Kağıda, kitaba âşık bir adam Yusuf Çağlar ile ilk defa Kültür dergisinin yayınlandığı yıllarda arkadaşım Fatih Güldal vesilesi ile Hırka-i Şerîf Vakfı Hoca Üveys Kütüphanesi'nde tanıştık. Daha çok çocuk yayıncılığı ve çocuk kitapları ile ismini irtibatlandırdığım bu zat, daha sonraları baktım ki hiç de sanıldığı ve göründüğü gibi değil. Aradan bir zaman geçti, İBB Kültür A.Ş. tarafından yayınlanacak olan İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy kitabına iki yazı ile Yusuf Çağlar Ağabeyin teşvikleri ve himmetleri ile girmiş bulundum. Dostluğumuz devam ettikçe onun mail gurubuna dâhil oldum. "Belgezar" idi mail gurubunda paylaşılan yazıların üst başlığı...

Evvelinde yazılmış olan bu kıymetli kitap, evrak, sahaf yazılarının hatta hatıralarının 2011 yılında basılı haline yine Yusuf Abi'nin imzalayıp vermesi ile haberdar olmuştum. Belgezar (Zaman Kitap, 2011, 183 s.) yayının üzerinden hayli zaman geçmişti ki Yusuf Çağlar, Belgezar 2013 (Zaman Kitap, 2014, 144 s.)'ü yayınladı. "Allah cümle âlemdeki kitap âşıklarına uzun ve hayırlı ömürler ihsan eylesin." duasını serlevha gibi önümüze koyan bu zat 2013 yılına ait biriktirdiği kıymetli evrak sepetinin ana temasını da sahaf üzerine bina etmiş.

Sahafa yaklaş(ma)!

Sahaflarla ilgili kültürümüzde bir dizi söz aktarılır: “Es-Sahaf bî insaf”, “adam mezara kitap mezata” gibi... Yusuf Çağlar'ın kitabın kapağına nakşettiği söz de manidar: “La takrabüs-sahhafe”. Yani “sahafa yaklaşma”. Kitabın girizgahında bu işin nedenini anlatır. Yusuf Çağlar, Beyoğlu'nda gelenekselleşen Sahaf Festivali'nin de gönüllü, vefakar, cefakar -şimdiki tabirle- iletişim sponsoru. Sahaflık geleneğini canlandırma adına büyük bir gayret ve aşkla çalışan Yusuf Çağlar, bu kez heybesindeki belgeleri sahaflarda biriktirdiği malzemelerden seçmiş.

Belgezar 2013, mazisi 40 yıl önceye giden ve Ömer Faruk Şerifoğlu'nun tavassutuyla yolları sahaflarla kesişen bir adamın hikayesi ile başlıyor. Tabii ki müptelalık yapan, selüloz, kağıt-kitap hastalığına sevk eden bu yolculukta ilginç tesadüf ve tevafuklar da yok değildir. Abdullah Bey de bunlardan birisi. İflah olmaz bir sahaf müdavimidir. Yusuf Çağlar'ın yolu hep Babil Sahaf'da, Lütfi Bayer'in dükkanında kesişir. Abdullah Bey kendi durumunu anlatırken, “kitap görünce dayanamayan, onu almak, kavramak ve kütüphanesine kazandırmak sevinç ve çaresizliği içinde birisi” olarak tanımlıyor. Hatta kendi durumunu "La takrabûl kitabe" diye niteliyor. Nedir bu "kitaba yaklaşma"nın sırrı. Sahafa gir, ama kitaba yaklaşma! Yusuf Çağlar, sahafa girip eli boş çıkan müptelanın çok az olduğunu söylüyor. En doğrusu herhalde Sahaf'a yaklaşmamak olmalı diyor. Yani Lâ tekrabû-sahhafe...

Sahifeler arasında değil Sahhaflar arasında...

Her bir bölümde bir sahafa uğrayıp, selam verip, soluklanıp, sohbete iştirak ediyor ve tabii kitap, evrak almadan dönmüyorsunuz. Hani "aramakla bulunmaz, bulanlar arayanlardır" sözü var ya. Yusuf Çağlar'da bu sözün hakikatinin tecellilerini görüyorsunuz. Turkuaz Sahaf, Nigar Sahaf, Fersuden Sahaf, Cihannüma Sahaf, Kırkambar Sahaf, Babil Sahaf ve daha gidemediğimiz, göremediğimiz nice sahafla kitapta yolunuz kesişiyor. Kimi zaman Hüseyin Rahmi'den bir esere rastlıyorsunuz, kimi zaman İbnülemin'le yolunuz kesişiyor, bazen Şemseddin Sami, Ahmet Midhat Efendi, Halit Fahri Ozansoy size göz kırpıyor.

Koskoca medeniyetin en büyük emarelerinden birisi olan sahaflık bugün eski haşmetli günlerinde değil elbet. Bunda es-sahaf bî insaflar kadar, müdavim-i bî insafların da dahli var. Yusuf Çağlar bunu da konu ediniyor. “Sahaflara söz söyleyenlerin müdavim olmayıp sadece masa başında yazdıklarını düşününce şaşırıyorum” der. Devamında şu sözlerle tamamlar: "Eskiden çok sahaf vardı, payitaht kurulmuş şehirlerimizde. İnsaf da vardı, sahaf bî-insaf da. Ya şimdi... Kala kala üç beş kitap kahramanı kalmış, maziyi geleceğe taşımak çabasına düşen. Onlar da müdavimlerinden pek bîzar. Haksız mıyım yahu!" Yazar bu hususta haksız değil.

Selüloz duası

Yine kitaptan tebessüm ettiren, aynı zamanda düşündüren bir dua bahsi ile tamamlayalım. Yazarın Selüloz Duası'na biz de iştirak ediyoruz:

Ben ölünce

Gömsünler sahaflara

Osmanlıca yazmalar

Koyuversinler

Tabutumun içine

Okurum

Gece uyanınca

Meleklerle konuşurum

Amel defterim hakkında

Allah'ım bizleri

Eşyanın kalabalığından

Faydasız işlerden

Kitaptan nefret eden eşlerden

Çaresiz dertlerden

Cahillikten

Kitapsız, kütüphanesiz

Sana gelmekten

Fersah fersah

Uzak eyle

Âmin.