İnsan çalışmakla mükellef, başarmakla değil.

Gaye uğrunda çalışmak, didinmek, nihayet ölmek! O ne güzel meşgale, o ne hoş eğlence, o ne mesut son imiş.

İnsan bir gayeye ulaşmak için, mesaisini bir mevzua hasretmeli, dağıtmamalı.

İyilerin tembelliği, kötülerin faaliyetidir.

İngilizler’in dünyaya hâkim olmalarının sebebi, fenalar fenalık yapınca, iyiler derhal önüne geçerler; bir kenara çekilip yan gelmezler.

Ah biz Şarklılara vazife hissini hissettirecek bir aşı keşf olunsa!.. Nereye gittimse, insanlarımda vazife hissi göremedim. Bu şuurun uyandığı gün, Şark yakasını kurtarmış demektir.

Hayatta tahammülü olmayan yük, mihnet yüküdür. Yüklenmek mecburiyeti olunca, hiç olmazsa, mihnetine kıymet vermeyen adam seçilmeli.

İhtiyaç, insanın kendi eliyle üzerine örttüğü bir ağdır. Hiç olmazsa, ağın gözlerini büyük tutmalı; kurtulamazsa, bari elleri, ayakları, başı dışarıda kalsın.

Eski, eski olduğu için atılmaz, fena olursa atılır. Yeni, yeni olduğu için alınmaz, iyi olursa alınır.

İnsan, hayatta iki şeyi bilmelidir: Biri haddini, diğeri de hesabını. Ben haddimi hep bildim ama hesabımı bilemedim.

Milletler topla, tüfekle, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki bağlar çözülerek, herkes kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatına, kendi çıkarını temin etmek kaygusuna düştüğü zaman yıkılır.

Bizi düşmanlarımızın külli kuvvetleri perişan etmedi; belki onların taliaları başımıza bu felaketi getirdi. O talia ne idi biliyor musunuz? Ordularından senelerce evvel, hududumuzun dahiline soktukları tefrika (ayrılık gayrılık fikirleri) idi!

Vehbi Vakkasoğlu, Mehmet Akif Ersoy’dan İnsanlık ve Başarı Dersleri, Makas dergisi, Nisan-Mayıs 2018, sayı 1.

Editör Hakkında