Bir 'cennet bahçesi' gibi Darül Hadis Camii

Soğuk bir kış gecesi II. Murad bir rüya görür. Rüyasında Peygamber Efendimiz, II. Murad Han’a Tunca Nehri kıyısında bir mekânı gösterir ve buraya bir cami yaptırmasını emir buyurur. Bu emir üzerine II. Murad hiç vakit kaybetmeden, büyük bir hızla cami inşaatını başlatır. İsmail Alperen Biçer yazdı.

Bir 'cennet bahçesi' gibi Darül Hadis Camii

Soğuk bir kış gecesi II. Murad bir rüya görür. Rüyasında Peygamber Efendimiz, II. Murad Han’a Tunca Nehri kıyısında bir mekânı gösterir ve buraya bir cami yaptırmasını emir buyurur. Bu emir üzerine II. Murad hiç vakit kaybetmeden, büyük bir hızla cami inşaatını başlatır. Caminin kitâbesine göre 1434 yılında da inşası tamamlanmıştır.

Balkanlardaki ilk yükseköğretim kurumu: Dar-ül Hadis

Edirne şehri üzerine yazılan kitaplar ve eski kaynaklar, Dar-ül Hadis Camii’nin -isminden de anlaşılacağı gibi- bir “hadis okulu” olarak düşünüldüğünü ve inşa edildiğini kaydeder. Fakat ne yazık ki, günümüze sadece cami ve bahçesindeki kabirler ulaşabilmiştir. Medrese kısmı ise yıkılmış kaybolmuştur. Zamanın büyük bir medresesi olan bu yapı, bugün küçük bir mahalle mescidi görünümündedir. 1434’te inşa edilen bu “hadis okulu”na Edirne doğumlu Fatih Sultan Mehmed de intisap etmiş ve ilk hadis eğitimini burada tamamlamıştır.

Balkanlar’daki ilk yükseköğretim kurumu olan Dar-ül Hadis’in ihtiyaçlarını karşılamakla görevli vakıfların sayısına ve mahiyetine baktığımız zaman onun hakikaten çok büyük bir medrese olduğunu idrak etmek hiç de zor olmaz. Caminin vakıfları şöyledir: Edirne içinde bulunan 188 dükkân, 2 fırın, 3 ev ve 2 köy. Geliri Dar-ül Hadis’e bağlanan bu vakıflar, bugün Topkapı Sarayı’nda bulunan cami vakfiyesinden öğrenilmektedir.

“Cennet Bahçesi” ve kabirler

Eskiler, “teşbihte hata olmaz” veya “farzımuhal” dedikten sonra, her şeyin söylenebileceğine cevaz vermiştir. Bu icazete güvenerek, Dar-ül Hadis’in bahçesini bir “cennet bahçesi”ne benzetebiliriz. Bir halı misali zemini süsleyen çimler, caminin ve şadırvanın çevresindeki ağaçlar ve mis kokulu çiçekler, bahçeye ayrı bir güzellik katmaktadır. Ayıca caminin bahçesinde şehzade ve sultanların kabirleri vardır. Edirne’nin tarihine ve kültürüne büyük hizmetleri olan Dr. Rıfat Osman Bey, caminin haziresinde medfun olanların isimlerini ve ölüm tarihlerini şöyle sıralar:

Şehzade Hüseyin, 1449, Babası: II. Murad

Şehzade Orhan Çelebi, 1451, Babası: II. Murad

Ümmügülsüm Sultan, 1700, Babası: II. Mustafa

Şehzade Ahmed, 1703, Babası: II. Mustafa

Hatice Sultan, 1698, Babası: II. Mustafa

Zeynep Sultan, 1715, Babası: III. Ahmed

Şehzade Selim, 1715, Babası: III. Ahmed

Rukiyye Sultan, 1698, Babası: III. Ahmed

Hafize Sultan.

Caminin aldığı ödüller

Bahçesini cennet bahçesine benzettiğimiz Dar-ül Hadis, çevre düzenlemesi ve peyzaj alanında birçok ödüle değer görülmüştür. Bu ödüller şöyle sıralanabilir: 2001, 2002, 2003, 2004, 2005 yılları “En Çevreci Kamu Binası Ödülü”, 2006 yılı “Diyanet İşleri Başkanlığı Camiler Arası Türkiye Birinciliği”, “2007 Edirne Valiliği Çevre Ödülü”, “2008 En Bakımlı vakıf Eseri Ödülü”, “2009 Edirne İl Müftülüğü Camiler Haftası En Güzel Cami Ödülü”, 2010 yılı Edirne Valiliği takdirname, 2011 yılı “Çevre Ve Orman Bakanlığı En İyi Çevre Düzenlemesi Edirne Birinciliği”. Elbette bu ödüllerde imam-hatip Mahmut Eroğlu’nun ve ekibinin payı büyüktür. Onun gayretleri ve özverili çalışmaları neticesinde, cami bugünkü muhteşem hâlini kazanmıştır.

Örnek bir eser

Cami hem gayretkeş görevlileri, hem de çevre düzenlemesi bakımından temsil kabiliyetine sahip örnek bir eserdir. Temennimiz ve duamız odur ki, bütün tarihî yapılarımız böyle güzelleştirilsin, bütün ibadethanelerimiz böyle tezyin edilsin ve bütün büyüklerimizin kabirlerine böyle vefa gösterilsin.

İsmail Alperen Biçer yazdı

Güncelleme Tarihi: 29 Nisan 2019, 10:11
YORUM EKLE

banner19

banner13