İki usta müzisyen; Ross Daly ve Bijan (Bican) Chemirani… İkisi de kendi alanlarında en iyilerden. Bu iki ustanın bir araya gelip yaptığı birçok çalışma, birçok albüm mevcut. Fakat bunlardan göze en çok çarpanı “Gülistan” adlı albüm. Ross Daly bu albümde de her zamanki ustalığı ile çalmış olsa da, bu albüm Bijan Chemirani için önemli bir albüm. Çünkü Bijan Chemirani'nin sanat yönetmenliğini ve düzenlemesini yaptığı ilk albüm. Yani bir nevi ustalığa geçiş. Bijan Chemirani hemen yanımızdan İran'dan yetişmiş bir Zarb üstadı.

 

Ross Daly ise İrlanda'da doğmuş olmasına rağmen, kendisini diğer yanımız Yunanistan'a hasretmiş bir Klasik Kemençeci. Burada bir hatırlatma yapmak lazım, Klasik Kemençe aslında bir Yunan çalgısıdır. Bizim klasik müziğimize geçişi Tamburi Cemil Bey vasıtasıyla olmuştur. Tamburi Cemil Bey bu sazı klasik müziğimize göre icra edebilmek için çalış tekniğini değiştirmiş, daha yavaş, daha ağır bir forma sokmuştur. Aslında Lyra veya Girit Kemençesi denen bu saz Yunanistan'da köçek ve oyun havalarında kullanılmaktadır. Yani çok daha hızlı ve çok daha tempoludur.  

 İran Darbukası!   

 

Bijan Chemirani bir Zarb üstadıdır dedik. Zarb Arapça bir kelime. Yani güzel Latin alfabemize çevirirken bu kelimeye “Darb” da diyebiliriz. Hatta ve hatta Zarb, İran Darbukası'dır desek sanıyorum çok büyük bir yanlış olmaz Bijan, Zarbın içine doğmuş bir adam. Zarb'da diğer bir üstad olan Djamshid (Cemşit) Chemirani'nin küçük oğlu. Abisi Keyvan Chemirani de aynı şekilde bir Zarb Üstadı. Bu üçlünün Chemirani Trio adı altında imza attıkları pek çok iyi iş var.

 

Babası Djamshid Chemirani Tahran'da doğmuş. Sekiz yaşında diğer bir İran çalgısı olan Tombak'ı, Hüseyin Tehrani'den öğrenmeye başlamış. Daha sonra 19 yaşında Fransa'ya giderek Sorbonne Üniversitesi'nin Müzikoloji Enstitüsü'nde eğitim almış. Bijan da Fransa da doğarak, çocuk yaştan itibaren babası ve abisinden Zarb öğrenmiş. Daha sonra bu adamlar, tek başlarına veya grup olarak bulundukları çalışmalarla Zarb tekniklerini ilerletmişler. Yalnızca İran müziğinde değil, jazz'da veya farklı kültürlerin müziklerinde de Zarb'ı kullanarak bu çalgıyı dünyaya tanıtmışlar.  

 

Ross Daly'de yok yok!

 

Ross Daly de garip bir adam. İrlanda'da doğmuş. Küçük yaşından itibaren ailesiyle dünyayı gezmeye başlamış, her gittiği yerden de sırtında farklı bir enstrümanla ayrılmış. Mesela ilk enstrümanı olan çelloyu çok küçükken Amerika'da, ikinci enstrümanı olan klasik gitarı on bir yaşındayken Japonya'da öğrenmeye başlamış. Altmışların sonlarında San Francisco'ya gidip klasik disiplin üzerine eğilmişken 68 kuşağı'nın etkisi altına girmiş. Bu durum onu özellikle doğu müziğini tanımaya itmiş. Bu sebeple ilk olarak Hint ve Afgan müziği üzerinde çalışarak, sitarı ve Afgan rebabını öğrenmiş.

 

1975'te daha önce ufak ziyaretlerde bulunduğu Yunanistan'a derinlemesine bir gezi düzenleyerek, Girit kemençesi'ni buradaki en büyük üstad olan Kostas Mountakis'ten öğrenmeye başlamış. Yaptığı bu gezi sırasında Girit'te yaşamaya karar vererek, burada bir de okul açmış. Ross Daly sık sık Türkiye'ye de gelip Talip Özkan, Ömer Erdoğdular ve Necati Çelik gibi ustalardan, bağlama, ney ve ud dersleri almış. Bu sebepten gene Bijan Chemirani'nin katılımıyla çıkarttığı bir albüm olan Microcosmos'u dinlerken, Hüseyni bir Azeri parçasının bağlamayla çok güzel bir yorumunu duyarsanız veya gene aynı albümde yer alan bir parçada ney, ud ve zarbın güzel uyumuna şahit olursanız, ben şaşırmamak lazım derim.

 

Ayrıca Girit'teki okulunda kemençe dersi dışında ney, ud ve bağlama dersleri de verip, zaman zaman Göksel Baktagir ve Yurdal Tokcan gibi üstadlara okulunda konferans verdirtiyormuş. Fakat tüm bunların yanında bence Ross Daly'nin en muteber özelliği kendisini oryantalist bir dilden kurtarabilmiş olması. Bunu sadece 9/8 lik ölçüden olabildiğince uzak durarak yapmamış. Aynı zamanda yorumladığı eserleri tutsak etmeden –tanım getirmeden yani- yalnızca bu benim yorumumdur deyip köşesine çekilerek başarmış. Tapar bir tavırla bizden olmaya çalışmamış, küçümseyerek işte müzik böyle yapılır da dememiş. Bu müziği sevmiş ve icrasına koyulmuş. Ufaktan tabana yedirdiği bas geçişlerle ve özellikle kemençe icrasında hissedilen İrlanda/İskoç tınılarıyla kendisini de hissettirmiş tabi. Fakat bu rahatsız etmekten ziyade, zaten güzel olan yemeğe atılan isot etkisi göstermiş, iştah açmış, ağız sulandırmış. 

 

Sınır üstü!

 

Dediğim gibi Gülistan albümü aslında Bijan'ındır desek daha doğru olur. Ross Daly'nin, albüme en önemli etkisi Bijan'ı bu albümü yapması için ikna etmesi. Sadece ikna etmekle de kalmamış tabi. Hem eski İran eserlerini hem yeni yaptıkları besteleri yorumlarken, Ross Daly, Chemirani'nin zarbıyla kurduğu çok sağlam omurgaya, kemençesiyle, sitarıyla, Afgan rebabıyla ve hem İrlanda hem Yunan müziğinde çok önemli bir yeri olan buzukisiyle –onlar öyle demiyolar tabi- can vermiş. Bijan'ı ailesi bu albümde de yalnız bırakmamış, fakat diğer çalışmalara nazaran yaptıkları iş daha mütevazı kalmış. Mesela abisi daha çok, başka bir perküsyon olan ud ve defle, babası Bijan'a nazaran daha sakin bir zarbla eşlik etmiş.

 

Velhasıl kelam; bu güzel adamlar toplaşmış, biri bir yanımızdan öbürü öbür yanımızdan, hünerli ellerini üstümüze doğru uzatarak tutuşmuş, “Gardesh” demişler. Aslında tüm insanlar aynı değil mi geyiği yapmayacağım ama bu adamların sınır üstü gülistanlarını seyreylerken insan sınırların mutlaklığını ve ezeliliğini de sorgulamadan edemiyor.