banner17

Sınanmış yer ya da ocak örneği Hacı Celal Tevhîd Evi

Hacı Celal Tevhîd Tevhîd Evi’nin çok ilginç bir özelliği bir kitabesinin olmasıdır. Şimdiye kadar ki araştırmalarımıza göre Türkiye’de kitabeli-kitabesiz tevhîd evi duyulmuş görülmüş bir şey değildir. Yusuf Yıldırım yazdı.

Sınanmış yer ya da ocak örneği Hacı Celal Tevhîd Evi

Ne çok anlam ne çok kavram yüklenmiş, ocak kelimesine. Kökeninde “odcak” olan kelime zamanla “d” harfini düşürerek “ocak” söyleyişiyle yaygınlık kazanmış. Değişen dönüşen kültür içinde yoğrula yoğrula soy, boy, kök, dirlik, düzen, aile, soylu aile, ev, yurt, kaynak, maden gibi birçok anlamla sarmalanarak kavramlaşmış.

Ocak ile ateş birbirinden ayrılmaz iki kavram. Eski Türk inancında od, yani ateşin çok önemli bir yeri var. Kültleşen ateşe ilahi bir anlam yüklenerek kaynağı gökyüzü görülmüş. Ateşle ilişkili ocak da ailenin, yuvanın dolayısıyla hayat sürekliliğinin simgesi sayılmış. Yuvası yıkılsın, soyu bitsin anlamında; ocağı batsın, ocağı sönsün beddualarının kökeni de buradandır.

Bir kült olarak ocağın öne çıkması; Türklerin İslâm’a girmesi sonrası kamların toplum içindeki güçlerinin zayıflaması ve işlevlerinin azalmasıyla bağlantılı. Genelde ateş ritüelini kullanarak bir takım tedavi yöntemleri geliştiren kamların toplumda önemini yitirmesiyle, bu tedaviler, “ocaklı” diye tanımlanan bir takım ailelerce gerçekleştirilmeye başlar.

Ocaklılık el alma veya el verme yoluyla babadan oğula geçmektedir. Bunun yanında ocaklı analar da ocaklarda çok görülmüştür. Ayrıca aileden olmayan kişilere de el verilebilmektedir.

Sınanmış yerler oldukları için Türkiye’de ve dünyada birçok yerde ocaklar oluşmuş. Ocaklı ailenin evinin bir odası olabildiği gibi bir tepe, mağara, yatır, tekke, cami ve türbeler de ocak olabilmektedir. Çoğunlukla bir hastalık için kullanılan ocaklar, hastalık adına göre halk arasında ad alır. Termeğe ocağı, yılancık ocağı, sarılık ocağı, aydaş ocağı gibi.

Ocaklaşmış bir mekân, Hacı Celal Tevhîd Evi

Yazının konusu olan bu ocağı daha da ilginç kılan bir kitabeye ve bir küpe sahip olmasıdır. Burası, Karaman’da Hacı Celal Mahallesi 545 numaralı Sokak üzerinde bulunan bir tevhîd evidir.

Tevhîd evi ile ilgili en fazla malûmât sahiplerinden biri, yetmişini deviren Salih Yücetoker amcadır. Ve anlattığı hatıralardan anlaşılan; en son ocaklı, ninesidir. İlk çocukluk döneminde ninesinden duydukları ve gördükleriyle ilginç anılar biriktirmiş.

“Burası, dedemin evinin bir odası idi. Kerpiçten yapma idi. 1960’lardaki burasını sel alıp götürmüş. Dedemin evi gitmiş ama bu oda harap kalmış. Deli Ekrem diye bir müteahhit burasını yeniden yaptırdı. Biz de içini döşeyip güzelleştirdik.

Benim bildiğim, sürekli ağlayan çocukları nineme getirirlerdi. Çok gelen olurdu, sayısı hesabı bilinmez. Ninem onları odaya, yani tevhîd evine katardı. Artık duası mı vardı ne vardı bilmiyorum, o çocuklar uyur kalırdı. Evlenemeyen kızların da geldiğini duydum ama bir meded bulan oldu mu bilemiyorum.

İçeride bir küp var. Onun hikâyesi de dedemden. Dedem bir gün kapıyı açar ve evin önünde büyük bir küp görür. Küp iki adamın kulaçlayamayacağı büyüklüktedir. Şaşkınlıktan ağzı bir hayli açık “Anaaa! Kapının önünde bir küp var, Dursun!” diye bağırır, hanımına. Ne olduğunu bilmiyorlar. İki üç kişi güçlükle içeri alır, küpü. İçine bulgur doldururlar ama küp patlar. Paramparça olur. Bu küpü sorup soruştururlar. Ne sahiplenen olur; ne bilgisi olan çıkar. Gel zaman git zaman Mercik köyünden bir ihtiyar bu küpü burada görür. Der ki, ‘Ya bu küp bizimdi, dedenin (Merci Dede) başındaydı, kaybolduydu, meğer ki buraya getirmişler.’ der. Ve anlaşılır ki, sahipsiz küp, Karaman’a 10 km uzaklıktaki Mercik köyündeki Merci Dede yatırından gelmiştir. Ama nasıl geldiğini bilen yoktur. Ve küpün yuvarlana yuvarlana dedemin evine geldiği hikâyesi bir anda ortalığa yayılır. İtiraz eden de olmaz.”

Kitabeli ilk ocak!

Tevhîd evinin çok ilginç bir özelliği de bir kitabesinin olmasıdır. Şimdiye kadar ki araştırmalarımıza göre Türkiye’de kitabeli-kitabesiz tevhîd evi duyulmuş görülmüş bir şey değildir. Kitabesinin olması kadar kitabesinde yazanlar da ilginç.

Sene 1283/1866

Celâ(l)u’l-dîn

Yâ Hazret-i Tevhîd Evi

Yâ Hazret-i Merci’-i Sultân-ı Pîr

Yana gide? olan feyzin âyîn ola

Tevhîdin Yâ Merci’-i Sultân

1283/1866 yılı, kitabeye göre tevhîd evinin yapım tarihidir. Celâ(l)u’l-dîn ise Hacı Celal Mahallesi’ne adını veren Karaman oğullarının yetiştirdiği büyük insanlardan Ahi oğlu Celâleddin Muhammed’dir. Ölüm tarihi 765/1363’tür. Celaleddin Muhammed’in 1950’lerde yıkılan türbesi ile tevhîd evinin arası 150 metre kadardır.

“Yâ Hazret-i Tevhîd Evi” ifadesiyle tevhîd evine doğrudan bir sesleniş var. Bu ifade tevhîd evinin kutsanmasıyla mı ilgilidir, tartışılır. İkinci sesleniş “Merci’-i Sultân-ı Pîr” ifadesiyle bir yatıradır. Merci’-i Sultân-ı Pîr, halk arasında Merci Baba ya da Merci Dede diye ünlenen bir yatırdır. Karaman’a 10 km uzaklıkta, Karadağ’ın önündeki Mercik köyünde dört duvarla çevrili bir yer ile adından başka hakkında bilgi yoktur. Farsça bir tamlama olan “Merci’-i Sultân-ı Pîr”in Türkçe tamlaması Pir Sultan’ın mercii, makamı, yeridir. Farsça tamlama kalıbındaki Merci’-i Sultan; halk arasında “Merci Baba, Merci Dede” kolay söylenişiyle yaygın bilinir ve kullanılır bir ada dönüştüğü anlaşılıyor.

Kitabedeki “feyzin ayîn ola” ifadesinden burası küçük bir tevhîdhânedir. Karaman’da tek tevhîdhâne, Aktekke (Mâder-i Mevlana) Camisi’ndedir. Yunus Emre Camii’ne katılan Yunus Emre Camii zikirhanesi de bu örneğe eklenebilir. Hacı Celal Tevhîd Evi’nin bir tekke ya da tarikat bağı, kaynaklardan tespit edilemedi.

Hacı Celal Tevhîd Evi’nin sahip olduğu bir diğer özelliği, içindeki parçalanmış bir küptür. Bazalttan oyulmuş ve biçimlendirilmiş bir taş küp, bu. Üzerindeki motifler, Roma-Bizans dönemine ait. Muhtemelen Karadağ’daki Binbir Kilise’den ya da dağın önündeki Mercik köyü yakınlardaki ören yerinden çıkarılmıştır. Ve bir şekilde Merci Baba ile özdeşleştirilerek bir kutsiyet yüklenmiş küpe.

Hacı Celal Tevhîd Evi’nin durumu da aynı. Zikir ve ayin yapılan mekân, halk nazarında zaten kutsaldır. Ve uzun zaman dilimleri içinde halk; inancı gereği şifa bulma ümidiyle burasını sınanmış yere dönüştürmüştür. Belli bir zaman sonra asli özelliğini kaybederek tevhîd evinin tamamen şifa umulan bir ocağa dönüştüğü anlaşılıyor.

Yusuf Yıldırım

Güncelleme Tarihi: 17 Ocak 2019, 11:33
YORUM EKLE
YORUMLAR
Turgut Uzel
Turgut Uzel - 1 ay Önce

Çok aydınltıcı bir makale olmuş. Çok şey öğrendim.
Teşekkür ederim.
Sevgiler

banner19

banner13

banner20