banner17

'Ben size yetmez miydim' demişti burada O!

Durağımız, Taif ve Mekke arasındaki bir vadi. Burası Huneyn ve günlerden de Huneyn! Çünkü bugün savaş günü, bugün ensar ve muhacir günü, bugün zaferle gelen ganimet günü…

'Ben size yetmez miydim' demişti burada O!

 

Huneyn vadisi Taif’e yaklaşık 10, Mekke’ye 22 km uzaklıkta, Asr-ı Saadet kokulu bir vadi.  Kurak ve kavruk uçuşan kum taneleri… Ve şimdi Huneyn vadisine, Peygamber mucizesi Cirane kuyularına ve mescidine gideceğiz.

Taif yolu üzerinde çıplak ayaklı, adına kara inci dediğimiz küçücük çocuklar selamlıyor bizleri ilkin. Hallerinden oldukça memnunlar, belki de melekleri görüyorlar. Kavurucu sıcağa aldırmaksızın kumlarla oyun oynuyorlar. Huneyn vadisine yaklaştığımızda şehirden uzaklaşıyor ve sessiz, uçsuz bucaksız bir ummana giriyoruz. Ayağımızı bastığımız her bir yerde buram buram sahabe kokuyor, Ensar kokuyor, Muhacir kokuyor…  Çünkü burası on bin Sahabe-i Kiram’ın ayak izlerini barındırıyor. Dile gelse zerre, her bir hadiseyi anlatacak. Yeni yeşeren dallar Efendimiz s.a.s’in Huneyn savaşındaki stratejisini bir bir anlatacak. İkindi vakti yaklaşınca öyle deli esiyor ki fırtına, her şeye rağmen adım adım Huneyn vadisini dolaşıyoruz. İnişli çıkışlı gizli dar yollarda gözümüzün alamadığı vadide geziyor ve düşünüyoruz.

Huneyn

Tevbe Suresi Huneyn gününü özetler

Fotoğraf çekmek bir yana, gözlerimizi açamıyoruz bu esen rüzgârda. Belki de işin sırrı buydu, gözleri kapamak ve derin derin düşünmek… Hani Huneyn savaşına dair Rabbimiz: “İnkar kabul etmez bir durumdur ki, Allah size birçok yerde yardım etti. Özellikle Huneyn günü ki, o gün size onun bir faydası olmamıştı. Yeryüzü bütün genişliğe rağmen başınıza dar gelmişti. Sonra da bozguna uğrayarak gerisin geri dönüp kaçmaya başlamıştınız.” “Sonra Allah, Resulunun üzerine ve müminlerin üzerine sekinetini indirdi ve gözle görmediğiniz ordular indirdi de kendisini tanımayan kâfirleri azaba uğrattı. Ve o kâfirlerin cezası budur” buyuruyor ya. Saatlerce bu ayetlerle Ensarı, Muhaciri, gönlü kırılan Nebiler Nebisini s.a.s.’i ve hatta Hevazinli müşriklerin hüsrana uğramış o hallerini dahi düşünüyoruz. Hani mağlup oldukları savaş sonrası, kimisi Malik bin Avf komutasında Taif kalesine, kimisi Evtas vadisine, kimisi ise Batn-ı Nahle’ye dağılmışlardı ya, işte o halleri düşündürtüyor Huneyn Vadisi.

Cirane

Cirane, tebessüm ederek dinliyordu

Rotamızı Cirane Mescidi’ne çeviriyorduk. Ganimetlerin dağıtıldığı o mahal. Vadiye yaklaşık 9-10 km uzaklıktaki o mikad bölgesine, Efendimiz s.a.s.’in sünnetini ihya ederek gidiyoruz. Burası apayrı, hüzün dolu bir atmosferle kuşanmış. Neden biliyor musunuz; çünkü burası Efendimiz s.a.s.’in Ensar halkı için gözyaşları döktüğü yer. Ensarın utanç duygularının hat safhada yaşadığı yer. Altının, gümüşün, kızıl tüylü develerin, koyunların, keçilerin bulunduğu o ganimet sofrası ve kemalî iman sofrasının kurulduğu yer. Ama Cirane sessiz, ağırladığı misafirlerinin anlamasını istiyor bu hali ve bürünmemizi istiyor o hali. Tokat gibi çarpıyor yüzümüze, Efendimiz s.a.s.’in ganimetler için sarf ettiği sözler. Tamah edilen metalar…

“Ben size yetmez miydim, buna razı değil misiniz?” sözlerinin çöllerden esen rüzgârla yüzümüze çarpması, Cirane Mescidi’nin bu hale şahit olması, her bir Ensar ruhlu mü’minin payına düşenlerdi. Çünkü Efendimiz s.a.s. ne de çok seviyordu Ensar halkını. Ne çok seviyordu iki topluluk arasından Ensarı tercih edişi. Ama o bilince bilmeliydi Ensar, o konuşunca susmalıydı Ensar, o vermeyince kanaat etmeliydi Ensar ve Saad bin Ubade hiç bu kadar nedamet duygusuna kapılmamıştı. Dudaklarından dökülen her bir söz için hüzne boğulmuştu. Pişmandı. Ensardı.

Cirane

Susuz kalan Ensara Peygamberi yetişecek ve Nebiler Nebisi s.a.s. bereketli mızrağı ile deva olacak ve iman zenginliklerine iman katacaktı. Şimdi on iki bin sahabe-i Kiram burada ihrama girecek ve Mekke’ye yol alacaklardı. Bizler de Ensar edasıyla Cirane’de bulunuyor ve niyet ediyorduk; Huneyn’de yorgun düşmüş, Cirane’de dirilmiş ruhlarımızla.

Kuyuları merak ediyorsunuz değil mi?

Cirane kuyularını ilk ziyaret ettiğimde o kuyulardaki mübarek sulardan bir yudum içebilmekti hayalim. Lakin Efendimiz s.a.s.’in mucizesinin gerçekleştiği, o mübarek elleriyle araştırıp bulduğu, mızrağını batırdığı, tatlı suların fışkırdığı o mübarek kuyu artık kapalıydı. Sebebi ise kanalizasyon suyunun, kuyunun sularına karışmasıydı. Suud hükümetinin sağlık bakanlığı tarafından denetimi yapılan bu mübarek suyun kullanmaya elverişsiz olduğu açıklanmış ve kapatılmıştı.

 

Hatice Tüfekci, Huneyn esintisiyle “Razıyız!” dileyerek yazdı

Güncelleme Tarihi: 20 Nisan 2012, 18:02
YORUM EKLE
YORUMLAR
huneynden
huneynden - 7 yıl Önce

bilmediğimiz görmediğimiz biçok yeri geziyosun dua ediyor ve bizlere yazıyosun daha ne isteyelim.Allah kabul etsin tam gaz devam et.

önlüne kalemine sağlık kaayşegül uluer
önlüne kalemine sağlık kaayşegül uluer - 7 yıl Önce

rp eylesinabbim beraber o mübarek beldeye gidebilmeyi nasi

banner8

banner19

banner20