Onun hatıraları hayallerinden güzeldi

Zekeriya Başkal’ın “Hatıraları Hayallerinden Güzel Bir Hanımefendi” adlı kitabında Sâmiha Ayverdi’nin hatıra kitaplarının tamamı çeşitli yönlerden tek tek ele alınıyor.

Onun hatıraları hayallerinden güzeldi

Bir kitabı elime aldığımda sırasıyla yaptığım üç şey vardır; birincisi ön ve arka kapakları incelemek, ikincisi roman bile olsa son sayfayı okumak, üçüncüsü koklamak. Bunları bitirince sıra dördüncü aşamaya gelir; okumak!

Hatıraları Hayallerinden Güzel Bir Hanımefendiyi elime aldığımda, yine ilk olarak kapaklarını incelemeye koyuldum. Ön kapak, Tokat Taşhan’ın gece çekilmiş gizemli bir fotoğrafı ile oldukça hoş görünüyordu. Bunu önce anlayamadım ama eserin Taşhan Kitap yayını olduğunu fark edince, herhalde bu sebepledir dedim. Zira kapakta Sâmiha Ayverdi’nin fotoğrafını göreceğimi tahmin etmiştim. Arka kapakta dikkatimi çeken bir şey olmadı. Son sayfada yazar hakkında bilgi vardı, onu okudum. Mürekkebe mananın, kâğıda manalı mürekkebin sinmesiyle sayfalardan tüten, ruha işleyen o latif kokuyu içime çektim ve okumaya başladım.

Zekeriya Başkal, eserinde, Sâmiha Ayverdi’nin hatıra türünde yazdığı yazılarını son derece titizlikle incelemiş. İncelemelerini kuramsal bir temele oturtup sonuçları kendi akademik süzgecinden geçirerek değerlendirmiş ve okuyucusuna sunmuş. Edebiyata, edebiyatın yazma tekniklerine alaka duyanlar için gerçekten hoş ve bilgi dolu bir eser. Bunların yanı sıra hele bir de Sâmiha Ayverdi’ye hususi bir muhabbetiniz varsa kitap tam sizin için yazılmış diyebiliriz. Sâmiha Ayverdi’ye dedim ama yanlış ifade etmiş olmayayım; bu eserde onun sadece “yazar” kimliği üzerinde duruluyor. Mutasavvıf tarafı, diğer özelliklerinden biri olarak zikrediliyor. Bu anlamda elbette eser, tasavvuf içerikli değil. Bunu yazıyorum çünkü kitabın ismi bende sanki öyle olduğu hissini uyandırmıştı.

Yazarımız önsözde, kitabın hazırlanması aşamasında kendisine yardımcı olan Aysel Yılmaz Hanımefendi, Ar. Gör. Abdullah Erdinç ve kitabın güzel ismine annelik yapan Doç. Dr. Nesime Ceyhan’a teşekkür ediyor. Aslında Nesime Hanım’a bu hoş ismi koyma hikâyesini ve oraya gizlediği manayı sormak isterdim. Bunu şu sebeple merak ettim; farzı misal Zekeriya Başkal benden isim koymamı isteseydi ve bilgi olarak hatıralarını inceleyeceğini söyleseydi, Sâmiha Ayverdi’ye olan muhabbetimden ötürü içerik üzerinde fazla düşünmez, benzeri bir isim koyardım. Sanırım o zaman da okuyucu, şimdi benim düşündüğümü düşünürdü; isim ne kadar hissî ise kitap o kadar akademik. Farklılıkların ahenkle bir arada bulunabileceğini savunan Sâmiha Ayverdi’yle alakalı bu akademik çalışmanın “Hatıraları Hayallerinden Güzel Bir Hanımefendi” ismini almasının bu manada hoş bir tevafuk olduğunu düşünüyorum.

Geçmişin güzelliklerini gelecek nesillere aktarmak için yazdı

İnceleme üç ana başlık altında yapılıyor. Önce hayatı ve eserleri, sonra kuramsal çerçeve ve son olarak kuram-eser. Hatıraları Hayallerinden Güzel Bir Hanımefendi’de Sâmiha Ayverdi’nin hatıra kitaplarının tamamı tek tek ele alınıyor. Yazılış zamanı, sebebi, dili, yazım özellikleri, hatıralarda kimlerin yer aldığı, dönemin siyasi ortamı, sosyal yapısı, ayrıca kullanılan teknik, türünün benzerleriyle mukayeseli bir şekilde tanıtılıyor. Bir yandan hatıralardan yapılmış hatırı sayılır miktardaki alıntıyı okuyorsunuz; bir yandan da yazarın o alıntılara dayandırdığı tespitlerini. Sanırım bir inceleme tekniği olarak kitap bu şekilde hazırlanmış. Önce bir tespit ve onu doğrulayan bir alıntı… Okurken son dönem Osmanlı tarihine ve o dönem yazarlarımıza ait pek çok bilginiz de tazeleniyor.

“Sâmiha Ayverdi’de hatıra anlatmak geçmişle değil gelecekle ilgilidir” şeklinde hoş bir tespit dikkat çekici. Zekeriya Başkal hatıraların ‘neydi o günler’ demek için değil; geçmişin güzelliklerini gelecek nesillere aktarmak için yazıldığını düşünüyor. İstanbul’un hatıralarda neredeyse başrol oyuncusu olduğu, bununla birlikte Osmanlı’ya ait dil, kültür, aile yapısı, sosyal ilişkiler, adab-ı muaşeret ve akla gelebilecek benzer konuların özellikle üzerinde durulduğunu ve tüm bunların muhteşem bir detaycılıkla anlatıldığını belirtiyor.

Yazarın bir tespiti daha var ki, içlerinde dikkatimi en çok çeken bu oldu. İstanbul Geceleri isimli hatıra kitabından alıntı yapılarak incelenen kısımda, Sâmiha Ayverdi’nin, kadın oluşu ve sosyal konumu gereği görmesinin ya da tecrübe etmesinin mümkün olmadığı hadiseleri, kendi yaşamışçasına hatıraları arasına aldığı belirtiliyor. Sözü edilen sadece bir yazar ise bu çok yerinde bir tespit. Zira gerçekten de, o devir İstanbul’unda bir hanım, gece vakti, yaşadığı muhitten çok uzaklardaki meyhanelerde, esrarkeşlerle, sarhoşlarla olamaz. Ama hatıralar oradaymışçasına yazılıyor.

İşte bu noktada Sâmiha Ayverdi’nin kitaba konu olmayan tasavvufî kişiliğinin rolü açık seçik görülüyor. Bir kere kendisi oturduğu muhitte başı darda olan herkesin koşup yardım istediği bir insan. Mevzu neyse ona göre bir hal çaresi bulmakta. Kendisine anlatılan onca derdin ve hadisenin ayrıntıları, düşüncelerini yazıya aktarmadaki ustalığı ile birleşince bu, imkânsızmış gibi görülen hatıralara dönüşebilir. Ayrıca işin bir de diğer tarafı var; bu taraf Hak dostlarının, sırlı halleri ile alakalı! Biliyoruz ki, onlarla Sevgili arasındaki muhabbetin getirdiği yakınlık zaman ve mekân kayıtlarını yıkar. Bedenlerine hapsolmaktan kurtulmuş ruhları için tabii olan hallere, biz imkânsız diyebiliriz.

Kitabın son otuz sayfasını hatıralardan yaptığı alıntılara ayırıyor

Bunların ötesinde Zekeriya Başkal, Sâmiha Ayverdi’nin tavizsiz bir Batı karşıtı ve eleştirmeni olduğunu kitabın pek çok yerinde bir tespit olarak tekrarlıyor. İstanbul ve Osmanlı kültürünün hatıralarda başrol oynadığını da okuyucusuna tekrar tekrar hatırlatıyor. Başkal, Sâmiha Ayverdi’nin son derece kendine has bir üslupla yazdığını; bu sebeple ne kadar anlatılırsa anlatılsın, onun üslubunun tarif edilmesinin çok zor olduğunu belirtiyor. Bu sebeple kendisiyle ilgili evvelce yazılmış eserlerde son kısımlara orijinal metinlerin eklendiğini belirtiyor. Bu eklemenin okuyucuya, bir nevi “anlattık ama isterseniz okuyup siz karar verin” demek olduğunu söylüyor. Neticede kendisi de bu yönteme başvuruyor ve kitabın son otuz sayfasını hatıralardan yaptığı alıntılara ayırıyor. Gerçekten hem yazarın işini kolaylaştırması, hem de okuyucuya yol göstermesi açısından güzel ve pratik bir yöntem.

Edebiyat yazım yöntemleri, 19. yüzyılda edebiyatımız, kısmen de olsa toplumun siyasi ve sosyal durumu hakkında pek çok bilgi edindiren kitaba oldukça emek verildiği belli. Beş buçuk sayfalık bir kaynakça listesi var. Bunların bir kısmı Sâmiha Ayverdi’nin eserleri, bir kısmı yerli ve yabancı yardımcı kaynaklar. “Leitmotif” kelimesinin ‘ana fikir’ manasına geldiğini de bu okuma sayesinde öğrendim. Meraklılarına iyi okumalar. Emek verenlere teşekkürler.

Zeynep İnan yazdı

Güncelleme Tarihi: 26 Aralık 2018, 12:12
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Aslı
Aslı - 6 yıl Önce

Samiha hanımla ilgili bir şeyler okuyabilmek ne güzel buralardan. Yazı için de konu için de teşekkürler.

banner19

banner13