Geçen yılın Ekim ayında Ebabil Yayınları etiketiyle okurla buluşan “Benden Söylemesi” kitabı, yazar ve şair Hüseyin Akın ile yapılan söyleşileri ihtiva ediyor. 1997 yılında başlayan söyleşiler ağırlıklı olarak şiir, şair, edebiyat, dergicilik, eğitim gibi konularda yoğunlaşmakta. Ayrıca güncel gelişmeler ve Hüseyin Akın’ın hayatından bazı tecrübeler de aralara serpiştirilmiş.

Soruları yöneltenler arasında İbrahim Tenekeci, Özcan Ünlü, Asım Öz, Müzeyyen Çelik, Osman Toprak, Suavi Kemal Yazgıç, Yusuf Genç gibi tanıdık simalar var. Yeni Şafak gibi gazeteler; Mahalle Mektebi, Varlık gibi dergiler de. Dünyabizim gibi kültür ve sanat sitelerini atlamayalım. 8 Ağustos 2010 yılında Yeni Şafak’ta yayımlanan bir söyleşide Yusuf Genç, Hüseyin Akın’a “Ramazan ne değildir” diye sormuş. Hüseyin Akın ise cevaplarını 15 maddede sıralamış. Ramazana dair hazırlanan bu güzel yazıyı alıntılıyoruz:

Ramazan evvelen ve sair zamanlarda yiyip içemediklerimizi bu ayda yiyip içmek değildir.

Ramazan eski günleri anmak için uydurduğumuz nostaljik bir bahane değil yeniyi onarma ameliyesidir.

Ramazan direkler arası değil, Cenab-ı Hakka dilekler arası bir yaklaşımdır.

Ramazan mideyi tutma değil kendini tutmaya yönelik çok yönlü bir tutum değişikliğidir.

Ramazan zengin sofralarında “Allah’ım hamdolsun verdiğin nimetlere” duasının keyfini çatmak değil, yoksul evlerin loş ışıkları altında fark mertebesine irtifa etmektir.

Ramazan imsakte sudur eden bir imgenin iftarda şiire dönüşmesidir.

Ramazan kültürel anlamda maşeri şuuru canlandıran bir ibadettir, ama bu şuur adına yakışır biçimde mahşeri unutturmayan bir şuurla birlikte gelen bilincin tezahürüdür.

Ramazan sadece pidenin kokusu çorbanın buharı değil, daha önemlisi birlikte acıkmanın birlikte susamanın ritmi, beraber aynı ayda aynı lokmaya uzanmanın ahengidir.

Ramazan paldır küldür kılınana teravihler ya da tadil-i erkân yoksunu jet imamlar değil, orucunu namazla birlikte tutmanın, namazı oruçla birlikte ikame etmenin miraç coşkusudur.

Ramazan önünde yoksulların saatler öncesi kuyruğa girdiği iftar çadırları değil, yoksul sofralarıyla zengin sofralarının eşitlendiği bir dünya özleminin adıdır.

Ramazan güllaçlar ve sütlaçların damağımızda bıraktığı çeşni değil, sefahatten doğan sefaletin son bulup ruhumuzun dinginlik ve sükûnet bulduğu bir iklimin adıdır.

Ramazan 11 ayın sultanı ya da bu sultanı dayatmacılıkla varlığını devam ettirdiği sultası değil, insanlık hilafetine vurgu yapan bir kulluğun halifesidir.

Ramazan bir ay değildir. Bir örnek yaşam biçiminin prototipi ve hazırlık safhasıdır.

Ramazan Kur’an’ın indirildiği ay olması hasebiyle indirilen bilginin kazanılan zihinsel bilgiye –bilincin bilgiye, bulmanın bilmeye- galebesidir.

Ramazan yemeden içmeden kesilmek değil, kendine dikkat kesilmektir.

Editör Hakkında