Afyon Kalesi

Tarihi Afyonkarahisar Kalesi tüm şehre hâkim bir kayalıktan oluşmaktadır. Doğal koruma imkânına sahip müstakim konumundan dolayı vaktiyle şehrin savunmasında hayati önemi haizdi. Geçtiğimiz yüzyılın ilk çeyreğine kadar bu önemini korumuştur. Günümüzde gezginlerin veya turistlerin uğrak yeridir. Sarp kayalık ve dik bir yapı görünümünde olan kale, surlarla çevrelenmiş ve kadim zamanlardan beri savunma amaçlı olarak şekillendirilmiştir. Kaleye çıkmak için 600 basamaktan oluşan merdivenleri tek tek çıkmanız gerekir.
Mevlevihane’den kalenin tepesine bakınca boynunuzun ağrıdığını hissediyorsunuz. Kaleye Afyonlu mihmandarımız Yusuf ve Ali kardeşlerimizle birlikte çıkıyoruz. Kaleden tarihi camilere bakınca tüm yapıların minarelerinde tuğla malzemelerin kullanıldığı görülür. Kale yolu üzerinde bir çay bahçesi var. Semaver çayının lezzeti Afyonkarahisar’ın soğukluğunu unuttuyor. Kale merdivenlerinden çıktıkça Eski Afyon şehrini daha net bir şekilde görüyoruz. Tarihi evler, şekil olarak kendine özgü bir model oluşturmuş. Tarihi çevreyi koruma, kültürel mirasa sahip çıkma adına Mevlevihane civarındaki bir beton evin yıkımına bizzat şahit olduk. Tepeden bakıldığında şehirdeki yegâne yeşil alanların cami civarları olduğu hemen fark ediliyor. Bütün büyük şehirlerimiz böyle değil mi? Yeşil alan olarak cami çevreleri ve mezarlık alanları kaldı. Onlarda maalesef günden güne erimekte!

Afyonkarahisar Mevlevihane’si (Türbe Camii)

Afyonkarahisar Mevlevihane’si, Mevlevihane Camii ve Türbe Camii olarak da bilinir. 16. yüzyılda Ahmet Paşa Camii olarak da zikredildiği kimi kayıtlarda yer alır. Mevlevihaneler içerisinde faaliyete geçen ikinci Mevlevihane’dir. Meyilli bir arazi üzerine inşa edilmiştir. 13. yüzyılda kurulduğu rivayet edilir. Ahşap olmasından dolayı pek çok defa yanmıştır. II. Abdülhamid Han döneminde önemli bir yenileme geçirmiştir. Caminin harim mekânı aydınlıktır. Mevlevihane, mescit, türbe, matbah-ı şerif, semahane ve günümüzde müze olarak kullanılan kısımlarından oluşur.

Hasan Özönder, bir makalesinde Mevlevihane ile ilgili detaylı bilgiler verir. Semahane ile mescit kısmı arasında sivri bir kemer yer alıyor. Cami içinde Mevlevilere ait sandukaların yer aldığı türbe kısmı var. Bu sandukalar farklı boyutlarda. Semahane kısmında Mehmet Dede, Mehmet Raşit Çelebi, Şehit Ali Çelebi’nin Kardeşi Murat Çelebi, Abdulbaki Efendi, Hızır Şah Çelebi, İlyas Çelebi ve İbrahim Şahidi dedeye ait sandukalar bulunmakta. 1948 yılında Konya’daki Şeb-i Arus törenleri için semazen ve mitrip bulunamayınca Afyon Mevlevihane’sinden temin edilip Konya’ya gönderilmiştir.

Mevlevihane’nin ziyaretçisi oldukça fazla. Gelen ziyaretçilerin tümü bu yapıyı görmeden şehirden ayrılmaz. Cami avlusu kalabalık olunca rahat rahat fotoğraf çekemiyoruz. Ziyaretçiler, türbe kısmı ile Mevlevilere ait eserlerin sergilendiği kısımlara ayrı bir ilgi gösterirler. Ziyarete gelenlerin büyük bir kısmını genç hanımlar oluşturur.

Avlu kapısının solunda müze, sağında mutfak kısmı var. Mevlevihane Müzesi’nde Kuran-ı Kerimler, Cüzler, resimler, kıyafetler, neyler vb. eserler teşhir ediliyor. Mutfak kısmında ise sofralar, aşure kazanları, eski tabaklar ve sofrada oturan dervişlerin mumyaları teşhir edilmektedir. Lokman Derya Solmaz tarafından 2011 yılında hazırlanan yüksek lisans tezi, Afyonkarahisar Mevlevihane’si hakkında önemli bilgiler vermektedir.

Afyonkarahisar dışında Kütahya, Kastamonu, Konya, Manisa, Bursa, Kasımpaşa, Yenikapı, Galata, Gelibolu, Kahire, Halep şehirlerinde de Mevlevihaneler vardır. Bunlardan Kütahya, Konya, Galata ve Antalya Mevlevihanelerini geçmiş yıllarda ziyaret etmiştim.

Mevlevihane taç kapısı karşısında edebiyat camiamızın meşhurlarından Namık Kemal’in annesi medfundur. Namık Kemal’in annesi Fatma Zehra Hanım, Abdullatif Paşanın kızıdır. 1847 yılında vefat etmiştir. Mezar taşı hicri 1264 tarihlidir. Avlunun doğusundaki alanın eskiden mezarlık olduğunu öğreniyoruz. Maalesef bu güzide mezar taşları 1990’lı yıllarda kaldırılmıştır. Şehir en önemli tapu senetlerini bu şekilde kaybetmiş. Seray Akın Ürkmez'in “Afyonkarahisar Mevlevihane’si ve Haziresinden Taşınan Mezar Taşları” isimli yüksek lisans tezi hazireden müzelere taşınan mezar taşlarını ele almıştır.

Afyonkarahisar Yeni Camii

Camii, medrese, muvakkithane, kütüphane, hazire ve hamam birimlerinden oluşan külliyenin ana unsurudur. Medrese, han ve imam evi günümüzde ulaşmamıştır. Cami, vakfiyeleri yönüyle de önemlidir. Hacı Abdulbaki Zade Osmanoğlu İbrahim Beyin Yeni Camii medresesinin 3 Ocak 1838, 15 zilkade 1253 tarihinde tanzim ettiği vakfiyesinde Yeni Camii gelirleriyle Medine-i Ravza-i Mutahharanın Babüs-selâmda kalan fukaralar için senelik 1000 akçe gönderileceği yazmaktadır.

Uzaktan baktığınızda sadece cami görünse de yaklaştıkça külliyenin diğer öğeleri de görülür. Cami 1950’li yıllara kadar işlevi dışında kullanılmış. Cami imamıyla ikindi ezanı öncesi yapı hakkında sohbet ettik. Sağ olsun fark edemediğimiz hamam ve kütüphanenin yerini bize gösterdi. Hamam caminin kuzeydoğusundaki ağaçlar arasında kalmış. Günümüzde kullanılamaz durumda. Hamamın yan taraflarına sonradan evler yapılmış. Hamamı inceledikten sonra, camiye geçip ikindi namazımızı eda ettik.

Tek bir kubbeyle örtülü caminin son cemaat revakı üç gözlü. Sivri kemerlerini sütunlar taşıyor. Yeni Camii’nin kuzey kapısı üzerinde bir tamir bir de inşa kitabesi var. İnşa kitabesi m. 1711 (h. 1123 ) tarihli. İnşa kitabesi altındaki tamir kitabesi ise m. 1808 (h.1224) tarihlidir. İki satır dört kutucuktan oluşur. Celi sülüs hatla yazılmış. Alt kitabe ise beş satır on kutucuktan oluşur. Altta kalan kitabenin alt kısmı delinmiş, büyük bir çatlak oluşmuş ve kitabeye zarar verilmiştir.

Yeni Camii’nin inşa kitabesinde camiyi Abdi Çavuş’un bina ettiği yazıyor:

Hamduli’llah oldu âlem mazhar-ı feyz-i Hûda
El-Hac Abdi Çavuş bu camii kıldı bina
Avn-i Subhani irüp suzi didi tarihini
Secde gâh-ı ehli hacat hem makam-ı dil güşa
H. 1123 M.1711

Yeni Camii’yi Süleyman Paşa Tamir ettirmiş:

“Yeni Cami” benna’i Hac Abdi Çavuş Ağa Kim
Yapıp bu ma’bedi virmiş idi bunca rif’at ü şanı
Mu’alla nesl-i pâk-ı hânedânî iyledi anı
Süleyman Şerif el-Hâc Paşa Nesl-i vakıfdan
Ânın ta’mirine sarf eyledi mâl-ı firâvânı
Yeni Cami yeni ol suret-i zibasını buldı
Ki yüz bir yıl mukaddem yapmış iken vâkıf u bânî
Görenler cümle istihsân idüp târihini söyler
Bi-hamdi’llaâh hâlâ Hâc Paşa vakf-ı sânî
H. 1224/ M 1808

Tarihi yapıların kitabelerinden ve duvarlarından kabloların geçirilmesi hoş değil. Duvarların delinmesi ise tarihi hazinelerimizin bağrında derin yaralar açmakta. Yetkililerin bu konulara ilgili ve duyarlı olmasını temenni ediyoruz. Kitabelerin üzerinde bir de mükebbire var. Mükebbireler geçmişte namaz kıldıran kişinin sesini avludaki kişilere duyurmak için yapılan balkon şeklindeki çıkıntıdır. Mimar Sinan inşa ettiği yapılarda mükebbirelere yer vermemiştir. Günümüz araştırmacıları, geçmişte mükebbirelere padişah, vali gibi yönetici kişilerin çıkıp konuşma yaptığını düşünmektedir. Yeni Camii’nin kuzeydoğusundaki minare tek şerefeli. Tuğla malzemeden yapılmış. Şerefe altı mukarnas kavsaralıdır. Caminin batı duvarındaki pencere kök boyalarla boyanmış. Yeni Camii bu civarda sosyal hayatın merkezinde olan bir mekân olma özelliğini hala devam ettiriyor.

Muvakkithane, caminin kuzeydoğusunda. Sekizgen planlı. Günümüzde kadınlar mescidi olarak kullanılıyor. Kubbesi kurşunla örtülü. Düzgün kesme taştan yapılmış ve kapıda tuğla malzeme kullanılmış. Caminin doğusundaki hazirede bir mezar taşı, kavuk başlık ve bir de sütun bulunuyor. Altı satırlık mezar taşında herhangi bir tarih ibaresi yok. Güney kısmındaki sütunun ön yüzünde Meçhul Erenler Mezarlığı yazıyor. Cami cemaatinden konuştuğumuz kişiler geçmişte, bu hazirede çok fazla mezar taşının olduğunu söylese de bunlardan günümüze sadece bir tanesi ulaşabilmiş. Caminin güneybatısındaki Yeni Camii Kütüphanesi 1904-1905 tarihinde Topçu Zade Mehmet Efendi tarafından tek odalı olarak yaptırılmıştır. Kütüphane, caminin batısında yer alıyor. Düzgün kesme taştan yapılan yapının altı satır on iki kutucuktan oluşan bir kitabesi var. Kitabedeki tarih okuduğum kadarıyla H. 1322’dir (M. 1904). Caminin güney kısmında bir süs havuzu ve üst üste yığılmış taşlar mevcut. Bu taşların tarihi niteliği olabilir diye düşünüyoruz.

Adeyze Camii

Yeni Camii’den sonra tarihi Afyon evlerinin arasından ilerlerken Adeyze Camii’ne rastlıyoruz. Mihrabın bir kısmı eski boyalarla boyanmış, mihrabın sağındaki Ömer (r.a.) ve solundaki Osman (r.a.) isimleri kötü bir işçilikle yazılmış. Nakış ve boyaların desenleri oldukça eski. Minber ve iç kısım ahşap malzemeden yapılmış.

Caminin kitabesinde ise şunlar yazıyor:
İnne’s salâtee kânet ala”l mü’minine kitaben mevkuta
Sahibü’l – hayrat ve’l hasenat hanedan-ı kadim Hacı Ali Zade
- Hacı Mustafa Ağa HamdullahTeela Sene 1247 (M. 1831)
Ketebehu Mehmet Emin Er-Rasih

Akmescit Camii

Eski Afyon sokaklarında yokuş yukarı çıkarken Akmescit Camii ile karşılaşıyoruz. Akmescit Camii’nden Eski Afyon şehrine bakınca yedi tuğla minare görüyoruz. Caminin olduğu tepe şehre hâkim bir noktada olduğundan fotoğraf için iyi görüntü veriyor. Kapalı olan cami ile ilgili gözlemlerimizden şu malumatlar çıkarılabilir. Cami, taş ve tuğla malzeme kullanılarak inşa edilmiş. Taç kapısı, Afyondaki cami kapılarından çok farklı. Dilimli kemerli. Kapı üzerinde üç satırlık bir kitabe var. Sonradan yapılan bir sundurmayla kapının üstü örtülmüş.

Avludaki mezar taşlarını da gözden kaçırmıyoruz. Mezar taşlarında Selçuklu dönemi izleri var. Bu civardaki önemli mezar taşlarından. Taş üzerindeki yazılar celi sülüs hatla yazılmış. Mezar taşının yanlarında sütunceler bulunuyor. Zemin yüzeyleri bitkisel motiflerle bezenmiş.

Caminin doğu duvarındaki çeşmenin kitabesi 1322 (Miladi 1904) tarihli. İki satır dört kutucuktan oluşuyor. Çeşmenin suyu akmıyor. Teknenin içi pislikle dolmuş. Bu civardaki sokaklarda fotoğraflar çekerek Mevlevihane’ye doğru ilerliyoruz. Sokaklarda ilerlerken çeşmelerin çoğunun suyunun akmadığına ve bakımsız bırakıldıklarına üzülerek şahit oluyoruz.

Kadınanalar Türbesi

Eski Afyonda, Mevlevihane Camii’ne yüz metre mesafededir. Türbe yanında oturan altmış yaşlarındaki teyzemizle selamlaşıyoruz. Türbe yeşile boyanmış. Burada yatanların Selçuklu hükümdarlarının kızları olduğu rivayet edilir. Bu Selçuklu kadınlarının isimleri, Name Gevher Hatun, Asiye Hatun, Şahrah Sultan, Melek Peyker’dir. Melek Peyker Sultan olarak bilinen hanım, suyu dağlardan şehre getirtmiştir. Asiye Hatun'un ambar yolu civarındaki türbede medfun olduğu da rivayet edilir.

Yukarı Pazar Camii

Afyonkarahisar Kalesi yolu üzerindedir. Caminin sağından ve solundan yol geçer. Minaresi kuzey cephenin tam ortasındadır. Minare altında maşallah yazısı var. Minarenin doğusunda dört satırlık bir kitabe, giriş kapısı üzerinde ise üç satırlık bir kitabe bulunyor. Cami girişi demir korkulukla çevrelenmiş. Caminin beden duvarlarında devşirme malzemeler kullanılmış. Harim mekân kubbeyle örtülmüş. Cami kapalı olduğundan harim mekâna giremedik. Caminin kuzey duvarındaki çeşmenin suyu akar vaziyettedir.

Ahmet Mehmet Efendi Türbesi

Ahmet Mehmet Efendi Türbesi, Ulu Camii’nin kuzeyinde yer alıyor. Kubbeyle örtülen yapı, orta kısmından itibaren ikiye bölünmüş. Türbenin beden duvarı ile kubbenin yarısı günümüze ulaşabilmiş. Moloz taştan inşa edilmiş. Türbe dâhilinde yer alan iki sanduka puşide ile örtülmüş. Sandukalar ahşap korkuluk ile çevrelenmiş. Ulu Camii’nin kuzeyinde Ahmet Turhani’ye ait bir mezar var. Bu kişinin bir Türk kahramanı olduğu söylenen mezar demir korkulukla koruma altına alınmıştır.

Afyonkarahisar yapıları için Diyanet İslam Ansiklopedisi, Evliyalar. Net ve Afyon Haber sayfalarından faydalanılabilir.

Faruk Azmi Alpsoy yazdı

Editör Hakkında