Rol Modelleriyle Şehirlerin Ruhu: Sinop

İyi ve kaliteli bir organizasyonla, hemen olmasa bile beş-on sene içerisinde, tüm dünyada Rıza Nur ile anılan bir Sinop, Ahmet Muhip Dıranas ile anılan bir Sinop çok uzak değil, buna inanıyoruz. Hatice Kübra Karadeniz yazdı..

Rol Modelleriyle Şehirlerin Ruhu: Sinop

Sinop, tarihi süreçte sınırları içinde yaşamış olan rol modelleri, onların geriye bıraktığı eserleri, hem de topyekün oluşturduğu hava ile medeniyetimizin örnek şehirlerinden biri olma özelliğini taşıyor. Hatice Kübra Karadeniz'in kaleminden Sinop'u anlatarak, Sinop'ta doğmuş-yaşamış büyük isimleri tekrar gündeme taşıyarak, kültürel anlamda markalaşmış bir Sinop görme hayalimize tüm okurlarımızı ortak ediyoruz. İyi ve kaliteli bir organizasyonla, hemen olmasa bile beş-on sene içerisinde, tüm dünyada Rıza Nur ile anılan bir Sinop, Ahmet Muhip Dıranas ile anılan bir Sinop çok uzak değil, buna inanıyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde farklı şehirlerimiz için de bu tip çalışmaları sizlere sunabilmeyi hedeflemekteyiz. Bu yazıların gerekçesi için tıklayınız: //www.dunyabizim.com/sehirlerin-ruhu/18603/dunya-bizim-marka-sehirler-uzerine-dusunmeye-davet-ediyor  (Dünya Bizim)

Sinop şehrinin il sınırlarına girildiği vakit “Karadeniz’in İncisine Hoş geldiniz” diye bir yazı karşınıza çıkar. Bu yazıyı tamamlar nitelikte olan kıyı boyundan İnce Burun'a kadar uzanan sahil kesiminin güzelliği yeşille birleştiği vakit insanın oturup da şair olası geliyor. Doğal liman kent özelliği de bu güzelliğe ekstra bir özellik katıyor. İsmini en eski Hitit uygarlığı zamanında alan Sinop'un adı, Sinova’dan Sinope’ye kadar farklı isimlerden Sinop ismine dönüşmüştür.

Sinop, Fatih Sultan Mehmet Han tarafından 1460 yılında Candaroğulları beyliğinden alınarak Osmanlı topraklarına katılmış. Ayrıca Fatih Sultan Mehmet Han’ın ordusunun konakladığı yer Ordu köyü olarak anılıyor ve halen varlığını devam ettiriyor.

Sinop, içinde barındırdığı kültürel değerler bakımında da çok zengin. Bunlardan bazıları Sinop Müzesi, Balatlar Kilisesi, Alaaddin Camii, Sinop Kalesi, Paşa Tabyası, Korucuk Tabyası, Sinop Cezaevi ve Sinop Eski Tersanesi, Şehitler Çeşmesi’dir.

Sinop Müzesi, Sinop ve çevresinde yapılan kazılar sonucu bulunan tarihi eserleri bünyesinde barındırıyor. 7. yüzyılda Bizanslar tarafından bir kilise olarak kullanılan ve “Balatlar Kilisesi” olarak anılan yapının, Roma çağında tiyatro ya da hamam olarak kullanıldığı düşünülmekte. Alaaddin Camii ise Sinop’un Selçuklular tarafından fethinin hemen akabinde yapılmış olup Selçuklu mimarisinin izlerini taşıyor. Caminin güneyinde büyük bir avlusu var. Avlunun ortasında bulunan şadırvanın bir köşesinde İsfendiyaroğulları’nın türbeleri bulunuyor.

Şehirdeki bir diğer kültür varlığı olan Sinop Kalesi ise, şehri korumak amacıyla MÖ.7 yüzyılda yarımadanın üzerinde yapılmış. Günümüzde bile ihtişamını koruyor bu kale. Paşa Tabyası ve Korucuk Tabyası ise 19 yüzyılda Osmanlı-Rus savaşları sırasında denizden gelen tehlikeleri önlemek amacıyla yapılmış. Sinop yarımadasının güney doğusunda yer alan bu yapı yarı ay şeklinde. Tersane caddesi üzerinde olan Şehitler Çeşmesi ise, 30 Kasım 1853 tarihinde Osmanlı-Rus savaşında şehit düşen Türk denizcilerin cephelerinden çıkan paralarla yaptırılmıştır.

Şehirde bilinen en eski, en ünlü yapı ise Sinop Cezaevi'dir. Tarihinin yanısıra Sinop Cezaevi'ni önemli kılan bir yönü önemli şahsiyetlerin burda yatmış olmasıdır. Bunlardan bazıları Kırım hanı Devlet Giray, Sabahattin Ali, Refik Halit Karay, Mustafa Suphi, Ahmet Bedevi Kuran, İskilipli Atıf Hoca, Ruhi Su, Burhan Felek ve Zekeriya Sertel’dir.

Türkiye’nin en mutlu şehri

Daha önce Dünyabizim'de Sinop'a dair herhangi bir haber çıkmadığı için biraz bu bilgilerin verilmesinin faydalı olacağını düşünüyorum. Zira kıyı boyunca devam eden şehrin güzelliği, denizin mavisi ve ormanların yeşiliyle birleşince ortaya dünya cennetlerinin var olabileceği düşüncesi sarıyor insanı. Büyük şehirlere inat devam eden sakin bir hayatı var Sinop halkının. Ayrıca geçen sene yapılan bir ankette Sinop şehri Türkiye’nin en mutlu şehri seçildi. Geçen haftalarda da İstanbul'da Feshane'de düzenlenen “Sinop Günleri”nde birçok yöresel ürünü sergileme fırsatı buldu Sinoplular. Eriştelerden lokum böreğine, buram buram kokan katlamadan ballara ve yapılan pekmezlere, mısır ekmeği ve dahi aklıma gelmeyen birçok şeyi orada görmek mümkündü.

Sinop’ta el sanatları da ünlüdür. Ayancık keteni, Boyabat çember dokumacılığı, ahşap kotra maketi yapımı Sinop’taki köklü el sanatlarındandır. Ayancık'taki kereste fabrikası, Erfelek'teki şelalesi ve diğer ilçelerindeki kültürel ve doğal dokuyla Karadeniz’in incisi olan Sinop, gezilmeye görülmeye değer bir şehirdir. Peki Sinop'ta hangi tarihi şahsiyetler doğdu/yaşadı/vefat etti? Sinop şehri, doğal güzellikleri ile adını Türkiye sathına ve tüm dünyaya duyurmanın yanında hangi şahsiyetleri öne çıkarıp onlarla birlikte anılan bir şehir haline gelir? Bulabildiğimiz bazı isimleri derledik:

Seyyid Bilal Hazretleri:

Halife Ömer bin Abdulaziz döneminde, Peygamber Efendimizin İstanbul’un fethi müjdesine nail olmak için İstanbul kuşatılır. Bu kuşatmaya destek olmak için Horasan’dan, yeni İslam'ı seçen Türk gönüllü birliklerle yola çıkan Seyyid Bilal Hazretleri, aynı zamanda Efendimizin torunlarından olan Hz. Hüseyin (ra) soyundan gelmektedir. Bu yolculukta Karadeniz’de fırtınaya yakalanan gemisi Sinop limanına demir atmak durumunda kalır. Günün şartlarına göre vergilerini ödeyerek o zamanın tekfurundan konaklama izni alır. Sinop tekfuru izin vermesine rağmen bir gece kararından cayar ve baskın düzenler. Sultan Alâeddin Keykubat tarafında yaptırılan Alaaddin Camii yakınlarına kadar kahramanca savaşarak şehit olur.

Rıza Nur (30 Ağustos 1879 Sinop - Eylül 1942 İstanbul):

Devlet adamı, yazar ve aynı zamanda hekim olan Rıza Nur, II. Meşrutiyet’in ilanı ile açılan Meclis-i Mebusan’ın ilk döneminde ve 1. ve 2. dönem TBMM’de Sinop milletvekilliği yaptı. TBMM tarafından seçilen I. İcra Vekilleri Heyeti içinde Türkiye’nin ilk maarif vekili (Eğitim Bakanı) oldu. Moskova Antlaşması ve Lozan Antlaşması müzakerelerine katıldı.

Sinop sahilinde bulunan Rıza Nur’un evi, kendisi vefat ettikten sonra kütüphane olarak kullanılmaya başlanmış. Kütüphane günümüzde de faaliyetini sürdürmektedir. Söylentilere göre evini kendisi bağışlayarak kütüphane olarak kullanılmasını istemiştir.

Necmettin Erbakan (29 Ekim 1926 Sinop – 27 Şubat 2011):

Sinop Kadı Vekili Mehmet Sabri ile Kamer Hanım’ın oğlu olarak dünyaya geldi. İlköğrenimine Kayseri’de başlayıp Trabzon’da devam etmiştir. İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitiren Erbakan Üniversiteye sınavsız geçiş hakkı olmasına rağmen sınava girerek Üniversite öğrenimine başladı. İstanbul Üniversitesi Makine Fakültesi’nden 1948 yılında mezun oldu.

Tür siyasetinde Milli Görüş hareketini başlattı ve ilk kez 1969'da Konya'dan milletvekili seçildi. 27 Şubat 2011’de hayatını kaybetti. Vasiyetine uygun olarak 1 Mart 2011 Salı günü Merkezefendi Mezarlığına defnedilmiştir.

Ahmet Muhip Dıranas (1909 Sinop – 21 Haziran 1980 Ankara):

Şair ve yazar Dıranas, Sinop'un Salı köyünde dünyaya geldi. Ankara Hukuk Fakültesi’ne iki yıl devam ettikten sonra İstanbul’a Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi ve burayı bitirdi. Güzel Sanatlar Akademisi Kütüphane müdürlüğü yaptı. Dolmabahçe Resim ve Heykel Müzesi resim yardımcılığında bulundu. 1939 yılında Ankara’ya döndü. Politikaya atılarak Zafer gazetesinde yazılar yazdı. Birkaç kez DP’den milletvekili adayı olduysa da seçilmedi. 21 Haziran 1980’de Ankara’da vefat etti. Vasiyeti üzerine Sinop’un Salı köyüne defnedildi.

Hatice Kübra Karadeniz yazdı

Yayın Tarihi: 25 Aralık 2014 Perşembe 13:09 Güncelleme Tarihi: 08 Mart 2021, 16:04
banner25
YORUM EKLE

banner26