KPSS Atına Binip 'Yâ Nasip' Diyebilmek

KPSS, YGS, LYS, YDS, ALES, DGS vb. kısaltmalarla ifade edilen sınavlar gençlerin en önemli gündem maddelerini oluşturuyor. Kula yakışan, yılmadan çalışmak, aşkla gayret sarfetmek, hayır olanı istemek. Muradımız olmadıysa bunda da bir hayır vardır diyebilmek… Sevil Dağcı yazdı.

KPSS Atına Binip 'Yâ Nasip' Diyebilmek

Ülkemde KPSS, YGS, LYS, YDS, ALES, DGS vb. kısaltmalarla ifade edilen sınavlar gençlerin en önemli gündem maddelerini oluşturuyor. Sınav heyecanı içinde olan, girdiği sınavın sonucunu bekleyen, mevzuatta bir değişiklik oldu zanneden, yenilik haberi almayı uman nice insan merakla benzer yazılar okuyor, gündemi takip ediyor. Eminim yazımı bu tür haberlerden zannedip okuyanlar olacak. KPSS sınavına girip, mülakat için tarih ve atamalardan haber bekleyen bir öğretmen adayı olarak bu sürecin içinde olduğum için bu kadar net konuşuyorum. Fakat niyetim bu sürece farklı bakış açısıyla bakmak veya bakabilmeyi denemek.

Benim gibi binlerce hatta milyonlarca insan, umutlarını, hayallerini, çabalarını, fedakârlıklarını, uykusuzluğunu, yorgunluğunu kefesine doldurmuş, eşinin dostunun, çoluk çocuğunun, ana babasının, akrabalarının, beklenti ve dualarını yüklenmiş ve KPSS atına binmiş, durağını bilmediği bir yola düşmüş gidiyor. Bu yol bazıları için bir menzile ilk atamalarda varacak, bazıları için ise yenilenerek, yinelenerek devam edecek. Bu yolda yedi- sekiz yıl uğraş verenler de olacak, nitekim oluyor da…

Nasip değilmiş

Yol uzun ve meşakkatli olur da yorgunluk, yılgınlık, bıkkınlık olmaz mı? Bir de olur olmaz söylentiler, kulaktan dolma bilgilerle konuşanlar, kafa karıştıran yorumlar büsbütün insanın belini büküyor. Yol yorgun, yolcu yorgun. Atanmış, işe başlamış öğretmenler yani hancılar, daha ziyade yorgun. Olduğuna olacağına, vardığına varacağına pişman ve şikâyetçi. “Bu zamanda öğretmenlik iş değil” diye kurulan cümleler, okuldan, öğrenciden sitem etmeler. Daha neler neler…

Birçok defa sınava girip atanamamış bir arkadaşımla konuşurken, “bu sınav başka bir şey, yıllarca çalıştım, ya sorular farklı geliyor ya stresten yapamıyorum ya da tercihlerimde hata yapıyorum, bir türlü atanamadım” demişti. “Nasip değilmiş” dedim, bana da bozularak sitemkâr bir tavırla sistemden veryansın etti. “Rızık varsa olur inşallah” dedim. Aramızda konuşacak bir şey kalmamışçasına o sustu, ben de sustum…

Sefer bizden, zafer Allah’tan deyişimiz dilde değil özde olsa…

Dershanede son dersimizi işledikten sonra, hocamız helallik istedi ve iyi dileklerini bizimle paylaştı. Cümlesinin sonunda “bir daha görüşmeyiz inşallah” dedi. Yani “atanın, bir daha dershaneye gelmek zorunda kalmayın” anlamında bu cümleyi sarfetti. Sınıftan bir arkadaş “Başkaları atanamasın, inşallah bizim sınıfın hepsi atansın” diye dua etti. Bütün sınıf yüksek sesle ve büyük hevesle “amiiiin” diyerek duaya iştirak etti. Ben dayanamayarak “Rabbim hiç kimsenin çabasını boşa çıkarmasın, hepsinin hakkında hayırlar versin. Dualarımızı cimrileştirmeyelim, Allah cc. Cömerttir, cömert olanı sever.” dedim. Sınıfta kısa süreli bir sessizlikten sonra yine sınav hakkında heyecanlı konuşmalar devam etti.

Derken sınav vakti geldi çattı. Mukim bulunduğum şehirdeki üniversitenin dersliklerinden birinde sınava girdim. Sınav çıkışı o telaşlı kalabalık içinde hıçkırarak ağlayan bir ses kulağıma ilişti. Arkası dönük olduğu için yüzünü göremediğim kızcağızın etrafını arkadaşları sarmış, kimi elini tutmuş, kimi sırtını sıvazlayıp teselli etmeye çalışıyordu. Ağlayan kişi süreyi ayarlayamadığını, çok panik yapıp bildiğini de unuttuğunu telaşla, yüksek ve heyecanlı bir sesle anlatmaya çalışıyordu. İçim bir tuhaf oldu, kalabalık içinde yürümeye çalışırken, üzülerek gayri ihtiyari kızın yüzüne baktığımda, dershanede başkaları için pek hayır dilemeyen kişi olduğunu fark ettim. Bir an göz göze geldik, o yaşlı gözler, içli hıçkırıklar benim de gözlerimi yaşarttı, başımı öne eğip yürümeye devam ettim.

Keşke dedim, kalbimiz geniş, gönlümüz hoş olsa. Sefer bizden, zafer Allah’tan deyişimiz dilde değil özde olsa. Belki dualarımız cömert olsa, cömertlikle muamele göreceğiz. Vaktin sahibi vakti geniş eyleyecek. Hiç tanımadığımız kimselere dua etsek melekler bir misli senin olsun diye duamıza âmin diyecek. Rızkın Allah’tan olduğuna inandırabilsek kendimizi, kul olmayı da başaracağız. Öyle ya, kimi defalarca çalışıp atanamıyorsa, kimi de hiç ummadığı yerden ekmek parası kazanıyorsa… Adını bile bilmediğimiz bir yere gidip oranın ekmeğini yemek, suyunu içmek bize nasip oluyorsa, belki orada bir yabancıyı size eş yapıyorsa Allah, nasipten öte ne var?

Kula yakışan, yılmadan çalışmak, aşkla gayret sarfetmek, hayır olanı istemek. Muradımız olmadıysa bunda da bir hayır vardır diyebilmek…

Rızkın varsa dağdan gelir, taştan gelir, gökte uçan kuştan gelir, döner dolaşır seni bulur…

 

Sevil Dağcı

Güncelleme Tarihi: 28 Eylül 2017, 14:17
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13