“Türk edebiyatının yaşayan en önemli üstadlarından Sezai Karakoç’un hayatını, mücadelesini ve düşüncelerini anlatan, yapımcılığını Cine5’in gerçekleştirdiği ‘Gün Doğmadan’ belgeseli, Cemal Reşit Rey Kongre Salonu’nda düzenlenen gala ile tanıtıldı. 15 Ocak 2010 Cuma akşamı, üst düzey devlet erkanı, şair, yazar ve akademisyenlerin geniş katılımı ile gerçekleştirilen gala yoğun ilgi gördü.
Farklı bir sinema dili
Gün Doğmadan farklı sinema diliyle dikkat çekiyor. Yapımcılığını Cine5 Medya Grup Başkanı Orhan Seyfi Güner’in, yönetmenliğini ise Ensar Altay’ın üstlendiği ‘Gün Doğmadan –Sezai Karakoç’ adını taşıyan belgeselde, kısa filmler haline dönüştürülmüş Sezai Karakoç şiirleri, özlü anlatımlar eşliğinde ve kronolojik bir sıra ile ekrana geliyor…” bu alıntı Cine5’in basın bültenindendi.
Öncelikle galaya katılabilmek için elinizde davetiyeniz olması, ya da telefonla bir referans eşliğinde isminizi not aldırmanız gerekiyordu, yoksa birçokları gibi kapıda kalmanız kaçınılmazdı. Cemal Reşit Rey’in kapısından içeri girdiğimde büyük bir kalabalıkla karşılaştım, bu sıradan bir kalabalık değildi, elitlerden oluşan bir zümreydi.
Salonda boş yer mi? İmkansız
Belgeselin izleneceği salonda ise hiç boş koltuk kalmamıştı, ünlü şairlerden bazılarının basamaklarda oturmak zorunda kaldığını görmek sevindirdi beni, cidden sevindim. Ayakta kalanlar, salonun dışına konmuş ekranlardan belgeseli izleyenler katılımın büyüklüğünü anlatmaya yetiyordu. Normaldi tabii, 76 yıllık vaat edilmiş bir hayat, bereketlenmeliydi. Sezai Karakoç gibi çok az şair-düşünür hayattayken böylesine bir ilgi görmüştür. Bu, onun Anadolu toprağına belenmiş, kucaklayıcılığından kaynaklanıyor, din ise samimiyeti ve sıcaklığı daha da artırıyor.
Biliriz, Sezai Karakoç Cağaloğlu’ndaki mütevazı yerinde –Diriliş Yayınları- gerek entelektüellere gerekse halktan kişilere kapısını sonuna dek açmıştır, yerlidir. Hiçbir şekilde Batılı aydın portresi onun kişiliğinde kendine yer bulamamıştır, bu da onun Batı’yı çok doğru kavradığının bir göstergesi, aklımıza hemen üstadın “Masal” şiiri geliyor.
Devlet erkanının yanı sıra akademisyenler de konuştu
Gala’da siyasadan İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın konuşması oldukça içtendi, öğrencilik yıllarında Sezai Karakoç okuduğunu, onun kitaplarıyla dünyayı daha doğru algıladığını vurguladı. Belgesel içerisinde Cumhur Başkanı Abdullah Gül’ün konuşması anlamlıydı.
Durali Yılmaz, Beşir Ayvazoğlu ve Fehmi Koru’nun Sezai Karakoç’u idrak edişleri ekranlara yansıdı. Evet, bence bu belgesel; genel itibariyle başarılıydı; gelecek nesiller üstadı görecek, az da olsa merak edecek ve okumak isteyecektir ve bir de tarihe kayıt düşmesi nedeniyle önemli.
Dolu dolu geçmiş bir koca ömrü, bir belgeselin anlatmasını bekleyemeyiz, realiteye aykırı bir durum olur bu. Belgeseldeki birbiriyle bağlantılı geçişleri sanatsal açıdan başarılı buldum. Bildiğim kadarıyla yönetmenin ilk çalışmasıymış bu; o halde şunu diyebiliriz, arkadaş iyi bir giriş yaptı sanat alemine, kesinlikle dikkat çekti, Sezai Karakoç ise çok doğru bir seçim olmuş.
Büyük hayallerle Cemal Reşir Rey’e gelenler umduklarını bulamamış olabilirler. Fakat, birçoklarında olduğu gibi bu belgeselden sıkılmadım. Sezai Karakoç’un derinlemesine şiirini-poetikasını veya fikir dünyasını merak edenlerın Üstadın kitaplarına baş vurmaları gerek.