeliyor.